Türkiye’nin En Girişimci ve Yenilikçi Üniversiteleri Açıklandı

TÜBİTAK tarafından geçen yıl ilk kez yayınlanan Türkiye’nin Girişimci ve Yenilikçi Üniversiteleri Endeksi bu yıl üniversite tercih döneminden önce açıklandı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün tarafından kamuoyu ile paylaşılan listede sadece endekse göre ilk 50’de yer alan üniversiteler mevcut.

Türkiye çapında vakıf ve devlet üniversitelerinin “bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliği, fikri mülkiyet havuzu, işbirliği ve etkileşim, girişimcilik ve yenilikçilik kültürü ile ekonomik katkı ve ticarileşme boyutları altında farklı 23 gösterge” gözetilerek hazırlanan endekse YÖK ve TÜİK’in yanı sıra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TPE, Kalkınma Bakanlığı, TÜBA, TTGV ve KOSGEB katkı sağladı. Her yıl güncellenerek açıklanacağı belirtilen endeks, üniversiteleri girişimcilik ve yenilikçilik faaliyetlerine teşvik etmek amacıyla hazırlanıyor.

2012 endeksinde ikinci sırada yer alan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), bu yıl liderlik koltuğuna oturarak Türkiye’nin “En Girişimci ve Yenilikçi Üniversitesi” unvanını Sabancı Üniversitesi’nden aldı. ODTÜ’nün hemen ardından geçen yılın lideri Sabancı Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi geliyor.

İlk 10’da yer alan diğer üniversiteler ise sırasıyla, Boğaziçi Üniversitesi, İTÜ, İzmir Yüksek Tekn. Enst. (İYTE), Özyeğin Üniversitesi, Koç Üniversitesi, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi ile Hacettepe Üniversitesi oldu. 2012 yılında göre ilk 10’da büyük bir değişim göze çarpmazken, geçen yılın 9.’su Gebze YTE yerine Hacettepe Üniversitesi 10. sıradan listeye girdi. Listeye bu yıl 16. olarak giriş yapan Anadolu Üniversitesi ise, 21 sıra yükselerek endekse göre en çok gelişim gösteren üniversite olarak dikkat çekti.

2013 yılı sıralamasına göre ilk 50’de yer alan üniversitelerin, 17’si vakıf üniversitesi, 33’sü ise devlet üniversitesi. İllere göre dağılımda ise, İstanbul 14 üniversite ile zirvede yer alıyor. İstanbul’un ardından 9 üniversite ile Ankara, 4 üniversite ile İzmir ve 2 üniversite ile Eskişehir geliyor.

Endeksin gösterge setine buradan ulaşabilirsiniz.

2012 yılı endeksine buradan ulaşabilirsiniz.

endeks

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

“Şirketler Müşterilerden Önce Çalışanlara Öncelik Vermeli”

  • Virgin şirketler grubunun sahibi Richard Branson, müşteri hizmetlerine odaklanarak Virgin’i küresel bir marka haline dönüştürdü. Ancak Branson müşteri hizmetleri konusundaki bu hassasiyetine rağmen, Virgin’in önceliği müşterilerine vermediğini dile getirdi.
  • Ünlü iş adamı müşteri hizmetlerine o kadar önem veriyor ki, bu zamana kadar hep yeni satın aldığı bir şirket, müşteri hizmetleri konusunda uygun bir kalibreye gelinceye kadar o şirkete Virgin ismini vermeyi reddetti.
  • Virgin’in en önemli önceliğinin çalışanlar olduğunu ifade eden iş adamı, mutlu çalışanların, mutlu müşteriler anlamına geldiğine inanıyor.
  • İlgili Yazı: Elon Musk’tan Çalışanlarına İlham Verici Mektup

Genel olarak şirketlerin müşteri öncelikli bir anlayışa sahip olmaları gerektiği söylenir. Ancak Virgin şirketler grubunun sahibi olan İngiliz iş adamı Richard Branson böyle düşünmüyor.

Inc. dergisinin paylaştığı habere göre, Richard Branson, Virgin’i bir alana odaklanarak küresel bir güce dönüştürmeyi başardı: müşteri hizmetleri. İngiliz iş adamı, Virgin Mobile’dan Virgin Atlantic’e kadar her yeni Virgin yatırımının, markanın müşterilere karşı eşsiz sorumluluğunu paylaştığını ifade ediyor. Hatta ünlü iş adamı müşteri hizmetlerine o kadar önem veriyor ki, bu zamana kadar hep yeni satın aldığı bir şirket, müşteri hizmetleri konusunda uygun bir kalibreye gelinceye kadar o şirkete Virgin ismini vermeyi reddetti.

