Türkiye’nin Markalaşmış Sosyal Sorumluluk Projeleri 2

Türkiye’de pek çok şirketin tam anlamıyla kavrayamadığı bir bileşen olan “Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS)”, temelde markanın bir birey olarak yaşadığı toplumda öncelik olarak hassasiyetlere dikkat çekmek ve çözüm bekleyen problemler ile ilgili farkındalık yaratmak, çözümler bulmak adına gerçekleştirilen projeler ve geliştirilen stratejilerdir. Şirketlerin ürün ve hizmetleri dışında, tüketici ile samimi bağlar kurulması adına önemli bir fırsat olan KSS proje ve stratejileri, sürdürülebilirlik konusunda da markaya önemli katkılar yapmaktadır. Özellikle marka güveni ve imajının inşasında, KSS stratejileri büyük ölçüde artı değerler katabilir.

Tabii ki, KSS iki yüzü keskin bir bıçak gibidir. Bu yüzden KSS projeleri markaya bazen olumsuz katkılar da yapabiliyor. Olumsuz geri dönüşlere sebebiyet vermemenin en önemli yolu, samimiyet.  Şirket/marka çıkarını projenin sorunların çözümleri konusundaki çıktılarını daha çok önemseyen markalar, bu konuda baltayı taşa vuruyorlar. Bu yüzden samimiyet noktasında pek çok marka, ciddi problemler yaşayıp olumlu katkı bekledikleri KSS projelerinden vazgeçmek zorunda kalıyor. Fakat bu tarz olumsuz örneklerin yanında, ülkemizde son 10 yılda çok önemli KSS projeleri ve kampanyaları gerçekleştirildi ve gerçekleştirilmeye devam ediyor.

Bugün Türkiye’nin önemli problemlerinin çözümü için kolları sıvayan pek çok marka ve şirket, gerçekleştirdikleri etkili projeler ile hem markalarına olumlu katkılar sağlıyor, hem de ülke problemlerinin çözümünde önemli yollar kat ediyorlar. Hatta öyle projeler var ki, artık kendileri marka olmuş ve milyonlarca liralık bağımsız bütçelere sahipler. Biz de bu yazımızda, artık herkesin gözü kapalı bildiği ve markanın önüne geçerek kendi markasını oluşturan bir kaç önemli KSS projesini gözden geçireceğiz.

Baba Beni Okula Gönder

13-Free-Vector-Infographics copy2004 yılında Doğan Gazetecilik’in başlattığı özellikle Milliyet gazetesi markasının öne çıkarıldığı  Baba Beni Okula Gönder projesi, Doğan Gazetecilik Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner tarafından ortaya çıkarılmış önemli bir proje. Projenin amacı; Türkiye’de ekonomik yetersizlik ve aile baskısı gibi nedenlerle okulla bağlantısını koparmak zorunda kalmış kızlarımızın yeniden okula kazandırılmasıdır. Özellikle ülkemizin doğu illerinde önemli bir problem olarak ortaya çıkan kız çocuklarının okullara gönderilmemesi durumunun aşılması için büyük farkındalıklar yaratan bu proje, ülkemizdeki KSS projeleri içerisinde en anlamlılarından biridir. Nitekim hükümet, iş adamları ve 300 binden fazla destekçisi tarafından verilen katkılar ile 8 yılın sonunda sorunların çözümünde önemli ölçüde yol alınmıştır. Milliyet ve Doğan Gazetecilik’in marka değerine de önemli katkılar yapan bu proje, 7’den 70’e herkes tarafından bilinen ve takdir edilen başarılı bir proje olarak günümüzün canlı KSS örneklerinden biridir.

Kardelenler

kardelenTürkiye’nin en eski KSS projelerinden biri olan “Kardelenler”, Turkcell’in gerçekleştirdiği en büyük etkiye sahip KSS kampanyası durumunda. 2000 yılında ilk adımları atılan projede amaç kız çocuklarına eğitimde fırsat eşitliği sağlamak idi. Özellikle 2007 yılında Süreyya Ciliv’in CEO olması ile hız kazanan projede, bugüne dek 100.000 burs verilmiş ve 28.000 kız çocuğuna ulaşılmış. Her yıl 10 bin kız çocuğuna burs verilen proje, meyvelerini de toplamaya başladı. Proje ile eğitim öğretim hayatını başarı ile bitiren 15.000 kız çocuğu mezun oldu. Turkcell’in Kardelenler dışında da, özellikle eğitim alanında gerçekleştirdiği pek çok proje mevcut, fakat “Kardelenler” 13 yıl sonunda Turkcell markasından bağımsız bir hal aldı, hatta National Geographic belgesellerine konu olan proje Türkiye’ye önemli artılar sağlayan bir KSS kampanyası olarak girişimlerine devam ediyor.

