Yemeksepeti’nden Yeni Yatırım: ifood.jo

Nevzat Aydın - Yemeksepeti: Dünyanın En Büyük Mutfağı

Şüphesiz ki yoğun yaşayan bizlere bu karmaşada yaşamsal faaliyetlerimizden biri olan “yemek yeme”yi gerçekleştirmek adına pek çok seçenek arasından belli kriterlerle hedefe varmayı, yeni seçenekleri de tanımamıza imkan sunarken en hızlı çözüme kavuşturmayı 2001 yılından bu yana sağlayan bir oluşum Yemeksepeti. Şu anda Türkiye’de 61 il ve KKTC’de hizmet veren Yemeksepeti, deneyim ve sektördeki gücünü yalnız yerelde değil küreselde de kullanıyor.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, Katar ve Umman’da hizmet veren Foodonclick.com ve Yunanistan’da hizmet veren Clickdelivery.gr’nin ardından Yemeksepeti’nin küreselde, özellikle Orta Doğu’daki güçlü girişmleri ve ortaklıklarına bir yenisinin daha eklenmesi şaşırtıcı değil. Dün itibariyle Ürdün’de hizmet veren ifood.jo’nun hisselerinin büyük kısmına sahip olan Yemeksepeti; şirketin teknolojik gelişimine ve sektördeki bilgisi dahilinde büyüme stratejilerine katkı sağlama konusunda çalışacak. ifood.jo’nun kurucuları ise şirketin yönetimine devam edecek.

ifood.jo’nun CEO’su Omar Akel’in açıklaması şöyle: “Türkiye’de her gün 80,000’den fazla sipariş alabilen bir firma olan Yemeksepeti ile ortak olduk. Bu ortaklık bize, finansal ve yönetimsel bir destek olmanın yanısıra  ifood.jo’yu katlanarak büyütmemize yardım edecektir. Bu bölgede %200 büyüme oranları var. Bu ortaklıkla birlikte ifood.jo’nun büyük bir vizyon ve stratejik büyüme perspektifi kazanacağına eminiz”. Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın’ın açıklaması ise şu şekilde: “Yeni girdiğimiz pazarlarda nüfus ve satın alım gücünün önemi kadar o pazarın dengeleri ve kültürünü de bilmek gerekiyor. Bu anlamda Yemeksepeti’nin Türkiye’de elde ettiği başarıyı tüm bölgede de yakalayacağını öngörüyoruz. Ürdün’de ifood.jo’ya yaptığımız yatırım, Yemeksepeti’nin yurtdışı hedeflerinde ne kadar kararlı adımlarla ilerlediğinin bir göstergesi. Bundan sonra da potansiyel gördüğümüz pazarlarda satın almalarla yolumuza devam edeceğiz.”

Şirketin “Tüm dünyada e-ticaret sektöründe yön belirleyici bir konumda bulunarak yemek denince akla ilk gelen markalardan biri olmak.” vizyonunu  ve “Öncelikle Türkiye’deki, daha sonra ise Orta Doğu ve Avrupa’nın gelişmekte olan ülkelerindeki tüm internet kullanıcılarına ve ilgili tüm restoranlara, internetten yemek siparişi verebilme ve alabilme olanağı sağlamak.” misyonunu ele alacak olursak bu ortaklığın doğru bir adım olduğunu söylemek mümkün. Nevzat Aydın’ın yaptığı açıklama da vizyon ve misyonlarını doğrular nitelikte. Yemeksepeti’nin attığı bu adımla yurtdışında hizmet verdiği ülke sayısı 8’e yükselirken bir sonraki adımın ne olacağı merak konusu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mezuniyete adım adım ilerlerken Pazarlamaya olan tutkusu daha da güçlenen ODTÜ İşletme 3. Sınıf öğrencisi | Blogger |

Bir Cevap Yazın

22 Yaşındaki İki Genç, 1,5 Yılda Nasıl Milyar Dolarlık Bir Şirket Kurdu?

  • 22 yaşındaki Brezilyalı iki genç girişimci Henrique Dubugras ve Pedro Franceschi’nin sahibi olduğu Brex isimli ödeme şirketi, yaklaşık olarak 1,5 yılda 1,1 milyar dolarlık piyasa değerine ulaştı.
  • Henrique Dubugras, ilk girişimini 14 yaşında kurdu ve Brex, onun beşinci girişimi.
  • Dubugras ve Franceschi, Brex’ten önce de Pagar.me isimli ödeme girişimini kurdular. Daha sonra ikili, bir sonraki girişimlerini kurmak adına, 30 milyon dolar yatırım elde eden ve 100 kişilik bir ekibe sahip olan bu şirketi sattı.
  • İlgili Yazı: Müşterilerinin Spotify Listelerine Göre Kıyafet Öneren Girişim

