Evden Çalışmak Verimliliği Artırır Mı?

Bu soruya hayır diyenler yanılıyor.

Stanford Üniversitesi İktisat Profesörü Nicholas Bloom ve James Liang, Çin seyahat firması olan CTrip’in çağrı merkezi çalışanlarına 9 ay boyunca evden çalışma fırsatı verdi. Sonuca göre aramalarını evden gerçekleştiren çalışanlar, ofistekilere oranla %13,5 daha fazla arama yapmış. Ayrıca ofise gitmek için harcanan zamanı da işe kattıkları için daha kısa molalar vererek işe daha çok odaklandıkları gözlenmiş. Araştırmanın 9 ay sürmesinin sebebi verimliliğin sürekli olup olmadığını ölçmek.

çalışan

Evden çalışmak tabii ki her meslek grubu için uygun değil ve herkesin bu disipline sahip olması da beklenemez. Daha çok yazılım geliştiriciler, reklamcılar, tasarımcılar, çağrı merkezi çalışanları gibi bilgisayarıyla bitişik yaşayanların uyabileceği bir sistem. Yani iş ne kadar mekanikse, elde edilen fayda da o kadar artıyor.

Ancak Nicholas Bloom’a göre kötü hava koşulları bile insanların ofise gelmesini engelliyor ve işe gelmemek için mutlaka bir bahane yaratılıyor. Bu sebepten şirketler, bu gibi doğal durumları değerlendirmeli ve uygun meslek gruplarındaki çalışanlarının evden çalışmasına imkan vermelidir. Genel koşullara göre daha çok verim gösteren kişiler için de bu imkan haftanın belli günlerine taşınabilmelidir.

Türkiye’de pijamalarla çalışma olayına patronlar nasıl bakar bilinmez ancak Bloom’ın da dediği gibi; test etmekten daha iyi bir yol yoktur.

Kaynak:  http://www.stanford.edu/~nbloom/WFH.pdf

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstemeyerek okuduğum İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden mezun olup asla yapmam dediğim "pazarlamacı" kimliğim ile karşınızdayım. Özellikle de dijital pazarlamaya bayılır, WOMM 'un gücüne inanır, yeni stratejiler peşinde koşarım.

Bir Cevap Yazın

Steve Jobs ve Tim Cook’un iPhone Satamadığı Apple Hissedarı: Warren Buffet

Yaklaşık 80 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin 3’üncü insanı ve sahip olduğu 23 milyar dolarlık hisseyle Apple’ın en büyük 5’inci hissedarı olan Warren Buffet, Apple CEO’su Tim Cook’un ve Steve Jobs‘un kendisine Iphone satmaya çalıştığını ama bunu başaramadıklarını söyledi.

Cnbce’de katıldığı bir programda konuşan Buffett, Tim Cook’tan her yıl Noel’de bir kart aldığını, bu kartların üzerinde Cook’un  kendisine cep telefonu satmak istediğini yazdığını söyledi.

Buffett, Tim Cook’tan önce yakın olduğu Steve Jobs için de katıldığı bir programda “Steve bana iPhone satmak istiyordu” diye belirtti. 

Apple’daki hisselerinin değeri 23 milyar dolar olan Buffet, gelişen teknolojiye rağmen tercihini kapaklı telefonlardan yana kullandığını söyledi. Gelen soruya esprili bir yanıt veren Buffett, “Benim iPhone aldığım gün, son kalan kişi de Iphone almış demektir” ifadesini kullarak, pazarın henüz doyma noktasına gelmediğini belirtti.

Buffet Iphone salgınına karşı bağışıklık geliştirmiş tek kişi değil; 2016 yılında tüm dünyada 510 milyon adet kapaklı telefon satışı gerçekleştirilmiş durumda.

Warren Buffet’in hissedarı olduğu şirketten telefon almama sebebi kişisel olabilir ancak Apple’ın yakın zamanda itiraf ettiği müşterilere yeni telefon aldırmak için sürümler aracılığıyla telefonları yavaşlatma politikasını da unutmamak lazım.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Marlboro’yu Batmaktan Kurtaran “Efsane” Strateji

Kesin olarak doğruluğundan emin olamasak da Marlboro’nun batmaktan kurtulabilmek için çok uzun yıllar önce  yaptığı viral bir kampanya hikayesi var. O yıllarda böyle bir kampanya yapılmışsa eğer amacından mütevellit duyurulmaması çok makul. Ancak bahsedilen kişinin Philip Morris olması işleri biraz karıştırıyor. Biz efsaneyi size anlatalım doğrulamak veya yalanlamak size kalmış. 

Gerilla Pazarlama Dehası

Hikayeye göre Marlboro firması ilk kurulduğunda işleri hiç de yolunda gitmiyormuş. Şirketin iflasın eşiğinde olduğu günlerden adamın biri, bir teklifle çıkagelmiş: “Satışları bir ayda üç katına çıkartırım. Bunun karşılığında da şirkete %50 ortak olurum. Bu vaadimi gerçekleştiremediğim takdirdeyse ömrümün sonuna dek fabrikanızda bedavaya tütün sararım.” 

Zaten çıkmaz sokakta olan Marlboro sahipleri, “Bir haftaya kadar iflas bayrağını çekeceğiz, kaybedecek bir şeyimiz yok” deyip, bu teklifi kabul etmişler. Adam hemen kolları sıvamış; şirketin deposuna inmiş, binlerce boş Marlboro kutusu ayağıyla tek tek ezmiş. Bir gece herkes evinde uyurken, kendisine tahsis edilen uçaktan tüm Kuzey Amerika şehirlerinin üzerine bu kutuları bırakmış. Sabah uyananlar, sokaklarda boş Marlboro paketlerini görünce “bu kadar çok tüketildiğine göre iyidir” diye düşünerek Marlboro satın almaya yönelmişler.

Bu cin fikirli adam böylece, kârını üç değil beşe katlayan şirketin ortağı oluvermiş. Peki bu gerilla pazarlama dahisi kimmiş dersiniz? Evet, bu adam Philip Morris imiş.

Hakiki Philip Morris 

Philip Morris (1835–1873)

Bu hikaye ortaya atılırken gerçeklikten ne kadar sapıldığını görmek için küçük bir araştırma yapmak yeterli oluyor. Zira Almanya’da İngiltere’ye göçen bir ailenin oğlu olarak 1835’te Londra’da doğan Philip Morris, yaşamı boyunca hiç ABD’de bulunmuyor. Morris, 1854’te Londra’da kendi ürettiği sigaraların satışına başlıyor. 1873’teki ölümü üzerine şirketin idaresini eşi Margaret ve kardeşi Leopold devralıyorlar. 

Şirket hisselerinin Amerikalı ortaklarca satın alınması, logosunun değiştirilmesi ve üretimin Londra’dan, Amerika’nın Virginia eyaletine taşınmasıysa 1919 yılını buluyor. Yani Philip Morris’in ölümünün üzerinden yaklaşık yarım yüzyıl geçtikten sonra. Marlboro markasıysa 1924 yılında ortaya çıkıyor ve zamanla şirketin en önemli markası haline geliyor.

İnternette; Forbes’a göre, günümüzdeki net değeri 176 milyar dolar olan şirketin doğuşuna dair türetilen bu efsanenin daha uç versiyonlarını bulabilmek de mümkün. Aşağıda, şirketi batmaktan kurtaran Philip Morris’in aslında 19. yüzyılda Osmanlı topraklarında doğmuş, Manisalı hayırsever iş adamı Moris Şinasi olduğunu iddia eden videoya ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link