Temiz Tuvalet

opet2000 yılında tohumları Opet Yönetim Kurulu Üyesi Nurten Öztürk tarafından atılan, “Temiz Tuvalet” projesinin amacı, toplumda tuvalet temizliği konusunda farkındalık yaratarak, bu konu üzerinde hassasiyet uyandırmaktı. İşe ilk önce kendi istasyonları ve personelleriyle başlayan Opet, daha sonra köy ve kasabalarda halka, okullarda öğrenci ve öğretmenlere verilen eğitimler ve seminerler ile projeyi geniş kitlelere ulaştırmayı bildi. Toplamda 5.250 saat eğitim verilen proje, 72 ilde 7 milyonu aşkın kişiye tuvalet temizliği konusunda bilgilendirme yapmayı başardı. MEB, TCDD, İBB  başta olmak üzere pek çok kamu ve sivil toplum kuruluşu ile de ortaklaşa yürütülen eğitimlerde projenin hızla yayılmasını ve etkisinin artmasını sağladı. Ek olarak dağıtılan bilgilendirici broşürler ve el kitapçıkları ile de eğitimlere katılamayan halka ulaşıldı. Önemli ölçüde başarı sağlanan proje, aldığı pek çok KSS ödülü ile de başarısını taçlandırarak, KSS projeleri arasında kendisine önemli bir yer edindi.

Eti Çocuk Tiyatrosu

eti12 yıl önce Eti tarafından başlatılan “Çocuk Tiyatrosu” projesi, hayatlarına yeni açılımlar, yeni ufuklar sunarak yaratıcılıklarının gelişmesine katkıda bulunabilecek tiyatro sanatının çocuklarımız ile buluşturulmasını amaçlıyor. Onlara tiyatro salonlarında, en güzel anları, duyguları yaşatmayı hedefleyen proje bugüne kadar Türkiye’yi 8, KKTC’yi 6 kez dolaştı. 1.5 milyon çocuğu tiyatrolarda misafir eden “Eti Çocuk Tiyatrosu” Hakkari’den Edirne’ye, Lefkoşa’dan Üsküp’e yüz binlerce çocuğa tiyatro sevgisi aşılıyor. 2.000’den fazla tiyatro gösterimi gerçekleştirilen projede, çocuk oyunlarının dünya klasikleri sergileniyor. Türkiye’de gidilmedik il, ilçe kalmadığını belirten proje yönetimi, gelecek yıllarda hedeflerinin tüm köylere ulaşmak olduğunu belirttiler.

Aile İçi Şiddete Son

ais2004 yılında bugün olduğu gibi aile içi şiddet ülkemizin en büyük sorunlarından biriydi, fakat ana akım medyada bu sorun günümüzdeki kadar öne çıkmış değildi. Veya hükümet bu sorunla ilgili olarak, bugün atılan pek çok adımı atmamıştı. “Aile İçi Şiddete Son” projesi işte böyle bir dönemde kimsenin ağzına alamadığı bu büyük sorunu çözmek için yola çıktı. Sorun çok karmaşık ve sadece bir KSS projesi ile başa çıkılacak gibi değildi. Fakat projenin en büyük amacı da bu sorunun çözümü için farkındalık ve kamuoyu oluşturulmasıydı. Başarıldı ve sonunda hükümet, sivil toplum örgütleri ve diğer medya organları sorunun üzerine gitmeye karar verdiler. Kamuoyu oluşturulmasının dışında da, 9 yılda 13.500 mağdura destek verildi ve 1.500’den fazla mağdur güvenli yerlere yerleştirildiler. Türkiye’nin kanayan yarası olan aile içi şiddetin çözümüne önemli katkılar veren bu projenin daha sunabileceği pek çok katkı mevcut.

