Artırılmış Gerçeklik Kartları Kullanan Honda, Kanserli Çocukların Yeni Yılını Kutladı

İnternet sitelerinden meydanlara, yılbaşı alışverişlerinden ev süslerine kadar, yeni yıl coşkusu her yeri saradursun, bu mutluluğa ortak olma konusunda ne yazık ki herkes eşit şansa sahip değil. Örneğin bu sevinci bizim kadar rahat yaşayamayan dezavantajlı gruplardan biri, 2018’i hastanede karşılayacak olan kanser hastası çocuklar. Artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisinden yararlanan RPA reklam ajansının Honda için gerçekleştirdiği çalışma, böylesine hayati bir hastalığa küçük bedenleriyle direnmeye çalışan çocuklara, artırılmış gerçeklik teknolojisiyle kısa süreliğine bile olsa, büyülü bir yılbaşı kutlaması yaşatmasıyla dikkat çekiyor.

ABD’nin California eyaletindeki Orange County Çocuk Hastanesi’nde yapılan çekimlerde, artırılmış gerçeklik özelliği taşıyan kişiye özel yılbaşı tebrik kartları çocuklara ulaştırıldı. Duygulara dokunan ve umut dolu mesajlar ileten bu teknolojik kutlama kartlarının, zor bir mücadele veren çocuklara büyük moral kaynağı olduğu görülüyor.

Proje kapsamında her çocuk, adına özel hazırlanmış kartlarla etkileşime girmek için iPad kullandı. Artırılmış gerçeklik sayesinde, bir anda buz parçalarıyla ve kar taneleriyle parlamaya başlayan odada uçan güvercinlere ve yanan mumlara, çocukları bu farklı deneyime davet eden eğlenceli bir kardan adam eşlik etti. Son olarak, çocukların çevresini umut aşılayan ve güçlü olmalarını öğütleyen metinler ve görüntülü mesajlar kuşattı.

Bu duygusal ve moral verici mesajlar, Honda’nın Facebook ve Instagram hesaplarından takipçilerine yaptığı çağrı üzerine gelen öneriler arasından, hastane ekibinin katkılarıyla seçilerek hazırlandı. Projenin sosyal sorumluluk tarafı bununla sınırlı kalmadı. Honda, bu projeye dair yaptığı paylaşımlara gelen her Facebook beğenisi ve kalp ifadesi için 1 dolar olmak üzere, toplamda 100 bin dolara kadar çıkacak bir tutarı, söz konusu hastaneye ve Pediatrik Beyin Tümörü Vakfı’na bağışlayacağını açıkladı.

Honda ve RPA iş birliğiyle gerçekleşen çalışma, artırılmış gerçekliğin sosyal sorumluluk için de ne kadar değerli bir yöntem olabileceğini kanıtlıyor.

Çalışmayla ilgili görüşlerini paylaşan Honda Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Susie Rossick, kişiselleştirilmiş bir kart hazırlamanın kolay olmadığını, oluşturulan deneyimin, çocuk hastaların gerçekten hissedebileceği derecede esnek olmasına dikkat ettiklerini belirtiyor.

Projenin hayata geçişinde karşılaşılan psikolojik zorluk ise çalışmayı üreten yaratıcı ekibin, kartların çocuklara verilişi sırasında duygularına hâkim olmaya çalışmaları olmuş. Bu anlamda oldukça zor bir gün geçirdiklerini söyleyen Rossick, böylesine ağır bir hastalıkla savaşan çocukları görmenin insandaki adalet duygusunu sarstığını ve küçücük çocukları zayıf bedenlerde görmenin iç sızlatıcı olmasına karşın, fakat kartları aldıktan sonra çocukların gözlerindeki mutluluğu görmenin kendilerine buruk bir sevinç yaşattığının altını çiziyor.

get well card
Çocuklara gönderilen yılbaşı tebrik kartları, AR sayesinde bambaşka bir dünyaya götürüyor.

