“Şirketler Müşterilerden Önce Çalışanlara Öncelik Vermeli”

  • Virgin şirketler grubunun sahibi Richard Branson, müşteri hizmetlerine odaklanarak Virgin’i küresel bir marka haline dönüştürdü. Ancak Branson müşteri hizmetleri konusundaki bu hassasiyetine rağmen, Virgin’in önceliği müşterilerine vermediğini dile getirdi.
  • Ünlü iş adamı müşteri hizmetlerine o kadar önem veriyor ki, bu zamana kadar hep yeni satın aldığı bir şirket, müşteri hizmetleri konusunda uygun bir kalibreye gelinceye kadar o şirkete Virgin ismini vermeyi reddetti.
  • Virgin’in en önemli önceliğinin çalışanlar olduğunu ifade eden iş adamı, mutlu çalışanların, mutlu müşteriler anlamına geldiğine inanıyor.
  • İlgili Yazı: Elon Musk’tan Çalışanlarına İlham Verici Mektup

Genel olarak şirketlerin müşteri öncelikli bir anlayışa sahip olmaları gerektiği söylenir. Ancak Virgin şirketler grubunun sahibi olan İngiliz iş adamı Richard Branson böyle düşünmüyor.

Inc. dergisinin paylaştığı habere göre, Richard Branson, Virgin’i bir alana odaklanarak küresel bir güce dönüştürmeyi başardı: müşteri hizmetleri. İngiliz iş adamı, Virgin Mobile’dan Virgin Atlantic’e kadar her yeni Virgin yatırımının, markanın müşterilere karşı eşsiz sorumluluğunu paylaştığını ifade ediyor. Hatta ünlü iş adamı müşteri hizmetlerine o kadar önem veriyor ki, bu zamana kadar hep yeni satın aldığı bir şirket, müşteri hizmetleri konusunda uygun bir kalibreye gelinceye kadar o şirkete Virgin ismini vermeyi reddetti.

Ancak Richard Branson müşteri hizmetleri konusundaki bu hassasiyetine rağmen, Virgin’in müşterileri ilk sıraya koymadığını dile getirdi. Branson’ın yaptığı açıklamaya göre, çalışanlar, Virgin’in en önemli önceliği. Bu anlayış Virgin’de o kadar iyi işledi ki, ünlü yatırımcı daha fazla şirketin çalışan odaklı bir yönetim stratejisi benimsemediğine şaşırdığını söylüyor.

Virgin CEO’su, Inc. dergisinin geçtiğimiz yıllarda kendisiyle gerçekleştirdiği bir röportajda bu konuyla ilgili olarak şunları söylemişti:

“Eğer şirketinizde çalışan kişiler marka ile %100 gurur duyuyorlarsa, onlara iyi bir iş çıkarmaları için gerekli araçları veriyorsanız ve onlara iyi davranılıyorsa mutlu olacaklardır. Şirketinizde çalışan kişiler memnun değillerse, işleri bir gülümsemeyle yapmayacaklardır.”

Ünlü iş adamı çalışanlarına iyi bakıldığından emin olmak için Virgin uçuşları sırasında kabinde dolaşarak ve doğrudan kabin ekibiyle konuşarak çalışanlarından geri bildirim bile alıyor. Richard Branson’a göre, mutlu çalışanlar, mutlu müşteriler anlamına geliyor. Benzer bir şekilde mutsuz bir çalışan ise marka deneyimini birçok müşteri için mahvedebilir.

Şirketlerin çalışanlarına iyi davranmayarak kötü hizmet yüzünden müşterilerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaklarına dikkat çeken iş adamı, bu nedenle Virgin’in çalışanlarını ilk, müşterilerini ikinci, hissedarları ise üçüncü sıraya koyduğunu ifade ediyor. Branson bunun sonucunda ise hissedarların iyi kazanacaklarını, müşterilerin daha iyi davranacaklarını ve personelin mutlu kalacağına vurgu yapıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

22 Yaşındaki İki Genç, 1,5 Yılda Nasıl Milyar Dolarlık Bir Şirket Kurdu?

  • 22 yaşındaki Brezilyalı iki genç girişimci Henrique Dubugras ve Pedro Franceschi’nin sahibi olduğu Brex isimli ödeme şirketi, yaklaşık olarak 1,5 yılda 1,1 milyar dolarlık piyasa değerine ulaştı.
  • Henrique Dubugras, ilk girişimini 14 yaşında kurdu ve Brex, onun beşinci girişimi.
  • Dubugras ve Franceschi, Brex’ten önce de Pagar.me isimli ödeme girişimini kurdular. Daha sonra ikili, bir sonraki girişimlerini kurmak adına, 30 milyon dolar yatırım elde eden ve 100 kişilik bir ekibe sahip olan bu şirketi sattı.
  • İlgili Yazı: Müşterilerinin Spotify Listelerine Göre Kıyafet Öneren Girişim

