LG Electronics Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Başkanı Kevin Cha’dan Nesnelerin İnterneti Teknolojileri Üzerine

Günümüzde teknolojik gelişmeler sadece insanlara daha iyi bir hayat sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda heyecan verici yeni ürünleri merakla bekleyen kullanıcıların yaşam tarzlarını da şekillendiriyor. Bu inovasyonlardan bazıları oldukça hızlı bir şekilde hayatımıza giriyor ve iş yapış şekillerimizi de değiştiriyorlar. Bazı konseptler ise yakın gelecekteki üç boyutlu gerçekliğimizde yer alacaklar ya da alamayacaklar.

Yakın zaman önce Nesnelerin İnterneti (IoT) konseptinin birçok yeni inovasyona yol açacak bir dalga yaratacağını ve bu şekilde hızlıca yayılacağını konuşuyorduk. Nesnelerin İnterneti’nin bu hızlı gelişiminin getireceği devrim ise çok uzakta değil. Nesnelerin İnterneti konsepti gelirleri ve verimliliği artırmanın yanında birçok farklı sektörün iş süreçlerinde yaşadığı sorunları çözmek için önemli bir kaldıraç etkisi yaratıyor.

Nesnelerin İnterneti kavramı yaklaşık 10 yıldır hayatımızda olmasına rağmen, son 20 yıldaki iki büyük gelişme Nesnelerin İnterneti’nin paradigma değiştiren bir fenomen olarak ortaya çıkmasını sağladı. Bunlardan ilki mobil cihazlar ve uygulamaların kullanımının inanılmaz derecede artışı ikincisi ise kablosuz ağların yaygınlığının oldukça yüksek olması.

Hâlihazırda başlayan Nesnelerin İnterneti çağıyla birlikte artık odak noktasını bağlantılı cihazlardan ziyade bu cihazlarla verilen hizmetlerin nasıl daha gelişmiş hale getirileceğine kaydırmak gerekiyor. İnternet teknolojisinin ilk zamanlarında modemler, yönlendiriciler, bağlantı ve ISP (İnternet Hizmet Sağlayıcılar) gibi kavramlar oldukça popülerdi. Günümüzde ise herkes bu cihaz ve teknolojilerden ziyade internetin hayatımızda nasıl bir yer kapladığıyla ilgileniyor.

Endüstrideki gelişmelere göre dünya nüfusunun yüzde 40’ından fazlası internet erişimine sahip. Birkaç yıl önce ise bu sayı yüzde 1’den daha düşüktü. Bu hızlı artışın altındaki en önemli neden ise herkesin internetin gücü ve kapasitesi konusunda büyük bir farkındalık yaşaması.

Küresel çaptaki ağ teknolojisi devlerinin ölçümlerine göre günümüzde 15 milyar olan dünya çapındaki bağlantılı cihaz sayısı 2020 yılında 50 milyara ulaşacak. Hatta daha da iyimser tahminlere göre yine aynı dönemde bağlantılı cihaz sayısı 200 milyara ulaşabilir.

Diğer taraftan araştırma şirketi IDC’nin verilerine göre günümüzde 656 milyar dolar olan küresel çapta Nesnelerin İnterneti cihazları ve hizmetlerine yapılan harcama 2020 yılında 1.7 trilyon dolara ulaşacak. Tüm bu bağlantılı cihazların bu hızlı artışı karşılayabilmek için ağ donanımı, yazılım ve işlemcilerinin optimize edilmesi gerekli. Bu talebi karşılamak ve Nesnelerin İnterneti sistemlerinin kurulumları için ölçeklenebilir çözümler, kümelenen verilerin analizi için analitik sistemler ve güncel tehditleri engellemek için gelişmiş siber güvenlik porföyü de ağ teknolojisi üreticileri tarafından sunuluyor.

Önümüzdeki döneme bakacak olursak dünya yakın zaman içinde tamamen internete bağlı olan günlük nesnelerle dolacak. Nesnelerin İnterneti konsepti ise birçok iş alanı için yeni fırsatlar sunacak. Nesnelerin İnterneti uygulamaları sıradan ya da içgörü sahibi olması fark etmeksizin her endüstride iş süreçlerinin her seviyesinde kendine yer bulacak.
Tüm dünya Nesnelerin İnterneti teknolojilerini izliyor. Birçok gösterişli cihaz büyük etkiler yaratsa da insanların asıl görmek istedikleri şey, kol saatiyle bağlantılı hale gelen bir akıllı telefonun ya da üzerinde tablet bulunan bir buzdolabının hayatlarına katacağı anlamlı değişimler. Geçtiğimiz birkaç yılda Nesnelerin İnterneti inovasyon için slogan bir sözcük ve her şeyi daha bir hale getirmek için yeni bir çağın başladığını gösterir hale geldi.

