Her Gün Sizi Yavaşça Öldüren 10 Aktivite 0

Hepimiz sağlıklı bir yaşam sürmek istiyoruz ancak etrafımızdaki pek çok etmen buna engel olmakta oldukça başarılı. Her gün trafikti, iş stresiydi derken yaşamımızdan bir şeyleri kaybettiğimizin farkında değiliz. Her gün yaptığımız ancak bize etkilerinin çok farkında olmadığımız, bizi her gün yavaş yavaş yıpratan 10 günlük aktivitenin araştırmalara dayanan sonuçlarını sizler için derledik.

 

1. Oturmak

Ofis çalışanları için kötü haber. Her gün düzenli olarak egzersiz yapsanız dahi, uzun periyotlu hareketsizlik çok sağlıksız. 2012 yılında BMJ Open tarafından yayınlanan çalışmaya göre, oturarak çalışma sürelerini günde 3 saatin altına düşürenler yaşam süresi beklentilerine en az 2 yıl daha ekliyorlar.

 

2. Çok Fazla Uyumak

Tabii ki çok az uyumakta sağlığınız için çok tehlikeli hatta aşırı kiloların nedenlerinden biridir ancak çok fazla uyumakta neredeyse aynı derecede zararlıdır. Uyku üzerine çalışmalar gösteriyor ki, günde 9 saatten fazla uyuyan bireyler, günde 7-8 saat uyuyan bireylere göre %41 daha fazla kalp krizi geçirme riski taşıyorlar.

office-worker-computer-screen-keyboard-ergonomics

3. Uzun Süre Ekran Karşısında Kalmak

Amerikan Kardiyoloji Üniversitesi’nde yayınlanan araştırmada önerilene göre, ekran başında günde 4 saatten fazla zaman geçirmek (TV izleme, internette sörf yapmak) kalp krizi riskini %113 oranında artırıyor. BMJ Open’da paylaşılan başka bir çalışmaya göre de ekran başında geçirilen 2 saatin altına düşürülmesi, bireylerin hayatlarına 1.4 yıl ekleyebiliyor.

 

4. Hayatınızı Tehdit Etmeyen Hastalıklar İçin Alınan İlaçlar

Uykusuzluk, baş ağrısı, sinirlilik gibi hastalıklar için alınan ilaçlar bazı bireylerin tahmini ömürlerinin kısalmasına neden olabiliyor. Kanada Psikiyatri Dergisi’nde yayınlanan 12 yıl süren bir araştırmada, bilim adamları bu tarz ilaçları kullanmayanların, %5 daha az ölüm

 

5. Az Gülmek

Mayo Clinic’in yayınladığı listeye  göre gülmenin sağlığa faydaları oldukça fazla.  Gülmek bağışıklık sistemini güçlendirirken, stresi azaltır ve duygusal rahatlama sağlar. Hatta gülmek kalori yakmanıza bile yardımcı olur.

 

istanbul-trafik

6. Gün İçi Uzun Yolculuklar

Gün içinde trafik yüzünden uzayan yolculuklar sadece günlük zamanınızdan çalmıyor, sizin toplam yaşam sürenizi de kısaltıyor.Association of American Geographers’ın yıllık toplantısında sunulan bir çalışmaya göre 30 dakikadan fazla trafikte kalan bireyler diğer bireylere göre önce ölebiliyorlar. Uzun yolculuklar egzersiz ve uyku için az zaman ayırma demek olduğundan, uzun ve sağlıklı yaşam bu bireyler için uzak bir ihtimal gibi gözüküyor.

 

7. Stres

Stresin sağlığımız ve bağışıklık sistemimiz için çok tehlikeli olabileceğini hep duyduk, ancak Proceedings of The National Academy of Sciences‘ın yayınladığı araştırmaya göre etkileri bununla sınırlı değil. Stres bizim DNA’mıza dahi hasar verebilir. Stressiz bireyler ile karşılaştırıldığında, kronik stresi olan bireyler daha kısa telomerlere sahip -telomer; kromozomların uçlarında bulunup onları koruyan ve yanlış bağlantıların oluşmasını engelleyen tabaka- Yani telomerlerin kısalması ile genlerimiz zamanla yok oluyor !

 

8. Sıfır Cinsel Yaşam

Seks sadece stresten arınmanızı, rahatlamanızı sağlamaz, kalori yakmanızı ve hatta sizin tahmini ömrünüzü uzatır. Duke Üniversitesi’nin araştırmasına göre keyifli bir seks kadınların yaşamını 8 yıla kadar uzatabiliyor.  BMJ Journal’da yayınlanan başka bir çalışmada ise yüksek frekansta orgazm olduğunu söyleyen erkeklerde ölüm oranlarının %50’i azaldığı belirtiliyor.

