Volvo ve Sky Atlantic’ten Bir Yaşama Tutunma Hikâyesi: Müziğin Gücü

Bir gün öleceğini bilerek, yani sınırlı bir hayata sahip olduğunun bilincinde olarak yaşayan tek canlı insandır. Diğer tüm canlılar ölümü ancak deneyimsel olarak kavrayabilirler ve buna tanık olsalar bile alt nesillere aktaramazlar. Bu yüzden insanı merkeze alan, yani insan odaklı her şey, gerçek bir hikâyeye dayandığında çok daha vurucu, unutulmaz ve anlamlı olur. Volvo ve Sky Atlantic’in Birleşik Krallık’ta çektiği video da bunu kanıtlıyor.

Aklın Müziği (Music of the Mind) adlı kısa filmde, bir zamanlar genç ve yetenekli bir müzisyen olan Rosie Johnson’ın, müziğin gücüyle yeniden yaşama tutunması konu edilmiş. 1988 yılında geçirdiği korkunç trafik kazasına kadar Galler Ulusal Operası Orkestrası’nda (Welsh National Opera Orchestra) keman çalan Johnson, kaza nedeniyle ağır yaralanmış ve beyni büyük hasara uğramış.

Johnson’ın henüz 19 yaşındayken kemanıyla verdiği poz.

7 ay süren koma döneminin ardından hayatta kalsa da hareket etme ve konuşma yetilerini bütünüyle kaybeden şanssız müzisyen, bugüne dek bir gün tekrar müzik bestelemenin hayâlini kurmuş. Annesinin yardımıyla birkaç piyano notasını hatırlamayı başarsa da hayalini gerçekleştiren, bilgisayarlar üzerine çalışan Prof. Dr. Eduardo Reck Miranda olmuş.

Volvo ve Sky Atlantic’in destek verdiği 7 dakika 25 saniyelik film, işte bu inanılmaz öyküyü anlatıyor. İzleyiciler, bu gerçek hikâyeye Rosie Johnson’ın orkestradaki yıllarındaki arkadaşının anlatımıyla tanık oluyor. Yeteneğiyle parlak bir kariyer vadeden Johnson’un kazayla alt üst olan yaşamını gördükten sonra, profesör Miranda’nın geliştirdiği ve beyin dalgalarını okuyarak bunu notalara döken teknolojiyle imkânsızı başardığını seyrediyoruz. Elbette 29 yıl önceki arkadaşını yine o sahnede, Johnson ile birlikte görüyoruz ve Johnson’ın yüzündeki mutluluğa ortak oluyoruz.

Uluslararası yaratıcı ajans Grey’in Londra ekibi tarafından hazırlanan videonun yönetmenliğini Pulse Films şirketinden D.A.R.Y.L. üstlenmiş. Volvo bu videodaki görünürlüğünü oldukça hassas ve doğru bir şekilde planlamış. Filmin doğal olarak getirdiği duygusal havayı bozmadan, göze batmadan, çok ince bir şekilde kendini göstermiş. Projenin diğer destekçisi olan televizyon ağı Sky Atlantic ise üzerine düşeni fazlasıyla yapmış ve videoyu, Birleşik Krallık’taki yayın haklarına sahip olduğu Game of Thrones’un yeni bölümünün başlayacağı akşam yayınlamış.

Rosie Johnson’un yüzündeki gülümsemeyi gördüğümüzde, Volvo ve Sky Atlantic ikilisinin ne kadar doğru ve duyguları tam 12’den vuran bir iş yaptığının farkına varıyoruz.

Bu son derece duygusal ve incelikli çalışmayı değerlendiren Grey London’ın yaratıcı yönetmeni Andy Lockley ise insan odaklı inovasyonun ne kadar heyecan verici boyutlara ulaşabileceğini gösteren, dikkat çekici bir öykü anlattıklarını söylüyor. Lockley, arabalarının tasarımında “insan”ı ön planda tutan ve filmin yansıttığı değerleri paylaşan Volvo’nun bu işte yer almasının oldukça önemli olduğunu belirtiyor.

