Kurumsal Hayatta Kalma Rehberi, Bölüm 1: Yeni İşe Nasıl Uyum Sağlanır? 0

Yeni İşe Nasıl Uyum Sağlanır ve Kalıcı İyi İzlenim Yaratılır?

Sınırlı güce ve dikkate sahip insan beyni, diğer insanlara ilişkin basit modeller olmadan işleyemez. Bu yüzden sınırsız olasılıklar okyanusunda bir başlangıç noktasına ihtiyaç duyarız. İlk izlenimler, gelecekte oluşacak bütün algılar için başlangıç noktası oluşturur.

İnsan davranışını iyi anlayanlar ile her hareket karşısında şaşıran insanlar arasındaki en büyük fark; diğer insanları iyi anlayan—iyi tanıyan insanların şuna inanmasıdır: İnsanlar anlaşılabilir!

İnsan davranışlarının açıklanamayacağı, kendi içinde hiçbir tutarlılığı olmadığı ve doğru yorumlanamayacağına inanan kişiler, iyi davranış analisti olamazlar. Olamazlar, çünkü en başta bu konuda kendilerini geliştirecek yolculuğa çıkmamışlardır.

Çağımızda modern ekonomi içinde yer alan, ve özel sektörde çalışan ortalama bir yetişkin kariyeri boyunca 15 defa iş değiştiriyor. Bu yazıyı okuyan kişiler olarak muhtemelen ilk işinizde çalışmıyorsunuz, yani yeni bir işe uyum sağlama sürecini zaten en az bir kere yaşadınız.

Şimdiden haberi vereyim; çok yüksek ihtimalle, önümüzdeki iki yıl içinde bugünkünden başka bir işte çalışıyor olacaksınız. Farklı bir işyeri, belki farklı bir iş alanı, farklı iş arkadaşları, farklı bir kurum kültürü, kurumun sattığı farklı bir hizmet veya ürün…
Bu kadar şey farklılaşırken siz aynı mı kalacaksınız? Hayır, tabi ki de. Girdiğiniz yeni ortam sizi belirli ölçüde yoğuracak. Yeni öncelikler, yeni ilişkiler, yeni bir iş ve yeni bir rutin sonucu siz de değişeceksiniz. Üstelik bu değişimi sadece bir kere daha yaşamayacaksınız. Ortalamadan çok farklı bir kurum sadakatine sahip değilseniz veya özel koşullarınız yoksa; geleceğiniz en azından üç – dört farklı “Yeni İşe Başlama” deneyimi olacağını tahmin etmek mümkün.

“Önemli ve Değerli Bir Bilgi”

Bu yüzden de yeni bir işe başladığınızda nasıl en doğru şekilde uyum sağlayabilirsiniz ve çevrenizle geleceğinizi şekillendirecek ilişkilere doğru temeli nasıl atabilirsiniz bilmeniz gerekli. Bu sizi yakından ilgilendiren, kariyerinizin ve hayatınızın geleceğinde etki sahibi, önemli ve değerli bir bilgi.

İşte yeni başladığınız bir işe hızlı uyum sağlamak ve iyi ilişkilerin temelini sağlam atmak için dikkat etmeniz gerekenler:

Daha işe başlamadan şirketi, çalışacağınız bölümü, yapacağınız işi çok iyi bilin.

Örneğin aşağıdaki sorulardan kaç tanesini teklemeden cevaplayabiliyorsunuz?

İşe başlayacağınız şirketin cirosu ne?
Asıl sattığı ürün veya hizmet ne?
Bunu sattığı ilgili hedef kitle kim, belirleyici özellikleri neler?
Satılan ürün ve hizmetin en büyük rekabet avantajları neler?
Şirketin rakipleri kimler ve rekabete göre nasıl bir konumda; bir monopol mu, oligopol mu, kıran kırana bir rekabetin parçası mı?

Sizin çalışacağınız bölümün, şirketin bütünü içerisindeki ana görevi ne?
Tanımdaki görevinin ötesinde, bu bölümün şirketi içerisindeki diğer bölüm/departmanlara görece söylenmeyen gücü nasıl?
Bölüm/departman yöneticisinden beklenenler neler? Kendisinin en büyük öncelikleri ve altındaki ekiplerden beklentileri ne?
Bölüm içerisinde nasıl bir kültür hakim; ne kadar işbirlikçi – ne kadar rekabetçi bir ortam var?
Bölümün, ya da, direkt olarak içinde çalışacağınız ekibin yıl sonunda başarılı veya başarısız olmasını sağlayacak faktörler neler?

Birebir sizden bu rolde beklenenler neler?
Bu rolü layıkıyla yerine getirecek kişinin hangi mesleki bilgilere sahip olması şart?
Mesleki bilgi dışında, bu rolde başarılı olmanın getirdiği davranışsal, ilişkisel ve kültürel özellikler neler?
Bireysel “KPI”lar (Key Performance Indicators) yani hedef ve başarı kriterleri neler?
Bu rol kimlerle birlikte çalışmayı gerektiriyor?
Bu roldeki kişinin performans değerlendirmesini kim yapıyor, yaparken yazılı olmayan başka hangi gizli faktörlere bakıyor?
Bu rolde çalışan kişi, organizasyondaki hangi problemlerin çözümüne katkıda bulunuyor?
Bu işi geçmişte yapılagelenden nasıl daha iyi yapabilir?

Bu soruların mümkün olduğu kadar fazlasını, mümkün olduğu kadar detaylı şekilde cevaplamak çok başarılı olmayı hedef koymuş kişi için birinci öncelik olmalı. Bu soruların cevabını almak için iş görüşmesi sürecini, bu şirkette çalışan diğer kişileri, kendi arkadaş çevrenizi, şirketin internet sayfasını, hakkında forumlarda yazılanları, şirket LinkedIn sayfasını, çalışanların profilini ve aklınıza gelecek diğer tüm kaynakları kurutana kadar kullanmalısınız.

recruit

Başarı algısında iyi ilişkiler, somut iş başarısından daha etkilidir.

Bu gerçekle yüzleşmekten hoşlanmayanlar olabilir. Ancak ne yazık ki durum böyle. Bunun en basit sebebi ise sizin performans ve başarı değerlendirmenizin de çoğunlukla insanlar tarafından yapılacak olması, ve insanların objektif canlılar olmamaları. Olamamaları. Kendinizi düşünün. Siz de objektif değilsiniz. Ailecek görüştüğünüz ve sevdiğiniz bir iş arkadaşınızın hatası karşısında, her fırsatta sizinle tartışmaya giren birine göre çok farklı tavır alırsınız. Birinde önemli bir hata kimsenin haberi olmadan örtülürken, diğerinde aynı hata yıl ortası toplantısında tüm şirketin gözüne sokulabilir.

Yeni bir işe başladığınızda insanların sizi sevmesi, sizinle birlikte aynı odada olmaktan keyif alması, bir konuyu sohbet etmeyi isteyecek yakınlıkta görmesi veya bir dertleri olduğunda size açılacak olgunlukta algılaması; size hayal edebileceğiniz en büyük sayısal iş başarısından daha çok avantaj sağlar.

Üstelik, dürüst olalım, her insan çalıştığı şirketin ticari başarısını umursamaz. Ancak herkes huzurlu ve iyi ilişkilere sahip olduğu bir iş ortamında çalışmayı ister. Bu yüzden, tereddüt ettiğinizde, tercihinizi iyi ilişkilere yatırım yapmaktan yana kullanın.

İşinizde çok çok ÇOK iyi olun ve bunu herkesin gördüğünden emin olun.

Daha önce, Kariyer Başarınız Gerçek Değerinize Değil, Görünen Değerinize Bağlıdır yazısında netleştirdiğimiz üzere, üzerine yatırım yapacak iyi bir iş bilgisi/becerisi yoksa, “iyi iletişim” tek başına boş kalacaktır.