Rossick, projenin doğası gereği karşılaşılan bu zorluklara rağmen, hasta çocukların yüzlerine bir gülümseme kondurmanın büyük bir mutluluk olduğunu da sözlerine ekliyor. Videoyu izlerken, çocukların ne kadar sevindiğini ve gözlerini açarak şaşkınlıklarını gösterdiklerini görünce, Honda ve RPA ekiplerinin nasıl paha biçilemez bir iş yaptıklarına siz de tanık olacaksınız.

Kısacası, Honda ve ajansının yaptığı bu duygusal çalışma hem son yılların çok konuşulan artırılmış gerçeklik teknolojisinin kurumsal sosyal sorumluluk yönünde kullanılabileceğine dair güzel bir örnek sergiliyor hem de küresel çapta bir markanın herhangi bir ürün gösterimi olmaksızın kendisinden ne kadar olumlu bir şekilde söz ettirebileceğini kanıtlıyor.

Peki, kendi artırılmış gerçeklik özellikli yılbaşı tebrik kartınızı hazırlamaya ne dersiniz? İşe buradan başlayabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

2018’de Müşteri Deneyimi Alanında Bizi Neler Bekliyor?

Yeni yıl ile birlikte her alanda trend yazıları paylaşılıyor. Peki müşteri deneyimi alanında 2018’de bizi neler bekliyor? Türkiye ve Dünya gündemlerini de düşünerek bir liste hazırladım. Birazdan okuyacağınız maddeler teknolojik gelişmelerden çok, insan ve süreçler üzerine odaklanıyor. Buraya müşteri deneyiminde kullanılabilecek AR, VR, AI, IOT gibi birçok teknolojiyi de yazabilirdim, fakat bu bence üzerinde pasta olmayan boş tabağa krem şanti sıkmaya benziyor.

Müşteri deneyimi alanında Türkiye’de çok iyi olan firmaları saymaya başladığımızda ne yazık ki iki elin parmaklarını geçemiyoruz. Umut verici olan ise, şirketler artık “müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik çalışmalar yapılmalı mı yapılmama mı”dan, “müşteri deneyimini nasıl iyileştirebilirim” noktasına geldiler. Forrester’ın yaptığı bir araştırmaya göre şirketlerin %84’ü müşteri deneyiminde lider olmak istiyor, fakat ne yazık ki bu şirketlerin sadece %20’si iyi bir müşteri deneyimi sunabiliyor. Bu aradaki fark ve konuya duyulan ilginin artışı, müşteri deneyimi ve pazarlama yöneticileri için güzel bir fırsat olmaya bu yıl da devam edeceğini gösteriyor.

Araştırmalarım ve kişisel tecrübelerimi göz önüne alarak bu yılın, hatta önümüzdeki 3 yılın müşteri deneyimi odaklarını şu şekilde sıralayabilirim:

  • Müşteri Odaklı Kültür Yaratma
  • Çalışan Deneyimi
  • Müşteri Yolculukları Tasarlama
  • Tasarım Odaklı Düşünme
  • Duygusal Deneyim
  • Kişiselleştirme
  • Proaktivite
  • Dijital Kanal Deneyimi

Şimdi gelin, kısaca bu maddelerin üzerinden geçelim.

  1. Müşteri Odaklı Kültür Yaratma

Şirketlerde kültür yukarıdan aşağıya iner. Kariyerimin ilk yıllarındayken departman değişikliği yaparak IT’den IK’ya geçmiştim. Aynı şirketin iki departmanının ne kadar farklı kültürlerde yönetildiğini görünce dayanamayıp bunun nasıl olabildiğini eski yöneticime sormuştum. Aldığım yanıt şu oldu: “İnan CTO öyle olmasaydı, biz böyle olmazdık.” O anı yaşayarak bu gerçeğin farkına varmak beni çok etkiledi. Müşteri odaklı kültür yaratmadaki en önemli nokta, söylenenlerin tabiri caizse lafta kalmaması. Çok sevdiğim bir söz var: “İnsanlar liderlerinin dudaklarını değil, ayak izlerini izlerler.” Üst yönetim her konuşmada müşteri deneyimi vurgusu yaptıktan sonra önüne gelen iki projeden müşteri odaklı olanı değil de, gelir odaklı olanı tercih ediyorsa bu kültürün oluşturulması çok güç olacaktır. Şirket kültürü ile müşteri deneyimi arasındaki yakın ilişkinin detayları için bu makalemi inceleyebilirsiniz.