Ancak Richard Branson müşteri hizmetleri konusundaki bu hassasiyetine rağmen, Virgin’in müşterileri ilk sıraya koymadığını dile getirdi. Branson’ın yaptığı açıklamaya göre, çalışanlar, Virgin’in en önemli önceliği. Bu anlayış Virgin’de o kadar iyi işledi ki, ünlü yatırımcı daha fazla şirketin çalışan odaklı bir yönetim stratejisi benimsemediğine şaşırdığını söylüyor.

Virgin CEO’su, Inc. dergisinin geçtiğimiz yıllarda kendisiyle gerçekleştirdiği bir röportajda bu konuyla ilgili olarak şunları söylemişti:

“Eğer şirketinizde çalışan kişiler marka ile %100 gurur duyuyorlarsa, onlara iyi bir iş çıkarmaları için gerekli araçları veriyorsanız ve onlara iyi davranılıyorsa mutlu olacaklardır. Şirketinizde çalışan kişiler memnun değillerse, işleri bir gülümsemeyle yapmayacaklardır.”

Ünlü iş adamı çalışanlarına iyi bakıldığından emin olmak için Virgin uçuşları sırasında kabinde dolaşarak ve doğrudan kabin ekibiyle konuşarak çalışanlarından geri bildirim bile alıyor. Richard Branson’a göre, mutlu çalışanlar, mutlu müşteriler anlamına geliyor. Benzer bir şekilde mutsuz bir çalışan ise marka deneyimini birçok müşteri için mahvedebilir.

Şirketlerin çalışanlarına iyi davranmayarak kötü hizmet yüzünden müşterilerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaklarına dikkat çeken iş adamı, bu nedenle Virgin’in çalışanlarını ilk, müşterilerini ikinci, hissedarları ise üçüncü sıraya koyduğunu ifade ediyor. Branson bunun sonucunda ise hissedarların iyi kazanacaklarını, müşterilerin daha iyi davranacaklarını ve personelin mutlu kalacağına vurgu yapıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Türkiye’deki İçecek Sektörüne Genel Bir Bakış

Türkiye’deki içecek sektörünün geneline bakmadan önce içecek tüketiminin tarihine biraz değinmek istiyorum. İçecek tüketme davranışı, dünyada canlı hayatının başladığı döneme kadar gidebilecek ve fizyolojik olarak oluşmuş davranışlardan biridir. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisine göre, fizyolojik ihtiyaçlar insanların gidermesi gereken ve en önemli ihtiyaç kademesinde bulunan ihtiyaçlardır.

İçecek tarihinin başlangıcının 17. yüzyıla kadar gittiği söylenebilir. 1676 yılında Fransa’nın Paris şehrinde üretilen De Lemonades isimli içecek su dışında tüketicilere sunulan ilk ürünlerden olmuştur. 1767 yılında karbondioksitin içeceklere dahil edilmesi ile “gazlı içecek’’ olarak anılacak yeni bir ürün grubu oluşmuştur. 1830 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde Coca-Cola’nın ve 1898 yılında Pepsi’nin faaliyete başlaması ile ilk modern içecek markaları oluşmuştur. Amerika Birleşik Devletlerinde oluşan bu iki markanın ulusal büyüme ve genişleme göstermesi ile birlikte içecek sektörünün oluşmaya başladığı söylenebilir. Ulusal pazarda olgunluk aşamasına gelen sektörle birlikte 1977 yılında Coca-Cola’nın Hindistan pazarına açılması ile içecek sektörünün uluslararası alanda en önemli açılımı gerçekleşmiştir. Günümüzde yüzlerce içecek markası ulusal ve uluslararası pazarlarda operasyonlarını sürdürmektedir.

Alkolsüz içecekler beş ürün kategorisi içinde değerlendirilir:
• Çay ve Kahve,
• Gazlı İçecekler,
• Enerji İçeceği,
• Süt/Meyve/Bitki İçerikli İçecekler,
• Su/Zenginleştirilmiş Su/Sporcu İçecekleri.

Türkiye’de içecek üretimi ve ürünlerin pazarlanması cumhuriyetin kuruluş yıllarına kadar gitmektedir. Gazoz üretimi ile başlayan ilk ürünler ve bu ürünlerin oluşturulması, doldurulması, şişelenmesi gibi faaliyetlerin yapıldığı atölyeler içecek üretiminin ülke sınırlarındaki ilk oluşumlarıdır. 1962 ve 1964 yıllarında Pepsi Cola ve Coca Cola’nın Türkiye’de satışa çıkması ile modern anlamda içecek sektörünün oluşumundan söz edilebilir. Bu markaların en önemli özelliği, her zaman güçlü dağıtım kanallarına sahip olma hedefinden ileri gelir. Dağıtım kanalı, her işletme ve marka için her zaman en önemli konulardan biridir. Yapılan pazarlama kampanyalarının etkisi ne kadar iyi olursa olsun tüketici ürünü satın almaya gittiğinde ürünü bulamıyorsa yapılan kampanya büyük ihtimalle başarısız olacaktır.

