Profesyoneller ve Girişimciler için Yeni Fırsat: .ist ve .istanbul Domainleri

Rekabet seviyesi yüksek pazarlardaki markaların en çok kafa yorduğu konuların başında “farklılaşma” konusunun geldiğini söylesek pek yanılmış olmayız. Zira tüketiciler olarak gözümüze çarpan hemen hemen her marka taktiğinin, önceki taktiklerin bir  benzeri olduğunu rahatlıkla anlayabilir hale geldik. Genellikle sonbahar aylarında karşımıza çıkan ‘bugün satın al, önümüzdeki yıl ödemeye başla’ klişesi, ‘eskisini getir, yenisini ucuza al’ söylemi gibi taktikler ilk etapta aklımıza gelen örneklerden sadece birkaçı.

Tüm hayatta olduğu gibi pazarlamada da kuralların değiştiğini ve bu değişime ayak uydurabilme kabiliyetine sahip olan markaların oyunu kazanacağını çok iyi biliyoruz. Dahası, bu kabiliyetin de klasikleşmiş jargonlardan uzaklaşılıp yenilikçi çözümler üretilerek kazanılacağı da son derece aşikar. Tam da bu noktada hayatımıza giren yenilikçi bir kavrama; .ist ve .istanbul’a dikkat kesilmenin biz profesyoneller için son derece verimli bir farklılaşma kaynağı oluşturacağını düşünüyorum.

Nedir bu .ist ve .istanbul?

Şu bir gerçek ki girişimimiz veya markamız için bir alan adı alacak olduğumuzda çoğumuzun aklına ilk olarak .com, .net, .org gibi alan adları geliyor. Sebebi ise bu alan adları ile dijital dünyayı öğrenip, yıllarca bu alan adları ile internet ekosisteminin içerisinde hayatımızı sürdürmemiz.

Peki, çok kısa bir süre içerisinde hayatımıza yaklaşık 2.000 yeni üst düzey alan adının gireceğini ve bunlardan bir kısmının da şehir, bölge veya ülkeye işaret eden alan adları olacağını söylesem nasıl olurdu?

Bahsettiğim 2.000 yeni üst düzey alan adının bizler için en önemli olan ikisi şüphesiz .ist ve .istanbul uzantıları. Bu iki alan adı, dünyanın neresinde olursa olsun girişimci, profesyonel ve kurumların kendilerini İstanbul ile özdeşleştirebilecekleri bir web adresi sahibi olmalarını sağlıyor. Üstelik İstanbul’un iki alan adı uzantısına sahip tek şehir olduğunu da belirtmem gerekiyor.

istanbul-domain

Fırsatlar… Büyük Fırsatlar!

Bundan birkaç yıl öncesine kadar girişimcilerin ve KOBİ’lerin en çok zorlandığı konu girişimlerine özgün bir isim bulmaktı. Uzun uğraşlar sonucu ürettikleri isme ait bir alan adının olup olmadığına bakarlar, alan adının önceden bir başkası tarafından alındığını öğrendiklerinde büyük bir hüsran yaşarlardı.

Artık bu durumun tarihe karışmak üzere olduğunu söyleyebilirim. Zira hayatımıza girecek olan .ist ve .istanbul alan adları, girişimcilere, KOBİ’lere ve organizasyonlara yepyeni bir alan adı havuzu sunarken, hem İstanbul ile özdeşleşme fırsatı hem de tıpkı .com gibi repütasyonlu bir alan adı opsiyonu vaat ediyor. Böylelikle girişimlere isim bulunurken akıllara takılan “dijitalde de bu ismi temsil hakkına sahip olabilir miyim?” sorusu da tarihe karışıyor.

Yeni domainlerle oluşabilecek jenerik kombinasyonlar, girişimci ve proje sahipleri için üzerinde düşünülmesi gereken başka bir konu. Zira kolay hatırlanabilir bir yapıda olan bu iki alan adı ile yaratıcı kombinasyonlar yakalayabileceğinizi ve hafızalarda yer edinebileceğinizi düşünüyorum.