  1. Çalışan Deneyimi

2016’da yapılan bir araştırmaya göre, müşteri deneyimini iyileştirmek şirketlerin %75’inin öncelikleri arasında. Yine bu araştırmada çalışan bağlılığını arttırmanın oranı ise %86 olarak belirtiliyor. Çalışanların şirkete olan bağlılıkları ve adanmışlıkları ile müşteri odaklılıkları iyi bir müşteri deneyimi yaşatmak için en önemli adım. Bir müşteri deneyimi yöneticisi olarak gönül rahatlığıyla önce müşterilerin değil, çalışanların gelmesi gerektiğini söyleyebilirim. Bu konuyu detaylı olarak incelediğim yazıma buradan ulaşabilirsiniz. Nasıl ki müşteri deneyimi bir takımın değil, tüm şirketin işidir deniyorsa, çalışan deneyimi için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Sadece insan kaynaklarının değil, CEO’dan başlayarak tüm yöneticilerin daha iyi bir çalışan deneyimi için yerine getirmeleri gereken büyük sorumlulukları olduğunu düşünüyorum. CEO’lar artık hem müşterilerin, hem de çalışanların iyi bir deneyim yaşamalarından sorumlu hale geldi. Müşteri deneyimini iyileştirmek için öncelikle şirket kültürü ve çalışan deneyimine odaklanmak gerekiyor.

  1. Müşteri Yolculukları Tasarlama

Müşteri yolculukları tasarlamak son yıllarda gittikçe popüler olan bir konu haline geldi. Müşteri yolculukları, müşterilerin bir ürün veya hizmeti satın almayı düşünmeye başladıkları andan, o ürün veya hizmeti kullanmayı bıraktıkları ana kadar geçen sürede, müşterilere hangi kanallardan nasıl dokunulduğunun ve neler hissettirildiğinin belirlenmesidir. Sürece bu şekilde uçtan uca bakmanın yanı sıra, “satın alma deneyimi”, “destek alma deneyimi” gibi alt yolculuklar da detaylı incelenerek müşterilerin yaşadığı kötü deneyimler belirlenip bu deneyimlerin ortadan kaldırılmasına, iyi deneyimlerin ise etkisinin arttırılmasına çalışılmaktadır. Müşteri yolculukları, deneyimin iyi ve kötü yaşandığı aşamaları belirleyebilmek için çok etkili bir araçtır. Kanallar arasındaki tutarlı ve anlık bilgi akışı ise etkili yolculuklar tasarlamak için en kritik noktalardan biri olarak öne çıkmaktadır.

  1. Tasarım Odaklı Düşünme

Design Thinking/Tasarım Odaklı Düşünme, her geçen gün daha çok duyduğumuz bir kavram. Sadece müşteri deneyiminde değil, birçok alanda kullanılmaya çalışılıyor. Bu prensibin özünde ise, sorunun çözümünü şu beş aşamaya göre ele alıp değerlendirmek var:

  • Empati kur
  • Tanımla
  • Tasarla
  • Prototipini yap
  • Test et.

Tasarım odaklı düşünmede, en önemli noktalar sorunun kök nedenine inip, yenilikçi bir çözüm sunmak ve bunu test ederek çözümün uygulanabilirliğinden emin olmaktır. Tasarım odaklı düşünmede bu beş aşama sırasıyla uygulansa da her aşamada edinilen tecrübeler, geriye dönüp değişiklik yapmayı gerektirebilir. Bu açıdan tasarım odaklı düşünmenin yaşayan ve sürekli gelişen bir sistem olduğunu söyleyebiliriz.

