Firmalar için Değişim Gerçekten Gerekli mi?

Çevre şartları değişiyor, nesiller değişiyor, teknoloji değişiyor, yaşam şartları değişiyor, beklentiler değişiyor… Peki ya firmalar? Onlar değişiyor mu? Daha doğrusu değişmeliler mi?

Bu sorunun cevabını bulmak için öncelikle sistem yaklaşımından biraz bahsedelim:

Sistem; belirli amaç ya da amaçların gerçekleştirilmesine yönelik birbirleri ile karşılıklı bağlı ve ilişkili parçaların bir araya gelmesi ile oluşan bir bütündür ve değişim için sistem yaklaşımından yararlanmak gerekir. Sistem; açık ve kapalı olmak üzere iki çeşittir. Örgütler de (yani şirketler) yapısı gereği açık sistemlerdir, yani çevrelerinden etkilenen yapılardır. Bir şirketin başarılı olabilmesi, çevresine uygun düzenlemeler yapmasına bağlıdır. Dolayısıyla şirketler değişmeli mi sorusunun cevabı: EVET DEĞİŞMELİ! 

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir”

Değişim, örgütler için kaçınılmazdır. Sadece çevrelerine uyum sağlayabilen örgütler yaşama olasılığına sahiptir. Şirket içi verimliliği, etkinliği, çalışan motivasyonunu ve çalışan doyum düzeyini arttırmak için örgütlerde değişim gereklidir. Peki mevcut durumda neden bunlara ulaşılamaz? İnsan ve çevre odaklı her şey dinamiktir çünkü ve bildiğiniz gibi şirket çalışanları ve yeni yöneticiler artık Y kuşağı ve Y kuşağının beklentileri, motive olma şekli değişime uğradı. Klasik sistem ile bunları sağlamak pek mümkün değil. Tabi bahsettiğimiz çalışanları da korkutan ve şirketin değiştirmesi gereken başka noktalar da var. Bu değişimler de dış çevrenin değişmesine bağlı olarak değişmesi gereken noktalar. Dış çevredeki değişimler de müşteri beklentileri, rekabet ortamı, teknoloji, politik değişimler…gibi konuları kapsamaktadır. Değişimi en hasarsız bir biçimde uygulamak için DEĞİŞİM YÖNETİMİ’ni en doğru şekilde sürdürmeniz gerekmektedir.

Çoğu örgüte baktığımızda bu değişimlere inanılmaz bir direnç görüyoruz. Peki ama neden örgütler değişime direnç gösterir?

  1. Rasyonel Nedenler:

Çoğu zaman çalışanlara uyum süresi tanıyacak fırsat tanınmaması, değişimin maliyetinin getirisinden yüksek olması, değişimin teknik açıdan işletmeye uygun olmaması, sürekli yeni sorunlar çıkarması, çalışanların yeni durumu öğrenmede yalnız bırakılması gibi nedenler değişime olan direncin reasyonel nedenleri olarak gösterilmekte.

2. Psikolojik Nedenler:

İnsan doğası gereği bilinmeyenden korkar ve güvensizlik duyar. Ve değişim de aslında bir nevi belirsizliktir. Bulunduğun mevkiyi kaybeder miyim, statüm değişecek mi kaygıları genelde değişime dirence neden olur.

3. Ekonomik Nedenler:

Özellikle kişilerdeki güven eksikliği işini kaybetme korkusu, ücretinin düşeceği korkusunu beraberinde getirir. Haliyle değişime direnç bu noktada kaçınılmazdır.

4. Sosyolojik Nedenler:

Ekip yöneticisinin değişmesi, kişinin bölümü değişmesi durumunda kişinin iş arkadaşlarından ayrılmak istememeleri, çıkar korkusu ve dar görüşlülük bu direncin başlıca sosyolojik nedenleri arasında gösterilmektedir.

Direnci Nasıl Önleyebiliriz?

