10 yıldan kısa bir süre içinde, dünyanın dört bir yanında yaşayan milyonlarca insanın konaklama alışkanlığını değiştiren Airbnb, kısa süreli apartman dairesi veya oda kiralama yoluyla gezginlere yepyeni bir seçenek sundu. Konaklama piyasası kurallarını yeni baştan yazan bu hizmet, otelleri bugüne dek hiç olmadığı kadar keskin bir rekabete zorluyor.

Airbnb’nin etkileyici performansı ve artan popülaritesi, istatistiklere de yansıyor. Öyle ki platform, 2017 başından bugüne değin -konaklama süresi göz önüne alınmaksızın- 50 milyondan fazla gezginin Airbnb yoluyla konakladığını açıkladı. 2017’yi kısa bir süre önce yarıladığımızı ve yaz döneminde konaklama sayılarının daha da artacağı göz önünde bulundurulduğunda, bu rakamın yıl sonunda 100 milyonu geçmesi bekleniyor.

Airbnb kullananların 2008-2015 yılları arasındaki artışı

Açıklanan verilere göre Airbnb, tatil amaçlı gezenler ile iş seyahatine çıkanlar arasında giderek daha çok kullanılıyor. Hatta iş seyahati sırasında Airbnb’yi kullananların sayısı geçen yıl 3 katına çıkmış. Bu yıla ilişkin yapılan öngörülerde ise tatil amaçlı seyahate çıkanların %25’inin Airbnb’de en az bir kez rezervasyon yaptırması bekleniyor, ki bu oranın, Morgan Stanley’in geçen yıl açıkladığı rapora göre %19 olduğunu da hatırlatalım. İş seyahatinde Airbnb kullananların oranı ise geçen yıl %18 iken bu rakamın, bu yılın sonunda %23’e yükseleceği tahmin ediliyor.

2014’ten beri Airbnb’nin yıllık  kullanım oranı: Kırmızılar iş seyahatine çıkan, bordo ise tatil amaçlı konaklayan gezginleri temsil ediyor.

2016’da Airbnb kullananların yarısı, bu hizmeti doğrudan doğruya otelde konaklama yerine tercih ettiğini, yani diğer bir deyişle herhangi bir mecburiyet olmaksızın tercih ettiğini belirtmiş. Fakat Airbnb’nin otel piyasasını sarsmasını ve bu endüstrinin en büyük rakibi olmasını sağlayan asıl faktör, hizmetin iş seyahatlerinde de yoğun bir şekilde kullanılması. ABD’deki gecelik oda konaklamalarının %70’inin iş kaynaklı olduğunu düşündüğümüzde, çalışanların konaklaması için büyük şirketlerle ikili anlaşmalar yapan platformun, otellerin varlığına ne denli büyük bir tehdit olduğunu daha iyi görebiliriz. Gün geçtikçe daha çok insana ulaşan platform, Google arama bilgilerine göre Expedia gibi seyahat rezervasyon şirketleri ve Mariott gibi ana akım oteller ile artık yakın sıklıklarda kullanılıyor.

ABD’deki Google arama verilerine göre Airbnb ve diğerleri: Açık kırmızı Airbnb’yi, koyu kırmızı Expedia’yı, bordo Mariott’u ve siyah ise Hilton’u temsil ediyor.

31 milyar dolar değerindeki Airbnb’den kiralanan alanlar, ticari emlak hizmetleri şirketi CBRE’nin raporuna göre Mart 2017 itibarıyla ABD’deki otelcilik endüstrisindeki odaların %6’sını oluşturuyor. Airbnb bu sektörde aynı zamanda toplam talebin %4’ünü, gelirin ise %7’sini alıyor.

Şirket, bütün bu hızlı gelişimine rağmen, çeşitli sorunlarla başa çıkmak için de mücadele veriyor. Otellerle girdiği rekabette aleyhine işleyen yeni düzenlemeler, şirketi oldukça zorluyor. Özellikle güvenlik konusunda otellerin lehine işletilen yasal süreçler, Airbnb’yi sürekli problemlerle baş başa bırakıyor. Örneğin Paris ve San Francisco gibi bazı büyükşehirlerde Airbnb üzerinden evini kiralayanların, bu durumu bildirmek üzere devlet kurumlarına kayıt olması gerekiyor. New York’taki pek çok Airbnb odasının yasa dışı olarak kiralandığı göz önüne alındığında, Airbnb’nin bu konuda çektiği baş ağrısının süreceğini söylemek zor değil. Bu tip sorunlarla görece daha az karşılaşmak adına şirketin, Sacramento gibi büyükşehirlerin dışında kalan yerlerde büyümeye ağırlık vereceği söyleniyor.

Airbnb’nin ABD’deki otelcilik sektöründeki payı: Kırmızı gelir, bordo tedarik, siyah ise talebi gösteriyor.

Ülkemizde de giderek yaygın bir şekilde kullanılan Airbnb’nin, Türkiye gibi bu tür yeni hizmetlerle hep gecikmeli olarak tanışan bir ülkede sıkıntı yaşamaması zaten hayaldi. Hatırlayacağınız üzere, geçtiğimiz aylarda İstanbul’da, Airbnb üzerinden kiralanan bir evi polis basmış ve burada konaklayanları göz altına almış, ardından serbest bırakmıştı. Polis yaptığı açıklamada, evin herhangi bir yasal prosedür işletilmeden, yani yasa dışı olarak kiralandığını, ayrıca Airbnb’nin Türkiye’ye bu hizmet üzerinden vergi vermediğini belirterek bu denetimlerin devam edebileceğinin sinyalini vermişti. Hatta biz de bu konuyla ilgili bir haber paylaşmıştık.

İnternetin genel kullanıma 1993’te açılmasına rağmen, aradan geçen 24 yılda bilişim hukuku hâlâ sistematik ve tutarlı bir hâle getirilemeyen Türkiye’de şirketin varlık mücadelesi ve performansı bakalım nasıl gelişecek?

Paylaş
2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın