Stajyerler Sağa Çekti, Tinder İşe Alım Amacıyla Kullanıldı

Kimileri Tinder’ı tek gecelik bir heyecan kimileri ise hayatının aşkını bulmak için kullanadursun, ABD’deki bir grup stajyerin fikri bambaşka bir yönde gelişti. Tinder ilk kez, Possible adlı yaratıcı ajansın Cincinnati ofisinde çalışan stajyerler tarafından, yetenek avcılığı için kullanıldı.

En parlak fikirlerin çoğu zaman ilgisiz bir konu üzerinde çalışırken veya konuşurken, beklenmedik bir anda çıktığına hepimiz tanık olmuşuzdur. Possible stajyerlerinin Tinder projesi de böyle oldu. Ajansın yaratıcı ekibi, müşterileri için bir proje üzerinde düşünürken, bir anda bu fikir ortaya çıktı. Stajyer ekibin esas amacı, çalışmak için hiçbir zaman öncelikli yerler arasında olmayan Ohio eyaletine bağlı Cincinnati’yi, diğer eyaletlerde yaşayan profesyonellerin gözünde çekici bir hâle getirmek ve bunu yaparken farklı bir yöntem kullanmaktı.

Ohio eyaletine bağlı Cİncinnati kentinden bir görünüm

Tıkır tıkır işleyecek plan, fikri ilk ortaya atan kişi olan stajyer David Harris’in, kentin adına da atıf yapan “Cincy” adıyla bir profil açmasıyla başladı. Tinder’da arz-ı endâm etmeye başlayan Cincy; New York, Cleveland ve Chicago’nun da aralarında bulunduğu birçok eyaletten 100’den fazla kadın ve erkek kullanıcıyla eşleşti. Fakat piyango yalnızca bir kişiye vuracaktı ki o talihli de Chicago’da yaşayan ve yaratıcı ajans Leo Burnett’te müşteri temsilcisi yardımcısı olarak çalışan Daniel Mashburn oldu. Cincy, yol ve konaklama masraflarını üstleneceğini söyleyerek Daniel’dan Cincinnati’ye gelmesini istedi. Sonrasında olanları aşağıdaki videodan izleyelim.

Mashburn, sıradan bir cumartesi akşamında Tinder’da oyalanırken Cincy ile karşılaşmış. Daha önce Tinder üzerinde reklam amaçlı profiller gördüğünü söyleyen Mashburn, başta bir işe alım amacı sezmediği bu projede, bedava seyahatin de etkisiyle oldukça inandırıcı bir kurgu yaratıldığını itiraf ediyor. Kente yaptığı hafta sonu gezisine bayılan ve Possible’daki ajans ortamını da yerinde gören Mashburn, daha önce iş amacıyla sadece birkaç saatliğine uğradığı Cincinnati’de geçirdiği zamanın harika olduğunu, özellikle bira evlerinden etkilendiğini de sözlerine ekliyor. Bu açıdan baktığımızda, stajyerlerin diğer hedefe de ulaştıklarını söyleyebiliriz.

Cincy ile eşleşen Daniel Mashburn

Possible’ın dijital pazarlama stajyeri Madison Dejaegher ise projeyi değerlendirirken, bir işi bırakmanın, mutsuzluk ve hedeflere ulaşamama nedenlerinden kaynaklandığını, bunun da bir ilişkiyi bitirmeye oldukça benzediğini söylüyor. Görünen o ki ekibin Tinder’da yapılan muziplikte de işte bu noktadan hareket edilmiş. Dejaegher ayrıca, ekibin Mashburn’u seçmesinde kendileriyle aynı sektörden olmasının ve eğlenceli birine benzediğinden bu işe uyacağını düşünmelerinin etkili olduğunu vurguluyor.

Tinder projesinde yer alan Possible stajyerleri

Possible stajyerlerinin sıra dışı ve eğlenceli fikrinin maliyeti ise oldukça düşük. Fikrin uygulamaya geçmesi için ajanstan 2000 dolarlık bir bütçe koparmayı başaran ekip, Daniel’ın uçak biletleri, kaldığı Airbnb yeri ve proje yapım masrafları de dâhil olmak üzere 950 dolar harcayarak bütçenin yarısından da az bir rakamla işi kotarmayı başarmış. Hatta ekip, video için özel bir mikrosite yapıp sitenin tasarımını da bu çalışma etrafında şekillendirerek yeni bir kariyer sayfası yaratmış.

