Nutella Mart Ayında Türkiye’deki Üretimi %50 Arttıracak

Nutella’da kullanılan palm yağının kansere yol açtığı yönünde basında çıkan bazı haberlerle gündeme gelen İtalyan Ferrero Grubu, 10 milyon euroluk yatırımla hayata geçireceği yeni hattını Mart ayı itibariyle devreye alıyor.

Manisa fabrikasının kapılarını tüketici ve basın mensuplarına açan grup, kapasitesini yüzde 50 oranında artıracak. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ferrero Türkiye Genel Müdürü Azmi Gümüşlüoğlu, Nutella’nın Türk fındığının en büyük alıcısı olduğunu kaydederek 1 milyar kavanoz ile Türk fındığının dünyanın her köşesine ulaştığını belirtti.

Hali hazırda Türkiye’de 1 milyar euroluk bir iş hacmi yürüttüklerini bildiren Gümüşlüoğlu, “Burada yaptığımız üretimle 3 kıtada 100’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Ferrero olarak Türkiye’nin muazzam potansiyeline inanıyoruz, güveniyoruz. Bu inanç, güven ve gönül rahatlığıyla yatırımlarımıza devam edeceğiz. Mart ayında yeni yatırımlarla Nutella üretiminde kapasitemizi yüzde 50 artıracağız” dedi.

Hatırlarsanız geçtiğimiz günlerde Nutella ile ilgili çıkan söylentilerin ardından Nutella tarafından bir açıklama gelmişti. Gümüşlüoğlu, Nutella’nın Avrupa’da raflardan indirildiği yönündeki haberlerin asılsız olduğunu tekrar vurguladı tüm büyük müşterilerle anlaşmalarının devam ettiğini belirtti.

Öte yandan Dünya Nutella Günü’nde Ferrero Grubu sosyal medya ve internet sitesi üzerinden alınan 7 binden fazla başvuru sonucunda seçilen tüketiciler Manisa’da ağırlandı. 22 ilden gelen tüketiciler Ferrero Türkiye Genel Müdürü Azmi Gümüşlüoğlu ve Ferrero Manisa Fabrikası Müdürü Jorris Gamelin tarafından özel olan kurulan etkinlik alanında ve fabrikada konuk edildi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Trafik Sıkışıklığının Ekonomiye Etkisi Nedir?

  • Büyük şehirlerdeki trafik sıkışıklığı, sadece zaman kaybına değil, aynı zamanda ekonomik bir kayba da neden oluyor.
  • 2013 yılında, ABD’deki trafik sıkışıklığının doğrudan ya da dolaylı olarak neden olduğu maddi kayıp 124 milyar dolardı.
  • Mısır’ın başkenti Kahire’nin 2010 yılındaki trafik problemi, yaklaşık olarak 50 milyar Mısır pound’u tutarında bir maliyete neden oldu. Bu rakam, Mısır’ın gayrisafi yurt içi hasılasının %4’üne eşit.
  • Matthias Sweet isimli araştırmacı, daha yüksek düzeydeki trafik tıkanıklıklarının başlangıçta daha hızlı ekonomik büyüme ile ilişkili olduğunu keşfetti. Yani trafik sıkışıklığı yaşamayan şehirler için biraz trafik sıkışıklığı, bu şehirlerin ekonomileri için yararlı olabilir.
  • Trafik tıkanıklığı, kişi başına yılda 35 ila 37 saatlik -ya da tek yön yolculuk başına yaklaşık olarak 4,5 dakika- bir gecikmeden daha kötü olduğu zaman, iş büyümesinin yavaşladığı görülüyor.
  • İlgili Yazı: Dünya Kupası’na Ev Sahipliği Yapmak, Ekonomik Açıdan Mantıklı mı?

İstanbul’da yaşayanların günlük hayatının bir parçasıdır trafik sıkışıklığı. Her ne kadar metro ve metrobüs hatları bu sorunu biraz olsun azaltsa da, bu ulaşım araçlarının sadece belirli güzergahlar arasında yer alması, birçoğumuzun İstanbul’daki trafik sıkışıklığına maruz kalmasına neden oluyor. Üstelik trafik sıkışıklığı, sadece bizim vakit kaybetmemize neden olmuyor. Aynı zamanda ekonomik anlamda da büyük bir kayba neden oluyor.

Bağlantılı otomobil hizmetleri ve ulaşım analizi konusunda uzmanlığı bulunan INRIX isimli Amerikalı şirket ve “Ekonomi ve İş Araştırması Merkezi” isimli kuruluşun birlikte hazırladığı Ekim 2014 tarihli rapora göre; nüfus artışı, gayrisafi yurt içi hasılanın büyümesi, akaryakıt fiyatlarındaki düşüş ve araba sahipliğindeki artış nedeniyle ABD’deki trafik sıkışıklığının doğrudan ya da dolaylı olarak neden olduğu maddi kayıp, 2030 yılı itibarıyla 186 milyar dolara ulaşacak. 2013 yılında ise bu rakam 124 milyar dolardı. Yani ABD’deki trafik sıkışıklığı maliyetlerinde, 17 yılda tam olarak %50 oranında bir artış olması bekleniyor. Tabii ki, o zamanki şartların ilerleyen yıllarda da devam ettiği varsayılarak bu tahminde bulunulmuş.

