Teknolojinin Hızına Yenik Düşen Marka: BlackBerry

Akıllı telefon piyasasının %50’lik bir kısmını elinde tutan BlackBerry, şimdilerde %1’lik bir kısmına bile sahip değil. Bu günümüzde teknoloji yarışında hızın ne kadar önemli olduğunu anlatabilecek en değerli vaka olabilir.

Talihsiz markalar serimize yine bir teknoloji markası olan, hepimizin yakından tanıdığı ve sonunu izlediği BlackBerry ile devam ediyoruz. Bir zamanların gözde telefonu, dizilerde, filmlerde o sıkı çalışan “iş adamlarının“ elinden düşmeyen bu telefon bir anda pazar payını hızla kaybederek büyük bir düşüşle çakıldı.

Peki buna tam olarak hangi faktörler sebep olmuş olabilir? Gelin yakından inceleyelim;

Birkaç mühendis, Kanada’da 1984 yılında Waterloo’da kurduğu şirketleri RIM (Research in Motion) bir dönemin fırtınalar estiren en yenilikçi telefonunu çıkaracaklarını belki de tahmin etmiyorlardı. İlk yıllarında wireless veri teknolojisi üzerine çalışan RIM, geleceğe yavaş yavaş hazırlanıyordu.

1992 yılında şirkete katılan James Balsillie kendi parası £160,000 RIM için batıracağını, evine ipotek koyduracağını önceden bilse şirkete katılır mıydı bilinmez ama kendisi Lazaridis ile beraber yaklaşık 20 sene CEO’luk görevini üstlendi ve Balsillie Dünya’yı bu yenilikçi telefon serisi ile tanıştırmaya hazırdı.

The RIM 900 Inter@ctive Pager olarak piyasaya sürülen ürün, minik klavyesi ile daha önce gördüğümüz hiçbir şeye benzemiyordu. Birebir mesajlaşma, fax gönderebilme özelliği ve okundu bilgisi özelliği ile kalpleri fethetmişti.

Ancak bilinen ilk örnek olarak 1998 yılında gelen RIM 950 Wireless Handheld mail gönderme ve alma özelliğine de sahipti. Patentli bir tasarıma sahip olan klavyesindeki tuşların böğürtleni andırması sonrası BlackBerry ismini alan telefon, New York borsası NASDAQ’da işlem görmeye başladı ve £150 milyon işlem görmesiyle hızlı bir büyüme süreci de başlamış oldu.

2001 yılına kadar istikrarlı bir büyüme sürdürerek Toronto Borsası’nda işlem görmeye başlayan şirket 2005 yılında kendisini farklı kılan en önemli özelliklerinden birisi olan ilk internet tabanlı anlık mesajlaşma ve sesli konuşma uygulaması (bu size günümüzde birçok programı hatırlatmıştır) BlackBerry Messenger hizmetini sundu.

Hatta bu dönemde Kanada’nın “ en iyi işverenleri” arasında gösterilen RIM,  The 7100 Charm serisi ile daha büyük bir arenada oynamayı hedefledi. Charm serisi sonrası gelen Electron ve Pearl’de  kamera, mesajlaşma ve navigasyon özelliklerine sahipti.

Bu vakte kadar yükselme devri mükemmel giden, tüketiciyi günümüz modern telefonunun heyecan verici özellikleri ile tanıştıran BlackBerry kendi hazin sonunu hazırlayacak bir rakip ile 2007 yılında tanışacaktı: Apple!

2007’de ilk Iphone’u çıkaran Apple hedef olarak kendine BlackBerry’nin 2006 yılında çıkardığı kamera ve medya oynatıcılı ilk BlackBerry telefonu olan Pearl’ü seçmişti.

2008’de tanıtılan The BlackBerry 8800 serisi RIM’i Kanada’nın “en değerli şirketi” haline getirirken hiç kimse Iphone’un BlackBerry için kaçınılmaz sonu hazırladığından haberdar değildi. Çünkü RIM fonksiyonelliğin ve batarya süresinin akıllı telefon satın alan kişiler için en önemli ölçüt olduğuna inanıyordu.

Hatta o kadar çok inanıyordu ki CEO Lazaridis “İnsanların iPhone alacağını düşünmüyorum çünkü pil ömrü çok kısa” diyordu.

2008’in sonlarında Android tanıtıldığında RIM ise ilk dokunmatik ekranlı BlackBerry Storm’u tanıtıyordu. Her ne kadar Iphone’a karşı hamle olarak dokunmatik bir BlackBerry çıkarılmış olsa da dokunmatik performansının kötü oluşu ve hızla yavaşlıyor olması tüketiciler tarafından oldukça şikâyet edilen yönlerden oldu.