Kısa bir süre önce Delta Hava Yolları şirketinin Flört Duvarı projesiyle gündeme gelen Tinder, yine yaratıcı bir projede karşımıza çıktı. Kim bilir Tinder’ı daha hangi amaçlarla kullanılırken göreceğiz? Fakat bu yazıda kıssadan hissemiz şu ki ülkemizdeki kaç yaratıcı ajansta stajyerler böylesine aktif olabiliyor, onlara angarya işlerin dışına çıkma fırsatı sunuluyor ve parlak bir fikirlerine az da olsa bütçe ayrılacak kadar kendilerine değer veriliyor? Her şeyden önce bunu sorgulamanın vakti sizce de gelmedi mi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Twitter 2018’de Markalar ve Ajanslarla Nasıl İş Birliği Yapacak?

Twitter

Sosyal ağların hem gündem belirlemede hem de dijital pazarlamadaki gücü, artık göz ardı edilemez bir noktaya geldi. Her geçen yıl daha da artan Facebook, Twitter, Instagram ve hatta Linkedin reklam harcamaları, sosyal medya pazarlamasının artık pazarlama kavramıyla neredeyse eş anlamlı hâle geldiğinin habercisi gibi görünüyor. Fakat unutmayalım ki sosyal medya platformlarının barındırdığı kalabalık kitlelerin ticari kazanca dönüşmesini sağlayan iki ana unsur hâlâ markalar ve onların ajansları. En popüler sosyal ağlardan biri olan Twitter da bunun farkında olmalı ki önemli bir terfi haberi vererek Twitter ABD Ajans Gelişim Baş Sorumlusu Stephanie Prager’in unvanını, Küresel Ajans Gelişim Baş Sorumlusu olarak güncellediğini duyurdu.

Bu gelişme çoğumuz için sıradan bir terfi haberi gibi görünebilir. Fakat aslında bu değişim, Twitter’ın bu yıl ajanslar ve markalarla yapacağı iş birliklerine ve bunları nasıl geliştirebileceğine dair bakış açısını da gösteriyor.

Kariyerinde birçok büyük çaplı medya ajansıyla çalışmış Prager şimdi WPP, Publicis, Interpublic Groupe, Omnicom ve Dentsu’nun da dahil olduğu, dev reklam ve medya satın alma ajansları ile Twitter arasındaki tüm ortaklıklardan sorumlu olacak. Prager yeni pozisyonu kapsamında, Twitter’ın iç yapısında bulunan ve küresel ajanslarla koordinasyonu sağlayan ekipleri denetleyecek ve onlara yol gösterecek. Bu pozisyonun, Prager’in gelişinden önce yalnızca uluslararası ekipler tarafından yürütüldüğünü de not edelim.

Yeni görev tanımını değerlendiren Stephanie Prager ise 2018’deki temel hedefinin, marka güvenliği gibi endişe duyulan konularda ajanslara ve markalara yardım etmek olduğunu ve odak noktalarının video içerik olduğunu belirtti. Youtube başta olmak üzere, video içerik platformlarına reklam veren markaların, reklamlarının uygun olmayan içerikler eşliğinde çıkmasından oldukça endişeli olduğunu göz önüne aldığımızda, Twitter’ın bu konuda güçlü bir iletişim köprüsü kurmak istemesi son derece anlaşılır görünüyor.

Stephanie Prager
Twitter Küresel Ajans Gelişim Baş Sorumlusu koltuğuna getirilen Stephanie Prager, platformun ajanslarla ilişkisi konusunda 2018 yılında yeni adımlar atılacağını söyledi.

Bu yönde getirilen önerilerden biri de, geçen yılın Ekim ayında Twitter tarafından tanıtılan ve şirketin marka strateji hizmeti için çalışan kurum içi bir kolu olan Fuel. Hizmet genel olarak, ajansların ve müşterilerin yaratıcı süreçlerini hızlandırmak için çabuk ve etkili cevaplar veren içerikler oluşturmayı amaçlıyor. Son dönemde Converse ve Macy’s gibi markalara reklam amaçlı, 6 saniyelik video içerik sunmasıyla dikkat çeken Fuel gömülü video, sohbet robotu (chatbot) ve otomatik cevap mekanizmasına dayanan kampanyalarda pazarlama ekiplerinin işini kolaylaştırıyor.

