Burger King, Şiddete Karşı “Junior”ların Yanında

Edebiyatta olsun, pazarlama iletişimi çalışmalarında olsun, bir duyguyu harekete geçirebildiği ve saçma olmadığı sürece kelime oyunlarına bayılırım. Hele bu oyunlar, toplumsal farkındalığa dikkat çekmek için yapılmışsa, daha da beğenirim. Burger King, destek verdiği No Bully hareketi için hazırladığı videoda, junior sözcüğünün hem “küçük yaştaki çocuk” hem de küçük boy Whooper’ı tarif etmesinden yola çıkarak, çocukların uğradığı fiziksel şiddete dikkat çekmek istemiş. Bunu yaparken de aradaki eş sesliliği kullanıp zorbalıkla karşılaşan çocukların düştüğü durumu, Whooper Jr. üzerinden nesneleştirmiş.

Video, birkaç çocuğun sosyal çevreden gelen fiziksel sataşmalar konusunda yaşadıklarını anlatmasıyla başlıyor. Bu kısa bölümün ardından, Burger King’ın yaptığı sosyal deney başlıyor. Arkadaşlarıyla birlikte menülerini yiyen çocuk, onların el ve kol hareketleriyle sataşmalarına maruz kalıyor. Onunla alay eden arkadaşları durumu iyice çığrından çıkarıp işleri tabureden itmelere ve çocuğun aldığı yiyecekleri suyla ıslatmaya kadar götürüyor. O anda restorandakiler durumu fark etse de iki kişi dışında hiçbiri müdahale etmiyor.

İki olay arasında verilecek tepkileri ölçüp karşılaştırmak isteyen Burger King çalışanları, sipariş veren müşterilerin Whooper Jr. hamburgerlerini kasten ezip parçalayarak veriyor. Düzgün paketlenmiş ama içi paramparça olan hamburgeri gören müşteriler, servis alanına dönüp durumdan yakınıyor. Bilerek ilgisiz görünen ve normal şartlarda olsa yüzsüz diyebileceğimiz bir tavırla konuşan çalışanlar ise hiç mi hiç oralı olmuyor. Restoran müdürünü çağıranlar mı dersiniz, küfredenler mi, sinir bozukluğundan gülenler mi dersiniz, müşterilerde hepsi var. Çalışanlar da altta kalmıyor tabii. Gözünüzün önünde hamburgerinizi parçalayan bir Burger King elemanı görseniz ne yapardınız?

Erdal İnönü’nün (Evet, neyse ki bilinenin aksine “futbol dehası” Aykut Kocaman’ın değilmiş) veciz sözünde olduğu gibi “Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır” Yani diyeceğim o ki toplumsal ikiyüzlülük saklanamaz, çok sürmeden bir şekilde gözler önüne serilir.

Video aslında “Bir çocuğun, bir Whooper Jr. kadar değeri yok mu?” yönünde, bencilliği hedef alan bir içgörü taşıyor.

Burada da öyle oluyor. Şiddete uğrayan çocuğa ancak göz ucuyla bakıp istifini bozmayanlar, kendilerine gelince küçük bir hamburgerin bile hesabını sorabiliyor. Sonuç mu? Restorandakilerin %95’i, hamburgerle ilgili sorunu şikayet olarak iletirken, sadece %12’si söz konusu çocuğun içine düştüğü zor duruma müdahale ediyor, onunla ve arkadaşlarıyla iletişim kurmayı deniyor. Videonun sonuna doğru izlediğimiz konuşmalarda, hem müdahale eden iki kişinin sözlerini dinleme hem de diğer çocukların duruma nasıl baktığını öğrenme fırsatı yakalıyoruz.

Video başlarken, her yıl dünyadaki öğrencilerin %30’unun fiziksel sataşmalara ve şiddete maruz kaldığını belirten marka, çalışmanın sonunda ise “Hiçbir ‘junior’ zorbalığı hak etmez.” İfadesiyle karşılıyoruz ve Burger King izleyenleri, nobully oluşumuna destek vermeye davet ediyor.