Sokakta İlk Adımlar

renaultRenault KSS projesini özellikle kendi alanında seçmiş ve yine Türkiye’nin önemli problemlerinden biri olan trafik kazalarını azaltmak için çocukların bilinçlendirilmesi gerektiğini düşünmüş. Bu sebeple “Sokakta İlk Adımlar” isimli projenin startı 2002 yılında verilmiş. Proje için oluşturulan kurumsal iletişim ekibi, toplamda 81 bin 836 km yol kat etmiş ve 1.200.000’den fazla öğrenciyi yol güvenliği eğitimleri ile buluşturmuş. Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, projenin en az üçte ikilik bölümünde kendisinin hep aktif olarak rol aldığını ve bunun başarılarında önemli bir etken olduğunu belirtti. Kendisi de gönüllü trafik müfettişi olan Aybar, projeyi bir lider olarak da gönül verdiği bir davanın çözümünde çok önemli görmüş ve her anında katkı yaparak, bugünlere gelmesini sağlamış. İkinci on yılda hedeflerinin 5.000.000 çocuğa ulaşmak olduğunu belirten Aybar, yol güvenliği eğitimleri ile çocukların bu konuda daha bilinçli halde yetiştiklerini söyledi.

Meslek Lisesi, Memleket Meselesi

mlmmTürkiye özellike son yıllarda nitelikli ara eleman problemi ile karşı karşıya. Bunun en büyük nedeninin ise meslek liselerinin 80’li yıllardan sonra önlerinin kesilmesi ve popülerliklerinin düşmesidir. Bu sorunun farkında olan ve Türkiye’de belki de ara eleman sıkıntısı çeken grupların başında gelen Koç Topluluğu, MEB’in başlattığı “Mesleki-Tekniki Eğitimi Özendirme Programı” çerçevesinde “Meslek Lisesi, Memleket Meselesi” kampanyasını başlatır. Kampanyanın hedefi, olanakları kısıtlı başarılı ilköğretim öğrencilerinin sanayi, bilişim ve hizmet sektörlerine eleman yetiştiren meslek liselerine girmelerinin burslar ile desteklenmesi ve ek olarak sunulan staj olanakları ile bilgi, beceri ve yeterliliklerinin artırılarak, ekonominin ihtiyaç duyduğu nitelikli teknik elemanların yetiştirilmesidir. Projenin startının verildiği 2006 yılından bu yana, 8.1118 öğrenci program dahilinde burs alıyor ve mesleki eğitimlerine devam ediyorlar. Bu öğrencilerin %80’ine staj olanağı sağlanmış durumda. Özellikle Koç Topluluğu, son 3 yılda projenin sadece kendileri ile sınırlı kalmaması için uğraş veriyor ve uyguladıkları modeli diğer şirketlere yaymaya çabalıyor. Bu sayede meslek liselerine verilen desteğin artmasını bekleyen topluluk, öğrencilerin meslek liselerini tercih etme oranlarını artırmayı hedefliyor.

Kaynak : Proje ve Şirket Web Siteleri
 Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği
İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

2 Comments

  1. böyle büyük firmaları bu kadar güzel projeler içinde görmek çok güzel… engelliler haftası olan 10-16 mayıs tarihlerinde kutlayacak olduğumuz ENGELLİLER HAFTASI ETKİNLİĞİMİZDE bizim çocuklarımızı da mutlu etmek onlara destek vermek katılımlarda bulunmak isterseniz sizleri KAZIM BEYAZ ÖZEL EĞİTİM MESLEKİ EĞİTİM MERKEZİ OKULU olarak davet ediyoruz…sevgiyle kalın..

Bir Cevap Yazın

Renklerle Pazarlama Sanatı 0

Değişen tüketici karakteri pazarlama dünyasını duyuların keşfine yönlendirmiştir. Tüketici görmek, işitmek, koklamak, dokunmak ve tatmak ister. Yüzde olarak duyuların oranları değişiklik gösterse de tüketicinin duyusal karakteri dikkate alınmalıdır. Duyuların harekete geçirilmesi tüketici ile marka arasındaki köprülerin kurulmasını sağlar.