Eğitim ve kurum içi iletişimi kuvvetlendirerek bu direncin daha hafif geçirilmesi mümkün. Çalışanlarınızı konulardan, yapılacak değişikliklerden nedenleri ile haberdar etmek size ilk aşamada fayda sağlayacaktır. Diğer bir önemli nokta ise değişim süreçlerine çalışanları da katmanız. Onlardan fikir alın, projeye dahil edin, süreçleri çalışanlarınız ile birlikte yürüttüğünüzde göreceksiniz ki daha kolay adaptasyon sağlayacaksınız.

Değişim sürecindeki tüm şirketlere ve takım liderlerine başarılar dilerim…

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Unda Kurumsal Çözümler - Kurucu Ortak / Yönetim Danışmanı & Eğitmen

Bir Cevap Yazın

Sırmagrup’tan Çalışanlarına Mola Yasağı

Birgün’ün haberine göre, Sırmagrup’un İnsan Kaynakları Müdürlüğü‘nün şirket çalışanlarına skandal bir mail attığı iddia edildi. Sosyal medyada paylaşılan mailde çalışanların suistimal ettikleri öne sürülerek 15’er dakikalık dinlenme molaların kaldırıldığı belirtildi.

Mailde ayrıca çalışanların sigara içme alanına ve kafetaryaya inmesinin de yasaklandığı iletildi.

Şirket çalışanlarının sosyal medyada paylaştıklarına göre “molaların suistimali” ile kast edilen mola sırasında çalışanların aralarında konuşması.

Şirkette çalışanların günde 2 kez 15’er dakikalık dinlenme molası hakkı bulunuyordu.

4857 sayılı kanuna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda verilmesi gereken ara dinlenmesi en az 15 dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat, günlük yedi buçuk saati aşan ve 11 saate kadar olan çalışmalar için en az 1 saat ve günde 11 saatten fazla çalışmalarda ise en az 1,5 saat.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Amazon, Çalışanlarına İşten Çıkmaları İçin 5.000 Dolar Ödüyor

Şirketler, genelde iş verimliliklerini artırmak için benzer yöntemler denerler. Ancak Amazon gibi dev bir şirketseniz, alışılmış kalıpların dışına çıkmanız gerekir. E-ticaret devi, şirkette yeni uygulamaya koyduğu ilginç stratejisiyle gündeme geldi.

The Atlantic isimli Amerikan dergisinin aktardığı habere göre, şirket, ABD genelinde işten çıkan çalışanlarına 5.000 dolar kadar bir para veriyor. Çalışanlara işten çıkmaları için para teklif etmek tuhaf bir strateji gibi görünebilir, ancak işin aslı hiç de öyle değil. Aslında bu, şirketin verimli olmayan çalışanları ayıklamak ve çalışanların, kendilerini işlerine daha fazla adamalarını sağlamak için uyguladığı bir strateji.

Amazon’da çalışan Ashley Robinson, şirketin bu stratejisiyle ilgili olarak Business Insider’a şu açıklamaları yaptı:

“Amazon’da çalışan insanların, burada olmak isteyen kişiler olmalarını istiyoruz. Amaç, insanları bir dakikalarını ayırmaya ve gerçekten ne istedikleri konusunda düşünmeye teşvik etmek. Uzun vadede istemediğiniz bir yerde kalmanın, çalışanlar ya da şirket için sağlıklı olmadığına inanıyoruz.”

The Atlantic’in belirttiğine göre, tam zamanlı çalışanlara deneyimleriyle orantılı olarak 2.000 ila 5.000 dolar arasında bir ücret ödeniyor. Ayrıca Ashley Robinson’ın Business Insider’a söylediğine göre, bu teklif her çalışana yılda bir kez sunuluyor.

The Atlantic dergisinden Alana Samuels bu konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda, “Havuçlar ve Sopalar: Başarmak İçin Teşviklerin Gücünü Ortaya Çıkarma” isimli kitabında bu anlayışın psikolojik etkilerinden bahseden Ian Ayres’e atıfta bulunarak şirketin bu hamlesinin, çalışanların, kendilerini işlerine daha fazla bağlı hissetmelerini sağladığından bahsetti. Ian Ayres’e göre, şirketin bu teklifini reddeden çalışanlar, kendilerini işlerine daha fazla bağlanmış hissedecekler; çünkü bilinçli bir şekilde şirkette daha uzun süre kalmaya karar vermiş olacaklar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link