Yeni Tüketiciyi Koruma Kanunu’nda Pazarlamacı ve Reklamcıların Dikkat Etmesi Gerekenler

Geçtiğimiz hafta Perşembe akşamı mecliste oylanan tasarının kabulü ile yasalaşan yeni “Tüketiciyi Koruma Kanunu”, önceki haftanın en önemli gelişmelerinden biriydi.  1995 yılında çıkarılmış olan ve 2003’te kısmi bir düzenleme geçiren tüketici haklarında yeni bir dönem açan bu değişiklikler içinde en göze çarpanları ise şu şekildeydi: Bankalar vatandaşa ‘üyelik aidatı’ olmayan kredi kartı imkânı da sunacak. Bu hizmeti vermeyen bankalara 5 milyon lira ceza verilecek. Kredi sözleşmelerine ilişkin hesap açılması ve bu hesaptan sadece kredi ile ilgili işlemler yapılması durumunda  tüketiciden ücret talep edilemeyecek. Taksitli satışta vatandaşa mazeret bildirmeden 7 gün içinde cayma hakkı tanınıyor. Kapıdan satışlarda bu süresi 14 güne çıkarılıyor. İnşaat firmaları, konutu inşa etmeden ödeme alamayacak. Elektrik, su, doğalgaz, internet, cep telefonu gibi aboneliklerde de tüketici lehine düzenlemeler var.

1_2418039_genel_kurul_bilgileri

Reklam Kurulu oluşturulacak

Pazarlamacı ve reklamcıları da yakından ilgilendiren yeni kanunda belirtildiği üzere ticari reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirleme, ve tüketiciyi korumak üzere Reklam Kurulu oluşturulacak. Denetim yapma yetkisine sahip olacak Kurul, denetim sonucuna göre durdurma, düzeltme, idari para cezası ya da üç aya kadar tedbir amaçlı durdurma cezası uygulayabilecek. Kurul üyeleri ilgili Bakanlıklar, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşacak. Kurul  kararları ise,  Bakanlık tarafından açıklanacak.

Örtülü Reklama Yasak, Karşılaştırmalı Reklama İzin

Reklam olduğu açıkça belirtilmeyen yayınlarda, mal ya da hizmetlere ilişkin isim, marka, logolarla işletme adlarının reklam amacıyla yer alması ve sunulması, örtülü reklam olarak kabul edilecek. Her türlü mecrada sesli, yazılı ve görsel olarak örtülü reklam yapılması yasak olacak.

Aynı ihtiyaçları karşılayan rakip mal ya da hizmetlerin karşılaştırmalı reklamı yapılabilecek. Reklam verenler ticari  reklamlarında yer alan  iddiaların  doğruluğunu  ispatla yükümlü olacak. Reklam ajansları ve mecra kuruluşları da bu hükümlere uymakla yükümlü olacak.

Planning

Reklam ihlalleri için 200 bin liraya kadar ceza 

Kanundaki hükümlere aykırı davrananlara 200 bin liraya kadar ceza uygulanacak. Reklam ihlali, yerel televizyon kanalı aracılığı ile gerçekleşmişse ise 10 bin lira, ulusal yayın yapan televizyon kanalı aracılığı ile gerçekleşmişse 200 bin lira, yerel radyo kanalı aracılığı ile gerçekleşmişse 5 bin lira, ulusal yayın yapan radyo kanalı aracılığı ile gerçekleşmişse 50 bin lira, internet aracılığı ile gerçekleşmişse 50 bin lira, kısa mesaj aracılığı ile gerçekleşmişse 25 bin lira idari para cezası verilecek. Reklam Kurulu, ihlalin bir yıl içinde tekrar edilmesi halinde bu cezaları on katına kadar uygulayabilecek. Denetim ve gözetim görevlerinin yerine getirilmesini engelleyen kişi, bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak.

Tüketicinin Bilgilendirilmesi

Perakende satışa sunular ürünlerin ambalajlarının veya kaplarının üzerine kolaylıkla görülebilir, okunabilir şekilde tüketicinin ödeyeceği tüm vergiler dahil satış fiyatı ile birim fiyatını gösteren, üretim yeri ve ayırıcı özelliklerini içeren etiket konulması; etiket konulması mümkün olmayan hallerde aynı bilgileri kapsayan listelerin görülebilecek şekilde uygun yerlere asılması zorunlu olacak.