‘’Duyusal markalandırma’’, marka ve tüketici arasında uzun soluklu marka sadakatinin oluşması için temel oluşturabilecek özelliğe sahiptir. Tüketicinin markaya yönelik alışkanlık kazanması için duyuları çok ince bir ayrıntıda kullanmak gerekir. Renkler görme duyumuza hitap etmekte ve hayatımıza anlam katarlar. Her şeyin simsiyah olduğu bir dünyada işletmeler de tüketiciler de heyecanını yitirecek ve hissizleşecektir. Dolayısıyla satın alma eylemlerimizde etkili olan renklerin ne anlama geldiğini anlamak oldukça önemlidir. Bu nedenle bazı temel renklerin tüketiciye hissetirdiklerini sizler için derledik:

Mavi

  • Okyanus rengini anımsatan mavi soğuk, sakinleştirici, rahatlık sağlayan vehuzur veren bir renktir.
  • Başarıyı çağrıştırır.
  • Sonsuzluk, otorite ve verimliliğin sembolü olan bu renkten yola çıkılarak tasarlanan logolar mavi renklidir.
  • Mavi ile  büyüklük vurgulanmaktadır.
  • Mavi yemek yeme ihtiyacını azaltan bir renktir.
  • Deterjan firmaları, yapılan araştırmalar sonucunda mavi rengin temizlikolarak algılandığını ortaya koymuş ve temizlik ürünlerinin ambalajlarında mavi rengi kullanmıştır. Benzer bir şekilde deterjan firmaları  kırmızı rengin  tehlike ,  sarı rengin ise mavi ile paralel şekilde tüketicilere  temizliğiçağrıştırdığını fark etmiştir.

Kırmızı 

  • Dinamik bir renk olan kırmızı hareket, girişkenlik, liderlik ve gücü temsil eder.
  • Kırmızının kan akışını hızlandıran ve nabzı yükselten bir renk olmasını fırsat bilen Levi’s, Nike ve Puma gibi spor malzemesi ve rahatlığı simgeleyen jean kıyafet satan firmalar kırmızı rengi logolarında ya da ürünlerinde kullanmıştır. Ayrıca spor arabalarda da göze çarpan ilk renk kırmızıdır.
  • Kırmızı renk iştah açıcı özelliğe sahiptir. Coca-Cola bunun en güzel örneğidir. Ayrıca Pizza Hut, McDonalds, Burger King ve Ülker gibi gıda ve fast food zincirinde lider olan bu firmalarda ürün ambalajlarında ve logolarında kırmızı rengi kullanmaktadır.
  • Kırmızı ‘’Zamanı unutun, iştahınız açılsın,  daha çok için ve uykusuz kalın’’mesajını vermektedir.

Sarı

  • Canlılığı, iyimserliği, coşkuyu ve hareketi vurgulamasına rağmen geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin rengidir. Örneğin ticari taksiler sarı renktedir çünkü geçici olarak taksiye ihtiyaç vardır ve trafikteki arabaların içerisinde sarı rengi ile anında dikkat çekerler.
  • Geçici bir renk olma özelliğinden dolayı bankalar sarı rengi tercih etmemeye dikkat eder.

Turuncu

  • Sıcak kanlı, girişken, yürekli, iyimser ve coşkulu bir renktir.
  • Turuncu renk bir ürün ya da marka da kullanılmışsa ürün ya da markanınherkes için olduğu imajını verir. Örneğin Pınar markası kaşar peynirlerin ambalajında turuncu rengi kullanmaktadır. Uludağ gazoz markası da turuncu rengi ambalajlarında en çok kullanan firmalardan biridir.
  • Turuncu rengin hakim olduğu işletmelere giren insanlar o kapıdan içeri rahatça girebileceklerini hissederler. Hollanda menşeli ING Bankası turuncu rengi logosunda, kartlarında ve banka içi atmosferde başarıyla kullanmaktadır.

Yeşil

  • Doğayı çağrıştıran bir renktir. Sessizliği , huzuru, iyimserliği  ve öz güvenivurgular. Doğadan markası bitki ve dökme çaylarının ambalajında yeşili kullanmaktadır.
  • Güven verdiği için bankalar tarafından tercih edilen bir renktir. Buna en iyi örnek Garanti bankası ve bankanın kullandığı yeşil yonca logodur.

