Google’dan Tehlike Altındaki Diller İçin Çalışma

Google, tüm dünyada sunduğu servisleriyle belki de dünyadaki tüm dillerle haşır neşir olmuş durumda. Özellikle ana servisi olan arama motoru, her ülkenin ya da bölgenin kendi dilinde yayın yapmasını zorunlu kılıyor. Kültürel farklılıkların en önemli unsuru sayılan diller son dönemde tehlike altındalar. Google’ın sitesinde yer verdiği 3054 dil, uzmanların yorumlarına göre yaklaşık 2100 yılında tamamen yok olacak ve hiç konuşulmayacaklar. Bu da dünya üzerindeki dillerin yarısının kökünün sona ereceği anlamına geliyor.

İşte bu sebepledir ki Google tüm dünyaya farklı dillerde seslenirken, bölgelerimizde var olduklarını bile bilmediğimiz dillerle bizleri tanıştırmayı amaçlayarak, yok olmalarının önüne geçmek ve yaşam sürelerini uzatmayı görev olarak üstleniyor. Google.org’un başlattığı bu kurumsal sosyal sorumluluk projesi tabii ki sadece bir web sitesi ve videolardan ibaret değil. Çünkü dil yaşayan bir varlık ve onu besleyen en önemli unsur, dilin kullanılması ve dil bilimciler tarafından üzerinde çalışmalara gerçekleştirilmesi. Bu sebeple Google öncelikle First Peoples’ Cultural Council ve Michigan Üniversitesi The Institute for Language Information and Technology ile birlikte çalışarak bu farkındalığı tüm dünyaya yaymayı planlıyor.

 

Gelelim şu anda elimizde somut olarak yer alan web sitesinin içeriğine: endangeredlanguages.com adresinden ulaşılan web sitesi tehlike altında bulunan 3054 dil ile ilgili kapsamlı tanıtım bilgileri ve dillerden örnekleri barındırıyor. Ayrıca sizde yok olmaya yüz tutan bu dillerden birinin kullanıldığı bölgede yaşıyor ve bu projeye destek vermek istiyorsanız, ses,video ve metin dosyalarını sisteme yükleyebiliyorsunuz. Web sitesinde bulunan haritada Türkiye‘de tehlike altında olan 8 dil olduğunu görüyoruz, ve bunlardan bize en tanıdık gelende Gürcistan ve Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında konuşulan Lazca oldu.

Projenin kısa süre içerisinde farkındalık yaratması en büyük arzumuz. Coğrafi olarak önemli bir geçiş noktasında olan ülkemizin bu konudaki zenginliği aşikar. Umarız ülkemizde bu şekilde yok olmakta diller ile ilgili gerek üniversitelerimiz gerekse Türk Dil Kurumu’muz çalışmalar gerçekleştirirler ve genç nesillere aktarımını sağlarlar.

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

Snapchat, Reklamverenlere Piksel Takibiyle İstatistik Sağlayacak

Özellikle milenyum kuşağı olarak tanımlanan genç kuşak arasında en popüler sosyal ağlardan biri olan Snapchat, markalara piksel takibi özelliğini açıyor. İnternet trafiğine ve reklamlara maruz kalmaya dair verileri sağlayacak bu özellik sayesinde, reklamverenler Snapchat reklamlarına ilişkin daha açık istatistikler elde edebilecek.

Fabletics, JustFab ve ShoeDazzle’ın dâhil olduğu çatı marka TechStyle, ayakkabı ve giyim ürünlerini öne çıkarmak için bir yıl önce Snapchat’te reklam vermeye başlamıştı. Şirket bu reklamlarla, daha fazla ürün satmayı hedefliyordu. Fakat önemli bir sorunla baş etmek zorundaydı. TechStyle’ın elinde, hangi müşterinin Snapchat reklamından gelip alışveriş yaptığına dair doğrudan kullanabileceği bir yöntem yoktu.