Brezilyalı Henrique Dubugras ve Pedro Franceschi, 16 yaşında bir araya geldiklerinde, tutkularını anlamayan katı annelerinin yanı sıra, kodlama aşkı ve ortak hayal kırıklıklarıyla birbirlerine bağlanmışlardı. İki gencin evlerine patent ihlali bildirimleri gönderildikten sonra, onların hack alışkanlıklarından dolayı annelerinin korkuları daha da artmıştı. Franceschi, iPhone’a ilk jailbreak’i yaptıktan sonra, Apple’dan gelen yasal bir tehdit bunun için yeterli olmuştu.

Bunun üzerine ebeveynleri iki gençten hack işlerini ve sanal alemde amaçsızca takılmayı bırakmalarını istediler. Ancak şu anda 22 yaşında olan bu iki genç, bu istekleri görmezden geldi ve kısa bir süre önce Brex adındaki şirketleri için 1,1 milyar dolar değerleme ile 125 milyon dolarlık bir C serisi fonlamayı duyurdular. Greenoaks Capital, DST Global ve IVP’nin liderlik ettiği turda, şirket bugüne kadar yaklaşık olarak 200 milyon dolar yatırım elde etti.

San Francisco merkezli Brex şirketi, girişim kurucularının kişisel bir teminat ya da mevduat olmaksızın kurumsal kredi kartlarına erişim imkanı sağlıyor. Aynı zamanda şirket, PayPal’ın kurucularından olan Peter Thiel ve Max Levchin, Visa’nın eski CEO’su Carl Pascarella ve bir avuç önde gelen risk sermayesi şirketi tarafından da destekleniyor. Bu yatırım, onları tarihin en genç unicorn (1 milyar dolar ve üzeri değerlemeye sahip özel girişimlere verilen isim) kurucularından biri haline getiriyor ve onları, bu kadar hızlı bir şekilde unicorn bölgesine açılan nadir bir girişim sınıfına sokuyor. 2017 yılının bahar aylarında kurulan Brex, aradan geçen yaklaşık 1,5 yılın ardından geçtiğimiz haziran ayında halka açıldı.

Brex, herhangi bir kişisel teminat ya da teminat bedeli gerektirmiyor ve üçüncü taraf eski bir teknolojiyi kullanmıyor. Ayrıca şirketin yazılım platformu sıfırdan inşa edildi. Brex, şirketlere harcamalarına yönelik olarak birleştirilmiş bir bakış sunarak kurumsal giderlerin pek çok sıkıntı verici kısmını basitleştiriyor. Örneğin bir CEO, her ayın sonunda, şirketin tümünün Uber’de ne kadar para harcadığını kolay bir şekilde görebiliyor. Bununla birlikte Brex, girişimcilere başka bir yerden aldıklarından 10 kat daha yüksek bir kredi limiti verebiliyor ve online başvurunun tamamlanmasından hemen sonra, en azından sanal kartlar teslim edilebiliyor.

Bunu Nasıl Başardılar?

14 yaşında olan çoğu gencin tek derdi okuludur. Ancak Dubugras, 14 yaşındayken bir sonraki iş girişiminin ne olacağını düşünüyordu. Zaten başarılı bir online oyun yapmıştı, ancak bu patent ihlali bildirimlerini aldıktan sonra bu işi sonlandırmaya zorlandı.

Bunun üzerine Dubugras, yeni bir girişim kurmak için oyundan kazandığı parayı kullandı. Edtech isimli bu girişim, Brezilyalı öğrencilerin Amerikan okullarına başvurmalarına yardımcı olmayı amaçlıyordu. Kendisi Stanford’a girmeyi umuyordu ve Brezilyalı öğrencilerin ABD’deki üniversite başvuru süreci hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduklarını çabucak öğrenmişti. Bazı açılardan bu girişim başarılıydı. Dubugras, yeni girişimi için 800 bin kullanıcı toplamayı başardı, ancak hiç para kazanamadı. Onun küçük serveti, bu işi büyütmek için yeterli değildi. Dubugras, bu durumla ilgili olarak “Brezilya’da 15 yaşındakilere yatırım yapmaya istekli çok sayıda risk sermayesi yok.” şeklinde bir açıklama yaptı.