Akıllıca kurgulanmış, doğal görünen ve toplumun ikiyüzlülüğü ile bilerek ya da bilmeyerek yansıttığı aşırı bireyselleşmeyi yüze vuran bu çalışmayı hazırlayan Burger King, hikâye anlatıcılığı rolünün hakkını vermiş. Dileyelim ki bu tür kurumsal sosyal sorumluluk özellikli içerikleri daha çok izleyelim ve hatta ülkemizde de benzerlerine daha çok tanık olalım.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Burger King, Ağ Tarafsızlığını Anlatmak İçin Servis Hızını Yavaşlattı

Hatırlarsanız geçtiğimiz aralık ayında Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Federal İletişim Komisyonu (FCC), internet servis sağlayıcılarının işleyişini düzenleyen “ağ tarafsızlığı” yönetmeliğini yürürlükten kaldırmıştı ve bu olay, tüm dünyada çok büyük bir kesimin tepkisini çekmişti. Zira ağ tarafsızlığının ortadan kalkması, internet servis sağlayıcılarının kullanıcılara daha yüksek internet hızı ya da daha kaliteli bir hizmet sunmak için daha fazla ücret talep edebilmesine olanak sağlıyordu.

Geçtiğimiz yılın büyük bölümünde internet gündemini meşgul eden ağ tarafsızlığı, birçok internet kullanıcısı tarafından bilinmeyen bir kavramdı. Bu nedenle de geçtiğimiz aylarda, internette ağ tarafsızlığıyla ilgili birçok makale yayınlandı. Burger King de ağ tarafsızlığı kavramı basite indirgenmiş bir şekilde, kendince anlatmak için sosyal bir deney uyguladı. Bu sosyal deney kapsamında, Whopper sipariş eden müşterilerin siparişlerini daha hızlı teslim etmek için müşterilerden daha fazla ücret talep edildi. Normal fiyatı ödeyen müşterilerin siparişleri ise kasıtlı olarak geciktirildi.

Whopper Neutrality“, yani Türkçe olarak ifade edecek olursak “Whopper Tarafsızlığı” adı verilen kampanya kapsamında, internet hızını ifade eden ve açılımı “saniye başına megabit” olan MBPS (Megabits Per Second) ifadesi, “saniye başına hamburger yapımı” (Making Burgers Per Second) olarak değiştirildi. Bununla birlikte Whopper siparişi için farklı fiyatlara ve farklı servis hızlarına sahip olan üç farklı tarife sunuldu. 4,99 dolarlık tarifeyi seçenlere son derece yavaş bir servis yapılırken 12,99 dolar fiyatlı tarifeyi seçenlere sipariş hızlı bir şekilde teslim edildi. Bir Whopper için 25,99 dolar ödemeyi göze alan müşteriler ise en hızlı şekilde siparişlerini aldılar.

Fast food restoran zinciri, bu kampanyayla birlikte ağ tarafsızlığının kaldırılmasına karşı olduğunu dile getiren firmalar arasında yerini almış oldu. Bununla birlikte bu kampanya için hazırlanan ve bizim de yukarıda paylaşmış olduğumuz videonun sonunda, “İnternet, Whopper gibi olmalı: herkes için aynı.” şeklinde bir mesaj da verildi ve change.org‘da ağ tarafsızlığına karşı başlatılan imza kampanyasının adresi paylaşıldı. Siz de buraya tıklayarak change.org’daki bu imza kampanyasına ulaşabilir ve ağ tarafsızlığını yeniden yürürlüğe sokabilmek adına başlatılan bu kampanyaya destek olabilirsiniz.