Tüm bunların haricinde yerel bir ticari işletmenin sahibiyseniz, sunduğunuz hizmetin lokasyon belirtmeksizin İstanbul’dan sağlandığını ifade etmenin en kolay yolunun bu iki alan adı ile mümkün olacağı da son derece aşikar.

Yanlış Bilinen Doğrular

Yapmış olduğum kısa bir araştırmanın ardından .ist ve .istanbul alan adının sanıldığının aksine SEO konusunda herhangi bir dezavantajının olmadığını ve arama motorlarında diğer tüm üst düzey alan adları ile aynı teknik özelliklere sahip olduğunu öğrendim.

SEO konusunun haricinde .ist ve .istanbul’a ulaşabilmeniz için sanılanın aksine prosedürlerle uğraşmanıza da gerek bulunmuyor. Nic.istanbul adresinden, istediğiniz alan adı kelimesini aratabilir, kolaylıkla satın alımı gerçekleştirebilirsiniz.

 Uzun Lafın Kısası…

Dünyanın en eski ve muhteşem şehirlerinden biri olan İstanbul, bir dünya markası olma yolunda hızla ilerlerken, bu markanın bir parçası olabilmek açıkçası beni son derece heyecanlandırıyor. Eğer sizin de bir işletmeniz, yeni bir girişim fikriniz, derneğiniz, sivil toplum kuruluşunuz veya organizasyonunuz var ise www.nic.istanbul adresine bir uğrayın derim. Bu arada 5 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında isteyen herkesin .ist ve .istanbul alan adları için başvuru yapabileceğini de belirtmemde fayda var.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Ekip Ruhu Geliştirmede Sıra Dışı Yöntemler Uygulayan 5 Ünlü Patron

Takım ruhu veya ekip ruhu dediğimiz kavram, aslında ne göründüğü kadar basit ne de karmaşık kurgular düşündürecek bir tanım. Çünkü ortak çalışma ve iş birliği kültüründen doğan ekip ruhu, çalışanlarınızı görev tanımlarına göre yan yana getirip “Haydi, şimdi şirketimiz için bir şeyler üretin.” demekle kotarılacak bir durum değil. Ekibinizin sadece fiziksel değil, anlayış olarak da ne kadar yan yana çalışabileceğini anlamanız ve bunu geliştirmeniz için onları mesai saatleri dışında da eğlenceli aktivitelerle bir araya getirmelisiniz.

Peki uluslararası bilinirliğe kavuşmuş, dünyanın başarılı şirketleri, aradıkları ekip ruhunu yakalamak için hangi yöntemleri seçiyor? Colonial Life’ın bu konu üzerine hazırladığı infografik, işte bu büyük markaların başındaki isimlerin, çalışanlarını birbirine daha çok kenetlemek için seçtiği sıra dışı etkinlikleri anlatıyor.

Muhtar Kent (Coca-Cola)

Örneğin içeceğin dev markası Coca Cola, bu noktada flash mobbing’in âni, alışılmadık ve farklı insanlar arasında etkileşim yaratan enerjik yapısına güveniyor. Düşünsenize! Belki de ekip ruhu ile dolu bir Coca Cola çalışanı olarak, İstiklal Caddesi’ndeki toplu bir yastık savaşında Muhtar Kent ile karşı karşıya gelirsiniz.

Coca-Cola Yönetim Kurulu Başkanı Muhtar Kent

Marissa Mayer (Yahoo)

İnternetin kıdemli oyuncularından Yahoo ise konuya yemek kamyonu yarışmasıyla giriyor. Yemek kamyonunu kendi zevkine göre dekore eden çalışanlardan hayali yemek şirketleri için bir logo ve isim bulmaları da isteniyor ve takım üyeleri yaptıkları yemeklerle bir adım öne çıkmak arkadaşlarıyla rakip oluyor. Ne o? Yoksa CEO Marissa Mayer’in yaptığı çorbayı beğenmediniz mi?

