Burger King, Engelli Kişilere 3 Boyutlu Olarak Basılmış Protez El Sağladı 0

Son dönemde olumlu ve olumsuz nitelikte birçok eleştiri alan ama Cannes Lions’dan da ödülle dönen Google Home of Whopper çalışmasıyla çok konuşulan Burger King, bu sefer sosyal sorumluluk projesiyle karşımıza çıktı.

Markanın 5 Temmuz’da, Arjantin’de düzenlediği Stacker Day için hazırlanan proje, toplumsal farkındalık oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda engellilerin günlük hayatını da kolaylaştırıyor. Proje, Burger King ve markanın Google Home of Whopper çalışmasında da birlikte çalıştığı ajansı David’in, 3 boyutlu olarak basılmış eller üretip bunları ihtiyaç sahiplerine ücretsiz sağlayan Atomic Lab şirketiyle yaptıkları iş birliği sayesinde gerçekleşti.

Stacker Day tarihinde, Burger King Stacker menülerinin fiyatı yarı yarıya indirildi ve bu tarihte Arjantin’deki Burger King restoranlarında satılan kombo stacker menülerden elde edilen gelir, üç boyutlu ellerin yapımı için Atomic Lab’e aktarıldı.

Bu sosyal sorumluluk projesinin tanıtımı için bir reklam da çekildi. Farklı yaşlardan, farklı ilgi alanları olan insanları izlediğimiz videoda kaykay yapandan tek eliyle resim yapana, hatta akrobatik hareketler yapmayı başaranlara kadar, azminden güç alarak engelleri aşan bireylerin hikâyelerine kısaca eşlik ediyor ve onlardan, toplumun kendilerine karşı gösterdiği ön yargıları nasıl kırdıklarını dinliyoruz. Videonun sonunda ise Burger King’in bu girişimiyle kendilerine sağlanan üç boyutlu elleri kullandıklarına, daha fazla şey başardıklarını görünce duydukları mutluluğa şahit oluyoruz.

Reklamı hazırlayan ajans David’in Başkan Yardımcıları ve Uzman Yaratıcı Direktörleri Ignacio Ferioli ile Joaquin Cubria da çalışmayı yorumlayanlar arasında yer aldı. Atomic Lab ile yapılan projede markanın dünyayı değiştirme gibi bir iddiası olmadığını belirten ikili, bunun yanında Burger King’in bu çalışmayla birlikte, sosyal sorumluluğunu yerine getiren bir marka olduğunu gösterdiğini vurguladı.

Bildiğimiz üzere, günümüzde hatrı sayılır bir kesim, markaların yaptıkları veya destek verdikleri sosyal sorumluluk kampanyalarının sosyoekonomik bir idealden öte reklam amaçlı kullanıldığını söylüyor. Bu kaygıya, izlenen yola göre zaman zaman katılmakla birlikte, markaların bu projelerde yer almasının son derece etkili olduğunu düşünüyorum.

Bu nedenle Burger King’in yaptığı bu girişimi de önemsiyorum. İstediğimiz sonuç, birkaç kişi bile olsa, engelli bireylerin hayatının kolaylaşmasıysa bunu hangi markanın yaptığı önemli değil. Fakat yine de reklamın sonunda engelli bireylerin iki eliyle hamburger yemesini fazla maddeci bulduğumu söylemeliyim. Marka bu son aşamada daha naif olabilir, logo ve mekân kullanmakla yetinebilirdi (hatta hiç kullanmayabilirdi). Ürünler ve engelli bireylerin bu derece özdeşleştirilmesi bir yana; üslup, oluşturulan algı vb. noktalar da üst düzey duyarlıkla ele alınsa daha iyi olabilirdi.