Yukarıda verdiğim kategorilere göre Türkiye’deki içecek sektörünü genel hatları ile açıklamaya çalışacağım:

Çay ve Kahve:

Türkiye, kişi başı yıllık çay tüketiminde dünyada birinci sıradadır. Bu istatistik belki de “milli” içecek konusuna nokta koyuyor. Türk tüketicisi bir yılda ortalama 3.15 kilogram çay tüketiyor. Bu da günlük ortalama 240 milyon bardak çay tüketiminin gerçekleştiğini gösteriyor. Nüfusun 80 milyona yaklaştığı düşünüldüğünde, pazar büyüklüğünü anlamak kolaylaşabilir. Özel işletmelerin çay sektörüne girişi 1984 yılında başladı. 1990 yılında Lipton’un pazarda yer alması ile dökme çay ürünleri dışında, farklı ürün karmaları oluşturuldu (poşet çay, demlik paket vb.) Türkiye’deki üretimin, tüketimi karşılayabilecek noktada olması, sektör içindeki rekabeti artırıyor. Türk tüketicisi, geleneksel çayı talep etmeyi sürdürüyor ve siyah çay tüketmeye devam ediyor. Çay ihracatı ise henüz istenen noktada görülmüyor (%2.3).

Kahve ve kahve tüketimi Türkiye’deki güncel konulardan biri. Geleneksel Türk kahvesinin ülkemizde yarattığı kahve tüketim altyapısı ile birlikte dünyadaki kahve tüketim trendini takip eden bir tüketici ve hizmet sektörü oluşumundan söz edilebilir. 2015-2016 döneminde Türkiye’de kişi başı ortalama 920 gram kahve tüketildi. Türkiye, kahve sektöründe büyüyen bir pazar olarak değerlendiriliyor. Özellikle 1.,2., ve 3. nesil kahve kategorilerinin meydana gelmesi ülke içinde genel kabul gören bir kahve tüketimi oluşturdu. 1. nesilde, sıcak suya karıştırılarak tüketilen tek kullanımlık paket kahve ürünleri bulunuyor. Bir paket kahvenin yaklaşık 25-50 kuruştan satılıyor olması, ulaşılabilirliğin ve hazırlanmasının kolay olması, ürünün “sosyal ve genç” kişiliğe oturtulması ile başta genç nüfus olmak üzere, yaygın bir tüketim sağlandı. 2. nesil kahveciler, zincir kahve mağazalarının oluşumu ile meydana geldi. Bu nesilde birçok yerli ve yabancı kahve zinciri bulunuyor. Bu mağazalar yerinde tüketim yapılan veya evde kahve tüketimini teşvik eden mağazalardan oluşuyor. 3. nesil kahve ise “nitelikli kahve” tüketiminin yapıldığı ve tüketicinin dilediği kahve çekirdeğini istediği yöntemle demlenmesini talep edebildiği mağazalar olarak karşımıza çıktı.

Gazlı İçecekler:

Gazlı içecekler sektörü, içecek sektörü dendiğinde akla ilk gelen kategorilerden biridir. Türkiye’deki içecek tüketiminin yaklaşık %37’si bu sektörde gerçekleşmektedir. Türkiye’deki genç nüfusun potansiyel tüketici anlamında işletmelerin hedefinde olduğu söylenebilir. Buna karşılık, nüfusa oranlandığında gazlı içecek tüketimi diğer ülkelere göre ortalamanın altında kalıyor. Türkiye’de yıllık kişi başı gazlı içecek tüketimi 170 kutu/şişe olarak tespit edildi. Tüketimin en çok yapıldığı ülkelerden ABD’de ise bu rakam 750 kutu/şişe olarak belirlendi. Türkiye’nin yıllık gazlı içecek tüketimi yaklaşık 3.4 milyar litre olarak karşımıza çıkıyor. TOBB verilerine göre Türkiye’deki gazlı içecek tüketimi son yıllarda azalırken, sanayi kuruluşları bu açığı ihracat yaparak kapatmaya çalışıyor. Dünya’da şekersiz gazlı içeceklere yönelik talepte artış yaşanmaya başladı. Şeker tüketimine yönelik oluşan bu hassasiyet, sektörde ürün inovasyonunu daha önemli hale getirebilir. Türkiye’de şekersiz gazlı içecek tüketimi, toplam gazlı içecek tüketiminin henüz %10’undan azını oluşturuyor. Buna karşılık gelecekte bu oranın değişebileceği söylenebilir.

