Publicis One, Türkiye Yönetimini Açıkladı

Dünyada 50’den fazla ülkede uygulamaya geçen ve geleceğin ajans modeli olarak nitelendirilen Publicis One, Türkiye’deki yeni yapısını ve hedeflerini hayata geçirecek yönetim ekibini açıkladı. Pazarlama, iletişim ve dijital dönüşüm alanlarında bir dünya devi olan Publicis Groupe’un tüm ajans markalarının yetkinlik ve uzmanlığını içinde barındıran bu yeni model, müşterilerin iletişim alanındaki tüm ihtiyaçlarına tek bir çatı altında çözümler sunmak üzere tasarlandı. Publicis One Türkiye çatısı altındaki markalar arasında; Publicis İstanbul, Publicis Healthcare, Leo Burnett, Leo PR, Saatchi & Saatchi, Nurun, Voden, Starcom, Mediavest | Spark, Zenith, Vivaki Creative, DataWise, Liquid Thread ve Digitouch yer alıyor.

Publicis One modelini dünyanın potansiyeli en yüksek pazarlarından biri olan Türkiye’ye getirmekten büyük mutluluk duyduklarını dile getiren Publicis One Global CEO’su Jarek Ziebinski, “Publicis One modeli, müşterilerimizin eş zamanlı olarak ihtiyaç duyduğu entegrasyon ve uzmanlaşmayı aynı anda sunmamızı sağlayan eşsiz bir model. Bünyemizde, barındırdığımız yeteneklerin potansiyellerini en üst seviyede ortaya çıkaracak, markaların ihtiyaç duyduğu yeni nesil yaratıcılığı teşvik edecek yepyeni bir zemin yarattığımıza inanıyorum. Bu yeni model büyümeye yön verirken, müşterilerimize de değer katacak.” dedi.

Publicis One Türkiye’nin ilk CEO’luk görevini halihazırda Vivaki Türkiye Ülke Başkanı ve Starcom Mediavest Group CEO’su olarak görev alan Savaş İnanç Dedebaş yürütecek. Publicis One, Orta ve Doğu Avrupa Bölge CEO’su Misa Lukic, Dedebaş için, “Kendisi Starcom bünyesine katıldığı 2004 yılından bu yana hem uluslararası markaların hem de ajanslarımızın yönetiminde farklı roller üstlendi. Girişimci ruhuyla medya ajanslarımızda önemli dönüşümlere imza atan Dedebaş, aynı zamanda liderliği döneminde Starcom Mediavest Group Türkiye ajanslarını dünyanın en iyi medya ajansları listesine taşıdı. İnanç, dünya üzerinde yükselmekte olan pazarlar arasında en fazla gelecek vadeden ülke olan Türkiye’de Publicis One’ı yönetecek kişide aradığımız vizyona, özelliklere ve ilgili deneyime sahip, kendini ispatlamış bir lider” şeklinde konuştu. Lukic, “Türkiye bizim başlıca pazarlarımız arasında yer alıyor. Biz Türkiye ekonomisinin sahip olduğu muazzam potansiyele inanıyoruz. Türkiye’deki ajans markalarımızın tamamı aracılığıyla yıllar içerisinde müşterilerimizin iletişim ihtiyaçlarına cevap veren güçlü yetkinlikler geliştirdik. İnanç’ın liderliğinde operasyonlarını sürdürecek olan Publicis One Türkiye, bütüncül yaklaşımı ve entegre hizmet anlayışı ile hem müşterilerimizin stratejik dönüşüm süreçlerine destek olacak, hem de hizmet verdiğimiz markaların farklılaşma ihtiyaçlarını karşılayacak.” dedi.

