Kişisel Markanızı Tanımlamak ve Güçlendirmek İçin 5 İpucu

Kariyer zorlu bir yolculuktur. Her adımında bizleri bekleyen türlü türlü zorluklar, yeni problemler bulunmaktadır. Her seferinde bölüm sonu canavarını yendim derken karşımıza yeni bir bölüm ve canavarı çıkmaktadır. İşte bu bölümleri ve bölüm sonu canavarlarını diğer rakiplerinizden bir adım önde tamamlamanızı sağlayacak, sizi işyerinde de siz yapacak kişisel markanızı oluşturmanız için 5 önemli ipucu.

Mülakatlarda ya da mevcut işinizde her zaman rakipleriniz olmaktadır. Bunlar iç rakipleriniz ve dışarıdan sizinle birlikte devam eden süreçteki rakiplerini olabilir. Her ne kadar agresif bir rekabet herkese zarar verse de, rekabetin olduğu yerden yenilik ve farklı bakış açıları her zaman çıkmaktadır. Fark yaratabilmek de bu rekabette kendini var edebilmenin altın kuralı. Siz de kendi kişisel markanızı oluşturarak ve yöneterek bu farkı ister mülakat safhasında potansiyel rakiplerinizi elemek, ister işyerinizde farkınızı ortaya koyabilmek için kullanabilirsiniz.

Kişisel markalaşma, çalışanların ve potansiyel çalışanların akıllarda daha çok yer almasını sağlıyor. Daha kalıcı ilişkiler kurulmasını ve zihinlere kazınan bir imaj için kişisel markalaşma önemli. İşte kişisel markanızı oluşturmanızı ve güçlendirmenizi sağlayacak birkaç ipucu:

Kimsiniz?

kimsin pz

Saint Louis University Kariyer Geliştirme Uzmanı Brian Lawrence, ilk önce kendinizden başlamanızın, profesyonel hayatta ne olduğunuzun, bakış açınız gibi faktörlerin doğru bir şekilde belirlenmesi gerektiğini savunuyor. Kişisel markalaşmanın ilk adımının kendini tanımak ve hedeflerini doğru belirlemek olduğunu söyleyen Lawrence, bu şekilde işverenlere verilmek istenen mesajın doğru bir şekilde düzenlenebileceğini belirtiyor.

Online Varlığınızın Önemi

Kendinizi tanımlayabildiyseniz geliyor sıra ikinci adıma, iletişim planı. Kendinizi tanımlayabildiğinizde, bu tanımı karşınızdakine gösterebilmeniz gerekiyor. Bunun için de her türlü fırsatı değerlendirmek, gerekli araç ve gereçleri doğru kullanabilmek önemli. Günümüz dünyasının dijital yanı su götürmez bir gerçek olduğu için de “online” varlığınızı yaratmak ve güçlendirmek, sizi rakiplerinizin bir adım önüne taşıyacak basit ama kritik bir adım teşkil ediyor.

Bireysel Web Sitesi ya da Blogunuzun Sizi İvmelendirmesine İzin Verin

Dijitalleşen bir dünyadan bahsetmişken, iş dünyasının bundan uzak kaldığını da söylememiz mümkün olmuyor. Artık özgeçmişler ya da envanterler kişisel blogunuzun incelenmesiyle gerçekleştirilebiliyor. Profesyonel bir tavırla hazırlanan blog ya da web siteleri, online varlığınızı daha da sağlam hale getirebilecek en güzel araçlardan biri haline gelmiş durumda. Bir de sosyal medyadaki varlığınız var elbette. Bu iki aracı verimli kullanarak imajınız namına birçok kazanım elde edebilirsiniz.

Unutulmayacak Bir Kartvizit

bionik pz

Dijital çağ her ne kadar önemli olsa da hala yüzyüze iletişimlerin en büyük kaynağı kartvizitler olmaya devam ediyor. Bir yerde tanıştığınız kişiye kartvizitinizi vermek ve onunkini talep etmekten daha farklı yollar henüz çok gelişmedi. Bunun için kartvizitinizin ne kadar önemli olduğu da süregelen bir durum. Profesyonel duruşunuzu en iyi sergileyen kartviziti hazırlayarak potansiyelinizi en üst noktaya taşıyabilirsiniz.

İletişim İletişim İletişim

Kişiseli bırakın, tüm markalar müşterileri ya da tüketicileriyle bir şekilde iletişim halinde olmak zorundadır. Marka bilinirliğinizi artırmanın yolu iletişimden geçmektedir. Kendinizi tanımlayıp, online kimliğinizi oluşturduktan sonra bunu müşterilerinize göstermeniz gerekmektedir. Bunun için de son adım olan iletişim öne çıkmaktadır. Profesyonel sosyal ağları kullanmanın yanı sıra, organizasyonlara da katılarak kendinizi ve çevrenizi geliştirmek için hiçbir fırsatı kaçırmamanız dileğiyle…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Hangi Yabancı Dili Öğrenmek, Maaşınızda Daha Fazla Artış Sağlar?

Artık günümüzde, iş dünyasında yabancı dil bilmek bir avantaj olarak görülmüyor olabilir. Ancak herhangi bir yabancı dile hakim olmak, size hala maddi açıdan bir avantaj sağlayabilir. Zira bildiğiniz yabancı dilin, maaşınıza artı olarak yansıma ihtimali çok yüksek. Tabii bildiğiniz yabancı dile göre bu durum değişiklik göstebilir.