Tasarıdaki tüm değişikliklere göz atmak için TBMM’nin sitesinde yer alan kanun tasarısını inceleyebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

Yalancı Çoban Hikayesine Dönen Anti-Bildirim Çağı

Teknoloji henüz bu kadar hayatımızın içine yerleşmemişken, onu kullanıp kullanmama ya da maruz kalma süremiz hakkında kendimizi, inisiyatif sahibi olarak görebilirdik. Ancak kabul edelim ki artık, günde yüzlerce mesaja maruz kalmamızı sağlayan bildirimler sayesinde onu ne kadar kullanacağımız ve etkileşimde bulunacağımız konusunda kararı tamamen teknolojinin kendisi veriyor.

Elbette bu noktada teknolojiyi suçlamak çok kolay, ancak sorunun kalbinde salt teknolojinin olmadığını da bilmemiz ve kabul etmemiz gerekiyor. Aslında teknoloji, ne iyidir ne de kötü. Çünkü o, tamamen sizin kullanımınıza göre şekillenir. Fakat şu an görünen o ki durum, kontrolümüzden tamamen çıkmış gibi duruyor. Bu feci gürültü yığını dünyayı konuşmadan önce, dilerseniz bu evrimi nasıl gerçekleştirdiğimize göz atalım.

1971’de, Massachusettsli bir bilgisayar programcısı olan Raymond Tomlinson, günümüz dijital kültürünün kritik bir köşe taşı haline gelebilecek büyük bir görevi geliştirmekle yükümlüydü. ABD hükümeti tarafından desteklenen internetin ilk versiyonu olan ARPANET üzerinde çalışırken, Tomlinson’un kullanıcıların birbirlerine mesaj göndermesine izin vermenin bir yolunu bulması gerekiyordu. Buluşundan önce, mesajlar yalnızca hesapları aynı bilgisayarda olan kullanıcılara gönderilebiliyordu. İşte bu durum, Tomlinson’un şimdi hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan “@” sembolünü keşfettiğinde tamamen değişti. Bu akıllıca ekleme, kullanıcıların alıcıların adlarını kullandıkları makinenin adından ayırmasına izin verdi.

E-posta talebinin artması, kısa bir süre sonra, e-postaların gönderilmesi ve alınması için küresel standart haline gelen basit posta aktarım protokolünün (SMTP) oluşturulmasına yol açtı. İlk zamanlar, yaygın bir şekilde kullanılmadı çünkü o zamanlar çok az sayıda kullanıcı sürekli olarak internet erişimine sahipti. Bu devrim aslında, ilk internet özellikli telefonlar yani akıllı telefonlar, pazara ulaştığında tam anlamıyla “start” verdi.

Zamanla, bu bildirimlerin ardındaki zil simgesi hızla basit bir fikrin temsilcisi haline geldi: “Senin için yeni bir şey var. Sen. Sen. Sen.”

2003 yılında Research In Motion (RIM), son kullanıcı ürününde push bildirimini başarılı bir şekilde ticarileştiren ilk şirket oldu. Onların amiral gemisi telefonu olan BlackBerry, yeni bir e-posta aldığında kullanıcıları hemen haberdar etme yeteneğine sahip ilk akıllı telefon olma özelliği taşıyordu. Bu sadece kullanışlı bir özellik değildi aynı zamanda BlackBerry’nin iş dünyasında kitlesel kabulü için kritik bir neden ve markaların uyanışının da başlangıcı oldu.

Rakiplerin bildirimlerin yarattığı itici etkiye sahip potansiyeli fark etmeleri uzun sürmedi. 2008 yılında, geliştirici topluluğuna olan ilginin artmasından sonra Apple, Apple Push Notification Service (APNS) adı altında kullanıma açtı. Bu, iPhone’un kendisinden bu yana mobil işletim sistemlerinde yaptığı en önemli değişikliklerden biriydi.