Yahoo CEO’su Marissa Mayer

Ryan Mack (Facebook)

Facebook Boston Lideri Ryan Mack ise çalışanların birbiriyle sosyal iletişimini güçlendirmek için yeri geliyor çalışanlarının Boston Limanı’nda yelken öğrenmelerini sağlıyor, yeri geliyor havalar ısınınca onları Fenway Park’ta bir yaz partisine davet ediyor. Farklı planları olan çalışanlara gelince, onlar boks antremanlarına gidiyor, o da kafalarına yatmazsa bowling oynamaya ya da kokteyl karışım atölyelerine gidiyor. Bir Facebook Boston çalışanı olarak bir gün Bay Zuckerberg ile yelken turuna çıksanız fena mı olurdu?

Facebook Boston Lideri Ryan Mack

Brent Smart (Saatchi&Saatchi)

Uluslararası yaratıcı ajans Saatchi&Saatchi‘nin CEO’su Brent Smart ise ekip ruhu yakalamada lezzetin birleştirici gücüne inanıyor. Her ay farklı departmanlardan 20 çalışanın katıldığı aile yemeklerinde, o güne dek aynı ajansta olmalarına rağmen tanışmamış ya da yakın iletişim kurmamış kişiler nefis yemekleri tadarken bir yandan da karaoke performaslarına katılarak şarkılara eşlik ediyorlar. Karaoke dedik diye, herhalde Bay Smart’ın Serdar Ortaç şarkısı söyleyeceğini düşünmüyorsunuz değil mi?

Saatchi&Saatchi CEO’su Brent Smart

Mark Josephson (Bit.ly)

O upuzun adresleri onlar olmasa nasıl kısaltacağımızı bir düşünün. Bit.ly çalışanlarının, bizi bu sorundan kurtarırlarkenki motivasyonu, katıldıkları kokteyl buluşmalarından geliyor. Şirketin CEO’su Mark Josephson’ın ev sahipliğini üstlendiği haftalık Cocktails&Dreams etkinliklerinde, bir çalışan barmen ya da barmeyd oluyor ve tüm ekip kokteyllerini onun elinden alıp yudumluyor. İşte gerçek ekip ruhu!

Bitly CEO’su Mark Josephson

İnfografikte, Uber, GlaxoSmithKlein (GSK) ve daha birçok farklı firmanın, ekip üyelerini birbirine yakınlaştıran birçok farklı etkinliği de bulunuyor. Umarız, ülkemizde nadiren görülen bu ilginç ekip deneyimleri bizde de yaygınlaşır ve iş yerlerimizde her gün daha yüksek motivasyonla çalışırız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Dünyanın En Değerli Markaları Listesinde Teknoloji Hakimiyeti

  • Brand Finance marka değeri raporunda tepelerde hakimiyeti teknoloji markaları kuruyor. Ancak Apple ve Google gibi devleri yıkıp listede ilk sıralara yerleşen ise 150.8 milyar dolar marka değeri ile teknoloji ve e-ticareti harmanlayan Amazon oldu.
  • Ülke bazında Çin’in büyümesi dikkat çekerken, marka gücü konusunda ise çoğunluk hissesi 21st Century Fox’a satılmış olsa da 92.3 puan ile Disney öne çıkıyor.
  • İlgili yazı; 2018’in En Değerli Markası Amazon’un Başarısı Nereden Geliyor?

Teknoloji ve e-ticaret günümüzün marka değeri listesinde çok şey değiştirdi. Brand Finance tarafından hazırlanan Global 500 2018 raporunun çıktıları ise her markanın ders çıkarabileceği nitelikte. Gelin ilk 10’da yer alan markalara hep beraber göz atalım;

Bu yıl teknoloji devleri Apple ve Google’ı geride bırakarak birinciliğin sahibi Amazon oldu. Öyle ki e-ticaret devinin marka değeri %42’lik bir artış göstererek 150.8 milyar dolarlara ulaştı. Hem piyasa değeri hem de ciro bakımından dünyanın en büyük internet girişimi olan Amazon artık sadece online bir perakendeci olmaktan uzak, çünkü aynı zamanda hem bulut altyapısı hem de elektronik üreticisi rollerini de üstleniyor. Çünkü Amazon hem yeni sektör hem de coğrafyalara doğru da emin adımlarla büyüyor.