İsveç’in Nasıl Bu Kadar Çok Başarılı Girişimi Var?

Edtech girişimini kapattıktan kısa bir süre sonra, Dubugras, onun inovasyona olan iştahını anlayan ve tıpkı onun gibi başarıya aç, Rio’da yaşayan bir Brezilyalı genç olan Franceschi ile tanıştı. Daha sonra iki genç konuştu ve Franceschi’nin ödemelere olan ilgisinden dolayı Pagar.me isimli girişimi başlattılar. Pagar.me 30 milyon dolar yatırım elde etti ve 100 kişilik bir ekip meydana getirdi. Şirket satıldığında, 1,5 milyar dolar kadar işlem yapıyordu.

Dubugras daha sonraki hamleleriyle ilgili olarak “Bir şeyler inşa etmek için Silikon Vadisi’ne gelmek istedik, çünkü buradaki her şey çok büyük ve çok havalı görünüyordu.” dedi. Ve ikili sonunda bunu başardı. 2016 sonbaharında, Dubugras ve Franceschi Stanford Üniversitesi’ne kaydoldular. Bundan kısa bir süre sonra da Beyond adında bir sanal gerçeklik girişimiyle Y Combinator’a girdiler. Dubugras, son derece kısa süren bu girişim macerasını şu şekilde özetliyor:

“Sanırım pes etmemiz üç hafta sürdü. Bu işi başlatmak için doğru kurucular olmadığımızın farkına vardık.”

Buna rağmen Dubugras, Y Combinator’ın neyde iyi olduklarını anlamalarına yardımcı olduğunu ifade ediyor. Kendileri de birer girişimci oldukları için Dubugras ve Franceschi, girişimcilerin karşılaştıkları son derece büyük bir problemin fazlasıyla farkındalardı: banka hesabındaki paraya erişim. Büyük bankalar, küçük işletmeleri almak istemedikleri birer risk olarak görürler ve bu yüzden şirket kurucuları, genellikle bir çıkmazda bırakılırlar.

Dubugras ve Franceschi, sadece Rolodex’te büyük bir girişimci ağına sahip değildiler. Aynı zamanda şirket kurucuları için özel olarak tasarlanmış bir kredi kartı işi oluşturmak için gereken fintech zekasına da sahiptiler. Bu yüzden ikili, Beyond girişimine son verdi ve Nisan 2017’de Brex’i kurdu. Brex kısa bir süre içinde hızlı bir şekilde yükselişe geçti. Öyle ki, iki genç girişimci Stanford’dan ayrılmaya ve işi tam zamanlı olarak sürdürmeye karar verdi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yapay Zekanın Pazarlamada Kullanılacağı 5 Alan

Facebook, AT&T ve IBM gibi önemli markalar yapay zekanın uygulama alanlarını genişletmek için yoğun mesai harcıyor. Son yıllarda pazarlamaya yönelik uygulamaların geliştirilmesine oldukça önem veriliyor. Yapay zekanın pazarlamada kullanılan alanlarını açıklarken, çalışmaların geçmişleri ile ilgili kısa bilgiler vermeye de çalışacağım:

1. Arama Motorlarında Geliştirme

Elektronik ticaret alanındaki çalışmalar 2000’li yılların başına kadar gidiyor. Web sitelerinin artmaya başladığı bu dönemde internet kullanıcıları internet sitelerinde ve arama motorlarında “anahtar sözcük” kullanarak aramalar yapmaya başlamıştı. Çağın teknolojisi istenen anahtar sözcüğe yönelik sonuçları kullanıcıya sunmakta günden güne iyileşme sağladı. Öyle ki 2010’lu yılların bitimine az kala arama motorlarında aradığımız anahtar sözcükle ilgili istediğimiz sonuçları ilk sayfada bulabilir hale geldik. “Elasticsearch” tipi yazılımlar büyüklük derecesi ne olursa olsun, internet sitelerinin arama motorlarından daha fazla verim almasına yardımcı oluyor. Yaptığımız yazım hatalarını düzelten ve “bunu mu demek istediniz?” şeklinde aslında yapmaya çalıştığımız aramayı ekrana getiren uygulamalar, yaptığımız araştırmaya uygun öneriler sunan yazılımlar arama motorlarının kendini geliştirdiği önemli alanlar olarak bizlere yansıyor.

