Şirketlerin Halkla İlişkiler Departmanına İçeriden Bakış !

Kafelerde bulunan karşılama sorumlularının, otellerdeki rezervasyonları organize eden personelin, restoranlarda “hizmetimizden memnun kaldınız mı” anketlerini yapan arkadaşlarımızın “Halkla İlişkiler Personeli” ismiyle anılmasıyla birlikte Halkla İlişkiler Uzmanlarımıza yeni bir tanımlama yapmak gerekliliği ortaya çıktı.

Üstelik iş ilanlarında  “Halkla İlişkiler Uzmanı” olarak aranan personel tanımının içinde “Gelen müşterilerin memnuniyetlerini gözetmek, satışa destek olmak, fuar, tanıtım çalışmalarında standta görev alarak satış faaliyetlerinde bulunmak vb.” açıklamalarının yer almaya başlamasıyla, bu gereklilik bir ihtiyaca dönüştü.

İletişim Fakültesi’nde bu işin eğitimini alarak, kurumların, pazarlama iletişim planlarını uygulamaya koyan,  şirket pazarlama stratejilerini hem kurum içi çalışanlara, hem tedarikçilere, hem de müşterilere yansıtmak üzere bilgiye dayalı olarak işini yapan kişilere kurumsal iletişim uzmanı ve bu kişilerce yönetilen bölüme de “kurumsal iletişim departmanı” adı verildi.

pulblic-relations

Günümüzde bazı firmaların hayati ihtiyaç duyduğu bu departman ya da kişilerin görevleri, bazı kurumlarda (çoğunlukla orta ölçekli) ise genellikle şirket içi çalışanlara paylaştırılmaya çalışılmakta.

“Kurumsal İletişim” Departmanı açarak içeride uzman ya da ekip çalıştıran işverenlerinse kafasındaki en büyük sorular şöyle:

“Şimdi bu krizin içinde bir de bu departmana mı para ödeyeceğiz? Ne iş yapıyorlar ki? Daha önce bu işleri kim yapıyorsa yine onlar yapsa olmaz mıydı?”

İşte bu şekilde düşünen işverenlerimize bir müjdem var!

Eğer aşağıda sıralayacağım işleri her an takip eden başka bir ekip yaratabiliyor veya bu işleri başka çalışanlarınıza devredebiliyorsanız, üstelik devrettiğiniz kişiler bu sıralanan işleri takip ederken kendi sorumluluklarını ihmal etmemeyi başarıyorlarsa,

Veya

İletişim stratejilerinizi uygularken olası risklere karşı bizzat kendiniz sorumluluk alabiliyorsanız, kaldırın bu departmanı gitsin..

Devredeceğiniz kişiler;

  • Sabahları ofise gelir gelmez tüm gündemi takip ederek ve sektörünüzdeki lider markanızın ya da rakiplerinizin haberlerini inceleyerek yeniliklere göz atabiliyor ve gündemle ilgili konularda firmanıza ait PR fırsatı olup olmadığını takip edebiliyorsa,
  • Sonrasında kurumunuzun tüm departmanlarında kısa bir tur atarak sadece selamlaşarak ve sıcak bir gülümsemeyle “kolay gelsin” diyebiliyorsa,
  • Şirket içerisinde bulunan tabela, reklam, asılı görsel vb. içeriklerin güncelliğini kontrol edebiliyorsa,
  • Stratejilerinizi belirlerken, satış ve pazarlama departmanıyla yaptığınız toplantılara katılarak, pazarlama stratejinizde kullanılacak iletişim kriterlerini belirlemenizde yol gösterici oluyor ve önümüzdeki dönemde nelerin trend olacağı ve hangi kanallara bütçe ayrılması gerektiği konusunda sizi yönlendiriyorsa,
  • Şirket çalışanlarının şirket içi dedikodulardan uzaklaşıp, iş geliştirmeye yönelik sohbetleri için onları motive ediyor ve uygun platformları sağlayabiliyorsa,
  • Çalışanları, pazarlama stratejileri konusunda bilgilendiriyor ve profesyonel bir şekilde açık iletişim yöntemini benimseyerek, en üst düzey yönetimle onların arasında köprü olarak çalışanların firma aidiyetini geliştiriyorsa,
  • Reklam ajansınıza yapacakları çalışma veya kampanyalarda, planlamanıza uygun brief yazarak gerçekten ne istediğini detaylıca anlatabiliyor ve yazılan briefin üstüne ajansın tek bir soru sormasına bile gerek kalmıyorsa,
  • Dijital dünyayı takip ederek, firmanın iletişim stratejisine uygun kanalları bulabiliyor ve trendlerle ilgili ajansınızdan raporlar isteyebiliyorsa; Reklam ajansınıza firma pazarlama planlarını aktararak yapılan görsel içeriklerin plana uygun olup olmadığının ve hedef kitleniz üzerinde doğru algı yaratılması konusunun kontrolünü sağlayabiliyorsa,
  • Medya ile olan ilişkilerini dengede tutarak, firmanızın haberlerinin önce yayınlanması ve en önemlisi doğru yayınlanması konusunda hassas davranabiliyorsa,
  • Şirketinizin finansal dengesi dışında iletişim kaynaklı oluşabilecek riskleri ön görebiliyor ve sebepleriyle size sunabiliyorsa; olası kriz dönemlerinde uygulanacak operasyonları tüm şirket çalışanlarına ve diğer sosyal paydaşlarına doğru bir şekilde aktarabiliyorsa,

Galiba haklı olabilirsiniz.

Tek yönlü tanıtım ve reklam stratejisinin artık bittiğinin her platformda söylendiği şu günlerde, firmanızın tüm sosyal paydaşlarına tek bir dilden hitap edebilmesi ancak profesyonel bir iş gücüyle mümkün olabilir. Ben “ bu maddelerin hepsini içeride çalışanlara devrederim, bizim pazarlamadaki çocuklar soysal medyadan da anlıyor” diyorsanız ve yapılmadığında da “sonuçlarında ne olabilir ki?” düşünceleri aklınızdan geçiyorsa,

Siz gerçekten boşa para harcamayın… Kapatın bu departmanı gitsin..

Bu yazı konuk yazarımız ‘Ezgi OKTAŞ’ tarafından kaleme alınmıştır.

 

 

1 YORUM

  1. Teşekkürler tek bir yazıyla reklam ajansı, halkla ilişkiler, iletişim gibi kavramların ayrımını net bir şekilde ortaya sermişsiniz. Bir reklam ajansı çalışanı ve ortağı olarak genellikle firmaların bizden beklediği bir çok şeyin aslında içeride çözülmesi gerektiği. Aylarca uzayan, bir türlü istenilen sonuca ulaşadığımız işlerin asıl sebebinin ajans, müşteri, firma arasında bir üçgen oluşturacak kişilerin olmaması olduğu soru götürmez şekilde ortada. Peki bu departmanları nasıl bir kültür haline getireceğiz.

CEVAPLA