Mor

  • Korku, stres ya da şok durumlarında tercih edilen bir renktir. Güvensizlik durumunda bu renk kullanılır.
  • Asalet ve kraliyet rengi olan bu renk yapılan bir araştırmada maddi durumu iyi olan ailelerin çocuklarının oyuncak seçiminde mor rengin baskın olduğu oyuncaklara yöneldiğini ortaya koymaktadır.
  • “Var mısın kalpleri yumuşatmaya?” sloganıyla herkesin duyarlı ve sevecenyönünü ortaya çıkarmaya çalışan Milka çikolata, ‘’ Kalpleri Yumuşatma Hareketi’’ni reklam kampanyasında  kullandığı mor renkli Milka ineği  ile insanları esprili ve sevecen bir dille birbirine yakınlaştırır. Çikolatayı bireysel tüketimden ziyade bir sosyalleşme aracı olarak gösterir.

Siyah                                                           

  • Oldukça güçlü bir renktir. Karanlığı ve geceyi çağrıştırmasından dolayı gizemli, güçlü, klas ve şık bir renk olarak algılanmaktadır. Pahalı ürünlerin rengi olan siyah, Mercedes ve  BMW gibi otomobil markalarının ağırlıkta kullandığı bir renktir.
  • Resmiyetin de rengi olan siyah makam arabalarında da tercih edilmektedir.
  • Ağır bir renk olan siyah düşme ya da batma izlenimi verebileceği için uçak ve gemilerde kullanılmamakta ancak tezat bir şekilde Japonya’da mutluluğun rengi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Pembe

  • Güven hissi verir. İngiltere’deki Boots ve Marks&Spencer mağazalarının çalışanları pembe renk kıyafet giymektedir.
  • Pembe renk özellikle kadınlara yönelik ürünlerde sıkça kullanılır. Bunun en güzel örneği tam anlamıyla kadınlara yönelik ürünler üreten ve pembe renk ile  tonlarını en iyi şekilde kullanan Victoria Secret’tır. Amerikalı kadınlar için güzelliğin her şey demek olduğunu kültür kodlarında çözen marka, iç çamaşırından oluşan ürün gamını genişletmiş parfüm, ruj ve benzeri kozmetik ürünleri de ürün gamına yerleştirmiştir.

Kahverengi

  • Kahverengi tutarlılığın, sürekliliğin ve zenginliğin sembolüdür. Toprak rengiolmasından dolayı insanlara güven veren bir renktir. Ev ve yemek sektöründe kullanılan bu renk sağlık, doğa ve organik ürünleriçağrıştırmaktadır.
  • Kahverengi iştah açıcı bir renk olmadığı için McDonalds gibi fast food ürünler satan firmalar mağaza içi dekorlarında kahverengi rengini kullanarak insanların hemen yemeklerini yiyip kalkmalarını sağlamakta  dolayısıyla hızlı yemek yeme konseptini güçlendirmektedirler.

Beyaz

  • Temizlik, parlaklık, sadelik ve masumiyetin simgesi olan beyaz, özellikle çocuk ve sağlık ürünlerinde kullanılır. İlaç kutularının çoğu beyaz renkli ambalajlardan yapılır.
  • İnsan gözü beyaz rengi hemen algılar dolayısıyla beyaz işaretlerde, paketlerde ve satış stantlarında zıtlık oluşturacak şekilde kullanılmaktadır.

Kriz Döneminde Ortaya Çıkan 5 Büyük Şirket 0

Kriz dönemlerinde kurulup, günümüze kadar var olan dev şirketlerin kısa ama etkili hikayeleri, riskler ve fırsatların nasıl kullanılması gerektiğini öğretiyor.

Büyük kriz dönemleri herkes için başarısızlık getirmiyor. Aksine krizi fırsat bilip, olumsuzluklarını lehine çeviren birçok kişi veya şirketin hikayelerine tanık oluyoruz.

Bugün kriz döneminde krizi fırsata çeviren ve günümüzde devleşen 5 şirketin kısa hikayesini sizlerle paylaşacağım. Benim yaptığım en net tespit, bu şirketlerin başında bulunanlar veya yönetimde büyük görev üstlenen kurucu isimler kesinlikle risk almaktan korkmuyor.