  1. Duygusal Deneyim

İnsan duygusal bir varlık ve karar mekanizması bu duyguların yaşattıklarına göre çalışıyor. Şirketler bunun üzerine çalışsalar da çalışmasalar da, herkesin bildiği her marka için hissettiği bir duygu var. Bu deneyimin yönetimi için müşteriye hangi duyguların yaşatılmak istendiği düşünülmeli ve tüm iletişimlerde, sunulan hizmetlerde, bu duyguya vurgu yapılmalı. Müşterilerin yaşadıklarını anlayabilmek ve duygusal deneyim yaşamalarını sağlayabilmek için çalışanların sahip olması gereken en kritik özellik ise: “Empati.” Örneğin, hiç hatası yokken müşterinizin telefon hattını birdenbire kapatıp, 2 gün geçmesine rağmen açmıyor ve sizden destek istendiğinde, “gelen sorunları çözmek için 3 günlük süre taahhütüm var, henüz dolmadı” diyebiliyorsanız, ne yazık ki empati yapamıyorsunuzdur. Eğer empati yapabilen, müşteri odaklı biriyseniz, 2018 yılında sizin hatanız olmamasına rağmen 2 gün telefonunuzun kapalı tutulmasının nasıl bir duygu yaşatabileceğini hisseder ve bahanelerin arkasına sığınmadan sorunu gidermek için elinizden geleni yaparsınız. Bu nedenle, duygusal deneyim yaşatmak için çalışanların, öncelikle empati kurma yetkinliğine ve yardım etmeyi seven bir karaktere sahip olmaları gerekiyor.

  1. Kişiselleştirme

Kişiselleştirme, uzun süredir duyduğumuz bir kavram. 2018’de de güncelliğini koruyacak çünkü şirketler, hala müşterilerini yeterince tanımıyor ve onların tercihlerine göre deneyim tasarlamakta zorlanıyor. Kişiselleştirme yapılabilmesi için çok iyi bir CRM altyapısına sahip olmak, sadece bu altyapı ile kalmadan güncel verilerin sürekli olarak sisteme akmasını sağlamak gerekiyor. Bu konuda en sevdiğim örnek Ritz-Carlton’ın bir müşterisi için yaptığı sürpriz. Müşteri, Las Vegas’taki Ritz-Carlton’da konaklarken, otelin içindeki müzik marketten Mozart CD’si alıyor. Bunu kayıt altına alan Ritz-Carlton, birkaç ay sonra New York’taki otele konaklamaya giden aynı müşteri için, odasına girdiğinde Mozart’ın çalınmasını sağlıyor. Bu kadar uç örnekler olmasa da müşteriyi tanıyıp kişiye özel davranışlar planlayabilmek çok değerli olmaya devam edecek. Bunu en iyi şekilde yapan bir diğer firma ise Spotify. Dinlediğiniz müziklere göre otomatik olarak size özel haftalık keşif listeleri hazırlıyor ve kişiye özel bir dokunuş ile duygusal deneyim yaratıyor.

  1. Proaktivite

Müşterileri en çok etkileyen ve bir sonraki satın alma kararına götüren duygu: “Güven.” Marka algısı bu nedenle çok önemli. İnsanlar bildikleri ve güvendikleri markalardan alışveriş yapmaya meyilliler. Bu güven duygusunu arttırmanın en iyi yolu ise müşterilere proaktif yaklaşarak onlar henüz ihtiyaçlarının farkına varmadan onların ihtiyaçlarını karşılamak. Ürün veya hizmette bir sorun olduğunda, müşterilerin iletişime geçmesine gerek kalmadan önce sorunu giderip, sonrasında hizmet telafisi ile birlikte müşteriyi bilgilendirmek. Proaktif aksiyonlar, müşterilerde güven duygusu oluşturarak, “Bu firma, beni benim kadar düşünüyor.” dedirtebilir.