Jamie Oliver And Victoria Government Announce Partnership To Tackle Obesity

9. Kötü Yemek

İşlenmiş gıdalar, çok fazla kırmızı et ve az taze sebze, meyve yemek çok ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Internal Medicine dergisinde yer alan çalışmaya göre, yüksek oranda kırmızı et tüketimi kardiyovasküler hastalıklara davetiye çıkarıyor ve kanserlerden ölüm oranını artırıyor.

 

10. Anti-Sosyal Olmak

İzolasyon ve yalnızlık bütün vücudunuzun yüksek bir stres ile bezenmesine neden olur. The MacArthur Study of Successful Aging‘de konu ile ilgili olarak, arkadaşları arasında ve ailesinde kendisini değerli bir birey olarak görenler, bunun tam tersi olduğu bireylere göre çok daha fazla yaşamaya müsaitler.

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

Tesla Şimdi De Irkçılıkla Suçlanıyor 0

Elon Musk Tesla

Geçen haftaki Türkiye ziyaretiyle ülkemizin gündemini belirleyen Elon Musk, ciddi bir sorunla karşı karşıya. Musk’ın önderliğinde ürettiği elektrikli otomobiller sayesinde, bizi geleceğin arabalarıyla tanıştıran Tesla, siyahi çalışanlara ırkçılık yapmakla suçlanıyor.

Olay, Tesla’nın California’daki fabrikasında çalışan Marcus Vaughn’ın açtığı davayla su yüzüne çıktı. Vaughn, Tesla yöneticilerinin siyahi çalışanlara ırkçı söylemler kullandığını ve bunun sistemli bir şekilde yapıldığını öne sürerek hukuk mücadelesi başlattı.

Tesla logo
Marcus Vaughn’ın açtığı dava, Tesla’nın ayrımcılıkla ilgili ilk vukuatı değil.

Ne var ki Tesla’da ırkçılıkla ilgili ilk iddia bu değil. Zira benzer nedenle Tesla’da çalışan üç siyahi kişi daha dava açmıştı. Bu üç davada ise şirket, cinsiyetçi mobbing ve eşcinselleri aşağılamayla suçlandı. Vaughn’un ırkçılık üzerine açtığı bu dava ise işin münferit bir olay olmadığına dair şüpheleri güçlendirecek gibi görünüyor. Mağdur, dava dilekçesinde kendisine, İngilizcede siyahiler için kullanılan ve çok ağır bir hakaret olarak kabul edilen “nigga” ifadesinin kullanıldığını belirtti.

Tesla çalışanı, fabrika yöneticilerinin bu hakareti sıkça kullandığını söyleyerek, teknolojik üretim açısından dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan firmanın, yönetici kademesinin siyahi haklar mücadelesi öncesindeki ABD zihniyetinde olduğunu vurguladı. Irkçı tacizlerin sürekliliğini gördüğünde durumu Elon Musk’a yazılı bir şekilde ileterek şikayetini bildirdiğini de söyleyen Vaughn, sonraki süreçte işten atılmış.

Tesla's black employees
Owen Diaz ve oğlu da Tesla’yı ırkçılıkla suçlayıp şirkete dava açan kişiler arasında bulunuyor. İkili, şirkette siyahilerin aşağılandığını ve sürekli ırkçı hakaretlere maruz kaldıklarını söylüyor.

Tesla ise konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı. Elon Musk tarafından şirket çalışanlarına gönderilen e-postada ise “Büyük bir pislik olmamak için tarihsel açıdan az temsil edilmiş bir grubun parçası olmayı anlamaya çalışın. Bazen böyle şeyler istemeden de olsa yapılıyor ve bu durumda özür dilemelisiniz. Eğer birisi adalet yoluyla sarsılıyorsa içtenlikle özür dilemek, böyle durumlarda da duyarlı olmak ve özürleri kabul etmek gerekir” sözleri yer aldı.

Dünyada inovasyonun ve teknolojik gelişimin öncülüğünü yapan sayılı şirketlerden olsanız da kurumsal kültürünüzü çağın gereklerine göre konumlandıramazsanız ve yönetici kadronuzu çağ dışı kalmış, dar kafalı insanlardan oluşturursanız, bir olayla bütün imajınız dağıtılabilir. Tam da bu yüzden, Tesla’nın birden fazla sistematik ayrımcılıkla suçlanmasının, hiçbir şekilde istisnai bir durum olmadığını düşünüyorum.