Forbes’un bu raporla ilgili olarak paylaştığı yazıya göre, bu raporda yer alan, tıkanıklıkların neden olduğu gecikmeler hakkındaki veriler, INRIX indeksine dayanıyordu. Ekonomi ve İş Araştırması Merkezi de en yoğun trafik sıkışıklığı nedeniyle haneler üzerine yüklenen yükü belirlemek için bu verileri kullandı ve şu üç unsuru göz önünde bulundurdu: sıkışmış trafikte boşa harcanan zaman, harcanan yakıt ve trafik tıkanıklığının çevre üzerindeki etkisi. Aynı zamanda trafik sıkışıklığı olan şehirlerde, malların taşınması ya da toplantılara katılmanın daha pahalı ve zaman alıcı eylemler olması da göz önünde tutularak dolaylı maliyetler de hesaba katıldı.

Araştırma kapsamında, 2013 yılında, trafikte harcanan yakıt ve zamandan kaynaklı maliyetlerin yaklaşık olarak 78 milyar doları ve işletmelerin ABD’li tüketicilere yansıttığı dolaylı maliyetlerin toplamının ise yaklaşık olarak 45 milyar doları bulduğu sonucuna ulaşıldı. Üstelik trafik sıkışıklığının ekonomi üzerindeki olumsuz etkisini yansıtan tek araştırma da bu değil.

Kahire Trafiğinden Bir Görüntü

Dünya Bankası’nın yaptığı bir araştırmaya göre, Mısır’ın başkenti Kahire’nin 2010 yılındaki trafik problemi, yaklaşık olarak 50 milyar Mısır pound’u tutarında bir maliyete neden oldu. Bu rakam, Mısır’ın gayrisafi yurt içi hasılasının %4’üne eşit. Mısır başkenti kadar yoğun nüfuslu ve trafiği ile ünlü olan Endonezya’nın başkenti Jakarta söz konusu olduğunda ise, bu şehrin trafik maliyeti, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının sadece %0,6’sına eşit.

Biraz Trafik Sıkışıklığı İyidir

Trafik sıkışıklığıyla ilgili olarak söylediğimiz tüm bu şeylere rağmen, bir şehirde hiç trafik olmaması pek de olumlu bir durum değil. Zira bir araştırmaya göre, belirli bir noktaya kadar trafik sıkışıklığıyla ekonomik büyüme arasında bir doğru orantı mevcut. ABD’li eski siyasetçi John Norquist, trafik sıkışıklığıyla ilgili olarak şu dikkat çekici ifadeleri kullanıyor:

Trafik sıkışıklığı, biraz kolestrol gibidir. Eğer hiç yoksa, ölürsün. Ve kolestrol gibi, bir iyi türü ve bir kötü türü vardır.

Virgin’in internet sitesinde trafik sıkışıklığının ekonomik etkisiyle ilgili olarak yayımlanan yazıya göre, Matthias Sweet isimli bir araştırmacı bu konuda yaptığı bir araştırma sonucunda, daha yüksek düzeydeki trafik tıkanıklıklarının başlangıçta daha hızlı ekonomik büyüme ile ilişkili olduğunu keşfetmiş. Ancak belirli bir eşiğin üzerindeki trafik sıkışıklığı, büyümenin önünde bir engel olmaya başlıyor. Trafik tıkanıklığı, kişi başına yılda 35 ila 37 saatlik -ya da tek yön yolculuk başına yaklaşık olarak 4,5 dakika- bir gecikmeden daha kötü olduğu zaman, iş büyümesinin yavaşladığı görülüyor.

Yani başka bir deyişle, Matthias Sweet’in araştırmasına göre, trafik sıkışıklığı yaşamayan şehirler için biraz trafik sıkışıklığı, bu şehirlerin ekonomileri için yararlı olabilir. Çünkü bazen trafik sıkışıklığını azaltmanın maliyeti, trafik sıkışıklığının neden olduğu maliyetten daha yüksektir. Ancak belirli bir eşiğin üzerindeki trafik sıkışıklığı, şehir sakinlerinin yaşam kalitesini düşüreceği için ekonomiye olumsuz olarak etki eder.

Trafik Sıkışıklığı Nasıl Önlenebilir?

