İşinizde Stresi Yok Edecek 5 İpucu 0

Stres günümüz iş dünyasının hatta özel hayatımızın bile olmazsa olmazı. Olumlu bir özellik olmasa da, hepimiz her gün farklı stres unsurlarına maruz kalıyoruz. Kimimiz yolda giderken trafik stresiyle, kimimiz zor bir patron yüzünden iş stresiyle baş başa kalıyor. Bunun olumsuz etkileri de sağlığın bozulmasına kadar varan bir hale gelebiliyor. İşyerinde stresi azaltmanın basit adımları var deseydik ne yapardınız?

Amerikan Psikoloji Derneği’nin açıklamasına göre iş ve çalışma hayatında karşılaşılan aşırı iş yükü, görece düşük maaş, sosyal imkan eksikliği gibi konu başlıkları stresin en ana nedenleri arasında yer alıyor. Basit stresler çalışan üzerinde kısa dönemli baş ağrısı, uyku problemi gibi basit görünen rahatsızlıklara neden olurken; kronikleşen stres problemleri ise anksiyete, uykusuzluk, yüksek tansiyon ve bağışıklık sistemi zayıflığı gibi daha derin sorunlara neden olabiliyor. İşte bu tarz stres nedenlerini ortadan kaldırmanıza yardımcı olabilecek basit ipuçları:

is-ortami-kurumsal-sirket

Nedenini Bulun

Basit gibi görünse de genellikle uygulanmayan ve stres kısır döngüsü içerisinde çalışanların sürüklenmesine neden olan en önemli adımdır. Sizi strese sürükleyen asıl nedeni ya da nedenleri fark ettiğiniz de iyileşmek ve çözüm bulmak için ilk adımı atmış oluyorsunuz. Ancak çalışanların sık sık ertelediği bir adım olduğu için genellikle aynı streslerle başa çıkılamayıp depresyona hatta daha da kötü rahatsızlıklara varan bir yola girilir. Stresin ana nedeni ya da nedenlerini bulmak çözümün ilk ve en önemli adımıdır.

Akıllı Çalışın

Stresin kaynağı iş yerinde herhangi bir şey olabilir. İş arkadaşlarınızdan tutun da patronunuz sizi strese sürükleyen en önemli kaynaklar olabilir. Asıl nedenin ne olduğunu bulduğunuzda, akıllı davranarak bu nedenleri elimine edebilir, stresinizi azaltabilirsiniz. Örneğin, çalışma arkadaşlarınız sizi strese sürükleyen davranışlarda bulunuyorsa, iş arkadaşlarınızla dışarı buluşup vakit geçirerek birbirinizi doğru tanıma ve yönlendirmeyi sağlayabilirsiniz.

Kendinize Vakit Ayırın

Kafa olarak işten kopamazsanız, tatil vaktinizde dinlenmek yerine iş düşünür ya da çalışmaya devam ederseniz, size bir haberim var: “ASLA STRESTEN KAÇAMAZSINIZ”. Bunun yerine iş vakti işe, dinlenme vaktinde de işten uzak kavramlara odaklanmanız sizi stresten uzaklaştıracaktır.

Listeler Yapın

Hepimizin atladığı en önemli konu da öncelik listelerimizi doğru belirleyememek. Acil ve önemli işler yerine bazen sonra da bitirebileceğimiz hem de önemsiz işlere vakit ayırdığımızda stres de kaçınılmaz olarak artmaktadır. Yetiştiremediğiniz önemli işler yüzünden başınızın ağrımasını istemiyorsanız, öncelik listenizi doğru bir şekilde yapmanızı öneriyoruz.

Kendiniz İçin Daha Fazlasını Yapın

İş dışında değil, iş vaktinde de kendinize doğru ve verimli zamanı ayırmanız önemlidir. yoğun iş çalışması arasında 5-10 dakikalık bir kahve molası, kaçırmadığınız bir öğle yemeği, arkadaşlarınızla 5 dakikalık bir ayaküstü muhabbet doğru zamanda yapıldığında hem iş stresinizi azaltmanıza yardımcı olacak, hem de yaptığınız iş üzeirndeki veriminizi artıracaktır.

ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Pazarlama Oyunları: Markalar İçin Game of Thrones’ten İlham Verici Pazarlama Dersleri 0

Kılıçlar çekildi, bayraklar asıldı ve uzun zamandır beklenen kış sonunda geldi. Günümüz pazarlama dünyası da en az, taht oyunlarının menşei Westeros kadar rekabet içeriyor ve bu yarışta da herkesin gözü biraz daha fazlasında.

Rekabet, her alanda korkutucudur. Bu süreçte her zaman birilerinin daha hızlı ve iyi davranarak, tüm gücü ele geçirmesi riski vardır. Ancak rekabet yarışında yalnız olan Targaryen ya da imtiyazlı bir Lannister olmak fark etmeksizin, doğru teknoloji ve performansa dayalı pazarlama stratejiler ile her işletme başarılı bir imparatorluğa dönüşme şansı yakalayabilir. Bu noktada pazarlamacıların oyunu kurallarına göre oynayabilmek için, Game of Thrones’ten çıkaracağı birtakım dersler var. Uyaralım, Game of Thrones ve pazarlama dünyasına ilişkin bu analojiler bir miktar spoiler içerebilir!

Kış geliyor – Sürekli stratejiler ile rekabete her zaman hazır ol

Bir imparatorluk kurmanın birincil kuralı; evini terk etmektir. Günümüz iş dünyasında; hedeflenilen alanı iyi tanımak, yenilikçi teknolojilere hükmetmek ve dijital dünyaya uyum sağlayan stratejiler belirlemek gerekiyor. İşletmeler de Stark hanesinin “Kış geliyor” mottosuna dayandırdıkları devamlı stratejileri gibi, uzun vadeli ve sürdürülebilir rekabet sağlayacak üstünlükler yaratmalılar. Bunun için pazarlamacıların, sürdürülebilir rekabet avantajı yaratacak kadar değerli bilgiler elde etmeleri gerekiyor.

Başarılı olabilmek için uyum sağla

Albert Camus’un “Yabancı” adlı kitabında belirttiği gibi; “Nihayetinde, insanın alışamayacağı bir düşünce yoktur”. Adaptasyon, doğal seleksiyonda başarılı olmuş her organizmayı evrimsel olarak daha uyumlu hale getiren yetenektir. Bu doğrultuda markaların, “leydi” olarak başladığı yarışa suikastçı olarak devam eden Arya Stark’ın adaptasyon yeteneklerinden öğrenecekleri pek çok şey var diyebiliriz. Sonuçta, tüm işletmelerin pazarlama serüveni de küçük bir hedef kitle ile başlar ve ardından son trendleri takip ederek tüketicinin nabzı tutuldukça hedef kitle, faaliyet alanları ve buna bağlı veritabanları genişler.

Amacını belirle ve ona sadık kal

Kuzeyin Kralı Jon Snow, hiçbir şey bilmiyor olabilir! Ancak amaçlarını ve buna bağlı değerlerini çok iyi biliyor. İşletmeler de pazarlama amaçlarını iyi belirlemeli ve ne olursa olsun tüm stratejilerini bu amaçların yarattığı değerler etrafında toplamalı.

Nicelik değil niteliğe önem ver

Tıpkı Dorne Prensi Oberyn’nin dediği gibi; “Büyüklük önemli değildir. Önemli olan, zamanı geldiğinde ruhunuzu ne kadar ortaya koyduğunuzdur”. Günümüz dünyasında pazarlamacılar, yarattığı içeriklerden çok, sayılarla ilgilenme handikapına kapılıyorlar. Bugünün pazarlama dünyasında, konvansiyonel medya araçlarında reklam verecek kadar büyük bütçelere sahip olmanıza ya da dünyaca ünlü PR ajansları ile çalışmanıza gerek yok. Markaların asıl odaklanması gereken; bilgi yığının oluşturduğu kakafoniden sıyrılacak bir içerik yaratmak.