İşinizin uzmanı olun. Kendinize standart olarak Türkiye’yi değil, Dünya’yı belirleyin. Örneğin, İşe Alım ile uğraşıyorsanız, bu iş Dünya’da en iyi nerede yapılıyor, nasıl yapılıyor? diye sorun. Yeni ve inovatif iş görüşmesi modelleri nasıl olabilir? (Bkz. Creative Hiring) Araştırın, okuyun, sorun soruşturun, kendinizi geliştirmek için elinizden geleni ardınıza koymayın.

Kendinizi geliştirme çabanızı şeffaf yaşayın. Bu konuda sürekli araştırıp, öğrenmeye ve gelişmeye çalıştığınızı göstermek, sizi daha güçsüz hale getirmez. Aksine ne kadar açık ve azimli olduğunuzu göstermeye yarar.

Bazı yolları en baştan keşfetmek yerine, alanında iyi olan kişileri model alın. Gerekirse ve fırsatınız varsa birebir usta-çırak (mentor-mentee) ilişkileri geliştirmenin peşinden koşun.

(*) Aldığınızdan Çok Verin (her kapıyı açan gizli ipucu).

Özellikle yeni başladığınız dönemde size gelen her işi yeni bir öğrenme fırsatı olarak görün. İnsanlara karşılıksız yardım etmek için hazır olun. Kısa vadeli kar-zarar hesabı yapmak yerine bunu iyilik yapıp denize atmak olarak görün. En büyük şirket bile o kadar büyük değil, insanlarla tekrar tekrar rastlaşacaksınız. Karşılığını büyük ihtimalle alırsınız. Almasanız da en azından gününüz daha güzel geçer. :)

Özetle; bu 3 (+ 1) noktaya dikkat ederek, gerekli çabayı ve çalışkanlığı gösterek girdiğiniz her yeni iş ortamında sağlam bir temel atmış olursunuz.

İnsanlar ilk izlenimlerin etkisini yıllarca taşırlar. Buraya yapacağınız emek ve özenli yatırım, kendi kariyeriniz için yapacağınız en doğru şeylerden birisi olacaktır.

Okuyuculara not: 2016 yılını bitirirken yeni bir yazı dizisi oluşturmaya karar verdim. Şu ana kadar teker teker yazdığım yazılardan farklı bir şey olacağını tahmin ediyorum. Okuduğunuz yazı, yedi parçadan oluşmasını planladığım “Kurumsal Hayatta Rehber” bütünlüğünde olacak yazı dizisinin ilk yazısıydı. Bir sonraki bölümler de İş Arkadaşları ile İlişkiler, İşte Anlam Arayışı, Performans Görüşmeleri ve İstifa-Çıkış Süreci  gibi konuları inceleyeceğim. Derinlemesine araştırmamı ve yorumlamamı/yazmamı istediğiniz bir konu olursa, lütfen yorum kısmında bana önerin ve bu diziyi ilgili olacağını düşündüğünüz kişilerle paylaşın.

Kendini bildi bileli meraklı birisidir. Hayatının merkezine iyi bir insan davranışı gözlemcisi olma hedefini almıştır. Türkçe ve İngilizce iki basılı kitabı vardır. Sosyoloji ve Psikoloji'ye bayılır. Kariyer ve iş yaşamı dinamiklerini çalışır. Tüm yazıları, çalışmaları ve bilgileri www.ozandagdeviren.com adresinde güncel olarak bulunabilir.

Bir Cevap Yazın

Google’dan Çiçeği Burnunda Bir İşe Alım Servisi: Hire 0

Büyük çapta işletmelerden, startuplara işlerin doğru yürümesi sağlayan en önemli kriter içeride her biri kendi işini en iyi yapan insanları bünyesine katmaktır. Şüphesiz ki kusursuz bir ekip, firmaya yeni iş alanları yaratır, daha yüksek büyüme hedeflerini mümkün kılar ve sizi sürekli aday aramaktan kurtarır. Peki kusursuz bir ekip için şirketler ne kadar para harcıyor dersiniz?

