Türkiye’de Girişimcilik [İnfografik]

BIC Angel Investments, Türkiye’deki girişimcileri daha iyi anlamak amacıyla online bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmanın sonuçlarına göre girişimcilerin yüzde 88 erkeklerden oluşuyor. 25-35 yaş arası en fazla girişimcinin yer aldığı yaş aralığı olurken girişimcilerin üçte biri 30bin ve üzeri ciro rakamına ulaşıyor. Girişimciler belli bir iş deneyimi edindikten sonra girişimciliği tercih ediyorlar.

Girişimcilik Türkiye’de hem devletin hem de sivil toplum örgütleri ve özel sektörün odak noktasına yerleşti. 2013 yılından bugüne üniversitelerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla yakın ilişkiler geliştirerek1000’in üzerinde projeyi değerlendiren ve üç yıllık süre içinde 14 start up’a yatırım yapan BIC Angel Investments Türkiye’deki girişimcileri daha iyi anlayabilmek ve verdiği profesyonel desteğin kalitesini bir üst seviyeye taşıyabilmek amacıyla online araştırma gerçekleştirdi.

Mühendisler girişimciliği daha çok düşünüyorlar

Araştırmada kendi işini kurmak için en az yarı zamanlı olarak projesine vakit harcayan veya kendi kurduğu işte tam zamanlı olarak çalışan, bu işten para kazanan veya kazanmayı hedefleyen kişiler girişimci olarak tanımlandı. Araştırmaya katılan 300 girişimcinin yüzde 88’i erkek, yüzde 12’si kadınlardan oluşuyor. Girişimciler, yüzde 56’lık bir oranla, ağırlıklı olarak iş anlamında daha tecrübeli ve cesur kararlar alabildikleri 25-35 yaş aralığında girişimlerini kuruyorlar.

Tecrübe arttıkça gelir de artıyor

Girişimcilerin yüzde 63’ü lisans düzeyinde eğitim alırken yüksek lisans ve doktora yapanların oranı yüzde 27’ye ulaşıyor. Araştırmaya katılan girişimcilerin yüzde 54’ü mühendislik, yüzde 21’i ise idari bilimler eğitimi almışlar.

Girişimcilerin yüzde 33’ü henüz ciro rakamına ulaşmadığını ifade ederken, ortalama ciro yapanların oranı yüzde 68’e ulaşıyor. Aylık 30bin ve üzeri ciro yapan girişimcilerin oranı yüzde 30’un üzerinde yer alıyor. Tecrübeli girişimcilerin arasında ciro yapan girişimlerin oranı ise yüzde 79’a ulaşıyor.

Fikrin hayata geçmesi bir yılı buluyor

Bir girişimin fikir aşamasından hayata geçiş süresi ortalamada bir yıla yaklaşırken, girişimcilerin kendilerine yaptıkları yatırım tutarı da yüzde 54’lük bir oran ile50 bin TL’nin altında yer alıyor. Girişimlerin yüzde 95’i beş kişinin altında kurucu ortağa sahipken iki kurucu ortağa sahip girişimler yüzde 44 ile en yüksek orana sahip.

Yapılan araştırma ile ilgili değerlendirmelerini paylaşan BIC Angel Investments kurucusu Dr. Joachim Behrendt yeni fikirler ile iş deneyimini bir araya getiren girişimcilerin daha başarılı olmalarının önemli bir gösterge olduğunun altını çizdi. Türkiye’de teknolojiye yakın genç nüfusun aldığı iyi eğitimle yaratıcılığını ve cesaretini bir araya getirdiğinde başarılı işlere imza attığını belirterek, bir hedef doğrultusunda planlı ve düzenli çalışmanın başarıyı getirdiğini söyledi.

 

1447081171_BIC_INFOGRAFIK_Total

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

İstanbul ve Çevresinde Yaşayan Beyaz Yakalılar İçin 6 Hafta Sonu Önerisi

Yaz geldi, havalar çok güzel ve bugün cuma… Tam tatil zamanı ancak çalışanlar bütün yazlarını tatilde geçiremediklerinden bu güzel havalarda çalışmak durumunda kalıyorlar. Tatilden döndükten sonra veya tatile gitmeyi beklerken hafta sonlarınızı son derece keyifli geçirerek hafta ortasının yorgunluğunu üzerinizden atabilir, yeni yerler keşfedebilir ve sevdiklerinizle güzel vakit geçirebilirsiniz. İstanbul ve çevresinde yaşayanlar için 6 güzel, farklı öneriyi özellikle çok çalışan, çok yorulan beyaz yakalılar için derledik ama fırsatını bulan herkesin en az birini denemesini tavsiye ediyoruz. Hazırsanız başlayalım…

1- Düzce Melen Çayı’nda Rafting

Eğlenceli, adrenalin dolu bir şeyler yapmak ve kafa dağıtmak istiyorsanız rafting sizin için uygun şey olabilir. Düzce Melen Çayı İstanbul’a yaklaşık 150 km yani 2.5-3 saatlik bir uzaklıkta. Hafta sonu günübirlik rahatlıkla gidilebileceğiniz ve çok güzel vakit geçirebileceğiniz bir yer.

Rafting vucudunuzun çok fazla adrenalin salgılayacağı bir su sporudur. Yediden yetmişe herkes rafting yapabilir. Rafting herhangi bir teknik bilgi ve beceri gerektirmez. Takımların başındaki rehberlerin tavsiyelerine uyarak rahatlıkla rafting yapabilir ve çok keyifli vakit geçirebilirsiniz.

