Perakendenin Geleceğinde Pop-Up Mağazalar mı var?

  • Perakendecilerin bir AVM’de veya bir caddede açtıkları geçici süreli mağazalar ‘pop up mağaza’ olarak adlandırılıyor.
  • Avrupa ve Amerika’da çok yaygın olan pop up shop (geçici mağaza) konsepti Türkiye’yi de sardı. Son yıllarda Boyner, Silk & Cashmere, Süvari, Avva gibi markalar AVM’lerde veya popüler caddelerde geçici mağazalar açmaya başladı.
  • AVM’de aniden açılan, kısa sürede ya büyüyen ya da yok olan markalar var. Markalar küçük bir mağazayı 3 aylık kiralıyor. Ürünlerine ilgiyi, ciroyu görmek istiyor. Bu üç ayın sonunda satışı başarısız görürse kapatıyor, başarılı olursa mağazayı ve zinciri büyütüyor.

Son birkaç yıldır Türkiye’de, özellikle de ülkenin en büyük ve en çok yatırım alan kenti İstanbul’da gerek bir zamanın en işlek caddesi olan İstiklal Caddesi gibi yerlerde gerekse alışveriş merkezlerinde kapatılan mağazaların ne denli arttığının siz de farkındasınız, değil mi? Farkında olmamak imkânsız gibi, zira her ay birkaç mağaza kepenk indirir oldu. Bu durumun sonucunda pop-up mağazalar tercih edilir oldu.

Alışveriş merkezlerinin giderek tüketim toplumu hayat tarzının ayrılmaz bir parçası olması, tüketicilerin buna rağbet göstermesi ve buna bağlı olarak işin kârlılığı, yatırımcıları bu alana çekti. Fakat durum öyle akıl almaz noktalara geldi ki piyasadaki verimliliği ve kârlılığı da etkiler oldu. Bugün neredeyse her semte bir alışveriş merkezi düşmesi, Avrupa ülkelerinde bile görülmeyen açgözlü bir balon ekonomi oluşturdu.

Döviz kuruna endeksli kira sözleşmeleriyle kiralanan alışveriş merkezi mağazaları, perakendeciye ciddi bir yük oluyor.

Son dönemde hemen hemen her gün yukarıya doğru hareketlenen döviz kurları nedeniyle artan mağaza kiraları, beklenen ciroların yakalanamaması, tüketicinin satın alma karar sürecinde geçmişe oranla biraz da “bekle gör” mantığıyla yaptığı ertelemeler, alışveriş merkezlerindeki kiracıları ve dolayısıyla alan sahiplerini olumsuz yönde etkiledi. Kiracılar kendilerince haklı. Döviz üzerinden yapılan kira sözleşmeleri nedeniyle, kurdaki her yükseliş perakendeciye ek yük getiriyor. Fakat gelin görün ki ciro dediğimiz şey, kur kadar istikrarlı yükselmiyor. Durum böyle olunca da patlayan kiralar sebebiyle kiracı bu yükü taşıyamaz oluyor.

Elbette tek sorun kiralar değil, işin bir de yatırımcı boyutu var. Perakendeciler kiraların olağanüstü artışından yakınırken yatırımcılar, kiracı mağazaların kapatma eğiliminin kendileri üzerinde bir baskıya dönüştüğünü söylüyor. Alışveriş merkezlerindeki dekorasyon çalışmalarından doğan masrafların da bir süredir alan sahiplerine yüklendiğine dikkat çeken yatırımcılar, alışveriş merkezlerine yapılan yatırımın önümüzdeki iki yıl içinde önemli oranda düşeceğini tahmin ediyor. Bunda en büyük pay ise AVM’lere yapılan yatırımın kendini amorti edip kâra geçme süresinin, mevcut piyasa şartları gereği yaklaşık 5 yıl uzaması olarak gösteriliyor. Bunun acı faturası ise bugün 348 alışveriş merkezindeki yaklaşık 4000 boş mağaza olarak karşımıza çıkıyor.

Yüksek kiraların yanı sıra, beklentileri karşılayamayan cirolar da alışveriş merkezlerindeki mağaza kapatma nedenlerinden biri.

Perakendecinin İmdadına Pop-up Mağazalar Yetişti

İstanbul’da çok büyük çaptaki ve merkezi konumlardaki alışveriş merkezleri dışındaki hiçbir AVM’nin mağaza açılma noktasında eskisi gibi rağbet görmediği bir gerçek. Öyle ki Mango ve Zara gibi pek çok yabancı giyim markasının bir süreliğine Türkiye’de mağaza açmama kararı alması ve dahası, mevcut mağazaları arasında beklentileri karşılayamayanları kapatmayı düşünmesi de bunu gösteriyor.