Zaman içinde bildirimler, sadece akıllı telefonların önemli bir parçası haline gelmedi. Bildirimler artık hayatımızın her alanına nüfus etti: işletim sistemlerinden, uygulamalara ve sonuç olarak web sitelerinin kendilerine kadar sanal dünyada varlığını sürdüren her şey bildirimlerle adeta “ben de buradayım” demenin yollarını buldular. Zamanla, bildirim simgesinin anlamı çok basit ve hayatımızı tamamen ele geçiren bu formun ana fikrine evrildi: Senin için yeni bir şey var.Sen. Sen. Sen.

“Sen” “yeni” kavramı ile birleştiğinde, teknoloji tarihinin en güçlü dopamin kokteyllerinden birini yarattı. Bizler de yalnızca bizim için sunulan bu yeni kokteylleri bayılarak yudumladık. Bu kişisel sistem dikkat ekonomisinde radikal bir değişimin de mimarı oldu: son derece kişiselleştirilmiş içeriği anında sunmak.

O andan itibaren her marka bilgi akışımızda bulunmak istedi. Ardından sahneye yeni bir bildirim türü de dahil oldu. Dikkat yarışması gittikçe daha şiddetli hale geldikçe, büyük oyuncular platformlarına katılımı artırmak için yeni taktikler kullanmaya başladılar. En çok kullandığımız sosyal medya platformlarında, belki de yıllardır görüşmediğimiz arkadaşlarımızın avokado tost resimlerini beğendiklerinden dahi haberdar olmaya başladık. İşte bu yeni bildirim türü, bugüne kadar gördüklerimizden çok daha farklı. Onlara aslında “anti-bildirim” adı veriliyor.

Anti-bildirim olmalarının nedeni, artık gerçekten önemli olan bir şeyi haber vermenin çok ötesine geçmelerinden kaynaklanıyor. Bu bildirimler, o kadar çok hale geldi ve sıradanlaştı ki gerçekten önemli olan ve dikkatimizi çekecek mesajlara bile duyarsız hale geldik. Bu yeni anti-bildirim’lerin tek amacı, “sen” değil. Bu yeni bildirimler herkes için çalışıyor. Dahası önceleri yalnızca bizim ilgimizi çekmek için kullanılan bildirimler, şimdilerde hepimizi sürekli bağlı tutma amacını taşıyor. Bugün, web sitesini kazara ziyaret ettiğiniz marka bile, sizi içerikle bombalamak için izin istiyor. Gelinen noktada bunca mesaj yükünü artık kimse taşıyamıyor dahası taşımak da istemiyor. Yine de bildirimleri üreten markalara ve sosyal medya platformlarına hayır deme aşamasını çoktan geçmiş bulunuyoruz.

Ancak belli ki görünürde bunun da bir sonu bulunuyor. Giderek daha fazla mesaj gürültüsünü kaldıramayacağımızı hissettiğimiz noktada, anti-bildirimler de etkilerini kaybetmeye başlayacaklar. Çünkü anti-bildirimler, Aesop masalındaki yalancı çobanın, her gün kurdun koyunlara saldırdığını söyleyerek köy halkını kandırması hikayesine dönüşmüş durumda. Kurt gerçekten koyunlara saldırdığında çoban köylüyü uyaracak ama sonuçta kimse onu dinlemeyecek!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Prime’a Hoşgeldiniz: Özel Deneyim ve Ayrıcalıklar Kulübü

Bugün Türkiye’deki iletişim sektörüne değer katacak bir gelişmeyi sizlerle paylaşmayı istiyorum. Bu gelişme 2011 yılından beri en değerli içerikleri sizlerle buluşturmak adına geceli gündüzlü çalışan Pazarlamasyon ailesi için oldukça önemli bir gelişme. Aynı zamanda tüm pazarlama iletişimi sektörü için de. Ancak öncesinde sizi kısa bir yolculuğa çıkartmak istiyorum.