Deloitte tarafından yapılan bir çalışmada şirketlerin açtığı bir pozisyonu doldurması ortalama 52 gün ve her bir aday ile yapılan görüşmelerin maliyeti yaklaşık 4000 dolar civarında.

Daha önce iş arayanlar için Google for Jobs ile karşımıza çıkan ünlü arama motoru devi şimdi de işe alım süreçlerini kolaylaştırmayı vadettiği yeni servisi Hire ile karşımızda. Google’ın tüm dünyaya duyurduğu yeni servisi  Hire tam da bu derde derman olmak için tasarlanmış. Şirketlere, açtıkları pozisyona doğru aday bulma sürecini daha efektif ve daha az maliyetli bir hale getirme sözü veren Hire ile Google özellikle küçük ve orta işletmelerin işe alım süreçlerinde kullanılmayı hedefliyor.

Bu nedenle pozisyona doğru aday bulma maliyetini minimuma indirmek amacıyla Google, “Hire” ismini verdiği yeni servisini duyurdu.

G-Suite uygulamaları olan Gmail, Google Calendar gibi neredeyse 3 milyondan fazla şirketin her gün kullanmaya alışkın olduğu servislerle eş zamanlı çalışabilen Hire, aynı zamanda kullanımının kolaylığı ile şirketlerin işe alım sürecini görece daha efektif hale getirmeyi planlıyor.

Google yeni servisi Hire’da işe alım süreçlerinde şirketlere şu kolaylıkları vadediyor:

  • Gmail ile otomatik olarak senkronize olan mailler sayesinde şirkete adayla Gmail üzerinden de iletişim kurma özgürlüğü sunuyor.
  • Google Calendar ile de senkronize olan Hire, iş görüşmesi yapan kişinin takvimine göre görüşmenizi ayarlayabilmenize de olanak veriyor. Sadece görüşme detaylarını değil, adayın iletişim bilgilerine, tüm görüşme programına ve hangi adayda hangi sorulara odaklanılması gerektiğine dair bilgileri de otomatik olarak eşliyor.
  • Bununla beraber görüştüğünüz adayların verilerini Hire ile senkronize çalışan bir diğer ürün olan Sheet ile kolayca analiz edebilir, görselleştirebilirsiniz.

Vakit kazanmak ve aday deneyimini iyileştirme amacıyla yola çıkan Hire’ın piyasada ki diğer uygulamalardan farkını deneyimledikçe göreceğiz.

Yeni Makineler Çağına Ne Kadar Hazırız? 0

2020’li yıllara yaklaşırken radikal bir dijital dönüşüme tanıklık ediyoruz. Hızla gelişen teknoloji, dünya ekonomisi için tarifsiz fırsatlar yaratıyor. “4. Endüstri Devrimi” diye tanımladığımız bu yeni dönemde yapay zeka, nesnelerin interneti, büyük veri, bulut teknolojisi, nanoteknoloji, sanal ve artırılmış gerçeklik vb. teknolojiler sadece günlük yaşamımızı kolaylaştırmıyor; aynı zamanda iş yapma şekillerimizi değiştiriyor, bilgiye ulaşımı kolaylaştırıyor, üretimi hızlandırıyor ve verimliliği artırıyor. Önümüzdeki 15-20 yıl içinde teknolojinin yaratacağı fırsatları kullanarak ciddi bir bolluk dönemi yaşamamız mümkün. Ancak her şey tozpembe değil. Bugünden doğru adımları atmazsak bu yaşanacak refah seviyesi, sadece belirli ülkelerin ve kesimlerin tekeli altında kalabilir.

Yapay zekayla birlikte hayatımıza giren otomasyon sistemleri ve robotlar, artık sadece fabrikalarda çalışan mekanik kollardan ibaret değil. Üretim, depolama, lojistik başta olmak üzere onlarca sektörde karşımıza çıkan yapay zeka, milyonlarca insanın mesleğini de tehdit eder duruma geldi.