Bu nedenle, Snapchat’in uzun zamandır beklenen piksel takibi özelliğini deneyen ilk firmalardan biri TechStyle oldu. Piksel takibi, reklamverenlerin, internet sitelerinde bir kod oluşturup reklamı gördükten sonra alışveriş yapıp yapmadıklarını görmelerini sağlıyor.

Snap Pixel adı verilen özellik, Snapchat üzerinden verilen reklamla ile internet sitesi trafiği arasında anlamlı bir bağ kurmaya çalışan doğrudan pazarlamacılara, performans tabanlı bir reklam modeli sağlamak için ilk adım olma özelliğini taşıyor.

Facebook, Googleve diğer bazı platformlar, etiket veya piksel tabanlı takip özelliğiyle reklamverenlere ölçme ve hedeflemede yardım ediyor. Snapchat’in reklam hizmeti vermeden önce, karmaşık hedeflemelerden çekindiği biliniyordu. Fakat reklam imkânı veren her sosyal ağ gibi o da dijital reklamcılığın vazgeçilmezi hâline gelen reklam ölçme, analiz etme ve takip araçlarını reklamverenlere sundu.

TechStyle Moda Grubu Kıdemli Müdür Yardımcısı Laura Joukovski, Snapchat’in piksel takibi özelliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede, özelliği deneme ve öğrenme sürecine devam ettiklerini ve bu nedenle işin çok başında olduklarını belirtti. Joukovski ayrıca, piksel kod özelliğinin Snapchat’te reklam veren markalar için tamamen yeni ve daha iyi bir yol olduğunu ve böylece neler olup bittiğini, tıklama eyleminin ötesindeki doğrudan pazarlama işaretlerini değerlendirmeleri adına etkili olacağına inandıklarını söyledi.

Snap Pixel özelliğini kullanmak isteyen reklamverenler, öncelikle Snapchat’in reklam satın alma aracı üzerinden, belirledikleri bir internet sitesine yönlenecek trafiğin takibi için bir piksel oluşturuyor. Örneğin, kaç müşterinin Snapchat reklamını gördükten sonra e-ticaret sitesini ziyaret ettiğini ve alışveriş yaptığını merak eden bir perakendeci veya Snapchat reklamıyla bülten üyeliği formunu doldurup onay sayfasını gören müşterilerin sayısını bilmek isteyen bir reklamveren için bu yeni özellik, tam anlamıyla biçilmiş kaftan hâline geliyor.

Piksel kod hazır olduğunda pazarlamacılar, kampanya istatistiklerini gerçek zamanlı olarak takip edebiliyor ve reklamı görüntüleyen veya onunla etkileşime geçen kişilerden toplanan verileri 28 güne kadar görebiliyor. Özellik, yıl sonu itibarıyla etiketleri de içeren reklam hedeflemesi sayesinde, markaların, internet sitelerini ziyaret eden özel kullanıcılara ve gruplara odaklanmasını da sağlayacak. Snapchat kullanıcılara, dilerlerse bu özelliğe onay vermeme hakkı da tanıyacak.

Joukovski, özelliği değerlendirirken, Facebook ve Google başta olmak üzere birçok platformun doğrudan pazarlama noktasında markalara çok yönlü araçlar sunduğunu, bu açıdan bakıldığında Snapchat markalarla birlikte çalışmak istiyorsa kendilerine aynı düzeyde araçlar vermesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, bir anlamda daha fazla adım atılmazsa piksel kod özelliğinin de yeterli olmayacağını vurguluyor. Bununla birlikte, Facebook ve Google’ın aksine Snapchat piksel özelliği şimdilik sadece ölçme işlemleri için kullanılabiliyor.