2011 yılında yola çıktığımızda internet ekosistemi henüz rayına oturmamıştı. Biz de o yıllarda herhangi bir kar amacı gütmeden, amatör olarak yazılar yazdık, yorumlarımızı paylaştık, eleştirdik, takdir ettik ve ekosistemi bir adım ileriye taşımayı misyon edindik. Hatta yüzüncü yazımızı yayına aldığımızı dün gibi hatırlıyorum; “Senin Annen Bir Melekti Yavrum: Reklamda Klişeler” başlığı ile 4 farklı klişeye yer vermiştik. Merak edenler için linkini şuraya ekledim. [Not: bu klişeler hala kullanılıyormuş.] Şu anda kütüphanemizdeki yazı sayımıza bakıyorum da; gerçekten de bir ömür feda etmişiz ve 6 binin üzerinde yazıya ulaşmışız. Hepsini bir ansiklopedide birleştirsek sanırım 12 ciltlik bir Meydan Larousse kıvamında olur.

Zaman akıp gittikçe pazarlama iletişimi ve teknoloji sektörlerinde çok değerli bir kaç açığı keşfettik ve Pazarlamasyon şirketleşmeye başladı. Ardından Marketing Meetup, Pazarlamasyon Akademi gibi ürünlerimizi stratejimize entegre ettik. Hepsini de çocuğumuz gibi benimseyip büyütürken hep aklımızda olan soru –İnsanlara nasıl daha çok fayda sağlarız?– bizi yeni bir sisteme; Prime sistemine getirdi.

Özel Deneyim ve Ayrıcalıklar Kulübü

Pazarlamasyon Prime’ı kurgularken, üyelerimize içinde bulunduğumuz teknolojik ve beşeri değişimi yönetmek için gereken gelişim ortamını ve networking imkânını sağlamayı ve üyelerimizi bugünün rekabetçi iş dünyasında bir adım öne çıkarmayı amaçladık. Bunu yaparken de nitelikli bilgi ve tecrübe paylaşımları ile pekiştirmek en önemli idealimiz oldu.

Pazarlamasyon, Prime Arayüzü ile Geliyor

Çok kısa bir süre sonra Pazarlamasyon’un tüm arayüzü değişecek ve Prime üyeleri, anlaşmalı marka ayrıcalıkları Türkiye’den ve Dünya’dan yüzlerce özel araştırma ve rapor, özel içerikler, kapalı network buluşmaları, ücretsiz Marketing Meetup katılımı, yurtiçi ve yurtdışı etkinliklere özel indirimler, ücretsiz iş ilanları yayımlama hakkı, her ay güncellenen trend raporları ve daha birçok farklı deneyim kazanacak. Üstelik tüm bunları oldukça uygun bir fiyatlama ile sizlere sunacağız. Detaylı incelemeniz için hemen aşağıya 6 farklı fayda kalemimizin görselini de ekledim.

Bu arada belirtmemde fayda var; networking buluşmalarının daha verimli geçmesi ve bilgi alışverişinin daha efektif işlemesi adına Prime’a üye olmaya bir takım kıstaslar da getirdik. Hemen aşağıda sıralamak istiyorum.

  • En az 3 yıl sektör tecrübesi
  • Hali hazırda ajans/marka/girişim tarafında çalışıyor olmak
  • Hali hazırda en az uzman veya üstü deneyime sahip olmak

Yukarıdaki görselde bulunan 6 madde birbirinden özel ayrıcalıklar taşıyor. Özellikle ‘Intelligence Platform‘ ve ücretsiz Marketing Meetup katılımı beni en çok cezbeden özelliklerin başında geliyor. Sizleri en çok cezbedenler veya olmasını istediğiniz şeyler neler? Bana yazabilirseniz geliştirme ekibimizle paylaşabilirim.

Ekim ayı içerisinde Prime sistemimizi yayına alacağız. Süreç ile ilgili tüm sorularınız ve önerileriniz için benimle necip [at] pazarlamasyon [nokta] com veya Prime mail grubumuzla prime [at] pazarlamasyon [nokta] com iletişime geçebilirsiniz. Buna ek olarak aşağıdaki formu doldurursanız, Prime açıldığında sizinle iletişime geçeceğimizi de belirtmek isterim.

Prime’a katılmak veya bilgi almak istiyorsanız lütfen mailinizi aşağıya yazın

* indicates required



Sevgiyle kalın!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link