Konuya Volvo açısından baktığımızda, aslında markanın insana dokunan çalışmalarda yer almada oldukça deneyimli olduğunu söyleyebiliriz. Yaklaşık üç ay önce yayınladığımız bir yazıda, Volvo’nun kazadan sağ kurtulan müşterilerini işe aldığını yazmıştık. Söz konusu yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Efsane Olmuş Reklam ve Pazarlama Kampanyalarının Başarı Stratejileri

Nike – Just Do It

Bir zamanlar, Nike’nin ürünü neredeyse sadece maraton koşucularına yiyecek ve içecek olduğunu biliyor muydunuz? Ardından, bir fitness çılgınlığı ortaya çıktı ve Nike pazarlama departmanı üyeleri, ana rakibi Reebok’u geçmeleri için bu avantajdan yararlanacaklarını biliyorlardı. Böylece 1980’lerin sonunda Nike “Just Do It”i yarattı. Just Do It sloganının bir idam mahkümunun son sözünden esinlenilerek ortaya çıktığını daha önce sizlerle paylaşmıştık. 

1988’de Nike satışları 800 milyon dolardı; 1998’de satışlar 9,2 milyar doları aştı. “Sadece yap” sloganı basit ve kısaydı ancak insanların egzersiz yaptıklarında hissettikleri her şeyi kapsıyordu. Beş mil yürümek istemiyor musun? Sadece yap. Dört adım merdivenle çıkmak istemiyor musun? Sadece yap. Bu, hepimizin bağlantı kurabileceği ve herkesi harekete geçirebilecek bir slogandı. Hala da öyle. 

Volkswagen: Think Small

Valkswagen’in “Think Small” kampanyasını birçok pazarlamacı altın standart olarak değerlendirir. Doyle Dane & Bernbach’daki efsanevi bir reklam grubu tarafından 1960’da kurulan kampanya, bir soruyu yanıtlamak için yola çıktı: İnsanarın algılarını yalnızca bir ürüne karşı değil, aynı zamanda bir grup insana göre nasıl değiştirebiliriz?

Amerikalıların büyük araba sevme gibi bir özellikleri vardı ve 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki 15 yıl içinde küçük Alman arabalarını almıyorlardı. Ancak bu Valkwagen reklamı bu algıyı “Küçük olduğumu mu düşünüyorsun? Evet öyleyim.” diyerek değiştirdi.

Bu kampanyanın çıkış noktası ise: “Şirketinizi, ürününüzü ya da hizmetinizi bir şeymiş gibi satmaya çalışmayın. Müşteriler dürüstlüğü sever ve takdir eder.”

Apple: Get a Mac

Mac ile PC arasındaki tartışmalar Apple için en başarılı kampanyalardan biri haline geldi ve ilk yılında % 42 pazar payı artışı yaşadı. Kampanya Mac’i takip edenlere ürün hakkında aşırı ayrıntıya girmeden  bilmeleri gereken her şeyi anlatıyor.

Bu kampanyanın başarısının sırrı ise “İnsanlar her zaman ürününüz şaşırtıcı olduğu için onu satın almaz. Bunun yerine, ürününüzün faydalarını birbiriyle ilişkili olarak açıklayın, böylece tüketiciler onu kullanırken görebilir.”

Clairol: Does She or Doesn’t She?

Bir saç boyası markası olan Clairol 1957’de bu soruyu ilk kez yanıtladığında, 15 kişiden sadece 1’i suni saç rengi kullanıyordu. Sadece 11 yıl sonra, TIME Dergisine göre, cevap 1/2 idi.

Clairol diğer markaların pazarlama taktiktiğinin tam tersini yaparak başarılı oldu. Normalde bir marka ürününden memnun kalan kişilerin markayı diğer insanlarla paylaşmalarını bekler ancak Clairol ürünün doğallığının göstergesi olan kadınların saç boyası kullanmamış gibi davranmalarını istiyordu. “Kendi saç renginiz gibi doğal” ileitişimiyle yola çıkarak ürününün satışlarını arttırdı.