Publicis One Türkiye yapılanması kapsamında dönüşüm sürecine yön vermek ve kapsamlı bir stratejik vizyon oluşturmak üzere Türkiye CEO’su Savaş İnanç Dedebaş başkanlığında bir yönetim kurulu da oluşturuldu. Publicis İstanbul Genel Müdürü Özlem Öğüt Çital, kreatiften sorumlu Kurul Üyesi olarak görevlendirildi. 20 yıla yakın deneyimi ve ödüllü portföyü ile Özlem Öğüt Çital, sektöre yön veren kreatif stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanmasına katkıda bulunacak. Entegrasyondan sorumlu Kurul Üyesi olarak seçilen Yunus Güvenen, Publicis One dönüşüm sürecinde entegrasyon yol haritasının oluşturulmasından sorumlu olacak. Yunus Güvenen, Publicis Groupe tarafından satın alınan performans pazarlama ajansı Digitouch’un kurucusu ve CEO’su. Kurtuluş Eker ise kurula Dijital ve Teknoloji’den sorumlu üye olarak katılıyor. Kurtuluş, Türkiye’nin en güçlü dijital ajanslarından biri olan Voden’in kurucusu ve CEO’su. Fikir, tasarım ve teknoloji entegrasyonu alanında uzman olan Kurtuluş Eker, dijital alanda fikir liderliği sağlayacak. Vivaki Türkiye CFO’su İlker Alişoğlu ise Publicis One Türkiye’nin CFO’su olarak görev alacak.

Tüm ajans markaları yönetim ekipleri ve stratejik öncelikleriyle varlıklarını sürdürmeye devam edecekler. Türkiye’de oldukça güçlü yönetim yapılarına sahip Publicis One markaları, Publicis One Türkiye CEO’su İnanç Dedebaş’ın liderliğinde bu dönüşüm sürecinin belkemiğini oluşturacaklar.

Publicis One Türkiye CEO’su İnanç Dedebaş, “Publicis Groupe’un geçtiğimiz yıl başlattığı yeniden yapılanma sürecindeki hedefi yaratıcılık ve teknolojiyi bir araya getirerek pazardaki dönüşümün itici gücü olmaktı. Publicis One bu felsefeden yola çıkan geleceğin ajans modelini temsil ediyor. Publicis One Türkiye yönetimi ve ajans liderleri de bu ilerici perspektifi yansıtıyor. Publicis One Türkiye olarak, sektöre öncülük eden vizyonumuz, entegre sunulan hizmet yelpazemiz ve data, dijital, teknoloji ve deneyim tasarımındaki uzmanlığımız ile müşterilerimize ihtiyaç duydukları yalın ajans yapısı ile hizmet verecek, hizmet verdiğimiz markalarda dönüşümü mümkün kılan iş stratejileri ortaya koyacağız” şeklinde konuştu.

Publicis Groupe kısa bir süre önce, Türkiye’nin en büyük iletişim gruplarından Lion Communications Turkey’in satın alınmasını tamamladı. Lion Communications Turkey, Publicis Groupe’un Publicis İstanbul, Publicis Healthcare, Nurun ve Saatchi & Saatchi gibi markalarını lokal düzeyde yönetmekteydi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Warren Buffet’ın Tüm Yatırımcılara Ders Niteliğindeki 4 Hatası

  • Milyarder iş adamı Warren Buffet her ne kadar son derece başarılı bir yatırımcı olsa da, kendisi gibi başarılı birçok insan gibi, iş hayatı boyunca birçok hata yaptı.
  • Bu yazımızda sizlerle Warren Buffet’ın yaptığı ve tüm yatırımcılara ders niteliğindeki en büyük dört hatayı paylaşıyoruz.
  • İlgili Yazı: Warren Buffet’tan Yolunuza Işık Tutacak 5 Zamansız Tavsiye

Dünyanın en zengin insanlarından biri olan Berkshire Hathaway şirketinin CEO’su ünlü yatırımcı Warren Buffet‘ın nasıl bu kadar başarılı bir iş adamı haline geldiğini hiç merak etmiş miydiniz? Buffet’ın bu büyük başarıya ulaşmasının ardındaki öykü cesaret vericidir. Çünkü o, hisse senedi yatırımcılığında başarının dehaya değil, sürekli iyi ilkelere odaklanmaya ve bunun yanı sıra uyum sağlama istekliliğine dayandığına vurgu yapar. MarketWatch’in paylaştığı yazıya göre, ünlü iş adamının yaptığı hatalardan dört tanesi ve bu hataların tüm yatırımcılara verebileceği dersler şu şekilde:

