Darüşşafaka ve Grey Sektöre Örnek Oluyor: OlmasadaOlur 0

Olmasadaolur

Bundan yıllar önce lisedeyken edebiyat öğretmenim aracılığıyla Darüşşafaka ile tanışmıştım. Benim de rol aldığım bir tiyatro oyunu için kostüm eksiklerimizi daha önce orada görev yapan edebiyat öğretmenim vasıtasıyla Darüşşafaka’dan karşılamıştık. Bu amaçla Darüşşafaka’ya yaptığımız ziyarette yaşadıklarımı üstünden 10 yıl geçmesine rağmen hala unutamıyorum. Oradaki çocukların dışarıdan gelen ziyaretçilere gösterdiği ilgi zihnime mıh gibi kazındı.  O tablo karşısında etkilenmemek ve duygulanmamak mümkün değildi. İşte o Darüşşafaka şimdilerde daha fazla destekçi toplamak adına çok başarılı reklam kampanyaları yapmaya başladı. Bu vesileyle de kendilerini naçizane tebrik etmek için bu yazıyı kaleme almak istedim.

Darüşşafaka, bir buçuk asırdır toplumun her kesiminin desteğiyle, babası ya da annesi hayatta olmayan, maddi durumu yetersiz çocuklara eğitim imkanı sunarak yeni bir yaşam armağan ediyor. Köklü eğitim kurumu, 2013 yılından bu yana Grey İstanbul’un gönüllü desteğiyle çok farklı ve ses getiren bağış kampanyalarına imza atıyor.

İlk olarak 2013 Ağustos ayında Darüşşafaka’nın kuruluşunun 150. yılına özel bir reklam filmi hazırlandı. Grey İstanbul tarafından hazırlanan TV reklamında, küçük bir kızın evden çıkarak okuduğu okul olan Darüşşafaka’ya kadar gitme hikayesi anlatılıyordu. Filme ünlü müzik grubu Pinhani‘nin İstanbul’da şarkısı eşlik ediyor. Özellikle müziği ile ön plana çıkan bu kampanya yayınlandığı dönemde çok olumlu eleştiriler toplamıştı.

Grey İstanbul’un gönüllü olarak destek verdiği Darüşşafaka geçen aylarda bir kampanyaya daha imza atı. Sağlam bir içgörü ile yola çıkılan bu kampanya da çok beğenildi. Darüşşafaka izleyiciye, “Bazı harcamalar #OlmasadaOlur ama eğitim olmazsa olmaz” diye sesleniyor.

“Olmasa da Olur” kampanyası insanların bazı küçük şeylerden vazgeçerek bir çocuğun eğitimine destek olabilecekleri ve onun hayatında fark yaratabilecekleri ana fikri üzerine kuruluyor. Kampanyada altı çizilen bir başka nokta ise, her ay tekrar eden düzenli bağışların Darüşşafaka’da eğitimin sürdürülebilirliği için çok önemli olduğu… Müziğine Yalın’ın imza attığı bu filmde de müzik yine çok başarılı kullanılmış.

Gerçekten de tüketim kültürü içerisinde gereksiz yere yaptığımız sayısız harcama var. Belki de bizi iyi hissettirecek şey,  8. ayakkabımız değil, ihtiyacı olan birilerine yardım ediyor olma duygusudur. Bugün rakamı siz belirleyerek bile düzenli olarak bir vakfa destek olabilirsiniz. Reklam filminde çift anlamlı olarak “Anne ve babası hayatta olmayan Darüşşafaka’lı çocuklar için, ebebeyinleri olmadan da o çocuklara sizlerin yardımıyla parlak bir gelecek hazırlanabilir.” mesajı verilmek isteniyor.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı Talha Çamaş, kampanya ile ilgili şu bilgileri paylaştı: “Darüşşafaka olarak, 1863’ten beri sadece halkımızın bağışlarıyla ayaktayız. Halkımızın destekleri sayesinde annesi veya babası hayatta olmayan binlerce çocuğun hayatını eğitimle değiştiriyoruz. Bu kampanyamızda tüketim alışkanlıklarımıza da gönderme yaparak bağış yapma olgusuna dikkat çekmeye çalıştık. Bağış yapma alışkanlığının ve bilincinin toplumumuzda yaygınlaşmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Sivil toplum kuruluşlarının devamlılığında bağış hayati öneme sahip. Biz de ‘Az çok demeden Darüşşafaka’ya destek olun. Eğitim olmazsa olmaz’ diyoruz.

Gelişmiş ülkelerde uzun zamandır üzerine kafa yorulan, biz de ise son on yıldır fikir sahibi olmaya başladığımız sosyal pazarlama kavramı, standart pazarlamadan ayrılarak kendine has dinamikleri olan bir alan haline geldi. İnsanların sosyal davranışlarını değiştirmeye yönelik bu pazarlama alanı özellikle dernek ve yardım kuruluşları tarafından kullanılmaya çalışılıyor. Hükümetimiz de kamu spotlarıyla naif çalışmalar yapsa da çok etkili olduğunu söylememize imkan yok.