2- Fener-Balat Kültürel ve Tarihi Gezisi

Balat son dönemlerde oldukça popüler olan semtlerden birisi. O kadar tarihi ve o kadar güzel bir yer ki ben buna değeri sonradan anlaşıldı demek istiyorum… Karaköy’e benzetilse de çok daha ayrı bir dokusu var.

Gelelim Balat’ta yapabileceklerinize. Balat’ın sadece sokaklarını gezmek, renkli ve cumbalı evleri görmek bile insana güzel bir his veriyor ancak bunun yanında gezilecek pek çok tarihi yapı da mevcut. Yukarıdaki görselde gördüğünüz Fener Rum Lisesi İstanbul’da pek karşılaşamayacağınız mimari bir yapıya sahip. Haliç köprüsünden geçerken bile dikkat çeken rengi ise özellikle gün batımında çok güzel oluyor. Bunun yanında dünyanın ilk demirden kilisesi olan Bulgar Ortadoks Sveti Stefan Kilisesi’ni de görmeden geçmeyin…

3- Edirne’de Kahvaltı ve Akşam Yemeği

Edirne genelde ciğeriyle anılır ve çok da lezzetli bir yaprak ciğeri vardır. Ancak Meriç Nehri kıyısında bulunan yeşillik içindeki restoranların kahvaltıları da çok güzel ve kalitesine göre bütçeleri gayet uygun. Tıka basa doyabileceğiniz güzel bir kahvaltı ettikten sonra Meriç Nehri kıyısında doyasıya yürüyebilir, kahvenizi içebilirsiniz. Edirne’nin şehir merkezini, çarşısını, kafelerini, Selimiye Camii’ni gezdikten sonra da ciğer yemeden dönmezsiniz tabii. Ciğer sevmiyorsanız alternatif olarak İstanbul’a geri dönerken Tekirdağ’da köfte de yiyebilirsiniz, size kalmış…

4- Rumeli Hisarı, Bebek’te Yürüyüş, Kanlıca’da Yoğurt…

İstanbul’un en güzel, en özel tarafı kuşkusuz Boğaz’ı… Hafta sonu bir gününüzü tamamen boğazda geçirmek, İstanbul’u yeniden sevmeniz ve önünüzdeki haftanın hafta içi yoğunluğuna katlanmanız için güzel bir bahane olabilir.

Rumeli Hisarı’nı görmediyseniz merdivenleri çok dik olsa da mutlaka en tepesine kadar çıkın ve İstanbul’a oradan bir bakın. Çok güzel hissedeceğinize eminim. Rumeli Hisarı ziyaretiniz bittikten sonra sahilde güzel bir yürüyüş hem spor olur hem de tertemiz bir boğaz havası alarak kendinizi şımartabilirsiniz.

Kanlıca’nın yoğurdu meşhurdur yemediyseniz bile mutlaka duymuşsunuzdur. Avrupa Yakası kıyılarında yürüşünüzü tamamladıktan sonra Emirgan’dan kalkan küçük Kanlıca motorlarına binerek Kanlıca’ya harika bir deniz yolculuğu gerçekleştirebilirsiniz.

5- Çatalca’da Yamaç Paraşütü

Çatalca’nın az bilinen köyü Ormanlı, İstanbul yakınlarında yamaç paraşütü yapılabilen tek adres. Ormanlı, İstanbul’dan 70 km uzakta. Çatalca’nın 43 köyünden biri. Ormanlı’nın Karadeniz sahili, dört mevsim tam poyraz alıyor ve hava sıcak olsa da hep esiyor.

Biraz adrenalin arıyorsanız ve yamaç paraşütüne de meraklıysanız günübirlik buraya da gidebilirsiniz.

6- Galata’da Sanat Seansı

Resim veya heykel yapmayı daha önce hiç denemediyseniz bile gidip deneyebileceğiniz bazı yerler mevcut. Bu yerleri keşfederek birilerine hediye edebileceğiniz veya evinize götürebileceğiniz sanat eserleri icra etmeniz de gayet mümkün. Hazır böyle bir etkinlik içine girmişken çıkışında Galata ve çevresinde güzel bri sergi bulup gitmenin de tadından yenmez…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bilim İnsanları Dünyanın En Eski Rengini Buldu!

Uluslararası bilim insanlarının yaptıkları araştırmalar, Avustralya, Japonya ve Amerika Birleşik Devletlerin’de dünyanın en eski rengi olduğuna inanılan rengi ortaya çıkardı: Parlak Pembe.

Eski pigmentler, tarih öncesi bir okyanusun bulunduğu, Batı Afrika’nın Moritanya Havzası’ndaki Sahara Çölü’nün altında ki 1.1 milyar yıllık kayaçlardan kazılmıştır. Bulunan pigmentlerde pembe renk tonu, yıllar öncesinden bulunan pigmentlerden yarım milyar yıl daha eski olduğu öğrenildi. Avustralya, Ulusal Üniversitesi’nde doktora çalışmaları için analizlere liderlik eden DR. Nur Gueneli “pigmentlerin, fotosentez yapabilen uzun vadeli nesli tükenmiş okyanus organizmaları tarafından üretilen “moleküler fosilleri” olduğunu açıklıyor.

Bulunan 1.1 milyarlık yaşlı renkler kendi içerisinde değişiyor, konsantre edildiğinde fosiller kan kırmızıdan koyu mor rengine değişir. Toz haline getirildikten sonra ve seyreltildikten sonra parlak bir pembeye dönüşür. Estetik kısmına bakılarsa, araştırmacılar diyor ki, bu tür pigmentlerin keşfi, bize daha önce yeryüzünde hayvan yaşamının ilk sinyallerinden bile önce neden bu kadar uzun sürdüğünü belli ediyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link