Enerji İçeceği:

Tüm sektörler arasında en genç sektör olan enerji içecekleri sektörü, dünyada henüz 20 yıllık bir geçmişe sahip. 2000’li yılların başında Red Bull’un Türkiye’de satışa sunulması ile sektörün başladığı söylenebilir. Dünya’da ve Türkiye’de gelişme evresinde bulunan sektör, periyodik olarak tüketimi artan sektörlerden biridir. Türkiye’de yıllık ortalama 40 milyon kutu enerji içeceği tüketiliyor. Tüketimin büyük kısmını 18-34 yaş arası nüfusun yaptığı söylenebilir. Bedeni ve zihni canlandıran, odaklanmayı artıran ürün vaadi ile enerji içecekleri genel olarak öğrenciler, şoförler, çalışanlar ve sporcuları hedefliyor. Sektörde faaliyet gösteren birçok marka olmasına rağmen bunların sektörde kalış süresi kısa olarak değerlendiriliyor. Sektördeki en büyük 3 marka, hem sektörü var etmeyi sürdürüyor hem de sektörden en yüksek kazancı sağlıyor. Etkinlik pazarlaması sıklıkla uygulanıyor ve marka deneyimleri tüketiciyle paylaşılıyor.

Süt/Meyve/Bitki İçerikli İçecekler:

 

 

 

 

 

 

Türkiye’de özellikle meyve suyu tüketimi artarak devam ediyor. Yılda ortalama 1.3 milyar litre meyve suyu ürünü tüketiliyor. Kişi başına yılda ortalama 9 litre tüketim yapılıyor. Küresel anlamda meyve suyu sektörü gerilerken, Türkiye’deki tüketim artışı %7 civarında görülüyor. Türkiye süt üretiminde Avrupa’nın en büyük 10 üreticisinden biri iken, Avrupa ülkelerinin dörtte biri kadar süt ürünü tüketiyor. Bitki ve meyve çayları ise genellikle poşet çaylar şeklinde tüketilirken yıllık tüketim 900 milyon poşet civarında görülüyor. Ayran tüketimi ise yaklaşık 627 bin litre.

Su/Zenginleştirilmiş Su/Sporcu İçecekleri:

Pazarı ele almadan önce sporcu içeceği ve enerji içeceği arasındaki ürün farkının kısaca açıklanması yerinde olacaktır. Bu iki içecek alanı, ürün vaadi ve ürün içeriği olarak birbirinden ayrılmaktadır. Sporcu içecekleri, performans esnası ve sonrasında kaybedilen vitamin, mineral, elektrolit, su, şeker gibi maddelerin yeniden kazanılmasını vaat eder. Sporcu içecekleri izotonik maddeler ve elektrolit içermesi nedeniyle enerji içeceklerinden ürün içeriği olarak ayrılır. Sporcu içecekleri pazarı henüz gelişme aşamasındadır. Türkiye’de paketlenmiş su tüketimi artmaktadır. Yılda ortalama 4.6 milyar litre paketlenmiş su tüketilmektedir. Soda tüketimi ise yaklaşık 4 milyar şişe civarında seyretmektedir.

Türkiye’de içecek sektörü, genel olarak büyüme aşamasında görülebilir. Potansiyel tüketicinin fazla olması, sektörde yer alan veya almayı düşünen her girişimcinin dikkate aldığı verilerden biri olarak dikkat çekiyor. Potansiyel tüketiciyi, aktif tüketici haline getirmenin yolu ise verimli pazarlama yapabilmekten geçiyor. Çin, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde tüketim artışına paralel akademik çalışmalar artıyor. Sektörü merak edenlerin, bu ülkelerdeki tüketim ve pazarlamayı inceleyen akademik makaleleri değerlendirmelerini tavsiye ederim.

Kaynakça:

  • http://www.milliyet.com.tr/turk-cay-sektoru-ic-pazar-ihtiyacini-rize-yerelhaber-2201457/
  • http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=25738&tipi=38&sube=0
  • http://www.iha.com.tr/haber-turkiyede-kahve-sektoru-buyumeyi-surduruyor-613337/
  • https://www.statista.com/statistics/507950/global-per-capita-tea-consumption-by-country/
  • http://haber.tobb.org.tr/ekonomikforum/2016/265/068_071.pdf
  • https://www.eritela.com/enerji-icecekleri-sektorunun-yapisal-analizi/
  • http://www.hurriyet.com.tr/turkiyede-posetli-bitki-ve-meyve-caylari-tuket-40418167
  • https://www.dunya.com/ekonomi/2015039te-maden-suyu-tuketimi-artti-haberi-303769

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link