Peki ya siz, markaların yaptığı sosyal sorumluluk projeleri hakkında neler düşünüyorsunuz? Markalar bu çalışmalarda kendilerini ne kadar görünür kılmalı? Bu dengenin iyi bir şekilde ayarlandığı çalışmalardan örnekler verebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Geçmişten Feyz Alarak Gelecekteki Müşteri Deneyimini Tasarlamak 0

“İleriye bakarak noktaları birleştiremezsiniz; bunu sadece geriye bakarak yapabilirsiniz. Bu yüzden noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine güvenmelisiniz. İster kader deyin, ister karma – Bir şeye güvenmelisiniz. Bu yaklaşım beni hiçbir zaman yarı yolda bırakmadı. Hayatımın değişmesi buna bağlıydı.” Steve Jobs

Steve Jobs’un da dediği gibi, doğru ve kalıcı bir müşteri deneyimi yaratmak istiyorsanız çoğu zaman geçmişe bakmak zorundasınız. İnsanoğlu varolmaya başladığı günden beri, kendini en konforlu, faydalı, korunaklı ve iyi hissettirecek alanlar yaratmak ve keşifler yapmak zorunda kaldı. Aksi durumda evrenin bu uçsuz bucaksız devasa keşmekeşi içinde, insan kadar zayıf (bedenen) bir canlının hayatta kalabilmesi mümkün olabilir miydi? Yaşamı keşfederken bertaraf etmeye çalıştığımız sorunlarımız bir yana, aslında aldığımız farklı hazlar bizi hep bir sonraki keşfe zorladı. Bugün geldiğimiz noktada ise tüketiciler eğer bir şeylere erişmek ve onu elde etmek istiyorsa, mesafelerin, paranın, bazen de tüm koşullarının ne kadar zor olduğunun pek de önemi kalmıyor. Çünkü insandaki o bitmek bilmeyen merak duygusu, o deneyimi mutlaka bir gün en azından bir defa yaşaması gerektiğini tetikliyor.

Şimdi biraz geçmişe dönelim ve tüketici deneyimlerinin nereden nereye geldiğine bakalım. Çevirmeli kocaman telefonların evlerimize ilk girdiği ve evin en nadide köşesinde beyaz dantelalı örtüsü ile yer aldığı yılları hatırlayanlar, evde anne-baba yokken gereksiz telefon kullanımının önüne geçmek için çevirmeli tuşlara takılan metalden kilitleri de hatırlarlar. Kesin çözüm olduğuna inanılan o yıllardaki bu keşif, bugün mobil telefonlarda “tuş kilidi” olarak kullanılmaya başlandı. Araç telefonları ile başlayan erişilebilirlik  merakı had safhaya gelince kocaman Motorola telefonlar cep telefonu diye satışa sunuldu. Ancak bu çok büyük ve ağır telefonların tüketici açısından kullanımı oldukça rahatsız ve konforsunuz olduğundan kısa zaman içinde kibrit kutusundan neredeyse biraz büyük telefonlar tasarlandı. Müzik o zaman da, şimdi de ruhun gıdası. Kaset-çalarla başlayan akım Walkman ile devam etti. O yıllarda özellikle gençler tarafından tercih edilen, keyifli ve lüx bir akım olan walkman, tüketicinin konforu düşünüldüğünde ağır ve kaba idi. CD teknolojisi başlayınca CD çalarlar (Discman) walkman’lerin yerine geçti ve kısa zamanda da ipod’larla dünyanın müziği ceplerimize girdi. Video kaset çalar devri kocaman kaset betamax’larla başladı. Küçük VHS lerle devam etti. Hatta öyle ki sadece bu kasetleri almak yetmiyordu, yanında da kaseti saran aletler vardı herkesin evinde. CD teknolojisi bu dünyaya da el attı ve DVD – VCD player’lar hala bazılarımızın evlerinde varolmaya devam ediyor.

Tüketici, televizyonlardaki tek kanal devrini bitireli yıllar oldu. Artık evlerimizde yüzlerce kanal var ve aslına bakarsanız sadece 10 veya 20 tanesi yoğun kullanılıyor. Ama olsun, evimizde bulunsun belki bir gün lazım olur diyoruz.

Tüplü televizyonlar yerini plazmalara ve daha sonra LED ve Smart televizyonlara bıraktı. Hatta o zamanın tüplü televizyonları ani elektrik akımından zarar görmesin diye regülatörler vardı. Çatı antenleri yerini çanak antenlere ve hatta internet altyapılı vericilere bıraktı. Artık televizyonlar sadece kendilerinden beklenen hizmeti vermiyor, aynı zamanda bir bilgisayarda ne yapıyorsanız onu da yapmanızı sağlıyor. Cep telefonlarımıza sadece telefon demek sanırım haksızlık olur.