Türkiye’deki iki mağazası da alışveriş merkezi içinde bulunan Debenhams’ın mağazaları kapatıp Türkiye’den çıkması, yakın geçmişte Topshop’un ülkemizden ayrılması, C&A’in kiracısı olduğu mağazaları DeFacto’ya devrederek Türkiye’ye veda etmesi, aslında hep bu alışveriş merkezi şişkinliğinin, ön çalışma yapmadan mağaza açmanın ve alışveriş merkezi yatırımcılarının yükselen döviz kuruna rağmen kiracıların cirosuna göre planlama yapmamasının bir sonucu sanki.

Debenhams da Türkiye’den ayrılan son markalardan biri

Ayakta kalmaya çalışan perakendeci, tüketiciyle fiziksel ortamda da buluşmak istiyor. Fakat hem cirosunun ne düzeyde olacağına emin olamadığından hem de sürekli yükselen döviz kurundan ötürü dereyi görmeden paçaları sıvamak istemiyor. İki arada bir derede kalan kiracının imdadına ise pop-up mağaza çözümü yetişiyor. Perakendeciyi bir nebze olsun rahatlatan pop-up mağazacılığı, sınırlı bir yerde belli bir süreliğine açılan geçici mağaza yoluyla yapılan perakendecilik yöntemi olarak tanımlayabiliriz. Bu yöntemin kiracılar için en önemli tercih sebebi ise alışveriş merkezinde alan kiralayan markanın, 3-4 aylık bir süre boyunca ürünlerine gösterilen ilgiyi ve mağazanın açıldığı yerin ne kadar etkili olduğunu görüp rotasını ona göre belirlemesi olarak öne çıkıyor. Kiracılar, belirlediği süre sonunda beklenen ciroya ulaşamamışsa mağazayı kapatıyor, aksi durumda mağazayı büyütmeye karar veriyor.

Alışveriş merkezlerindeki bu durum, perakendeciler için uygulanabilir bir çözüm olurken yatırımcıların hoşuna giden bir çözüm değil. Zira alışveriş merkezindeki yatırımcı olabildiğince uzun süreli sözleşme yaparak önünü görmek ve kendini güvende hissetmek istiyor. Üç ay sonra kalıp kalmayacağı belli olmayan her kiracı, aslında alanın boş kalma olasılığının her an Demokles’in Kılıcı gibi başlarında sallanması anlamına geliyor.

Pop-up mağazaları tercih eden markalardan biri de Tepe Home oldu.

Diğer yandan bakacak olursak pop-up mağazalar, yeni girişimcilere de ürünlerini ön plana çıkarma açısından iyi bir fırsat sunuyor. Batı ülkelerinde Levi’s, GAP gibi birçok ünlü marka, bu yolla yeni müşteriler edinmeyi deniyor. Silk&Cashmere, Boyner, Avva giderek tercih edilen bu yolu seçen markalar olarak biliniyor. Özellikle Anneler Günü, yılbaşı ve benzeri belirli dönemlerde veya indirim zamanlarında sıkça kullanılan pop-up mağazalara Londra, Berlin, Paris gibi Avrupa’nın önemli kentlerinde de rastlanıyor. Bu durum, ABD’de öylesine çeşitlenmiş ki sabah açılıp akşam özel bir kutlamayla kapanan pop-up mağazalar bile görülüyor.

Kısa bir süre önce Türkiye’den ayrılan Topshop markasının ABD’de bulunan pop-up mağazalarından biri

Boyner Fresh” kreasyonuyla Türkiye’de pop-up mağazaların en açık örneklerinden birini gerçekleştiren Boyner bu stratejiyi yaz aylarında Rixos, Babylon Çeşme, Babylon Kilyos ve Bodrum Midtown vb. deniz turizminin popüler yerlerinde sürdürüyor. Marka yetkilileri, belli bir konsepte odaklandıkları bu mağazalarda hayli iyi rakamlara ulaştıklarını belirtiyor. Konum açısından benzer bir yolu izleyen Penti ise Alaçatı, Marmaris, Fethiye, Bodrum, Kuşadası gibi yerlerde pop-up mağazalar açıyor. Yılda on adet pop-up mağaza açmayı hedefleyen Adil Işık, dönemsel kampanyaları için bu mağazalara güvenen Silk&Cashmere ve büyük indirimler yapıp elindeki stoku tüketmek amacıyla pop-up mağazalar açan Süvari’ye, yakın zamanda yeni markaların katılacağını görmek şaşırtmayacak.


PERAKENDECİLER NEDEN POP UP MAĞAZA AÇIYOR?