Snap Pixel’den gelen ilk sonuçlar ise gelecek vadeder nitelikte. TechStyle’ın Snapchat reklamı gördükten sonraki 24 saat içinde alışveriş yapanları takip ettiği ilk denemesinde, satın alma başına maliyet %60’tan %40’a düştü. Grubun diğer markası ShoeDazzle’da ise aynı değişken %63 oranında gerçekleşti ama üye olma başına maliyet %48 oranıyla beklentinin altında kaldı.

Joukovski istatistikleri yorumlarken, veriler sayesinde Snapchat reklamlarına maruz kalan kullanıcıların reklamla nasıl etkileşime geçtiklerini ve siteye nasıl yönlendirdiğini görebileceklerinin de altını çiziyor.

Snap Pixel’in reklam hedeflemelerine derinlik katması ve reklamverenler için akıllıca bir karşılaştırma yapma olanağı tanıması bekleniyor. Bakalım özelliğin gelişim süreci nasıl ilerleyecek ve markalara daha fazla yenilik sunulacak mı?

Google Mühendisi Kanıtladı: Kamera İzni Olan Herhangi Bir iPhone Uygulaması Sizi Gizlice Kaydedebilir!

Big Data meselesinden hepimiz az çok haberdarız, verilerimizin bir şekilde istenerek ya da isteğimiz dışı şirketlere satıldığını biliyoruz mesela. Akıllı telefonların asla masum olmadığını da kavradık. Ancak telefonlarımız yoluyla izin verdiğimiz uygulamaların bizi izleyip üstüne bir de kaydedebildiğini okumak epey can sıkıcı olacak.

Google mühendislerinden Felix Krause, Iphone kullanıcılarının maruz kaldığı çok çok önemli bir güvenlik açığını duyurdu ve ‘kamera kullanma izni’ verdiğimiz uygulamalarının haberimiz olsun ya da olmasın gizlice fotoğraf ve videolarımızı çekebileceğini kendi geliştirdiği bir uygulamaya kamera izni vererek kanıtladı.  Uygulamaya dair çektiği videodan da anlaşılacağı üzere uygulama sinyal, ışık ya da herhangi bir bildirimde bulunmadan kullanıcının fotoğraf ve videolarını çekebiliyor. Buradan da anlaşılacağı üzere her uygulama isterse böyle bir sistem ile sizi kaydedebilir.

Krause’nin kişisel vaktinde yaptığı bir çalışma olduğu belirtilen bu proje, aslında Apple’ın istediği kamera izninin tam olarak neleri kapsayabileceğini merakla başlamış.  Kamera izni olan uygulamalar sadece bizleri kaydetmekle kalmıyor, aynı zamanda yüz tanıma teknolojisini de kullanarak yüz hatlarımız ve ifadelerimizi de kaydediyor.

Modern zaman korku filmi olarak tabir edebileceğimiz bu olaydan minimum zararla kurtulabilmemiz için Krause’nin temel önerisi kamera kapatıcı kılıf kullanmak. Yerleşik bir kılıf istenmiyorsa kamerayı kullanmak için yapışan kılıflardan kullanılabilir.

Uygulamaların sizi kaydetmesini engelleyecek diğer metod ise tüm uygulamalarınızın kamera iznini reddetmek.

Dikkatli ya da dikkatsiz bir şekilde şifre, mikrofon ya da kamera kullanım izni verdiğimiz uygulamalar gizli birer ajana dönüşürken belki de hatırlamamız gereken şey bir bilgiye ulaşmanın en kolay yolu izin istemektir prensibini daima aklımızda tutup daha itinalı davranmamızdır. Zaten Mark Zuckerberg’ün bile kamerasını bantladığı dünyada tamamen güvende olduğumuzu düşünmemiz abes olurdu.

Krause’nin çalışmasına dair daha ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Black Friday Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link

BLACK FRIDAY

Marketing Meetup'ta Bugün Tüm Biletler 42,90 €
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
Kalan Kontenjan: 22
close-link
€42,90 Bugün Marketing Meetup'ta Tüm Biletler İndirimli
Black Friday