Nesnelerin İnterneti konsepti birçok işletmenin karşılaştığı sorunlarla ilgili sunduğu cevaplar sayesinde bu problemlerin azalmasını ya da tamamen ortadan kaybolmasını sağladı. Bulut bilişim, akıllı şebekeler, nano teknoloji ve robotik gibi diğer teknolojik gelişmelerle karşılaştırıldığında girmek üzere olduğumuz Nesnelerin İnterneti dünyası çok daha verimli, üretken, güvenli ve kârlı bir ekonomik ortam sunuyor.

Nesnelerin İnterneti alanı içindeki yeni gelişmeler, son kullanıcı perspektifinden çok daha yüksek ölçekli faydalar sağlama ihtiyacını artıracak. Çok daha iyi yiyecek saklama imkânı sunan akıllı ev aletlerine sahip akıllı bir evin yaşam kalitemizi yükseltmesi ya da klima veya hava temizleyicilerin sahip olduğu kullanıcı verilerini daha iyi kullanarak daha temiz bir çevre ve sağlıklı yaşama sahip olmamızı sağlamalarını örnek gösterebiliriz.

Sektör uzmanlarının öngörülerine göre yakın gelecekte Nesnelerin İnterneti teknolojileri tarafından etkilenmeyen ya da değişime uğramayan hiçbir sektör kalmayacak. Nesnelerin İnterneti yakın zamanda tüm operasyonlar için zorunlu hale gelecek. Aynı zamanda gelecek yıllarda bu sektörler, Nesnelerin İnterneti’nin sunmayı vaat ettiği avantajların gerçekleşmesi için de destek olacaklar.

Nesnelerin İnterneti’nin küresel çapta yeni bir ekonomik çağ başlatacağından hiçbir şüphe yok. Nesnelerin İnterneti’nin sunacağı avantajlar, mevcut ekonomik modeller ve süreçler üzerine basit geliştirmeler olmaktan ziyade tamamen bu süreçleri dönüştüren bir kapsamda yenilikler sunuyor. Nesnelerin İnterneti ekonomisi şirketlerin üretimi, fonksiyonu ve davranışlarında devrimsel etkiler yaratacak. Bu değişim ise bundan önceki tüm endüstriyel devrimlerden çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşecek.

Bu yıl en çok etki yaratan teknolojik kavramlar arasında yer alan Nesnelerin İnterneti hakkında, etkisinin nasıl en üst seviyeye çıkarılacağı ve en büyük faydanın nasıl elde edileceği konusunda bazı tartışmalar da devam ediyor. Nesnelerin İnterneti platformları tarafından üretilen oldukça yoğun bilgi seliyle birlikte robotik ve yapay zekâ sektörlerinin de yükselişe geçeceğini göreceğiz.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Marlboro’yu Batmaktan Kurtaran “Efsane” Strateji

Kesin olarak doğruluğundan emin olamasak da Marlboro’nun batmaktan kurtulabilmek için çok uzun yıllar önce  yaptığı viral bir kampanya hikayesi var. O yıllarda böyle bir kampanya yapılmışsa eğer amacından mütevellit duyurulmaması çok makul. Ancak bahsedilen kişinin Philip Morris olması işleri biraz karıştırıyor. Biz efsaneyi size anlatalım doğrulamak veya yalanlamak size kalmış. 

Gerilla Pazarlama Dehası

Hikayeye göre Marlboro firması ilk kurulduğunda işleri hiç de yolunda gitmiyormuş. Şirketin iflasın eşiğinde olduğu günlerden adamın biri, bir teklifle çıkagelmiş: “Satışları bir ayda üç katına çıkartırım. Bunun karşılığında da şirkete %50 ortak olurum. Bu vaadimi gerçekleştiremediğim takdirdeyse ömrümün sonuna dek fabrikanızda bedavaya tütün sararım.” 