Bu arada Burger King’in bu kampanyası, daha önce de fazlasıyla ilgi çeken Burger King kampanyalarının altına imzasını atmış olan DAVID Miami ajansı tarafından hazırlandı. DAVID Miami’nin geçtiğimiz yıl yine Burger King için hazırladığı alevli reklam kampanyası da oldukça ses getirmişti. Hatta bu reklam, Cannes Lions 2017‘de Grand Prix ödülüne layık görülmüştü.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mom And Kids Zone – 8. Bölüm – İletişimcilere Öneriler

ANNELER KONUŞUYOR, O ZAMAN SİZ DE ONLARLA KONUŞUN:

Facebook’un gücü yadsınamaz, artık herkes orda. Twitter, bir nebze daha sofistike daha teknolojiye teşne annelere uygun bir mecra. Anneler dertlerini, sorularını, sorularını Facebook platformlarında paylaşıyor.

  • “ Ekmek almaya diye çıkıp, günlerce dönmeyesim var. “
  • “ Bebeğim diş çıkarıyor sanırım, hiç yemek yemiyor, anneler ne yapmalıyım?”
  • “Doktor bize gaz için X ilacını verdi, kullanan var mı?” (Bak, doktora güvenmemiş, başka annelere soruyor)
  • “ Bebeğime X marka pişik yaptı, bana bebek bezi önerecek olan var mı?”
  • “ Çocuğu 2 günlüğüne anneannesine bırakıp, normal inşalar gibi kahve içmeye, dolaşmaya gitsek, sizce psikolojisi bozulur mu?”

Ve daha niceleri… Madem anneler kendi aralarında bu kadar konuşuyor, siz de onlarla konuşun. Facebook sadece post atma yeri değildir. Doktor, alerji uzmanı, diyetisyen destekli, online soru-cevap köşelerine de yer veren markanız, eminim annelerin en sık ziyaret edeceği sayfa olacaktır.

Annelerin bir araya gelip, doğru kişiden bilgi alacağı mekanlara ihtiyacı vardır. Mothers’Land bunlardan bir tanesidir. 1 yıl önce kurulan Mothers’Land, annelerin içindeki potansiyeli ortaya çıkarmak için kurulmuştur. “Anne dönüşür, dünya değişir” mottosu ile yola çıkan Mothers’Land, hamilelik döneminden başlayarak, annelerin doğru uzmanlarla bir araya gelmesini sağlıyor. Ayrıca çocuklarımız büyüdükçe değişen dertleri ve ihtiyaçları için de özel hizmetler sunuyorlar. Gelin Mothers’Land’in öyküsünü Ceyda Kantarcı’dan dinleyelim:

Unutmayın, anneler, kendi çocukları ile yaşıt çocukları olanlarla iletişim kurarlar, onları her anneyle değil, kendi yaş gruplarında çocukları olan annelerle bir araya getirin ki, ortak dertlerini, aynı dilden konuşabilecekleri bir ortamda paylaşsınlar.

Bu ortamlarda vereceğiniz mesajlar, annelere sunduğunuz “net” faydaları anlatacağınız organizasyonlar, dertlerine çare olacağı için markanızla da bağlarını kuvvetlendirecektir.

ANNELER ÇOCUKLARININ FOTOĞRAFLARINI PAYLAŞMAYA BAYILIR

Anneliğin ilk kuralı, yavruları ile gurur duymak ve bunu paylaşmaktır. Anne olduktan sonra sosyal medya paylaşımları artan ve çocuk resimlerinden size fenalık getiren arkadaşınızı düşünün. Annelerin, sosyal medyada paylaştıkları fotoğraflar için, markanızın da yer aldığı ve esprili yorumların olduğu çerçeveler hazırlayın!

ANNELİK DUYGUSALLAŞTIRIR, KSS’YE ÖNEM VERİN!

Kurumsal sosyal sorumluk bu jenerasyon için önemlidir. Bir de anne olduktan sonra başka çocuklar için de bir şey yapabilmek isterler. Çünkü daha fazla empati kurabilirler. Tüketicilerinizi de dahil edeceğiniz kurumsal sosyal sorumluluk projeleri, size hem itibar hem de pazarınızda büyüme sağlayacaktır.