Trafik sıkışıklığı yarattığı zaman kaybı nedeniyle iş verimliliğinin düşmesine neden olurken bir yandan da trafik sıkışıklığının sebep olduğu doğrudan ve dolaylı maliyetler, işletmelerin giderlerinin artmasına sebep oluyor. Sonuç olarak tüm bunlar da sunulan ürün ya da hizmetin fiyatının artmasına ve dolayısıyla biz tüketicilerin cebinden daha fazla para çıkmasına neden oluyor. Ancak tabii ki, trafik sıkışıklığının neden olduğu bu ekonomik kaybı önlemek için birtakım önlemler almak mümkün.

Toplu Ulaşım Ağları

Trafik sıkışıklığının neden olduğu maddi kaybın önüne geçmek için başvurulabilecek önlemlerden ilki, tabii ki toplu taşıma ağını genişletmektir. Bu noktada da metro ve metrobüs gibi bağımsız güzergahlara sahip ulaşım ağları ön plana çıkıyor. Ancak toplu ulaşım ağlarının kapsamını genişletmek, hem söylendiği kadar kolay değil hem de bu sorunu tek başına çözmek için yeterli değil.

Uber ve Lyft Gibi Ulaşım Hizmetleri

Bazı insanlar ne olursa olsun, özel araçla seyahat etmenin konforunu hiçbir şeye değişmezler. İşte Uber ve Lyft gibi özel araçlarla ulaşım hizmeti sunan platformlar burada devreye giriyorlar. Bu tarz ulaşım hizmetleri, yoğun nüfusa sahip şehir merkezlerindeki araç sayılarının azalmasına yardımcı olabilirler.

Sürücüsüz Otomobiller

Tesla ve diğer birçok otomobil üreticisi firmanın üzerinde çalıştığı sürücüsüz otomobiller de trafiksiz bir geleceğin mimarları arasında yer alabilirler. Şu anda büyük otomobil üreticileri, tamamen otonom olarak çalışabilen, yani başka bir deyişle insan bir sürücünün denetimine ihtiyaç duymadan sorunsuz bir şekilde seyahat edebilen otomobilleri gerçeğe dönüştürmek için çalışıyorlar.

Tam anlamıyla sürücüsüz olarak trafiğe çıkabilen araçlar ne zaman gerçeğe dönüşür ve ne zaman yaygınlaşır bilinmez, ancak bu araçlar bünyelerinde barındırdıkları sensörler sayesinde, trafikteki diğer araçlarla sürekli olarak iletişim halinde olacaklar ve bu da daha istikrarlı ve akıcı bir trafik akışının olmasını sağlayacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Apple Tarihin İlk 1 Trilyon Dolarlık Şirketi Olmaya Çok Yakın

  • Apple, tarihin ilk 1 trilyon dolar değerindeki şirketi olmaya çok yaklaştı. Üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını paylaşan şirket, yapılan açıklamayla beraber piyasa değerini 20 milyar dolar daha artırdı.
  • Apple’ın yayınladığı finansal rapolara göre şirket, 53,3 milyar dolar gelir elde etti.
  • İlgili yazı; Apple’ın iPhone Satışları Düşmesine Rağmen Şirket Gelir Rekoru Kırdı

Uzmanlar Apple’ın 3. çeyrekte hisse başına elde edeceği kazancın 2,18 doları geçmeyeceğini tahmin ediyordu. Tahminlerden daha iyi bir 3. çeyrek geçiren Apple, 41,3 milyon adet iPhone modeli satmayı başardı.

Teknoloji devi Apple’ın finansal sonuçlarını açıklamasıyla beraber hisseleri yüzde 2.5 arttı ve piyasa değeri 935 milyar dolara ulaştı. Geçtiğimiz dönemlerde Apple’ın 1 trilyon dolarlık ilk şirket olamayacağı söylentileri dolaşıyordu. Ancak şirket açıkladığı başarılı finansal çeyrek raporlarıyla tarihin ilk 1 trilyon dolarlık piyasa değerine sahip olacağa benziyor.

Apple’ın yayınladığı finansal rapolara göre şirket, 53,3 milyar dolar gelir elde etti. Geçtiğimiz yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında gelirlerini yüzde 17 artıran Apple, Nisan-Haziran döneminde hisse başına 2,34 dolar kazandı.

Uzmanlar Apple’ın 3. çeyrekte hisse başına elde edeceği kazancın 2,18 doları geçmeyeceğini tahmin ediyordu. Tahminlerden daha iyi bir 3. çeyrek geçiren Apple, 41,3 milyon adet iPhone modeli satmayı başardı.

Toplamda 56,55 milyon adet ürün sattı

41,3 milyon adet satılan iPhone modellerinden satış başına ortalama olarak 724 dolar elde edildiğini de ekleyelim. Paylaşılan verilere göre 11,55 milyon adet iPad paylaşan şirket, 3,7 milyon adet ise Mac modeli satmayı başardı. Gelirlerdeki en büyük artış ise Apple’ın sunduğu servislerden geldi.

2017 yılının aynı dönemi ile kıyaslandığında yüzde 31 oranında artış yaşayan servis gelirleri 2018 yılında 9,6 milyar dolar seviyelerine kadar çıktı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link