Yakın dönemde ABD’de sürücüsüz kamyonların 3,5 milyon şoförü işsiz bırakması bekleniyor. Çin’de iPhone üreticisi Foxconn firması, önümüzdeki 10-20 yıl içinde 1,2 milyon çalışanının tamamına yakınını kendi ürettiği Foxbots adlı robotlarla değiştirmeye hazırlanıyor. Perakende devi Amazon, 2012’de satın aldığı ve depolama sahalarında kullandığı Kiva robotlarının sayısını 60 binli rakamlara çıkardı.

Geçtiğimiz yıl içinde yayınlanan “Dünya Bankası Kalkınma Raporu” iş gücü için çalan tehlike çanlarını gözler önüne seriyor. Rapor, 2030’a kadar otomasyona kurban gitmesi beklenen mesleklerin oranının İngiltere’de %35, ABD’de %47, OECD ülkelerinin ortalamasında %57, Çin’de %77 olacağını öngörüyor. Türkiye, OECD ortalamasının içinde yer aldığından tam rakamı göremiyoruz ama bize benzer Arjantin (%65), Güney Afrika (%67) gibi ülkelere baktığımızda Türkiye ortalamasının da o civarlarda olacağını söylemek mümkün. Yani, milyonlarca insanın işsiz kalma ihtimali bulunuyor.

Bu yeni robotlar çağında gelişen teknoloji, şüphesiz yepyeni meslekler ortaya çıkaracak. Bu pozisyonlar için de kalifiye iş gücüne ihtiyaç olacak. Ancak, yine de otomasyon sistemleri, dünya iş gücü için tehlike oluşturuyor. Hatta risk, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde çok daha yüksek. Çünkü bu ülkeler, ucuz iş gücünü avantaj olarak kullanarak dünyayla rekabet ediyor.

Ne var ki, dünya değişiyor. Artık ABD dâhil gelişmiş ülkeler, üretimi tekrar kendi ülkelerine taşıma ve robotlara teslim etme peşinde. Ülkeler, hem eğitim sistemlerine yatırım yaparak hem de parlak beyinleri kendi ülkelerine çekecek avantajları yaratarak geleceğin teknolojilerini üretecek ve geleceğin ekonomisine katma değer sağlayacak projeler peşinde koşuyor.

Peki, Biz Böyle Bir Ortamda Diğer Ülkelerle Nasıl Rekabet Edeceğiz?

Ya iş gücümüzü robotlardan daha ucuza üretim yapacak seviyeye çekeceğiz, ki bu çok mümkün gözükmüyor, ya da tüm bu teknolojileri gelişmiş ülkelerden yüksek fiyatlara transfer etmeye devam edeceğiz, ki bu da sürdürülebilir gelmiyor. Bizim de ülke olarak artık kas gücünden değil, beyin gücünden medet olduğumuz bir döneme girmemiz gerekiyor. Üstelik yapay zeka, sadece mavi yakalıların değil, beyaz yakalıların da işlerini tehdit ediyor.

Asıl yapılması gerekeni sanırım hepimiz çok iyi biliyoruz, ama gerekli adımları bir türlü atamıyoruz. Türkiye’nin tüm dünyayla rekabet edecek yüksek teknoloji üretecek insan kaynağına ihtiyacı var. Çocuklarımızı geleceği düşünerek yetiştirmemiz gerekiyor. Eğitim önceliğimizi analitik düşünceye sahip, yaratıcı, vizyon sahibi bir nesil yetiştirmeye odaklamamız lazım. Robotların kopyalayabileceği tekrarlanabilir beceriler yerine, olmadık fikirlere, gelişmelere açık, özgürce düşünebilen gençler yetiştirmemiz ve bunu da bir devlet politikası hali getirmemiz gerekiyor.

Bu, çok mu zor? Olmadığını biliyoruz. Önümüzde Güney Kore, İsrail gibi başarılı örnekler mevcut. Önemli olan karar vermek ve yola çıkmak.

*Bu yazı, ilk olarak Hürriyet’in internet sitesinde yayımlanmıştır.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link