Kaldı ki atılan işçiyi yeniden kadroya almayı hâlâ düşünmeyen Elon Musk’ı da bu konuda samimiyetsiz buluyorum. Bana kalırsa, Elon Musk’ın olaya ilişkin verdiği demeçte kurduğu “Derisi kalın olunmalı ve dilenen özür kabul edilmeli” cümlesi, yere göğe sığdırılamayan bir kişinin zekâsından önce, etik ve insani değerlerine bakılması gerektiği gerçeğinin bir kez daha yüzümüze vurulmasından başka bir şey değil. Demek ki Musk’a göre ırkçılık gibi dünyanın en aşağılık suçlarından biri de bir özürle geçiştirilebilir bir durum hâline gelebiliyor. Ten renginden dolayı aşağılanan bir çalışanın hakkını araması, basit ve gereksiz bir girişim gibi görülebiliyor.

Elon Musk
Elon Musk, davayı bir özürle geçiştirmeye çalışıyor.

Hatırlayacağınız üzere Dove ve Nivea, bazı reklam çalışmaları nedeniyle yakın geçmişte ırkçılık ile suçlanmıştı. Fakat bu durumun Tesla’da sistemli bir şekilde ve yönetim kademesi tarafından uygulanması, konunun iş dünyasındaki boyutunun düşünülenden daha büyük olduğunu gösteriyor.

Ne dersiniz? Yeraltı tünelleri ve hyperloop’lar ile hayatımızı kolaylaştırmaya, elektrikli arabalarla yakıttan tasarruf edip havayı kirletmemeye çalışırken veya Mars’ta koloni kurmayı düşünürken kimliklerin örselenmesine, ırkçılığa ve her türlü ayrımcılığa sessiz mi kalmalıyız? Bunun bedeli bu mu olmalı?

Sigara İçmeyen Çalışanlara Fazladan 6 Gün İzin 0

Bizim ülkemizde de sıklıkla yaşanan bir durumdur. Sigara kullanan ve çalışan insanlar, çalışma saatleri içerisinde günde birkaç defa sigara içmek için kısa molalar verirler. Ve her şirkette bu süre normal mola süresinden düşülmez. Bunlar, genelde kısa molalar olduğu için pek göze çarpmaz, ancak aylık ya da yıllık bazda düşünüldüğünde bu molaların toplamı günlere tekabül ediyor. Bu durum da doğal olarak “Sigara içmeyenlerin günahı ne?” sorusunu akıllara getiriyor.

Business Insider’ın yaptığı habere göre Tokyo merkezli bir pazarlama firması olan Piala ise geçtiğimiz günlerde bu konuyla ilgili önemli bir adım attı. Japonya, sigara kullanma oranlarının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Yapılan araştırmalara göre ülke nüfusunun yaklaşık olarak %22’si sigara kullanıyor. Haliyle Japonya’daki birçok kişi, bu kötü alışkanlığa çalışma saatlerinde içerisinde de belli bir vakit ayırıyor.

Piala firmasında da sigara içen kişilere 15 dakikalık sigara molası hakkı tanınıyor. Ancak bu durum, Piala’da çalışan ve sigara kullanmayan birçok kişiyi rahatsız etmiş ve bu kişiler, şirket CEO’su Takao Asuka’ya sigara içenlerin bu kötü alışkanlıklarının 15 dakikalık molalarla ödüllendirilmemesi gerektiğine dair şikayetlerde bulunmuş. Bunun üzerine şirket, sigara içmeyenlerin yılda 6 gün daha fazla tatil yapmasına karar vermiş. Piala CEO’su Takao Asuka, Japon Times’a yaptığı açıklamada şirket olarak aldıkları bu kararın, insanları sigarayı bırakma konusunda teşvik etmesini beklediğini belirtti.

Japonya’daki bir şirketin, çalışanlarına yılda fazladan 6 gün izin vermesi ülke için cidden büyük bir adım. Zira Japonya’da insanlar çok yoğun bir şekilde çalışıyorlar ve özel hayatlarına çok az vakit ayırıyorlar. Günde 12 saat çalışmak, Japonlar için normal bir durum. Ancak bu durum, ülkede 1970’lerden beri aşırı çalışmadan kaynaklı intihar ve kalp krizi vakalarının sıklık yaşanmasına neden oluyor.

Başka bir açıdan bakacak olursak, İkinci Dünya Savaşı’nda büyük bir darbe yiyen bir ülkenin nispeten bu kadar kısa bir süre içerisinde dünyanın en büyük teknoloji üreticilerinden biri haline gelmesinin de bu çalışkanlık sayesinde olduğunu söyleyebiliriz. Bununla ilgili olarak, geçtiğimiz hafta sizlerle paylaştığımız “Savaştan Çıkan Japonya Nasıl Teknoloji Devi Oldu? isimli yazımıza göz atabilirsiniz.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link