Günümüzde en küçük dernek yapılanması bile destek toplayabilmek için çevresindeki insanlarla profesyonel iletişim kurması gerektiğinin farkında. Uzun yıllardır varlıklarını sürdüren büyük vakıflar ise artık profesyonel destek almak için ajanslarla sıcak ilişkiler içindeler. Darrüşşafaka-Grey İstanbul bunun en önemli örneği durumunda. Yukarıda belirttiğim gibi aralarında gönüllülük esasına dayanan bir ilişki mevcut ve bu tebrik edilmesi gereken bir çalışma. Bir ajansın bu şekilde bir vakfa gönüllü destek vermesi reklam sektörü açısından örnek alınması gereken bir hareket. Üstelik gönüllü olmasına rağmen bu kadar başarılı işlerin ortaya çıkması ajansın bu işe ne kadar gerçekçi bir destekle sarıldığını gösteriyor.

Aslında reklam ve halkla ilişkiler ajansları İDA ve Reklamcılık Vakfı bünyesinde bu örnek birlikteliği sektörün tamamına yaymak adına ortak bir çalışma yürütebilir. Her ajans gönüllü olarak bir vakfa iletişim yönetimi konusunda pek ala destek verebilir. Bunun ajanslara bir çok faydası olacaktır;

-Sosyal pazarlama alanında çalışmak, çalışanların farklı bir alanda kafa yorarak kendilerini beslemelerini sağlayacaktır.

-Ajans ve çalışanlar kendilerini sosyal olarak sorumluluklarını yerine getirmiş hissedeceklerdir.

-Ajansların paydaşları, rakipleri ve kamuoyu üzerindeki imajı olumlu anlamda etkilenecektir.

-Ajansın vakıf adına sergilediği yaratıcılık performansı yeni müşteriler kazanması için etkili olacaktır.

Kampanyaya ünlü şef Arda Türkmen’de destek vermiş.

Kampanya bünyesinde bir kaç ilan çalışması da hazırlanmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kampanya Künyesi: Darüşşafaka – Olmasa da Olur
Reklamveren: Darüşşafaka Cemiyeti
Reklamveren Temsilcileri:  Burçak Karakaya, Yasemin Daşar
Reklam Ajansı: Grey İstanbul
Kreatif Direktör: Görkem Yeğin
Yaratıcı Ekip: Oğuzhan Kandur, Burcu Ürgüt
Ajans Marka Ekibi: Esra Erol Ulusoy, Itır Süzer, Elifsu Serin, Pelin Eren
Ajans Prodüktörü: Selim İpek
Stratejik Planlama: Özgün Özkalay,Seren Pala, Aytuğ Ateş
Prodüksiyon: Atlantik Film
Yönetmen: Umut Aral
Müzik: Yalı

Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden 2013 yılında mezun oldum. Marka İletişimi ve Stratejik Planlama üzerine çalışmalar yapıyorum. Bu topraklarda dünya markası çıkarma gönüllüsüyüm. Ayrıca siyasete, bilime ve tarihe özel bir ilgim var.

Bir Cevap Yazın

Volvo ve Sky Atlantic’ten Bir Yaşama Tutunma Hikâyesi: Müziğin Gücü 0

Bir gün öleceğini bilerek, yani sınırlı bir hayata sahip olduğunun bilincinde olarak yaşayan tek canlı insandır. Diğer tüm canlılar ölümü ancak deneyimsel olarak kavrayabilirler ve buna tanık olsalar bile alt nesillere aktaramazlar. Bu yüzden insanı merkeze alan, yani insan odaklı her şey, gerçek bir hikâyeye dayandığında çok daha vurucu, unutulmaz ve anlamlı olur. Volvo ve Sky Atlantic’in Birleşik Krallık’ta çektiği video da bunu kanıtlıyor.

Aklın Müziği (Music of the Mind) adlı kısa filmde, bir zamanlar genç ve yetenekli bir müzisyen olan Rosie Johnson’ın, müziğin gücüyle yeniden yaşama tutunması konu edilmiş. 1988 yılında geçirdiği korkunç trafik kazasına kadar Galler Ulusal Operası Orkestrası’nda (Welsh National Opera Orchestra) keman çalan Johnson, kaza nedeniyle ağır yaralanmış ve beyni büyük hasara uğramış.

Johnson’ın henüz 19 yaşındayken kemanıyla verdiği poz.

7 ay süren koma döneminin ardından hayatta kalsa da hareket etme ve konuşma yetilerini bütünüyle kaybeden şanssız müzisyen, bugüne dek bir gün tekrar müzik bestelemenin hayâlini kurmuş. Annesinin yardımıyla birkaç piyano notasını hatırlamayı başarsa da hayalini gerçekleştiren, bilgisayarlar üzerine çalışan Prof. Dr. Eduardo Reck Miranda olmuş.