İkincilik tahtında geçen yıla göre %27.2’lik bir düşüşle, 146.3 milyar dolarlık marka değeri ile Apple yer alıyor. Markanın amiral gemisi iPhone’lar cironun üçte ikilik bir kısmını sağlarken, 29 milyon dolarlık satışı ile iPhone X’lerin beklentiyi karşılayamadığı görülüyor.

Listede üçüncü sırada %10’luk düşüş ile 120.9 milyar dolar marka değeri Google yer alıyor. İnternet aramaları, bulut ve mobil teknolojilerde lider olsa da Apple gibi belirli bir sektöre odaklanıyor olması markanın tüm potansiyelini açığa çıkaramamasına neden oluyor olabilir.  Google her ne kadar sürücüsüz araçlara yatırım ile bu döngüden çıkmaya çalışsa da şimdilik Amazon’un yeni yatırımlarının gölgesinde kalmaya mahkum.

Dijital çağın aslında bugünümüz  olduğunun altını çizen Brand Finance, ilk defa Global 500 listesinin ilk 5 sırasında sadece teknoloji markalarının bulunduğunu belirtiyor. Listede 4. sırada 92.3 milyar dolar ile Samsung yer alırken, 5. Sırada yer alan Facebook’un marka değeri 89.7 milyar dolar görülüyor.

Bununla beraber Google’ın satın almış olduğu Youtube ise marka değerini neredeyse ikiye katlayarak 42. Sırada 25.9 milyar dolar ile yer alırken, Çinli teknoloji markaları da marka değerlerini artırma trendinde ilerliyor. Çin’in küresel marka değeri 2008’den bu yana %3’den %15’lere yükselirken 2018’de marka değerini 911.5 milyar dolar olarak görüyoruz. Bununla beraber 2018’in en hızlı büyüyen markalarının da Çin’den geldiğinin de altını çizmek gerekiyor.

Bölgelere göre öne çıkan markalara göz attığımızda 8.4 milyar dolar ile Latin Amerika’nın en değerli markasının bu sene Meksika’dan Pemex olduğunu, Avrupa’nın en değerli markası olarak 43.9 milyar dolar değerleme ile listede 15.sırada yer alan Mercedes Benz’i görüyoruz. Mercedes Benz’in değerini artıran ise takip ettiği pazarlama stratejisi ile genç hedef kitleye daha fazla hitap etmeye başlaması olarak görülüyor.

Orta Doğu’da ise dijital inovasyona artık eskisinden daha fazla önem veren Birleşik Arap Emirlikleri’nin telekomünikasyon markası Etisalat 7.7 milyar dolar değerleme ile yer alırken, Asya’nın en değerli markası Samsung listede daha önce bahsettiğimiz gibi 4.sıradan kendine yer buluyor.

Türkiye’nin en değerli markası ise 2.42 milyar dolar ile Türk Hava Yolları, ikinci en değerli marka ise 1.97 milyar dolar ile Turkcell iken, Türkiye’nin en değerli 100 markasının toplam değeri 27.2 milyar dolar değerinde. Ancak, İsveç’in en değerli markası olan listede yer bulan Ikea ise tek başına 24.4 milyar dolar marka değerine sahip. Türkiye’nin en değerli markaları ile ilgili yazdığımız “En Değerli 100 Türk Markası, Bir Starbucks Etmiyor” yazısına buradan ulaşıp daha ayrıntılı inceleyebilirsiniz.

Avusturya’nın en değerli markası olan medya ve telekomünikasyon şirketi Telstra’nın değeri ise 12.4 milyar dolar olarak belirlenmiş.

En güçlü markalar endeksini incelediğimizde 92.3lük puanı ile zirvede Disney’i görüyoruz. Her ne kadar yakın zamanda çoğunluk hisseleri 21st. Century Fox tarafından satın alınmış olsa da dünyada daha fazla kitleye ulaşabilmek için Disney sürekli markayı geliştirmek adına yatırımlar yapıyor.

En güçlü markalar endeksinde ilk 5’te ise Disney’den sonra sırayla Visa, Ferrari, Neutrogena, Facebook ve Lego yer alıyor.

Daha fazla detay için raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link