Zaten çıkmaz sokakta olan Marlboro sahipleri, “Bir haftaya kadar iflas bayrağını çekeceğiz, kaybedecek bir şeyimiz yok” deyip, bu teklifi kabul etmişler. Adam hemen kolları sıvamış; şirketin deposuna inmiş, binlerce boş Marlboro kutusu ayağıyla tek tek ezmiş. Bir gece herkes evinde uyurken, kendisine tahsis edilen uçaktan tüm Kuzey Amerika şehirlerinin üzerine bu kutuları bırakmış. Sabah uyananlar, sokaklarda boş Marlboro paketlerini görünce “bu kadar çok tüketildiğine göre iyidir” diye düşünerek Marlboro satın almaya yönelmişler.

Bu cin fikirli adam böylece, kârını üç değil beşe katlayan şirketin ortağı oluvermiş. Peki bu gerilla pazarlama dahisi kimmiş dersiniz? Evet, bu adam Philip Morris imiş.

Hakiki Philip Morris 

Philip Morris (1835–1873)

Bu hikaye ortaya atılırken gerçeklikten ne kadar sapıldığını görmek için küçük bir araştırma yapmak yeterli oluyor. Zira Almanya’da İngiltere’ye göçen bir ailenin oğlu olarak 1835’te Londra’da doğan Philip Morris, yaşamı boyunca hiç ABD’de bulunmuyor. Morris, 1854’te Londra’da kendi ürettiği sigaraların satışına başlıyor. 1873’teki ölümü üzerine şirketin idaresini eşi Margaret ve kardeşi Leopold devralıyorlar. 

Şirket hisselerinin Amerikalı ortaklarca satın alınması, logosunun değiştirilmesi ve üretimin Londra’dan, Amerika’nın Virginia eyaletine taşınmasıysa 1919 yılını buluyor. Yani Philip Morris’in ölümünün üzerinden yaklaşık yarım yüzyıl geçtikten sonra. Marlboro markasıysa 1924 yılında ortaya çıkıyor ve zamanla şirketin en önemli markası haline geliyor.

İnternette; Forbes’a göre, günümüzdeki net değeri 176 milyar dolar olan şirketin doğuşuna dair türetilen bu efsanenin daha uç versiyonlarını bulabilmek de mümkün. Aşağıda, şirketi batmaktan kurtaran Philip Morris’in aslında 19. yüzyılda Osmanlı topraklarında doğmuş, Manisalı hayırsever iş adamı Moris Şinasi olduğunu iddia eden videoya ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kodak’tan Fotoğrafçılara Özel Kripto Para Birimi

Kripto para çılgınlığına Amerikan şirketi Kodak da dahil oluyor, hem de fotoğrafçılara özel geliştirilmiş bir kripto para versiyonuyla.

Şirket, geçtiğimiz salı günü yaptığı duyuruda WENN Digital ile işbirliğine giderek “KODAKCoin” isimli kripto para birimini tasarladıklarını; bu yeni sanal para biriminin “fotoğrafçılar ve ajansların elini, telif hakları konusunda daha da güçlendireceğini” ifade etti.

Bu fotoğraf-odaklı “Bitcoin” versiyonuna KODAKOne isimli yeni oluşturulan bir platform eşlik edecek. Bu platform, sürekli web-crawling yaparak sistemdeki şifrelenmiş eserleri izleyip koruyor olacak.

Platformun lisanssız görsel kullanımını tespit etmesi halinde, Kodak kullanıcılarını bu doğrultuda ödüllendirecek.

Şirket CEO’su Jeff Clarke şunları söylüyor: “Teknoloji sektöründeki birçokları için “kripto para” ve “blok zincir” moda sözcükler haline geldi fakat uzun zamandır eserlerinin kullanımını denetlemek konusunda sorun yaşayan fotoğrafçılar için bu kelimeler, içinden çıkılmaz görünen bir sorunun çözümü için birer anahtar olacak.”

WENN Digital CEO’su Jan Denecke, bu yeni platformu kullanacak fotoğrafçıların, eserlerinin kullanımından doğacak gelirleri güvenilir bir yolla temin etmesinin önemine dikkat çekerek, KODAKCoin platformunun tam olarak bu güveni sağlayacağını ifade ediyor.

Denecke, “KODAKCoin, platformu kullanan fotoğrafçılara en yüksek uyum standartlarına tabi olarak, adil şekilde ödeme yapacak ve güvenli telif hakkı yönetimi sayesinde yepyeni bir gelir şekli sunuyor olacak.“ diye ekliyor.

TechCrunch’ın haberine göre,  şirketin hisseleri bu duyurunun ardından adeta fırlayarak %44 değer kazandı.

KODAKCoin resmi olarak 31 Ocak’ta ABD, Birleşik Krallık, Kanada ve diğer seçili ülkelerde piyasaya sunulacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link