Müşterilerin sadakatini kazan

Tüm pazarlamacıların hayali; tıpkı ejderhaların annesi Daenerys için gözünü kırpmadan Westeros’a hareket eden “Lekesizler” ordusu gibi sadık bir müşteri kitlesi oluşturmaktır. Markalar başlarda küçük bir hedef kitleye hitap etse de Daenerys gibi yılmadan mücadele ederek, sadık müşterilerini ödüllendirmeli, bağlılıklarını artırmalı ve yavaş ancak emin adımlarla kendi “Lekesizler” ordusunu yaratmalı.

Bilgi her şeydir, ona sahip ol

Köle olarak başladığı hayatına hırsız olarak devam eden ancak bilgi hırsızlığının en değerli marifet olduğunu fark ederek krallığın konseyinde bile kendine yer edinen Lord Varys, bilginin önemi noktasında markalara ilham verecek en güçlü karakter. Markaların müşterilerini çok iyi tanıyarak, kişiselleştirilmiş deneyimler sunmaları için bilgiyi çok iyi kullanmaları gerekiyor. Günümüzde bilgi en büyük güç ve onu nasıl kullandığınız çok önemli. Öyle ya, sonu konseyde de bitebilir zindanda da!

Risk almaktan korkma

Mücadeleyi kazanmak için Mad King’i sırtından bıçaklayan ya da Dorne’yi fetheden Jamie Lannister gibi, yeri geldiğinde güvenli suları terk ederek elini taşın altına koymak gerekiyor. İşletmeler de benzer şekilde davranarak, bazı zamanlarda basmakalıp stratejilerini terk ederek, farklı stratejiler için risk almalı.

Müttefikleri seçerken hedef odaklı davran

Rekabet ortadan kalktığında, motivasyonu yok edecek bir tembelliğe bürünmek en büyük handikaptır. Tıpkı Game of Thrones’te olduğu gibi, gerçek dünyada da başarılı olabilmek için güçlü müttefiklere ihtiyaç var. İşletmeler de satıcıları, teknoloji sağlayıcıları, danışmanları veya diğer paydaşlarını seçerken stratejik hareket etmeli. Tüm bu nedenlerle modern işletmeler, birçok teknoloji sağlayıcı ile çok stratejili ortaklıklar kuruyorlar. Birden fazla anlaşma yapmak ve bir çok alternatif yaratmak her zaman daha iyi sonuçlar getirir.

Kusurlarını kabul et

Yalnızca Jon Snow, hayatta ikinci bir şans kazanır. Potansiyel müşteriler, hedef kitleden düştüğünde veya dijital kampanyalar iyi optimize edilmediğinde, her zaman daha hızlı ve akıllıca davranan rakipler olacaktır. Bu doğrultuda markalar; birden fazla strateji belirleyerek, zayıf noktalarını sübvanse edip yarışta sağ kalmaya çalışmalı.

Günümüzde, rekabet üstünlüğü sağlayacak stratejileri belirlemek en az demir tahta oturmak kadar zor. Tüm bunların sonucunda işletmelerin başarılı olabilmek için; her duruma uygun stratejilerle her an savaş alanındaymışçasına sabırla mücadele etmesi ve en önemlisi de hata yapmaktan korkmaması gerekiyor. George R. R. Martin’in de dediği gibi; ne de olsa her uçuş alçalmakla başlar!

Stajyerler Sağa Çekti, Tinder İşe Alım Amacıyla Kullanıldı 0

Kimileri Tinder’ı tek gecelik bir heyecan kimileri ise hayatının aşkını bulmak için kullanadursun, ABD’deki bir grup stajyerin fikri bambaşka bir yönde gelişti. Tinder ilk kez, Possible adlı yaratıcı ajansın Cincinnati ofisinde çalışan stajyerler tarafından, yetenek avcılığı için kullanıldı.

En parlak fikirlerin çoğu zaman ilgisiz bir konu üzerinde çalışırken veya konuşurken, beklenmedik bir anda çıktığına hepimiz tanık olmuşuzdur. Possible stajyerlerinin Tinder projesi de böyle oldu. Ajansın yaratıcı ekibi, müşterileri için bir proje üzerinde düşünürken, bir anda bu fikir ortaya çıktı. Stajyer ekibin esas amacı, çalışmak için hiçbir zaman öncelikli yerler arasında olmayan Ohio eyaletine bağlı Cincinnati’yi, diğer eyaletlerde yaşayan profesyonellerin gözünde çekici bir hâle getirmek ve bunu yaparken farklı bir yöntem kullanmaktı.