Her risk alanın başarılı olacağını var saymak veya her koşulda risk alınabileceğini düşünmek de büyük bir ahmaklık. Durum ve riski iyi analiz edip, orta yolu bulmak yapılabilecek en doğru hareket olsa da kriz döneminde ortaya çıkmak ve yıllar sonra dev şirketlere dönüşebilmek gerçekten büyük bir başarı.

Muhtemelen bu başarının en doğru formülü: risk, yaratıcılık, fırsat ve beceri.

Hewlett-Packard

Savaş krizi getirir, krizlerde her zaman iyi ya da kötü götürür ama bu herkes için geçerli değil!

Hewlett-Packard daha çok bilinen adıyla HP, bugün dünyanın en büyük bilgisayar donanım ve yazılım üretici şirketlerinden biri konumda yer alıyor. Şirketin adı kurucularının soyadlarının birleşiminden meydana geliyor. Stanford Üniversitesi’nden Bill Hewlett ve David Packard adında iki öğrenci tarafından 1939 yılında ABD’de bir evin garajında 538 dolar başlangıç sermayesiyle kurulan şirket küçük elektronik cihazların üretimini yapmaya başlıyor. İlk müşterilerinden biri de eğlence sektöründe dünyanın en büyük markalarından Disney oluyor.

Ne var ki, şirketin kuruluşundan birkaç yıl sonrası 40’lı yıllar savaş dönemine denk geliyor. II. Dünya Savaşı’nda Almanya zarar gören denizaltı filoları için askeri alanda radarlarla ilgili özel cihazlara ihtiyaç duyuyor. Bu anlamda kendini kısa sürede kanıtlayan Hewlett-Packard, savaşı ve savaşın olduğu kriz dönemini fırsata çeviriyor. Almanya’nın istediği cihazları başarıyla üreten HP, o yıllarda yaklaşık 45 kişilik bir kadroyla çalışmasına rağmen milyon dolarlık gelirler elde etmeyi başarıyor.

Ford Motor Company

Savaş sonrası yatırımcı bulmak mı? Kimileri için pek de zor görünmüyor.

İrlandalı bir mültecinin oğlu olarak ABD’de dünya gelen günümüzün büyük otomobil üreticileri konumunda bulunan Ford Motor Company’nin kurucusu Henry Ford, ABD’nin Büyük Buhran dönemi ve yeni biten İç Savaşı’nın hemen ardından otomobil üretebilmek için yatırımcı arayışına giriyor. Kriz dönemlerinde yatırımcı bulmak zorken; Henry Ford, 12 yatırımcıyı birden ikna ediyor. 1903 yılında 28 bin dolar başlangıç ​​sermayesi ile şirketi Ford Motor Company’i kuruyor ve şirket aynı yıl ilk otomobilini üretiyor.

I. Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan Amerika’daki Büyük Buhran yıllarında Amerika’daki birçok şirket gibi zor bir dönem geçirse de ayakta kalmayı başarıyor. II. Dünya Savaşı’nı da fırsata çeviren şirket tank üretimleriyle savaşlar öncesi dönemdeki popülerliğini geri kazanmayı başarıyor.

Pepsi

Krizleri herkesin fırsata çeviremeyeceğinin en önemli kanıtı.

Pepsi’nin hikayesi Şirketin kurucusu Caleb Bradham öncesi ve şirketin ticari ünvanını sonradan devralan Roy Megargel sonrası olarak iki döneme ayrılıyor.

Pepsi, Eczacı Caleb Bradham tarafından ABD’de kuruluyor ve ilk içecek 1898 yılında piyasaya sürülüyor. Pazarı elinde tutan büyük rakibi Coca-Cola’nın başarısı karşısında ilk etapta başarılı olan kurucu Bradham, 1923 yılında yüksek şeker fiyatları ve I. Dünya Savaşı sonrasındaki olumsuzluklarla mücadele edemiyor ve şirket iflas ediyor.