The Next Web’in yaptığı habere göre; Euro London isimli işe alım şirketi, bir dil öğrenmenin, gelirinize %10 ila %15 arasında bir katkı sağlayacağını ifade ediyor. Yani bu durum, dil eğitiminin, kurumsal şirketlerde çalışan profesyoneller için iyi bir yatırım olduğunu gözler önüne seriyor.

Bu noktada ise hangi yabancı dile yatırım yapmak gerektiği önem kazanıyor. Zira The Economist isimli haftalık derginin paylaştığı bir habere göre, her yabancı dil maddi olarak aynı geri dönüşü sağlamıyor. MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) görev yapan ekonomist Albert Saiz, bu konuyla ilgili olarak yaptığı araştırma sonucunda şu bulgulara erişti:

  • Almanca – %3,8 Zam
  • Fransızca – %2,3 Zam
  • İspanyolca – %1,5 Zam

Gördüğünüz maaştaki en büyük artışı sağlayan dil Almanca. Peki neden bu diller arasında böyle bir fark var? Bu, tamamen tedarik ve talep ile alakalı bir durum. Örneğin; İspanyolca konuşan ülkeler, Almanca konuşan ülkelere göre daha yüksek bir GSYH’ya (Gayrisafi Yurt İçi Hasıla) sahiptir. Ama yine de İspanyolca ve İngilizce olarak birbirleriyle iletişim kurabilen bireylerin miktarı ayrı ayrı göz önüne alındığında, finansal olarak en iyi geri dönüşü bu dillerin sağlamama ihtimali bir hayli yüksek.

Sonuç olarak bu diller dışında herhangi bir yabancı dili biliyorsanız bile, ikinci bir yabancı dil olarak bu dillerden birini öğrenmek, maddi açıdan size ciddi bir kazanç sağlayabilir. Yani en azından araştırmalar buna işaret ediyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yaratıcı Reklam Kampanyası İçin İşe Alınan 4 “Profesyonel Aylak”

The ODD Company isimli kreatif ajans, geçtiğimiz günlerde TUI Nordic isimli İsveç merkezli seyahat şirketi için bugüne kadar yapılmış en ilginç reklam kampanyalarından birini hazırladı. Bu reklam kampanyası için “profesyonel aylak” arandığına dair bir iş ilanı yayımlandı. Hatta bu reklam kampanyasına özel olarak yine profesyonel aylak isminde bir internet sitesi bile açıldı. İş ilanının üst metninde şu ifadeler yer alıyordu:

Hiç işte uyuyakaldın mı? Tatilde olma fikri hoşuna gidiyor mu? Parayı seviyor musun? Öyleyse okumaya devam et.

İş ilanının açıklama metninin bir kısmında ise şunlar belirtiliyordu:

“İdeal aday, ne pahasına olursa olsun mümkün olduğu kadar az şey yapmaktan büyük bir gurur duyar ve daha güneşli günlerin hayalini kurma konusunda gıpta edilecek bir yeteneğe sahiptir. (…) Başkaları ile etkileşime girme konusunda hiçbir ilginin olmaması ve çoklu görev için zerre kadar yeteneğin bulunmaması faydalıdır, ama bir gereklilik değildir.”

“Fakeation Beach” isimli reklam kampanyası için açılan bu iş ilanına, 14 Ocak itibarıyla 26 ülkeden toplamda 5.435 başvuru yapıldı. The ODD Company’nin belirttiğine göre, bu kampanyanın amacı, oldukça ihtiyaç duyulan tatil hissi konusunda İsveç’i ikna etmekti. Bu amaçla bu iş için seçilen 4 kişi, 22 Ocak – 4 Şubat tarihleri arasında, her gün sabah 7’den akşam 7’ye kadar Stockholm Merkez İstasyonu içerisinde yer alan camdan yapılmış bir odanın içerisinde şekerleme yaptılar, kitap okudular ve güneşlendiler.

Bu reklam kampanyasının yapıldığı sıralarda, İsveç’teki ortalama hava sıcaklığı -4 dereceydi. Bununla birlikte ocak ayının sonlarında, İsveç’te günün sadece 7-8 saati hava aydınlık oluyor. Reklam kampanyası için özel olarak hazırlanan cam odadaki ortam ise 28 derece hava sıcaklığından tutun da, yerdeki kuma ve şezlonglara kadar İspanya’nın Mallorca adasındaki Playa de Muro plajından esinlenilerek hazırlanmıştı. Yani bu reklam kampanyasıyla, insanların o dönemde fazlasıyla ihtiyaç duyabildikleri güneşli tatil günleri onlara hatırlatılarak içlerindeki tatil dürtüsü harekete geçirilmeye çalışılıyordu.

Reklam kampanyası kapsamında yapılan bu kısa süreli işteki çalışma şartlarının da hiç fena olmadığını söyleyelim. Belirtildiğine göre, bu iş için seçilen 4 profesyonel aylak, saat başına 20 dolar ücret alırken bir yandan da aynı bir tam pansiyon tatildeymiş gibi istedikleri gibi yiyip içebiliyorlardı. Ayrıca etraflarında sürekli olarak onlara hizmet etmekle görevli çalışanlar bulunuyordu. Belki de işin en güzel yanı, bu 4 kişi istedikleri bir yerde iki kişilik gerçek bir tatil yapma hakkı elde ettiler.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link