Duygularının Yatırım Kararını Etkilemesine İzin Verdi

1962 yılında, Warren Buffet’ın BPL ismindeki yatırım ortaklığı, ortalama 7,5 dolar fiyattan Berkshire Hathaway isimli bir tekstil şirketinden hisse satın aldı. Berkshire Hathaway’in hakim hisse sahibi ve yöneticisi olan Seabury Stanton, BPL’in Berkshire Hathaway hisselerini 11,5 dolara satın almak için Buffet ile bir anlaşma yaptı. Ancak resmi teklif hisse başına 11,375 dolardı. Buffet bunu onursuz bir davranış olarak gördü ve hisseleri satmadı. Bunun yerine, daha sonradan muazzam bir şekilde aptal bir karar olarak nitelendirdiği şeyi yaptı: Agresif bir şekilde hisseleri satın almaya başladı.

Nisan 1965 itibarıyla BPL, Berkshire Hathaway’in %39’una sahipti ve şirketin kontrolünü ele geçirdi. Daha sonra Warren Buffet, tekstil işini bir 20 sene boyunca devam ettirmenin fırsat maliyetinin, diğer yatırımları ile benzer kazançlar elde etmiş olsaydı milyarlarca dolar olduğunu öngördü. Sonuç olarak ünlü yatırımcı, imalathanelerden para kazanmanın bir yolunu buldu. Orijinal işin sermayesinin büyük kısmını yavaş yavaş diğer alanlara -özellikle Ulusal Tazminat ve Illinois Ulusal Bankası gibi yüksek karlı işletmelere- kaydırdı.

Müşteri Sadakatini Hafife Aldı

Warren Buffet, 22 yaşındayken bir arkadaşıyla ortaklaşa Omaha’da bir benzin istasyonu satın aldı. Bu benzin istasyonu Texaco istasyonunun tam karşısındaydı ve Texaco istasyonu, sürekli olarak Buffet’ın istasyonundan daha çok iş yapıyordu. Çünkü Buffet’ın ifadesiyle bu Texaco istasyonu müşteri sadakatine sahipti. Ünlü iş adamının bu uzun yolculuğunda öğrendiği ilk derslerden biri, Coca-Cola gibi sektörlerinde en belirgin müşteri sadakatine sahip şirketleri aradığı için en iyi satın almalarından bazılarına yol açan stratejik rekabetçi konumlandırmanın önemiydi.

Nicel Kriterlere Çok Fazla Güveniyordu

Warren Buffet, kariyerinin başında Benjamin Graham‘ın fikirlerinden çok etkilendi. Graham kazanç gücüne, iş beklentilerinin niteliksel faktörlerine, yöneticilerin niteliğine ve işletmenin istikrarına dikkat ederken onun bakış açısıyla diğer her şeyi gölgede bırakmak, dengenin gücü ve verdiği güvenlik payıydı. Berkshire Hathaway’in Buffet’a çekici gelmesinin nedeni de buydu: O, bir mevcut net varlık değeri satın almasıydı.

Buffet iyi bir varlık destek arayışında olduğu için bazı büyük yatırımların neler olabileceğini kaçırdı. Ancak 1960’ların ortalarında, Walt Disney ve American Express‘teki yatırımlarının başarısı göz önüne alındığında, nicel kriterlere güçlü bir vurgudan geçici olarak uzaklaşmaya başladı. Büyük ölçüde net varlık pozisyonuna aldırış etmeden, mükemmel niteliksel özelliklere sahip şirketlere daha fazla yatırım yapmaya çalıştı.

Ünlü iş adamı, zamanla değerli bir yatırımcı olmanın birden fazla yolu olduğunu öğrendi. Ancak bu, Graham’ın metotlarını terk etmek zorunda olduğu anlamına gelmiyordu. Philip Fisher, Charlie Munger ve Warren Buffet’ın birleşik yatırım fikirlerini ve de Graham’ın fikirlerini kullanarak bir portföy yönetmek mükemmel bir şekilde mümkündür. Buffet ve Munger, bugün bile küçük miktarlara yatırım yaparlarken nicel pazarlık fikrini reddetmiyorlar.