2000’li yıllarda hızlı büyümesi ile göz dolduran marka, 20011 yılının başlarında gelirlerinin düştüğünü açıklayacaktı. Borsada yaşanılan değer kaybı, Amerika ve Avrupa pazarlarında Pazar payının düşmesi işe eş CEO’lar Lazaridis ve Balsille görevden ayrılarak Thorsten Heins’e CEO’luk görevini tabiri caizse bir enkaz devrettiler.

2001 yılında yeni CEO yaklaşık 2000 kişinin işine son verdi. Pazar payını artırmak için reklam ve tanıtıma milyonlar döktüler. BlackBerry 10 lansmanında RIM faaliyetlerine BlackBerry ismi altında devam edeceğini açıkladı.

Teknolojiye yatırım yapmamak şirketin en büyük hatası oldu. Çünkü artık BlackBerry’de olan push mesaj özelliğinin artık Andorid telefonlar ve Iphone’da da vardı, hatta daha fazlası da vardı. Ancak BlackBerry iş dünyası ile özdeşleşti hedef kitleyi “iş adamları” ekseninden çıkarıp genişletmek için reklam faaliyetlerinde yeterince önem vermedi.

Satışlar düştükçe zarar katlandı, 2013 yılı ikinci çeyrekte 965 milyon dolar oldu ve şirket 4500 kişiyi daha işten çıkardı.

1998’den başlayarak 10 yıldan az bir sürede 20 milyar dolarlık bir şirket haline dönüşen, ancak birkaç sene içinde değeri 3 milyar dolara düşen bu şirket teknoloji yarışının gerisinde kalmanın vehametini anlatmak açısından oldukça yerinde bir örnek.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Jeff Bezos’un İşe Alım Sürecinde Dikkat Ettiği 3 Şey


E-ticaret devi Amazon, şu anda dünyanı en değerli markalarının başında yer alıyor. Şirket, bu başarısını büyük ölçüde kurucusu Jeff Bezos‘a borçlu. Jeff Bezos, 1994 yılında Amazon’u bir online kitap mağazası olarak kurdu. Şimdi ise 563 bin çalışanı bulunan devasa bir şirket. Jeff’ Bezos’un Amazon’da her zaman titizlik gösterdiği şeylerden biri işe alım sürecidir. YourStory isimli internet sitesinin paylaştığı yazıya göre, Bezos, 1998 yılında hissedarlara yazdığı mektupta, işe alım sırasında dikkat ettiği şu 3 önemli sorudan bahsetmiştir:

İşe Almayı Düşündüğünüz Kişi, Hayranlık Duyabileceğiniz Biri mi?

Bir çalışan ile ilgili sorulacak en önemli sorulardan biri, “Bu kişiye hayran olacak mısınız?” sorusudur. Jeff Bezos, hayran olabileceğiniz bir kişiyi işe almanın önemini hissedar mektubunda şu şekilde açıklıyor:

“Hayatında hayran olduğun insanları düşünürsen, onlar muhtemelen bir şeyler öğrenebildiğiniz ya da örnek aldığınız kişilerdir. Kendim için, her zaman hayran olduğum insanlarla çalışmak için çok uğraştım ve ben burada insanları aynı şekilde ısrarcı olmaları için teşvik ediyorum.”

Hepimiz sevdiğimiz ve hayran olduğumuz insanlardan bir şeyler öğrenmek istemez miyiz? İşte bu, iyi çalışanları işe almanın anahtarıdır. Bu nedenle işe alacağınız kişinin hayranlık kıvılcımı saçması büyük önem taşımaktadır.

Bu Kişi, Şirketin Verimliliğini Artırır mı?

Jeff Bezos’un ikinci sorusu, “Bu kişi girmekte olduğu grubun ortalama etkinlik seviyesini artırır mı?” sorusudur. Bezos, mektupta bu sorunun amacıyla ilgili olarak şunları söylüyor:

“Entropi ile savaşmak istiyoruz. Çubuğun sürekli olarak yukarı çıkması gerekiyor. İnsanlardan şirketin beş yıl sonrasını gözlerinin önüne getirmelerini istiyorum. Bu noktada, her birimiz etrafına bakmalı ve “Şu anda standartlar çok yüksek. Yaptığımda içeri girdiğime sevindim!” demeliyiz.”