Tüm bu saydıklarım cok değil 15-20 yılda oldu. Her şeyi ne kadar hızlı tüketiyoruz. Aslında ürün değildi istediğimiz, farklı deneyimlerdi. Sadece ürün olsaydı walkman müzik dinleme işini yapıyordu. Ipod’a ne gerek vardı. Veya tüplü tv’de de toplamda 10 – 15 kanal zaten izlerdik. Ama insanın özündeki o konformist yapı merakı tetikliyor, o da farklı deneyimlere kapı açıyor. Neden aynı uçağın business koltuğunda oturmak için can atıyoruz? En azından bir kere bile olsa denemek istiyoruz. Oysa diğer koltuklara göre çoğu zaman 2 veya 3 katı pahalı. Ama burada o deneyimi yaşamak paranın değerinden daha önemli. Walkman’den CD çalardan kat kat pahalı olan Ipod piyasaya sürülürken Steve Jobs asla fiyata takılmadı. Satılsın diye ucuz bir değer biçmedi. Çünkü o, ürünün (Ipod) değil, deneyimin satılacağına inanıyordu. İnsanlara bir ürün veya hizmet satmak istiyorsanız fayda ve deneyimi ön plana çıkarmak zorundasınız. Müşterileriniz bu deneyimi yaşamak için can atmalılar. Teknolojinin bu kadar hızla hayatımıza girdiği bu yüzyılda şu an belki de hayal bile edemediğimiz deneyimler tasarlanıyordur bizim için. Şu anda bu yazıyı okurken de hayal ettiğiniz bir deneyim mutlaka bir gün gerçek olacaktır.

Çünkü unutmayın Pablo Picasso’nun da dediği gibi “Hayal Edebildiğin Her Şey Gerçektir”

Sevgiyle kalın.

Krispy Kreme, Dünya Diyabet Günü’nde Bedava Donut Dağıttı 0

Donut diyince akla gelen ilk markalardan biri olan ve ülkemizde de faaliyet gösteren Krispy Kreme, son reklam kampanyası kapsamında, 14 Kasım’da, Londra’da tamı tamına 36.000 adet bedava donut dağıttı. Ancak birçok insan, bu olay nedeniyle Krispy Kreme’e tepki gösterdi. Bu tepkinin sebebi ise 14 Kasım’ın Dünya Diyabet Günü olmasıydı.

Ulusal Obezite Forumu, bu kampanyanın zamanlamasıyla ilgili olarak Krispy Kreme‘e önemli sorular yöneltti. Ulusal Obezite Forumu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Tam Fry ise konuyla ilgili olarak “Ne diyeceğimi bilemiyorum. O şekerli şeyin reklamını yapmak için Dünya Diyabet Günü’nü seçmek, ne düşüncesizce ve aptalca bir fikir!” dedi.

Bu yaşananlardan sonra Krispy Kreme’den yetkili bir kişi, “Bugün Krispy Kreme, UberEats ile birlikte bir promosyon başlattı. Ama artık bunun kötü bir şekilde zamanlanmış olduğunu biliyoruz. Umuyoruz ki, hayranlarımız sağlık bir yaşam tarzının bir parçası ve arada sırada olan bir ziyafet olarak donut’larımızın tadını çıkarmaya devam edeceklerdir.” şeklinde bir açıklama yaptı.

Sosyal medyada birçok kişi, Krispy Kreme’e bu duyarsızlığından ötürü tepki gösterdi. Hatta bu konu Twitter’da o kadar çok tartışıldı ki, #KrispyKreme ve #WorldDiabetesDay etiketleri Twitter’ın en çok konuşulan konuları arasına girdi.

Krispy Kreme Birleşik Krallık’ın resmi Twitter hesabı, Dünya Diyabet Günü‘nde donut dağıtmalarını eleştiren bir Twitter kullanıcısının attığı tweet’e “Donut’larımız ara sıra olan bir ziyafet ve biz bugün başkente biraz neşe yaymak istedik. Kötü zamanlama, artık biliyoruz.” şeklinde yanıt verdi.

Bununla birlikte bedava donut almak isteyen birçok Londralı ise internet sitesinde yaşanan teknik bir sorun nedeniyle donut alamadı. Krispy Kreme’in bu sorunla ilgili yaptığı açıklamaya göre UberEats sadece birkaç dakika içerisinde on binlerce sipariş almış ve bu da uygulamanın çökmesine neden olmuş.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link