Bu stratejinin başarılı olmasındaki nokta ise: ” Bazen insanlara ürününüzün başarısını sadece göstermeniz yeterlidir. Göstermek söylemekten daha etkili olur.”

California Milk Processor Board: Got Milk?

Kaliforniya Süt İşlemci Kurulu’nun “Got Milk” sayesinde Kampanya, California’daki süt satışları sadece bir yılda% 7 arttı. Ancak etki, eyalet sınırlarının ötesine geçti ve bugüne kadar milyonlarca “Got ….” sloganı türemesine neden oldu. 

Bu kampanya dikkat ederseniz süt içmeyen insanları hedeflemiyor. Yani zaten süt tüketen insanlara odaklanıyor. Burdan çıkarabileceğimiz pazarlama stratejisi ise; “her zaman yeni müşteriler edinmek zorunda değilsiniz. Var olan hedef kitlenize ürününüzü daha sık kullandırabilirsiniz.”

Procter & Gamble (P&G): Thank You, Mom

P & G, Olimpiyat sporcularının öykülerinin arkasındaki hikayeleri, bu dünya çapındaki sporcuları ömür boyu sürdürecek destekleyici annelerin hikayelerini, anlattı. Anneler bu zorlu ve uzun yol boyunca çok fazla çamaşır yıkama ve temizlik yapmak zorundaydı ve muhtemelen P & G ürünleri kullanıyordu.

Bu reklamın stratejisi çok basit ve reklamların çoğuyla aynı: “Duygusal pazarlama.” Ancak bunu oldukça başarılı bir biçimde öne çıkarmışlar ve bunu insanların hayatlarına dokunarak yapmışlar.  “Duygusal ve nostalji pazarlaması, insanları satın alma seçenekleri haline getirmek için güçlü taktiklerdir; bu nedenle, ürününüzün veya hikayenin ardında daha büyük, daha evrensel bir hikaye varsa, içeri girip ön plana çıkarın.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Barcelona Oyuncuları Beko İle Mutfakta

Birkaç gün önce Beko‘nun Barcelona‘nın üç ana sponsorundan biri olarak sponsorluk sözleşmesini 3 yıl daha uzattığını sizlerle paylaşmıştık. Yenilenen anlaşma kapsamında, Beko logosu FC Barcelona formasının sol omzunda yer almaya devam ederken, Beko dünya çapında 300 milyonu aşkın taraftarı bulunan FCB’nin Resmi Ev Aletleri ve Resmi Antrenman Ortağı da oldu.

Bu sponsorluk kapsamında Beko ve FCB’nin kısa süre önce duyurduğu küresel sosyal girişimi ‘Şampiyonlar Gibi Beslen’ (Eat Like a Pro) projesi de yeni sponsorluk döneminin temel odaklardan biri olacak. ‘Şampiyonlar Gibi Beslen’ girişimi, çocukların hayran oldukları sporcuları örnek alarak sağlıklı beslenmelerini ve sporu hayatlarının bir parçası haline getirmeyi amaçlıyor. Beko, “Şampiyonlar gibi beslen” girişimine yönelik Barcelona futbolcularının yer aldığı bir reklam filmi de yayımladı.

Reklam filminde çocuğuna sağlıklı yemek pişirmek isteyen bir anne ve bundan memnun olmayan küçük bir çocuk görüyoruz. Anne çocuk için brokoli pişireceğini söylediğinde çocuk bundan hiç de memnun olmuyor. Ancak yemeği pişirme aşamasında mutfağa birden Barcelona’nın oyuncuları doluşuyor ve annenin yemek pişirmesine eğlenceli bir şekilde yardımcı oluyorlar.

Yemek pişirme kısmı çocuğun çok hoşuna gidiyor ve mutfaklarında olanları gülerek seyrediyor. Her şey bittiğinde son derecede sağlıklı olan yemeği önüne geliyor ve dünyanın en önemli oyuncularının annesiyle birlikte hazırladıkları yemeği afiyetle yiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link