Jeff Bezos, çıtayı daha fazla yükseltmenin ve standartlar belirlemenin önemli olduğuna inanıyor. Bu nedenle ekibe katılan her bireyin sadece etkili olması yeterli değil, aynı zamanda standardın yükseltilmesine de yardımcı olması gerek.

Bu Kişi, Hangi Boyutta Bir Süperstar Olabilir?

Bezos’un üçüncü sorusu, “Bu kişi, hangi boyutta bir süperstar olabilir?” sorusudur. Jeff Bezos, hissedar mektubunda bu soruyla ilgili olarak şu ifadeleri kullanıyor:

“Birçok insan, hepimiz için çalışma ortamını zenginleştiren eşsiz becerilere, ilgi alanlarına ve bakış açılarına sahiptir. Buradaki bir kişi, Ulusal Yazım Arısı (National Spelling Bee) şampiyonu. Bunun günlük işlerinde ona yardım etmediğinden şüpheleniyorum. Ama ara sıra antrede hızlı bir meydan okuma ile ona takılırsanız, burada çalışmak daha eğlenceli hale gelir.”

Bu gibi durumlarda, kişi hala başarılı bir kişidir ve eğer bu tür ilgi alanlarına ve hobilere ellerinden gelenin en iyisini verirse, işinde kesinlikle sivrilecektir ve ona saygı gösterecektir. Kurumların, çalışanların işyerinde sergileyebileceklerinin ötesindeki yeteneklerine saygı göstermeleri son derece önemlidir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

‘Türkiye Uzay Ajansı’ ile İlgili Açıklama

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye Uzay Ajansı’nın uzay teknolojileri alanında ulusal boyutta yapılan çalışmaları koordine edecek ve uluslararası ilişkileri yürütecek bir yapıda olacağını açıkladı.

Varank, “Uzay sanayinin güçlendirilmesi, uzay teknolojileri alanında bilimsel altyapıların ve insan kaynağının geliştirilmesi, kapasite ve yeteneklerin daha da artırılması için Türkiye Uzay Ajansı’nı kuruyoruz” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye Uzay Ajansı’nın uzay teknolojileri alanında ulusal boyutta yapılan çalışmaları koordine edecek ve uluslararası ilişkileri yürütecek bir yapıda olacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı 100 Günlük Eylem Planı’nda yer alan Türkiye Uzay Ajansı için geri sayım başladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye’nin milli çıkarlarını gözetecek ajansın uzay alanında koordinasyon sağlayacak ve denetleyecek bir sistem olduğunu anlattı.  Öncelikli hedefin sektörü yönlendirmek, koordine etmek ve uluslararası ilişkileri tek elden yönetmek olduğunu belirten Varank, “Türkiye Uzay Ajansı, 100 günlük icraat programında belirttiğimiz gibi bu yıl içinde kurulacak. Teşkilatlanma çalışmaları ise en kısa sürede tamamlanacak” İfadelerini kullandı.

“Kapasite ve yeteneklerin daha da artırılması için Türkiye Uzay Ajansı’nı kuruyoruz”

Uzay sanayinin güçlendirilmesi, uzay teknolojileri alanında bilimsel altyapıların ve insan kaynağının geliştirilmesi, kapasite ve yeteneklerin daha da artırılması için Türkiye Uzay Ajansı’nı kurduklarını belirten Bakan Varank şunları kaydetti:

“Uzay sanayinin gelişmesi, yürütülen projeler ile programa alınan yeni projelerin çoğalması sebebiyle uzay ve havacılık alanında koordinasyon sağlayacak ve denetleyecek ve Türkiye’nin milli çıkarlarını gözetecek bir yapı ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Uzay sanayinin güçlendirilmesi, uzay teknolojileri alanında bilimsel altyapıların ve insan kaynağının geliştirilmesi, kapasite ve yeteneklerin daha da artırılması için Türkiye Uzay Ajansı’nı kuruyoruz. Bu kurum, uzay teknolojileri alanında belirlenen temel politika ve stratejilerinin uygulanmasını sağlayacak. Dışa bağımlı olmayan rekabetçi bir sanayinin geliştirilmesine zemin hazırlayacak. Kapasite ve yeteneklerin artırılması için çalışacak. Bu alanlarda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşları koordine edecek. Ulusal ve uluslararası ilişkileri yürütecek bir yapıda olacak. Aynı zamanda fırlatılan uyduların kayıtlarını da tutacak. Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde Türkiye’nin haklarını takip ederek diğer uzay ajansları ile ikili ve çoklu iş birliklerini geliştirecek.”

Kaynak: Hürriyet

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link