Ohio eyaletine bağlı Cİncinnati kentinden bir görünüm

Tıkır tıkır işleyecek plan, fikri ilk ortaya atan kişi olan stajyer David Harris’in, kentin adına da atıf yapan “Cincy” adıyla bir profil açmasıyla başladı. Tinder’da arz-ı endâm etmeye başlayan Cincy; New York, Cleveland ve Chicago’nun da aralarında bulunduğu birçok eyaletten 100’den fazla kadın ve erkek kullanıcıyla eşleşti. Fakat piyango yalnızca bir kişiye vuracaktı ki o talihli de Chicago’da yaşayan ve yaratıcı ajans Leo Burnett’te müşteri temsilcisi yardımcısı olarak çalışan Daniel Mashburn oldu. Cincy, yol ve konaklama masraflarını üstleneceğini söyleyerek Daniel’dan Cincinnati’ye gelmesini istedi. Sonrasında olanları aşağıdaki videodan izleyelim.

Mashburn, sıradan bir cumartesi akşamında Tinder’da oyalanırken Cincy ile karşılaşmış. Daha önce Tinder üzerinde reklam amaçlı profiller gördüğünü söyleyen Mashburn, başta bir işe alım amacı sezmediği bu projede, bedava seyahatin de etkisiyle oldukça inandırıcı bir kurgu yaratıldığını itiraf ediyor. Kente yaptığı hafta sonu gezisine bayılan ve Possible’daki ajans ortamını da yerinde gören Mashburn, daha önce iş amacıyla sadece birkaç saatliğine uğradığı Cincinnati’de geçirdiği zamanın harika olduğunu, özellikle bira evlerinden etkilendiğini de sözlerine ekliyor. Bu açıdan baktığımızda, stajyerlerin diğer hedefe de ulaştıklarını söyleyebiliriz.

Cincy ile eşleşen Daniel Mashburn

Possible’ın dijital pazarlama stajyeri Madison Dejaegher ise projeyi değerlendirirken, bir işi bırakmanın, mutsuzluk ve hedeflere ulaşamama nedenlerinden kaynaklandığını, bunun da bir ilişkiyi bitirmeye oldukça benzediğini söylüyor. Görünen o ki ekibin Tinder’da yapılan muziplikte de işte bu noktadan hareket edilmiş. Dejaegher ayrıca, ekibin Mashburn’u seçmesinde kendileriyle aynı sektörden olmasının ve eğlenceli birine benzediğinden bu işe uyacağını düşünmelerinin etkili olduğunu vurguluyor.

Tinder projesinde yer alan Possible stajyerleri

Possible stajyerlerinin sıra dışı ve eğlenceli fikrinin maliyeti ise oldukça düşük. Fikrin uygulamaya geçmesi için ajanstan 2000 dolarlık bir bütçe koparmayı başaran ekip, Daniel’ın uçak biletleri, kaldığı Airbnb yeri ve proje yapım masrafları de dâhil olmak üzere 950 dolar harcayarak bütçenin yarısından da az bir rakamla işi kotarmayı başarmış. Hatta ekip, video için özel bir mikrosite yapıp sitenin tasarımını da bu çalışma etrafında şekillendirerek yeni bir kariyer sayfası yaratmış.

Kısa bir süre önce Delta Hava Yolları şirketinin Flört Duvarı projesiyle gündeme gelen Tinder, yine yaratıcı bir projede karşımıza çıktı. Kim bilir Tinder’ı daha hangi amaçlarla kullanılırken göreceğiz? Fakat bu yazıda kıssadan hissemiz şu ki ülkemizdeki kaç yaratıcı ajansta stajyerler böylesine aktif olabiliyor, onlara angarya işlerin dışına çıkma fırsatı sunuluyor ve parlak bir fikirlerine az da olsa bütçe ayrılacak kadar kendilerine değer veriliyor? Her şeyden önce bunu sorgulamanın vakti sizce de gelmedi mi?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link