1-Yeni bir mağaza açacak perakendeciler doğru lokasyonu test etmek için pop up mağaza açıyor.

2-Stok fazlası olan perakendeciler indirim dönemlerinde açtıkları mağazalarla stok eritme imkanı buluyor.

3-Perakendeci farklı yerlerdeki ‘niş’ hedef kitlelere ürününü tanıtmak istediğinde pop up mağazalar iyi bir seçim oluyor.

4-Yeni ürününü tanıtmak ve test etmek isteyen bir marka bunu pop up mağaza aracılığıyla yapabiliyor.

5-Anneler Günü gibi özel günlerde ürünlerini daha rahat sergilemek ve dikkat çekmek isteyen perakendeciler pop up mağaza açıyor.

6-Web mağazasının yanı sıra fiziksel bir mağazayla müşteriye dokunmak isteyen online perakendeciler pop up mağazalarla ilk adımı atabiliyor.


Bakalım pop-up mağazacılık, ülkemizde geçici bir heves olarak mı kalacak, yoksa sürdürülebilir bir stratejiye mi dönüşecek? Alışveriş merkezi yatırımcılarını daha fazla belirsizliğe sürükleyen bir zorunluluk mu olacak, yoksa varlığını “piyasa şartları gereği çarkların dönmesi adına kaçınılmaz bir çözüm” olarak mı devam ettirecek? Bütün bu soruların cevabını zamanla bulacağız. Fakat mesele şu ki Levent’te; Metrocity, Özdilek Park ve Kanyon gibi büyük çaplı üç alışveriş merkezi bitişik duruyorsa ve hatta üçünde de örneğin birer D&R mağazası varsa, öyleyse hem yatırımcıların hem de perakendecilerin şapkayı öne alıp düşünmesinin zamanı gelmiş demektir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Growth Hacking Nedir?

Growth Hacking Nedir?

Growth Hacking, bir iş modelini kullanıcıya kavuşturmak için yaptığı planlı büyüme stratejisi ve planlamalarının hazırlanmasıdır. Bu kavram birkaç yıllık geçmişe sahip olsa da, esasında uzun yıllar önce bir çok firma “Büyüme Stratejisi” adı altında projeler ilerletmiştir.

Growth Hacking’i iki parça haline ayırıp, ele aldığımız zaman öncelikle Growth bölümüne bakmamız gerekiyor. Growth ile anlamamız gereken şey internet trafiği, sosyal medyadaki takipçi sayınız gibi gerçek büyüme metriklerinden uzak ve bağımsız konular olamaz. Growth Hacking kavramın ikinci kısım olan Hacking bölümü ise düşündüğünüzden çok daha farklıdır. Hacking ile anlaşılması gereken yazılım korsanlığı yapmak veya ücretsiz kaynaları ele geçirmeyi  değil, tespit edilmiş olan problemlere en etkili ve inovatif çözümleri üretebilmek için standart metotlar yerine farklı yöntemleri kullanmayı ele almış oluruz.

Growth Hacker Nedir?

Growth Hacking ile uğraşan kişiler “Growth Hacker” olarak adlandırılıyor. Dijital pazarlama uzmanı olan Growth Hackerlar, SEO, analitik araçların kullanımı ve analizlerde, kullanıcı testleri ve sosyal medya planlarında, viral içerikler konusunda belirli bir beceriye sahiptirler. Growth Hackerlar aslında online pazarlama ile uğraşıyorlar fakat online pazarlamacılardan farkları ise her türlü konuları analiz etmeleri, test etmeleri ve ölçümleri online  sunmalarıdır. SEO, Google Analytics ve diğer analitik araçları, içerik pazarlaması, A/B testi, viral pazarlama ve sosyal medya pazarlaması ise growth hacking konusunda en çok kullanılan kavramlardandır.

Growht Hacking’in online pazarlamaya kıyasla daha çok internet girişimleriyle özdeşleşmesinin sebebi ise daha düşük bütçelere ihtiyaçlar duymasıdır. Growht Hacking’i; Linkendln, Twwitter, Facebook gibi büyük şirketler kullanımaktadır.

Growth Hacking Ne Zaman Sahaya Çıkar

İnternet gelişiminde bütçe ve sermaye tüketiminin kısıtlama olması Growht Hacking kavramına ihtiyaç duyularak daha düşük bütçeler ile büyüme planlamasının gerçekleşmesini sağlar. Küçük çaplı sosyal medya projeleri ve firmalar değil günümüzde sıkça kullandığımız sosyal medya ve veri depolama siteleri de aktif olarak bu stratejiyi kullanmaktadır.

