Game of Thrones Karakterleri Günümüzün Markaları Olsaydı?

Bana göre tartışmasız dünyada şu ana dek yayınlanmış en iyi dizidir Game of Thrones. Zira sizi bu dünyadan alır, Westeros dünyasına götürür. Üzerinde yaşayan esrarengiz yaratıkları ve sabit süreleri olmayan mevsimleri ile bizim dünyamızdan oldukça farklı bir dünyadır Westeros dünyası.

Westeros’un ana karası çeşitli bölgelerden oluşuyor ve bunların her birini ayrı bir hane (soylu aileler) yönetir. Bu ailelerin başlarındaki lordlar, kendi aralarında sağlam bir güç savaşındadırlar. Ancak yine de demir taht’a bağlı olarak hareket ederler.

Yazının bundan sonraki kısmı ise Pazarlamasyon olarak yaptığımız karakter analizi sonucu Game of Thrones karakterlerinin hangi markalar ile daha çok bağdaştığı ile alakalı. Gelin hep birlikte karakterleri markalar ile eşleştirelim.

Ned Stark – NOKIA

Ned Stark dizinin ana karakterlerinden biri olmasına rağmen birinci sezonun 9. bölümünde idam edildi. Güçlüydü, sağlamdı, kolay kolay yıkılmazdı; tıpkı Nokia gibi. Herkes onun yeni dünyanın kralı olacağını düşünürken, siyasetten ve entrikalardan anlamaması sonunu hazırladı. Nokia’nın dokunmatik devrimi görmezden gelmesine paralel olarak o da entrikaları görmezden geldi. Yıkılmayacağını sanıyordu ancak tıpkı Nokia gibi hızlı ilerleyip erken veda etti Westeros dünyasına.

Ned Stark tıpkı Nokia gibi kuzeyden gelmişti. Ancak bu dünyayı olduğu gibi Westeros dünyasını da yönetenler kuzeyliler değildi.

Bu arada Ned Stark’ın diziye yeniden döneceği konuşuluyor. Hatırlayın, Nokia da kısa bir süre önce yeniden 3310 modelini piyasaya sürmüştü. Kim bilir, belki de Nokia da Ned Stark da ait oldukları dünyaya yeniden gelirler.

Daenerys Targaryen – Tesla

O ait olduğu yeri, demir tahtı istiyor. Bunun için de olağanüstü şeyler başarıyor. Kralın şehrindeki tüm yöneticiler de ondan korkuyor ve onun eninde sonunda o şehri alacağını ve Westeros dünyasının yeni hükümdarı olacağını biliyor. Aklınıza bir marka geldi mi? Evet, Tesla!

Tıpkı Tesla’nın otonom araçları, spacex ve hyperloop projeleri gibi imkansızı zorlayan işler yapıyor Daenerys Targaryen. Ejderhaları canlandırması, tek başına karşı kıyıyı zapt etmesi bunlardan sadece bir kaçı. Kısa bir süre sonra demir tahta oturması muhtemel. Tıpkı Tesla’nın otomotiv dünyasının liderliğine kısa bir süre içerisinde oturmasının beklendiği gibi.

Hodor – Trivago

İzleyenler bilir, Hodor’un ağzından sadece “Hodor” kelimesi döküldüğü için herkes ona hodor demekte ve adı Hodor sanılmaktadır. Ancak gerçek adı Walder’dır.

Hodor’u her izlediğimde aklıma Trivago gelir. Hodor’un karşımıza çıktığı sahneleri bir an evvel geçmek isterim. Çünkü bana yeteri kadar heyecan vermez. Ancak Hodor’lu sahneler kolay kolay bitmez ve ileri de sarmak istemezsiniz; tıpkı Trivago reklamlarını gördüğünüzde atlayamadığınız gibi.

Trivago’yu da tıpkı Hodor gibi tek bir cümle ile hatırlarsınız; “Hotel mi, Trivago!” Reklamı her gördüğünüzde bu cümle kulaklarınızı ısırır. İşte bu yüzden Hodor Trivago, Trivago ise Hodor’dur!