Kaybını Durdurmak İçin Çok Yavaş Hareket Etti

Warren Buffet’ın yakın geçmişteki bir hatası, Birleşik Krallık merkezli süpermarket zinciri Tesco ile yaşandı. Buffet, 2013 yılında Berkshire Hathaway’in hisselerinin bir kısmını, katılmadığı yönetim hamleleri yüzünden sattığını ifade etti. Ancak oldukça büyük miktarda hisse tutmaya devam etti. 2014 yılındaki muhasabe problemleri, Tesco’yu kazancını yeniden şekillendirmeye zorlarken hisse senedi değeri düşüş yaşadı. Buffet tüm Tesco hisselerini elden çıkardığında, Berkshire Hathaway vergi sonrası 444 milyon dolar zararla karşı karşıya kaldı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Lüks Otomobil Savaşları: BMW vs Mercedes-Benz

  • “Marka Savaşları” serisimizin bu haftaki bölümünde, Almanya’nın iki lüks otomobil markası BMW ve Mercedes-Benz’i karşılaştırdık.
  • 2017 yılında BMW, araç satışlarını bir önceki yıla göre %4,2 oranında artırarak toplamda 2,09 milyon araç sattı. Mercedes-Benz ise %9,9 oranında bir artışla toplamda 2,29 milyon araç satışı gerçekleştirdi.
  • 2,29 milyon araç satış rakamına ulaşan Mercedes-Benz, 2016 yılının ardından 2017 yılında da dünyada en çok lüks araç satan otomobil markası oldu.
  • 2017 yılında dünyanın en değerli otomobil markaları sıralamasında, 24,56 milyar dolarlık marka değeriyle BMW ikinci sırada yer alırken Mercedes-Benz ise 23,51 milyar dolarlık marka değeriyle üçüncü sırada yer alıyor.
  • İlgili Yazı: Spor Giyim Savaşları: Nike vs Adidas

Otomotiv sektörü söz konusu olduğunda akla gelen ilk ülkelerden biri hiç şüphesiz Almanya. Zira kendileri, dünyanın en iyi araçlarını üreten ülkelerin başında geliyor. Mühendislikteki başarısını otomotiv sektörüne yansıtan Almanya’nın BMW, Mercedes-Benz, Audi, Volkswagen, Opel ve Porsche gibi önemli otomobil markaları bulunuyor. Ve bu markalar arasında en çok BMW ve Mercedes-Benz arasındaki rekabet dikkat çekiyor.

Bu iki büyük otomobil markasının arasındaki rekabete, geçtiğimiz yılki araç satış rakamlarına göz atarak bir giriş yapalım. Londra merkezli haber ajansı Reuters’ın paylaştığı bilgilere göre, 2017 yılında BMW, araç satışlarını bir önceki yıla göre %4,2 oranında artırarak toplamda 2,09 milyon araç sattı. Buna karşılık Mercedes-Benz ise %9,9 oranında bir artışla toplamda 2,29 milyon araç satışı gerçekleştirdi ve bu rakamla birlikte, 2016 yılından ardından ikinci kez üst üste dünyada en çok lüks araç satan otomobil markası oldu. 2016 yılından önce ise BMW, yaklaşık olarak 10 yıl boyunca global lüks araç satışları kategorisinde zirvede yer alıyordu.

İki otomobil markasının arasındaki rekabetle ilgili olarak istatistik platformu Statista’nın yayımladığı birkaç istatistiği de sizlerle paylaşalım. Bu istatistiklerden ilki, otomobil markalanın sağladığı müşteri memnuniyetiyle alakalı. 2017 yılında ABD’de, belirli otomobil ve hafif araç markaları için yapılan müşteri memnuniyeti araştırmasında, BMW 82 puan alırken Mercedes-Benz ise 84 puan aldı. Bu arada ortalama puanın 81 olduğunuda belirtelim.