Volvo ve Sky Atlantic’in destek verdiği 7 dakika 25 saniyelik film, işte bu inanılmaz öyküyü anlatıyor. İzleyiciler, bu gerçek hikâyeye Rosie Johnson’ın orkestradaki yıllarındaki arkadaşının anlatımıyla tanık oluyor. Yeteneğiyle parlak bir kariyer vadeden Johnson’un kazayla alt üst olan yaşamını gördükten sonra, profesör Miranda’nın geliştirdiği ve beyin dalgalarını okuyarak bunu notalara döken teknolojiyle imkânsızı başardığını seyrediyoruz. Elbette 29 yıl önceki arkadaşını yine o sahnede, Johnson ile birlikte görüyoruz ve Johnson’ın yüzündeki mutluluğa ortak oluyoruz.

Uluslararası yaratıcı ajans Grey’in Londra ekibi tarafından hazırlanan videonun yönetmenliğini Pulse Films şirketinden D.A.R.Y.L. üstlenmiş. Volvo bu videodaki görünürlüğünü oldukça hassas ve doğru bir şekilde planlamış. Filmin doğal olarak getirdiği duygusal havayı bozmadan, göze batmadan, çok ince bir şekilde kendini göstermiş. Projenin diğer destekçisi olan televizyon ağı Sky Atlantic ise üzerine düşeni fazlasıyla yapmış ve videoyu, Birleşik Krallık’taki yayın haklarına sahip olduğu Game of Thrones’un yeni bölümünün başlayacağı akşam yayınlamış.

Rosie Johnson’un yüzündeki gülümsemeyi gördüğümüzde, Volvo ve Sky Atlantic ikilisinin ne kadar doğru ve duyguları tam 12’den vuran bir iş yaptığının farkına varıyoruz.

Bu son derece duygusal ve incelikli çalışmayı değerlendiren Grey London’ın yaratıcı yönetmeni Andy Lockley ise insan odaklı inovasyonun ne kadar heyecan verici boyutlara ulaşabileceğini gösteren, dikkat çekici bir öykü anlattıklarını söylüyor. Lockley, arabalarının tasarımında “insan”ı ön planda tutan ve filmin yansıttığı değerleri paylaşan Volvo’nun bu işte yer almasının oldukça önemli olduğunu belirtiyor.

Konuya Volvo açısından baktığımızda, aslında markanın insana dokunan çalışmalarda yer almada oldukça deneyimli olduğunu söyleyebiliriz. Yaklaşık üç ay önce yayınladığımız bir yazıda, Volvo’nun kazadan sağ kurtulan müşterilerini işe aldığını yazmıştık. Söz konusu yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

American Eagle, Müslüman Kadınlar İçin Kot Başörtüsü Satışa Sundu 0

Geçtiğimiz mart ayında Nike, Müslüman kadın atletlere yönelik olarak Nike Pro Hijab isimli başörtüsünü duyurmuş ve bu ürünü 2018 baharında satışa sunacağını açıklamıştı. Bir başka ABD’li giyim markası olan American Eagle da Nike’ın izinden giderek koleksiyonuna bir “kot başörtüsü” ekledi, hatta bu başörtüsünü satışa çıkardı.

Konbini’nin yaptığı habere göre, şirket, geçtiğimiz hafta 19 yaşındaki Müslüman model Halima Aden’in yer aldığı fotoğraflarla yeni başörtüsünü tanıttı. Bu başörtüsü; markanın geleneksel Amerikan kotunu yeniden tanımlamak, bireyselliği desteklemek ve ayrımcılığa karşı durmak amacıyla başlattığı “I Can” (Yapabilirim) kampanyası kapsamında çıkarttığı kot ürünlerden biri. Bu kot başörtüsü, şu anda American Eagle’ın internet sitesi üzerinden 19,95 dolar fiyat etiketiyle satılıyor.

American Eagle’ın kot başörtüsünün tanıtımında modellik yapan Halima Aden ise Instagram’da markanın yeni ürünüyle ilgili olarak paylaştığı videoda, markanın bu kampanyasıyla ilgili olarak “Genç Amerika’yı tutkularının peşinden gitmeleri, benliklerini ifade etmeleri ve eşsiz yollarını takip etmekleri adına cesaretlendirdiğin için teşekkür ederim.” dedi.

Halima Aden, ayrıca Instagram hesabından markanın satışa sunduğu kot başörtüsünün bazı fotoğraflarını da paylaştı.

Her geçen gün markaların, çeşitli ayrımcılıklara karşı bu tarz hamleler yaptığına daha fazla şahit oluyoruz. Nike’ın sporcu başörtüsü hamlesinden sonra American Eagle’ın da benzer bir girişimde bulunması, ilerleyen dönemde daha çok global giyim markasının Müslüman kadınlara yönelik kıyafetler çıkartabileceğine işaret ediyor.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link