Joffrey Baratheon – Yahoo

Yahoo… 1994 yılının Ocak ayında Jerry Yang ve David Filo adlı Stanford Üniversitesi elektrik mühendisliği yüksek lisans öğrencileri tarafından kurulan şirket, kısa bir süre içerisinde dünyanın en büyük arama motoru oldu. Arama motoru olarak tanıdığımız Yahoo, liderliğinin ardından şımarık bir çocuk misali birçok yeni alanla karşımıza çıktı. E-posta, radyo, alışveriş, sohbet açık arttırmalar… Ve satın alımlar başladı. Youtube ile aynı kategoride olan Broadcast.com tam 5.7 milyar dolara, GeoCities 3,6 milyar dolara satın alındı. Bunun yanı sıra irili ufaklı birçok şirket de Yahoo’nun kontrolündeydi artık.

Yahoo tüm bu marka genişlemesini yönetemedi. Hemen hemen her yerde dünyanın lideri olduğunu söyleyen Yahoo, 4.8 milyar dolar karşılığında satın alan Verizon’a satıldı. Dibin de dibini gören Yahoo’nun bu şımarıklığı sonucunda geldiği nokta size Joffrey Baratheon‘u hatırlatmıyor mu? Joffrey de gücün kendisinde olduğunu ve istediği herkesi satın alabileceğini düşünüyordu. Ta ki, düğünde zehirlenene kadar!

Tyrion Lannister – Twitter

Kimse onu kaale almıyor. Herkes onu uğursuz bir tehdit olarak görüyor ve pek de haksız değiller. Zira bu küçük adam, fısıltıları öylesine iyi yönetiyor ki, 6 koca sezondur ayakta kalmasının yanı sıra birçok kez siyasileri yerinden etti.

Ben Tyrion’u Twitter’a benzetiyorum. Herkes Twitter’ın hisse senetlerinin düşmesini, büyüyemediğini, yeterli karı elde edemediğini söylese de Twitter, dünyadaki önemli siyasi olayların ilk yaşandığı mecra. Örneğin ABD seçimleri, Arap baharı, Gezi olayları…

Lord Varys – Google

Game of Thrones serisinin en silik görünen ama en güçlü karakteridir. Serinin belli başlı bütün üyelerinin kendince zaafları var. Varys o zaafların hepsini bilir; tıpkı Google’ın bizim hayatımıza dair her şeyi bildiği gibi. Varys bir kütüphanedir. O bir istihbarat merkezidir. O aslında tüm Westeros dünyasını yönetir, ancak kimsenin bundan haberi yoktur.

Bir keresinde “fırtınalar gelir gider, dalgalar vurur, büyük balık küçük balığı yutar ve ben kürek çekmeye devam ederim.” sözünü etmişti. Bu sözünden sonra ölmeyeceğine adım gibi emin olduğum tek karakter oldu kendisi. Tıpkı Google’ın da hiçbir zaman ölmeyeceğine inandığım gibi.

Şimdi sıra sizde. 2 ana karakterimiz var; Jon Snow ve Cercei Lannester. Sizce bu karakterler hangi markalarla daha çok özdeşleşiyor?

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

1 Comment

  1. Jon Snow, Nike. 1988’de ortalama bir başlangıçtan sonra (evlilik dışı), Reeobok’a yenilirken (Night Watch ‘a en düşük mevkiyle gönderildi) . Dayanıklılık, performans, kendini aşma, öne geçme ve daha ileri gitmek için gayret ve niyet. Otantik, performans, rekabetçi, atletik duygunun etkisinde, kendini aşan.

Bir Cevap Yazın

22 Yaşındaki İki Genç, 1,5 Yılda Nasıl Milyar Dolarlık Bir Şirket Kurdu?

  • 22 yaşındaki Brezilyalı iki genç girişimci Henrique Dubugras ve Pedro Franceschi’nin sahibi olduğu Brex isimli ödeme şirketi, yaklaşık olarak 1,5 yılda 1,1 milyar dolarlık piyasa değerine ulaştı.
  • Henrique Dubugras, ilk girişimini 14 yaşında kurdu ve Brex, onun beşinci girişimi.
  • Dubugras ve Franceschi, Brex’ten önce de Pagar.me isimli ödeme girişimini kurdular. Daha sonra ikili, bir sonraki girişimlerini kurmak adına, 30 milyon dolar yatırım elde eden ve 100 kişilik bir ekibe sahip olan bu şirketi sattı.
  • İlgili Yazı: Müşterilerinin Spotify Listelerine Göre Kıyafet Öneren Girişim

Brezilyalı Henrique Dubugras ve Pedro Franceschi, 16 yaşında bir araya geldiklerinde, tutkularını anlamayan katı annelerinin yanı sıra, kodlama aşkı ve ortak hayal kırıklıklarıyla birbirlerine bağlanmışlardı. İki gencin evlerine patent ihlali bildirimleri gönderildikten sonra, onların hack alışkanlıklarından dolayı annelerinin korkuları daha da artmıştı. Franceschi, iPhone’a ilk jailbreak’i yaptıktan sonra, Apple’dan gelen yasal bir tehdit bunun için yeterli olmuştu.