Brezilyalı Henrique Dubugras ve Pedro Franceschi, 16 yaşında bir araya geldiklerinde, tutkularını anlamayan katı annelerinin yanı sıra, kodlama aşkı ve ortak hayal kırıklıklarıyla birbirlerine bağlanmışlardı. İki gencin evlerine patent ihlali bildirimleri gönderildikten sonra, onların hack alışkanlıklarından dolayı annelerinin korkuları daha da artmıştı. Franceschi, iPhone’a ilk jailbreak’i yaptıktan sonra, Apple’dan gelen yasal bir tehdit bunun için yeterli olmuştu.

Bunun üzerine ebeveynleri iki gençten hack işlerini ve sanal alemde amaçsızca takılmayı bırakmalarını istediler. Ancak şu anda 22 yaşında olan bu iki genç, bu istekleri görmezden geldi ve kısa bir süre önce Brex adındaki şirketleri için 1,1 milyar dolar değerleme ile 125 milyon dolarlık bir C serisi fonlamayı duyurdular. Greenoaks Capital, DST Global ve IVP’nin liderlik ettiği turda, şirket bugüne kadar yaklaşık olarak 200 milyon dolar yatırım elde etti.

San Francisco merkezli Brex şirketi, girişim kurucularının kişisel bir teminat ya da mevduat olmaksızın kurumsal kredi kartlarına erişim imkanı sağlıyor. Aynı zamanda şirket, PayPal’ın kurucularından olan Peter Thiel ve Max Levchin, Visa’nın eski CEO’su Carl Pascarella ve bir avuç önde gelen risk sermayesi şirketi tarafından da destekleniyor. Bu yatırım, onları tarihin en genç unicorn (1 milyar dolar ve üzeri değerlemeye sahip özel girişimlere verilen isim) kurucularından biri haline getiriyor ve onları, bu kadar hızlı bir şekilde unicorn bölgesine açılan nadir bir girişim sınıfına sokuyor. 2017 yılının bahar aylarında kurulan Brex, aradan geçen yaklaşık 1,5 yılın ardından geçtiğimiz haziran ayında halka açıldı.

Brex, herhangi bir kişisel teminat ya da teminat bedeli gerektirmiyor ve üçüncü taraf eski bir teknolojiyi kullanmıyor. Ayrıca şirketin yazılım platformu sıfırdan inşa edildi. Brex, şirketlere harcamalarına yönelik olarak birleştirilmiş bir bakış sunarak kurumsal giderlerin pek çok sıkıntı verici kısmını basitleştiriyor. Örneğin bir CEO, her ayın sonunda, şirketin tümünün Uber’de ne kadar para harcadığını kolay bir şekilde görebiliyor. Bununla birlikte Brex, girişimcilere başka bir yerden aldıklarından 10 kat daha yüksek bir kredi limiti verebiliyor ve online başvurunun tamamlanmasından hemen sonra, en azından sanal kartlar teslim edilebiliyor.

Bunu Nasıl Başardılar?

14 yaşında olan çoğu gencin tek derdi okuludur. Ancak Dubugras, 14 yaşındayken bir sonraki iş girişiminin ne olacağını düşünüyordu. Zaten başarılı bir online oyun yapmıştı, ancak bu patent ihlali bildirimlerini aldıktan sonra bu işi sonlandırmaya zorlandı.

Bunun üzerine Dubugras, yeni bir girişim kurmak için oyundan kazandığı parayı kullandı. Edtech isimli bu girişim, Brezilyalı öğrencilerin Amerikan okullarına başvurmalarına yardımcı olmayı amaçlıyordu. Kendisi Stanford’a girmeyi umuyordu ve Brezilyalı öğrencilerin ABD’deki üniversite başvuru süreci hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduklarını çabucak öğrenmişti. Bazı açılardan bu girişim başarılıydı. Dubugras, yeni girişimi için 800 bin kullanıcı toplamayı başardı, ancak hiç para kazanamadı. Onun küçük serveti, bu işi büyütmek için yeterli değildi. Dubugras, bu durumla ilgili olarak “Brezilya’da 15 yaşındakilere yatırım yapmaya istekli çok sayıda risk sermayesi yok.” şeklinde bir açıklama yaptı.

İsveç’in Nasıl Bu Kadar Çok Başarılı Girişimi Var?