Markalar ve Twitter arasındaki iş birliklerini ve deneyimlere daha fazla önem vereceğini de kaydeden Prager bu noktada, geçen yıl gerçekleştirilen ve tamamen Twitter doğrudan mesaj özelliği üzerinden yürütülen #WendysBracket kampanyasını örnek gösteriyor. Twitter olarak ajanslarla öteden beri özel bir ilişki yürüttüklerinin altını çizen Prager, yeni dönemde bu olumlu ilişkinin daha da derinleşmesi için çalışacaklarını vurguladı.

Bakalım önce MEC kurucu ortağı ve ardından MediaVest U.S. Başkan Yardımcısı olarak çalıştıktan sonra, 2013 yılında Twitter kadrosuna katılan Stephanie Prager, yeni görevine gelir gelmez açıkladığı hedeflerine ulaşabilecek mi? Bunu zamanla göreceğiz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Facebook Haber Akışı Büyük Değişime Hazırlanıyor

Sosyal ağların sayısı her geçen gün artsa da hem pazarlama ekipleri hem de ajanslar ve yayıncılar için Facebook, dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’i de geride bırakan kullanıcı sayısıyla, hâlâ en popüler sosyal medya platformu durumunda. Bu yüzden ki Facebook’ta gerçekleştirilen her değişim, dolaylı veya doğrudan birçok kişiyi ilgilendiriyor.

Bu gelişmelerden biri de dün yaşandı. Facebook tarafından yapılan açıklamada, kullanıcıların arkadaş listesindeki kişilerle kuracağı anlamlı diyalogların sayısını artırmak için işletmeler, markalar ve medya organları tarafından yapılan paylaşımların geri plana itileceği belirtildi. Trafik oluşturmada Facebook sayfasına güvenen markaları üzen bu yenilikle birlikte, arkadaşlarınızdan veya ailenizden olan Facebook kişilerinizin yaptığı paylaşımlar, haber akışınızda öncelikli olarak gösterilecek.

Bu yenilikle birlikte, medya organlarından yapılan paylaşımları, artık örnekteki gibi üst sıralarda göremeyeceğimizi söyleyebiliriz.

Facebook CEO’su ve kurucusu Mark Zuckerberg’in dün yaptığı paylaşımda, bu önceliklendirmenin altında yatanın Facebook’u daha insan odaklı ve kullanıcıların kendilerini iyi hissettiği bir yer yapma hedefinin olduğu aktarıldı. Zuckerberg mesajında, şirketteki ürün ekiplerinden Facebook’taki sosyal etkileşimleri daha anlamlı hâle getirecek içeriklere odaklanmalarını istediğini yazdı.

Mark Zuckerberg bununla birlikte, yaşanacak değişimin Facebook’un temel ölçeklerine belli açılardan da olsa zarar verebileceğini de kabul etti ve kullanıcıların platformda geçireceği zamanın kalitesini artıracağını savunduğu yeni haber akışı düzeninin buna değeceğini sözlerine ekledi.

Facebook
Facebook CEO’su ve kurucusu Mark Zuckerberg’in attığı bu adım, platformdaki marka ve yayıncı yoğunluğunu düşündüğümüzde son derece cesur bir yenilik sayılmalı.

Öte yandan söz konusu değişimin, Facebook’un 2016 yılındaki ABD Başkanlık Seçimleri’nde yanlış bilgilendirme ve yönlendirme amacıyla, çok sayıda yalan haberin yayılması amacıyla kullanılmasının da olabileceği söyleniyor. Facebook özellikle de seçim döneminde Rusya kaynaklı olduğu ortaya çıkan ve kimilerince seçim sonuçlarını etkilediği de söylenen asılsız haberlerin yayılımını yeterince engelleyemediğine dair sertçe eleştirilmişti.

Facebook’ta göreceğimiz bu yeniliğin, daha çok müşteriye ve okura ulaşmak adına Facebook’a güvenen marka ve yayıncıların, haber akışındaki görünürlüğünü azaltacağı kesin. Anlaşılan o ki Facebook yönetimi kullanıcıları memnun ederek kitlesini korumak ile platforma maddi kaynak sağlamaya hazır markalar ve yayıncıları kaybetmemek arasında, zor bir ikilem yaşıyor. Belki beri yandan da söylentiler doğruysa, 2016 ABD Başkanlık Seçimleri’nde yaşadığı güvenilirlik krizinden ağzı yandığından, şimdi yoğurdu üfleyerek yiyor.

Zuckerberg ve ekibinin, dengeyi sağlamak adına gelecekte hangi adımları atacağını bekleyip göreceğiz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link