  1. Dijital Kanal Deneyimi

Dijitalleşme odağı, tabii ki müşteri deneyimini de etkiliyor. Her ne kadar şirketlerin çoğu, müşteri deneyiminin temellerini yerine getirmede çok başarılı olamasa da, üst yönetim baskısı, hızlı sonuç alma isteği ve dijital çözümlerin çok dikkat çekmesi gibi nedenlerle bu yıl da müşteri deneyiminde dijitalleşme odak noktası olmaya devam edecek. İnternet siteleri, online işlem merkezleri ve mobil uygulamaların daha fazla kullanıcı dostu olması çalışmalarının yanı sıra chatbot, canlı chat, whatsapp, sosyal medya gibi dijital çözümler de hayatımızda daha çok yer edecek. Artık, müşteriler neredeyse siz de orada olmak zorundasınız. Bunun en güzel örneği İstanbul trafiğinde sıkışmış olan araçlara su satan satıcının Yandex trafik uygulamasında bulunduğu konumu belirterek potansiyel müşterilerine ulaşma hikayesidir.

Bahsettiğim bu trendler layığıyla yerine getirildikten sonra AI, AR, VR gibi birçok heyecan verici teknolojiyi 2020’li yıllardan itibaren bu listeye alabileceğimize inanıyorum. Müşterilerimize çok daha iyi deneyimler yaşatabildiğimiz bir yıl olsun!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Honda’nın Oturma Odasına Dönüşebilen Konsept Arabası

Sürücüsüz araçlar, hiç şüphesiz önümüzdeki yıllarda hayatımızda daha fazla yer alacak. Ancak otomobillerle ilgili hayatımızdaki tek büyük yenilik, araçların kendi kendini kontrol edebilmesi olmayacak gibi görünüyor. Son yıllarda daha çok konuşulmaya başlanan ve yaşam alanı ile ulaşımı bir araya getiren mobilite kavramı, birçok otomobil üreticisi firmanın konsept tasarımlarında etkisini gösteriyor.

Bu kaygıyla tasarlanan son konsept araçlardan biri de Japon otomobil üreticisi Honda’ya ait. PSFK’nın yaptığı habere göre Honda’nın Tokyo Motor Show’da sergilediği Ie-Mobi (Ie, Japonca’da ev anlamına geliyor. Mobi ise mobilite kelimesinden geliyor.) isimli bu konsept araç, küçük bir ev ortamına sahip olan, elektrikli ve sürücüsüz bir otomobil olarak tanımlanabilir. Ie-Mobi, kullanıcılara araçtan eve ya da evden araca elektrik tedarik etme olanağı sağlıyor. 5 metrekareden daha küçük bir alana sahip olan araç, binanın yanına düzgün bir biçimde yerleştirilmiş küçük bir oda olarak da kullanılabiliyor.

Bununla birlikte animasyon olarak hazırlanmış bir video ile bu araç konseptinin nasıl faydalı bir şekilde kullanılabileceğine dikkat çekiliyor. Videoda bir çocuğun, annesiyle birlikte bu araç ile okula giderken ödevini yaptığı görülüyor. Başka bir sahnede ise evde karşılıklı içeceklerini içen yaşlı bir çift, aniden markete gitmeye karar veriyor ve neredeyse hiç rahatlarını bozmadan yola koyuluyorlar. Onların hiç hareket etmesine gerek kalmadan, oturdukları koltuklar evin bir odası gibi duran aracın içine doğru hareketleniyor ve araç evden ayrılarak markete doğru yol almaya başlıyor. Başka örneklerin de yer aldığı videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.

Japon otomotiv şirketi Honda, Ie-Mobi’nin büyük “Honda Aile Arabası” konseptinin bir parçası olduğunu ifade ediyor. Bu konsept, ailelerin birlikte geçirdikleri zamanın miktarını artırmaya odaklanıyor. Bununla birlikte şirket, bu konseptin evin haricinde daha geniş kullanım alanları olabileceğini belirtiyor. Bu konsept araç ile ilgili olarak yaptığı basın açıklamasında aracın kullanım alanlarının sadece hayal gücüyle sınırlı olduğunu ifade eden Japon otomobil üreticisi, örneğin bu aracın sadece haftasonunda ufak bir kafeye dönüştürülebileceğini söylüyor. Hayatın her geçen gün daha hızlı yaşandığı günümüzde, insanların seyahat ederken daha verimli vakit geçirmelerine odaklanan bu konseptler gitgide daha popüler bir hal alacak gibi görünüyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link