2. Kullanıcıya Öneriler Sunan Yazılımlar

Kullanıcıya öneriler sunan yazılımlar, internette araştırmalar yapan, ürün arayan veya yeni şeyler keşfetmek isteyen kullanıcılara önemli bir hizmet sağlıyor. Spotify’da bir şarkıyı dinledikten sonra aynı “genre”deki diğer müzisyenleri öneren, internetten kitap alırken benzer türdeki kitapları öneren, internetten ayakkabı satın aldığınızda çorap, ayakkabı boyası gibi tamamlayıcı ürünleri öneren yazılımlar bu alanda değerlendiriliyor.

3. Programlanabilir Reklamlar

İnternette bir ürünü inceledikten sonra o ürünü başka siteleri gezerken bir anda ekranda mı gördünüz? İşte programlanabilir reklamlardan biriyle karşılaştınız. İnternet kullanıcıları ve işletmeler programlanabilir reklam sayesinde temaslarını sürdürebiliyor. Bu temasın temelinde internet kullanıcısının internetteki hareketlerinin etkisi var. Girilen sayfalar, incelenen içerikler, satın alınan veya satılan ürünler, kısacası yapılan tıklamaların önemli bir bölümü işletmelere bilgi sağlıyor. İşletmeler bu bilgiler doğrultusunda pazarlama çalışmalarını etkin hale getirebiliyorlar. Algoritmalar, programlanabilir reklamların ana parçalarından birini oluşturuyor. Bu aşamada kullanıcıdan gelen “data” verimli bir şekilde yönetilerek hem işletmelere hem de üçüncü parti işletmelere önemli bir iş kolu yaratıyor. “Cookie” toplamasına izin verdiğimiz her site programlanabilir reklam uygulamaları için değerli veriler toplama şansını elde ediyor.

4. Pazarlama Tahminleri

İnternet kullanıcılarının hareketlerinden, satın alımlarından ve incelemelerinden yola çıkarak gelecekteki pazarlama akımlarının neler olabileceğine veya nelerin gelecekte talep edilebileceğine dair tahminler, pazarlamada yapay zekanın kullanımı ile daha olası hale gelebilecek. Pazarlamayla ilgili toplanan data, işletmelere “insight” (içgörü) sağlayarak işletmenin ve pazarlamanın geleceğine yönelik tahminlerde bulunmasına yardımcı olabilecek. Gelecekte başarılı olabilecek bir pazarlama kampanyası nasıl hazırlanır, hangi içeriklerle kullanıcının dikkati ve ilgisi çekilebilir? gibi sorular yapay zekanın kullanımı ile birlikte daha verimli cevaplanabilir.

5. Sesli ve Yazılı İçeriğin Algılanması

“Konuşma tabanlı ticaret” olarak tanımlanabilecek bu alan, kullanıcının sesini algılayarak veya yazdığı içeriği yorumlayarak tüketicinin internetten alışveriş yapabilmesine olanak sağlıyor. 2016 gibi çok yakın bir geçmişte başlayan çalışmalarla, bazı uygulamalar sözlü komutlarla tüketicilere alışveriş imkanı sunuyor. ABD’de Facebook Messenger uygulaması ile çiçek sipariş edebilme, Amazon Echo programı ile Dominos Pizza’dan pizza veya Uber’den araç çağırma gibi hizmetler küresel boyutta yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.

Gelecekte Pazarlama ve Yapay Zeka Ortaklığı

Tüketicinin sadece kelimelerle değil, fotoğraflarla arama yapmasına olanak verecek uygulamalar, tüketicilerin internetteki hareketlerinden yola çıkarak geliştirilecek paylaşım içerikleri ve bu doğrultuda tüketicilerin kategorilere ayrılması, sanal makineler tarafından yazılabilecek köşe yazıları ve içerikleri gelecekte görebiliriz. Gelişen bu dünyada “insanlar” pazarlamanın neresinde yer alacak? Sanırım bu başka bir konu başlığı olarak değerlendirilmeli.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?