Bunun üzerine ebeveynleri iki gençten hack işlerini ve sanal alemde amaçsızca takılmayı bırakmalarını istediler. Ancak şu anda 22 yaşında olan bu iki genç, bu istekleri görmezden geldi ve kısa bir süre önce Brex adındaki şirketleri için 1,1 milyar dolar değerleme ile 125 milyon dolarlık bir C serisi fonlamayı duyurdular. Greenoaks Capital, DST Global ve IVP’nin liderlik ettiği turda, şirket bugüne kadar yaklaşık olarak 200 milyon dolar yatırım elde etti.

San Francisco merkezli Brex şirketi, girişim kurucularının kişisel bir teminat ya da mevduat olmaksızın kurumsal kredi kartlarına erişim imkanı sağlıyor. Aynı zamanda şirket, PayPal’ın kurucularından olan Peter Thiel ve Max Levchin, Visa’nın eski CEO’su Carl Pascarella ve bir avuç önde gelen risk sermayesi şirketi tarafından da destekleniyor. Bu yatırım, onları tarihin en genç unicorn (1 milyar dolar ve üzeri değerlemeye sahip özel girişimlere verilen isim) kurucularından biri haline getiriyor ve onları, bu kadar hızlı bir şekilde unicorn bölgesine açılan nadir bir girişim sınıfına sokuyor. 2017 yılının bahar aylarında kurulan Brex, aradan geçen yaklaşık 1,5 yılın ardından geçtiğimiz haziran ayında halka açıldı.

Brex, herhangi bir kişisel teminat ya da teminat bedeli gerektirmiyor ve üçüncü taraf eski bir teknolojiyi kullanmıyor. Ayrıca şirketin yazılım platformu sıfırdan inşa edildi. Brex, şirketlere harcamalarına yönelik olarak birleştirilmiş bir bakış sunarak kurumsal giderlerin pek çok sıkıntı verici kısmını basitleştiriyor. Örneğin bir CEO, her ayın sonunda, şirketin tümünün Uber’de ne kadar para harcadığını kolay bir şekilde görebiliyor. Bununla birlikte Brex, girişimcilere başka bir yerden aldıklarından 10 kat daha yüksek bir kredi limiti verebiliyor ve online başvurunun tamamlanmasından hemen sonra, en azından sanal kartlar teslim edilebiliyor.

Bunu Nasıl Başardılar?

14 yaşında olan çoğu gencin tek derdi okuludur. Ancak Dubugras, 14 yaşındayken bir sonraki iş girişiminin ne olacağını düşünüyordu. Zaten başarılı bir online oyun yapmıştı, ancak bu patent ihlali bildirimlerini aldıktan sonra bu işi sonlandırmaya zorlandı.

Bunun üzerine Dubugras, yeni bir girişim kurmak için oyundan kazandığı parayı kullandı. Edtech isimli bu girişim, Brezilyalı öğrencilerin Amerikan okullarına başvurmalarına yardımcı olmayı amaçlıyordu. Kendisi Stanford’a girmeyi umuyordu ve Brezilyalı öğrencilerin ABD’deki üniversite başvuru süreci hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduklarını çabucak öğrenmişti. Bazı açılardan bu girişim başarılıydı. Dubugras, yeni girişimi için 800 bin kullanıcı toplamayı başardı, ancak hiç para kazanamadı. Onun küçük serveti, bu işi büyütmek için yeterli değildi. Dubugras, bu durumla ilgili olarak “Brezilya’da 15 yaşındakilere yatırım yapmaya istekli çok sayıda risk sermayesi yok.” şeklinde bir açıklama yaptı.

İsveç’in Nasıl Bu Kadar Çok Başarılı Girişimi Var?

Edtech girişimini kapattıktan kısa bir süre sonra, Dubugras, onun inovasyona olan iştahını anlayan ve tıpkı onun gibi başarıya aç, Rio’da yaşayan bir Brezilyalı genç olan Franceschi ile tanıştı. Daha sonra iki genç konuştu ve Franceschi’nin ödemelere olan ilgisinden dolayı Pagar.me isimli girişimi başlattılar. Pagar.me 30 milyon dolar yatırım elde etti ve 100 kişilik bir ekip meydana getirdi. Şirket satıldığında, 1,5 milyar dolar kadar işlem yapıyordu.