Statistic: Consumer satisfaction with selected automobile and light vehicle brands in the United States in 2017 (index score) | Statista
2017 Yılında, ABD’de Otomobil ve Hafif Araç Markaları İçin Oluşturulan Müşteri Memnuniyeti İndeksi (100 Üzerinden)

Statista’nın paylaştığı bir diğer istatistik ise marka değerleriyle alakalı. Statista’nın yaptığı araştırmaya göre, 2017 yılı itibarıyla dünya genelinde otomotiv sektörü içerisindeki en değerli markalar sıralamasının zirvesinde 28,7 milyar dolarlık marka değeriyle Japon otomotiv devi Toyota yer alıyor. Listenin ikincisi sırasında 24,56 milyar dolarlık marka değeriyle BMW, üçüncü sırada ise 23,51 milyar dolarlık marka değeriyle Mercedes-Benz bulunuyor.

Statistic: Most valuable brands within the automotive sector worldwide as of 2017, by brand value (in billion U.S. dollars) | Statista
2017 Yılında Dünyanın En Değerli Otomobil Markaları

Tüketiciler İçin Hangisi Daha İyi?

U.S. News isimli internet sitesi geçtiğimiz yılın mayıs ayında yayımladığı yazıda, bu iki otomobil devini güvenilirlik, güvenlik, performans ve iç kısım gibi çeşitli kriterlere göre karşılaştırmış ve her bir kriterde hangi markanın daha iyi olduğuna karar vermiş.

Güvenilirlik: Mercedes-Benz

Bir global pazar araştırma şirketi olan J.D. Power and Associates, her yıl bir marka güvenilirlik çalışması yayımlar. Şirketin yaptığı sıralama, her otomobil markasının sahip olduğu 100 araç başına düşen sorun sayısını baz almaktadır. Mercedes-Benz, 2017 çalışmasında 100 araç başına 131 sorunla ilk beşe girdi. BMW ise 100 araç başına 139 sorunla Mercedes-Benz’in iki sıra altında yer aldı.

Güvenlik: BMW

Mayıs 2017 itibarıyla bir güvenlik derecelendirmesine sahip olan Mercedes-Benz modelleri C sınıfı (10 üzerinden 9,3 puan), GLE (10 üzerinden 9,7 puan) ve E sınıfı (10 üzerinden 10 puan) idi. BMW’nin ise 2 serisi ve X1, güvenlik derecelendirmesinde 10 üzerinden 10 puan aldı. Bununla birlikte i3, 9,9 ve X3 ise 9,7 güvenlik puanına sahip.

Performans: BMW

Son yıllarda BMW, konfora daha fazla önem veriyor. Mercedes-Benz ise performans konusunda yeni atılımlar yapıyor. Ancak puanlar, BMW’nin hala performans konusunda daha iyi olduğuna işaret ediyor.

BMW X4 ve 3 serisinin ikisi de 8,8’lik bir performans puanına sahip. X6 ve 2 serisi 8,9 performans puanı alırken X5 ve 4 serisi tam 9 puan alıyor. 5 serisi ise sahip olduğu 9,1 puan ile performans açısından en iyi BMW modeli olma özelliği taşıyor.

Gelelim Mercedes-Benz’e. Mercedes-Benz için S serisi, 9,2 performans puanıyla bu alanda zirvede yer alırken onu 8,9 puan ile SL ve CLS takip ediyor. Bütün bu BMW ve Mercedes-Benz modelleri arasında en yüksek performans puanına S serisi sahip olsa da, BMW yüksek performans puanına sahip çok fazla araç modeline sahip olması nedeniyle ön plana çıkıyor.

İç Kısım: Mercedes-Benz

Aracın iç ortamı söz konusu olduğunda, burada Mercedes-Benz’in BMW’ye karşı bir üstünlüğü bulunmaktadır. Özellikle Mercedes-Benz’in S serisi ve E serisine göz attığınızda, kabin konforunda ve tarzında ustalık sınıfı bir tasarım görürsünüz. Ki bu tasarım da S serisinin bu alanda 9,2, E serisinin ise 8,9 puana sahip olmasını sağlıyor.

BMW’ye gelecek olursak, markanın tüm modelleri 7,5 ile 8,4 arasında bir puana sahip. Mercedes-Benz tarafında ise SL, GLS, GLE, GLC ve C sınıfının tamamı 8,5 ya da daha üstü bir puana sahip. Bunların yanı sıra şaşırtıcı sayılabilecek bir şekilde, küçük araç sınıfındaki CLA sadece 6,7 puana sahip.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link