İflas eden şirketin ticari ünvanını satın alan Roy Megargel, dönem olumsuzluklarından dolayı şirketin 8 yıllık bir dönemden sonra tekrar iflas etmesine engel olamıyor. Son iflasın ardından tekrar kurulan Pepsi, sil baştan içeceği tekrar formüle ediyor. Rakibi Coca-Cola’nın 6 onzluk şişelerde 5 cente sattığı içeceklerinin karşısına aynı fiyata 12 onzluk şişeleri çıkarıyor. Pepsi, ekonomik kriz döneminde yaptığı kampanyalarla aradaki fiyat farkına sürekli göndermeler yapıyor. Bu dönemde popülerliğini artıran şirket 36-38 yılları arasında karını katlamayı başarıyor. Sonuç olarak şirket günümüzde hala ayakta.

McDonald’s

Her zaman her şey yolunda gitmiyorsa, çözüm bulmalı.

McDonald’s, II. Dünya Savaşı’nın başladığı yılın hemen ertesinde 1940 yılında ABD’de Richard ve Maurice McDonald tarafından küçük bir kafe olarak resmen kuruluyor.

Otomobil servisi o dönemlerde çok parlak iş fikirleri arasında yer alıyor. Richard ve Maurice McDonald kardeşlerde otomobil servisinin yanı sıra kafelerine yerleştirdikleri küçük masalara da servis yapıyorlardı. Kısa sürede popüler olan işletmeleri yıllık 200 bin dolara yakın satış yapıyordu. Fakat bir terslik vardı ve maliyetler çok fazlaydı. Müşteriler artıkça çalıştırılan garson sayısı da artıyordu. Aynı şekilde servis yavaşlıyor ve otomobil servisinde bekleyen araçlar yolu kilitliyordu.

Maliyetin sürekli yükselmesi ikiliyi tekrar düşünmeye itti. İşe mutfaktan başlayan McDonald kardeşler, servis pencerelerini genişleterek self servis yapmaya başladılar. Böylece garsonların bir kısmına artık gerek kalmamıştı. Kısa zamanda karton bardak ve paketlerle servise geçen  McDonald’s, bulaşıkları yıkayacak personel maliyetlerinden de kurtulmuştu. Onlar için tek sorun rakip kafelerle rekabet etmek gibi görünüyordu. Bu sorunu da kısa sürede çözdüler, önce menü alternatiflerini 10’a indirdiler böylece müşterilerdeki kafa karışıklığı azaldı. Ardından menülerin fiyatını yarı yarıya indirerek, rekabet edebilir hale geldiler. Menü fiyatları yarı yarıya indiğinde aynı şekilde maliyetin azaltılabilmesi açısından porsiyonlarda küçültüldü.

Sonuç olarak, McDonald’s bugün dünyanın en büyük restoran zincirlerinden biri konumunda. İstatistiklere göre Amerikalıların %98’i her yıl en az bir kere bu restorana gidiyor.

Adidas

Hayaller yarım kalınca tamamlama arzusu ne krizi, ne de savaşı tanımıyor.

I. Dünya Savaşı’nın ardından Almanya’da durumlar oldukça kötüydü. Alman ekonomisi, sefalet, işsizlik ve krizlerle boğuşur durumdaydı. 1920 yılında kriz ortamında Dassler kardeşler geçimlerini sağlayabilmek için ayakkabı atölyesi kurdular.

Kardeşler, 1924 yılında 12 işçiye sahip “Dassler kardeşlerin ayakkabı fabrikası” adlı şirketi faaliyete geçirdiler. Bu dönemde 200,000 çift ayakkabı satmayı başaran Dassler kardeşler, II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla cepheye yollandı.

Savaşın ardından her şeye sıfırdan başlayan kardeşler yeniden işe koyuldu.

1948 yılında iki kardeş arasında çıkan fikir ayrılığı bugün dünyanın en büyük iki spor markası Adidas ve Puma’nın ortaya çıkmasını sağladı. Kardeşlerden Adolf Dassler Adidas’la, Rudi Dassler ise Puma ile yollarına devam etme kararı aldılar. Bazı kaynaklara göre iki kardeş bu ayrılıktan sonra bir daha hiç konuşmamış. Belki de iki büyük marka arasındaki dev rekabetin altında yatan gerçek neden budur.

Kaynak: ekonomist.co
GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link
DIGITAL EXCELLENCE PROGRAM 

Dijital Mükemmelliği Yakalayın!

KAYDOL
close-link