Dubugras daha sonraki hamleleriyle ilgili olarak “Bir şeyler inşa etmek için Silikon Vadisi’ne gelmek istedik, çünkü buradaki her şey çok büyük ve çok havalı görünüyordu.” dedi. Ve ikili sonunda bunu başardı. 2016 sonbaharında, Dubugras ve Franceschi Stanford Üniversitesi’ne kaydoldular. Bundan kısa bir süre sonra da Beyond adında bir sanal gerçeklik girişimiyle Y Combinator’a girdiler. Dubugras, son derece kısa süren bu girişim macerasını şu şekilde özetliyor:

“Sanırım pes etmemiz üç hafta sürdü. Bu işi başlatmak için doğru kurucular olmadığımızın farkına vardık.”

Buna rağmen Dubugras, Y Combinator’ın neyde iyi olduklarını anlamalarına yardımcı olduğunu ifade ediyor. Kendileri de birer girişimci oldukları için Dubugras ve Franceschi, girişimcilerin karşılaştıkları son derece büyük bir problemin fazlasıyla farkındalardı: banka hesabındaki paraya erişim. Büyük bankalar, küçük işletmeleri almak istemedikleri birer risk olarak görürler ve bu yüzden şirket kurucuları, genellikle bir çıkmazda bırakılırlar.

Dubugras ve Franceschi, sadece Rolodex’te büyük bir girişimci ağına sahip değildiler. Aynı zamanda şirket kurucuları için özel olarak tasarlanmış bir kredi kartı işi oluşturmak için gereken fintech zekasına da sahiptiler. Bu yüzden ikili, Beyond girişimine son verdi ve Nisan 2017’de Brex’i kurdu. Brex kısa bir süre içinde hızlı bir şekilde yükselişe geçti. Öyle ki, iki genç girişimci Stanford’dan ayrılmaya ve işi tam zamanlı olarak sürdürmeye karar verdi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Artık Ne Hava Bedava Ne De Bulut…

Orhan Veli’nin “Bedava yaşıyoruz, bedava; Hava bedava, bulut bedava; Dere tepe bedava; Yağmur çamur bedava…” diye seneler seneler önce her şeyin para karşılığında yapılmasına, parayla satın alınamayacak birkaç şeyin kalışına isyan ettiği “Bedava” şiirini hatırlarsınız. Havanın ve bulutun bedava oluşunun bu kısa sürede değişeceğini düşünmezdik ancak durum değişti.

Sizlerle “Kanada’nın Temiz Havasını Satarak Bir Senede 230 Bin Dolar Kazanan Girişimcilerin Öyküsü”paylaşmıştık. 39 yaşındaki Lam ve 32 yaşındaki Paquette geliştirdikleri sistemle havayı bir makine aracılığıyla ateşledikten sonra boş tanklara ve ardından küçük teneke kutulara koyuyor ve “Sahip olabileceğiniz en temiz hava, bir tüpün içinde olsa bile” şeklinde bir pazarlama stratejisiyle bu havayı insanlara satıyorlardı. Bu şekilde bir yılda 230.000 dolar kazanmışlardı.

Bu fikir ilginç olduğundan ve eşi benzeri bulunamayacağından tuttu sanıyorduk ancak durum bu değilmiş. Yeni Zelanda’da Kiwiana adlı bir şirket “temiz” havayı teneke kutulara doldurarak satıyor. Kutuların üzerinde nefes maskeleri de bulunuyor ve bu kutular 98 dolara satılıyor. Evet 98 dolar… 98 dolara temiz havası olan bir yere gidip gelebilirsiniz bile ama içi temiz hava dolu kutular gerçekten de 98 dolara satılıyor.

İnsanlar üzerinde yazan yerlerden geldiklerine inandıkları hava kutularına veya şişelerine tonlarca para ödeyebiliyorken küçücük çocukların bir yerlerde açlıktan ölebiliyor olması ne kadar ilginç değil mi? Ancak bu durumun bir pazarlama başarısı olduğunu da inkar edemeyiz. Öyle bir durumdayız ki; insanların bir şeylerin “en”lerine sahip olma isteklerini kullanarak onlara aslında zaten sahip oldukları şeyleri bile satabiliyorsunuz.

Buluta gelecek olursak da çağımızın veri depolama teknolojisi olan bulut havadan defalarca kat fazla para ediyor…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?