BİR ÖNERİ:

Kayıp çocuk sayısının artış gösterdiği günümüzde, iyi kalpli perakende markalarını göreve çağırmak istiyorum. Emniyet Birimleri ile işbirliği yapabilecek markalar, özellikle market içerisinde yer alan, erişimi yüksek markalar! Kutularınızın üzerine, kayıp çocukların fotoğraflarını basarak, bir yaraya dokunabilir ve kayıp hayatları belki de geri döndürebilirsiniz.

İKİNCİ BİR ÖNERİ:

Türkiye’de, 1.8 Milyon çocuk obezite ile karşı karşıyadır. Sokaktan, oyundan uzaklaşan, fiziksel olarak yetersiz hale gelen, bilgisayar bağımlısı çocukları, yeniden sokak oyunları ile bir araya getirmek için iyi kalpli markalara ihtiyacımız var.

Çocuk sokakları trendi dünyada olduğu kadar Türkiye’de de kabul görüyor. Bu trendi, okul bahçelerinden başlayarak, sokak aralarına, meydanlara kadar taşıyabiliriz. Bu anlamda öncü belediyeler mevcut. Sayılarının artmasını diliyorum.

    

28 Mayıs Dünya Oyun Oynama Günü, Türkiye’de sadece Omo tarafından sahipleniliyor. Bu anlamda daha fazla yatırıma genç Türkiye’nin ihtiyacı var.

                         

BABANIN EKSİKLİĞİNİ GİDERİN!

Artık babalar çok yoğun, X ve Y Mom’ların eşleri çoğunlukla fazla mesailerde, bu da evde annenin uyku saatinde genellikle tek olmasına ve çocuklarla tek başına baş etmesine neden oluyor. Oysa çocuklar babalarını özlüyor.

Babaların, seslerini kaydederek, çocuklarına masal okuyabildikleri bir hikâye kitabı eminim, uyku saatlerinde annelerin hayatını kolaylaştıracaktır. Artık kitapların içerisine ses eklenebiliyor. Bir babanın, her satırı kendi sesi ile okuyup, bunu kaydettiği bir kitap olsa, eminim çocuklar da kendilerini daha güvende hissederek uykuya dalabilirler.

YAZ TATİLLERİNİ BOŞA GEÇİRMEYİN!

Ülkemizde pek çok çocuk kulüplü, aqua parklı tesis olmasına rağmen, bebek ve çocuk konseptini gerçekten yaşatan bir tesis mevcut değildir. İçerisinde bebek bakıcılarının yer aldığı, bebeklere özel menülerin sunulduğu, yataklardan, tesisin içerisindeki güvenlik önemlerine kadar çocuk merkezli hazırlanmış bir tesis ihtiyacı yüksektir.

Yaz okullarının 3 yaş sonrası olması anneleri bu dönemde zora sokmaktadır, bebek yüzme kursları, su oyunları alanları, park ve bahçe organizasyonları için firmaların annelere sunacağı pek çok alternatif yer almaktadır.

Yaz dönemlerinde çocuk tiyatroları bile tatildedir. Annenin, çocuğu ile en fazla zaman geçirdiği bu dönemde, markaların daha fazla event ve aktivite yapması gerekmektedir.

Bir de ricam olacak, çocuk oyun alanı ve anne sosyalleşme alanını uzağa koymayın sayın mimarlar. Çocuklar, anneleri ile mesafe arttıkça, alana girmekte direniyorlar. Bu da yaptığınız yatırımın kullanılmamasına neden oluyor.

Son Bir Öneri:

Evet teknoloji hayat kurtarıyor! Evet, anne olarak nefes almak istediğinizde size destek oluyor. Ancak, pek çok uzman hemfikir ki, teknolojinin sınırları ve doğru zamanda çoğun hayatına girme biçimi anne kontrolünde olmalı.

Çocuklarınızın hayatına teknolojiyi sokarken lütfen dikkatli olun.

Bu konudaki uzman görüşünü Ceyda Kantarcı’dan dinleyelim:

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link