Growth Hacking Planlaması Nasıl Yapılır?

Growth hacking planlamasının genel hedefi ise SEO başta olmak üzere diğer tüm pazarlama kanallarının daha çok stratejik bir şekilde kullanılmasıdır. Bu plan üzerinde kullanılan strateji ise hedeflerin artırılması ve kısa süre içerisinde ani bir çıkış yakalayarak tüm stratejilerin geliştirilmesidir. Geliştirilen stratejiler de pazarlama alanında siteye hızlı ve güçlü ivme kazandıracak çalışmalarla gerçekleşecektir.

Growth Hacking Nasıl Çalışır?

1- Veri Analizi

Büyüme ile ilgili sorunları bulabilmek için hem pazarlama çalışmalarınız hem de kullanıcıların internet sitesi uygulamanız içerisinde davranışlarını ince bir şekilde analiz etmeniz gerekir. Growth hackerların bunu yapabilmeleri için dünya genelinde popüler olan Google Analytics, Hotjar, Mixpanel, Kissmetrics gibi araçlara hakim olmaları gerekir.

İlk aşamada bu analizlerin teknik kurumlarını yapmaları gerekir. İkinci aşamada ise bu araçlardan gelen verilerin okunması ve yorumlanması gerekir. Verilerin yorumlanması aşamasında hem istatiksel veriler incelenmeli hem de kullanıcı araştırması, anket gibi istatiksel olmayan yazılı ve sözel verilerin incelenmesi önemlidir.

2- Teknik Bilgi

Büyüme süreci hızlı bir şekilde fikirlerin test edilmesi ve başarısız olan fikirlerin analiz edilip, öğrenilmeyi sağlaması, başarılı olan fikirlerinden daha detaylı olarak uygulanması şeklinde devam eder. Bu süre zarfın da yapılacak büyüme çalışmaları ile ilgili Growth Hackerların teknik bilgisinin yüksek olması beklenir. 

3- Kreatif Düşünme

Başarılı Growth Hackerlar problemlere kişilerin getirdiği çözümlerin dışında daha farklı çözümler getirir. Bunu sağlamak ise ancak yaratıcı düşünce ile güçlüdür. Farklı farklı sektörlerde bulunan alanlarda çözümleri bilmeleri ve bunu ele aldıkları problemlere göre nasıl uyarlayabileceklerini düşünebilmeleri gerekir.

Growth Hacking konusunda eğitim almak ve uzmanlaşmak istiyorsanız, derslerin arasında Growth Hacking’in de bulunduğu Digital Excellence Program’a buradan göz atabilirsiniz. 8 haftalık bir dijital pazarlama eğitimi maratonu ile dijitalde uzmanlaşabilirsiniz!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Şehrin Ortasında Dilediğiniz Zaman Uyuyabileceğiniz Uyku Salonu

Gün içinde uykunuz geldiğinde veya çok yorgun hissettiğinizde evinize gidip biraz kestirmeyi isterdiniz değil mi? Yenilikçi uyku şirketi Casper da bu ihtiyaçtan yola çıkarak gün içinde şekerleyebileceğiniz bir uyku merkezi açtı.

Ney York şehrinde, Manhattan’ın merkezinde kutu içi yatak konseptini tanıtmak için bir uyku merkezi açan Casper uyku için gereken tüm malzemeleri de müşterilerine sağlıyor. Şirket uyku merkezini  yüz yıkama platformu, lüks pijama markası Sleepy Jones’un pijamaları ve diş temizliği yapan Hello’nun diş fırçaları ve diş macunu ile donatmış.Yastık, yorgan gibi tüm malzemelerle birlikte saydığımız lüks malzemeleri kullanmak ve 45 dakikalık bir uyku için 25 dolar ödemeniz gerekiyor.


Casper, yıldızlarla donatılmış karanlık bir giriş kısmı ve yıldızlı pijamalar ile tam takım bir uyku konsepti sunuyor.

Müşteri deneyimini sonuna kadar yaşatan marka uyku moduna girmeniz için her şeyi yapıyor ve size 45 dakikalık muhtemelen unutamayacağınız bir deneyim yaşatıyor.

Casper’in CMO’su Jeff Brooks, amaçlarının sakinleştirici ve dinlendirici bir yer yaratmak olduğunu ve boşlukları bi deneyimle doldurmak istediklerini söylüyor. Yaklaşık 1 yıldır işleyen bu konseptin sadece marka için değil kaliteli ve sağlıklı uyku anlayışı için de çok önemli olduğunu ve bu şekilde müşterilerinin memnuniyetlerini çok rahat ölçebildiklerini de ekliyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link