Edtech girişimini kapattıktan kısa bir süre sonra, Dubugras, onun inovasyona olan iştahını anlayan ve tıpkı onun gibi başarıya aç, Rio’da yaşayan bir Brezilyalı genç olan Franceschi ile tanıştı. Daha sonra iki genç konuştu ve Franceschi’nin ödemelere olan ilgisinden dolayı Pagar.me isimli girişimi başlattılar. Pagar.me 30 milyon dolar yatırım elde etti ve 100 kişilik bir ekip meydana getirdi. Şirket satıldığında, 1,5 milyar dolar kadar işlem yapıyordu.

Dubugras daha sonraki hamleleriyle ilgili olarak “Bir şeyler inşa etmek için Silikon Vadisi’ne gelmek istedik, çünkü buradaki her şey çok büyük ve çok havalı görünüyordu.” dedi. Ve ikili sonunda bunu başardı. 2016 sonbaharında, Dubugras ve Franceschi Stanford Üniversitesi’ne kaydoldular. Bundan kısa bir süre sonra da Beyond adında bir sanal gerçeklik girişimiyle Y Combinator’a girdiler. Dubugras, son derece kısa süren bu girişim macerasını şu şekilde özetliyor:

“Sanırım pes etmemiz üç hafta sürdü. Bu işi başlatmak için doğru kurucular olmadığımızın farkına vardık.”

Buna rağmen Dubugras, Y Combinator’ın neyde iyi olduklarını anlamalarına yardımcı olduğunu ifade ediyor. Kendileri de birer girişimci oldukları için Dubugras ve Franceschi, girişimcilerin karşılaştıkları son derece büyük bir problemin fazlasıyla farkındalardı: banka hesabındaki paraya erişim. Büyük bankalar, küçük işletmeleri almak istemedikleri birer risk olarak görürler ve bu yüzden şirket kurucuları, genellikle bir çıkmazda bırakılırlar.

Dubugras ve Franceschi, sadece Rolodex’te büyük bir girişimci ağına sahip değildiler. Aynı zamanda şirket kurucuları için özel olarak tasarlanmış bir kredi kartı işi oluşturmak için gereken fintech zekasına da sahiptiler. Bu yüzden ikili, Beyond girişimine son verdi ve Nisan 2017’de Brex’i kurdu. Brex kısa bir süre içinde hızlı bir şekilde yükselişe geçti. Öyle ki, iki genç girişimci Stanford’dan ayrılmaya ve işi tam zamanlı olarak sürdürmeye karar verdi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Artık Ne Hava Bedava Ne De Bulut…

Orhan Veli’nin “Bedava yaşıyoruz, bedava; Hava bedava, bulut bedava; Dere tepe bedava; Yağmur çamur bedava…” diye seneler seneler önce her şeyin para karşılığında yapılmasına, parayla satın alınamayacak birkaç şeyin kalışına isyan ettiği “Bedava” şiirini hatırlarsınız. Havanın ve bulutun bedava oluşunun bu kısa sürede değişeceğini düşünmezdik ancak durum değişti.

Sizlerle “Kanada’nın Temiz Havasını Satarak Bir Senede 230 Bin Dolar Kazanan Girişimcilerin Öyküsü”paylaşmıştık. 39 yaşındaki Lam ve 32 yaşındaki Paquette geliştirdikleri sistemle havayı bir makine aracılığıyla ateşledikten sonra boş tanklara ve ardından küçük teneke kutulara koyuyor ve “Sahip olabileceğiniz en temiz hava, bir tüpün içinde olsa bile” şeklinde bir pazarlama stratejisiyle bu havayı insanlara satıyorlardı. Bu şekilde bir yılda 230.000 dolar kazanmışlardı.

Bu fikir ilginç olduğundan ve eşi benzeri bulunamayacağından tuttu sanıyorduk ancak durum bu değilmiş. Yeni Zelanda’da Kiwiana adlı bir şirket “temiz” havayı teneke kutulara doldurarak satıyor. Kutuların üzerinde nefes maskeleri de bulunuyor ve bu kutular 98 dolara satılıyor. Evet 98 dolar… 98 dolara temiz havası olan bir yere gidip gelebilirsiniz bile ama içi temiz hava dolu kutular gerçekten de 98 dolara satılıyor.

İnsanlar üzerinde yazan yerlerden geldiklerine inandıkları hava kutularına veya şişelerine tonlarca para ödeyebiliyorken küçücük çocukların bir yerlerde açlıktan ölebiliyor olması ne kadar ilginç değil mi? Ancak bu durumun bir pazarlama başarısı olduğunu da inkar edemeyiz. Öyle bir durumdayız ki; insanların bir şeylerin “en”lerine sahip olma isteklerini kullanarak onlara aslında zaten sahip oldukları şeyleri bile satabiliyorsunuz.

Buluta gelecek olursak da çağımızın veri depolama teknolojisi olan bulut havadan defalarca kat fazla para ediyor…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?