Türkiye’de 2017 Yılında Sektörleri Neler Bekliyor!

Farkında mısınız; Türkiye gittikçe öngörülemeyen bir ülke haline geliyor. Tartıştığımız konular: dolar daha ne kadar artacak? Suriye’deki savaşta ne kadar ileri gideceğiz? Başkanlık sistemi gelecek mi? AB müzakereleri donduracak mı? Shangay beşlisine girip NATO’dan çıkacak mıyız? Bunların her biri ülkemizin kaderini doğrudan etkileyecek kadar ağır gündem maddeleriyken biz hepsine birden maruz kalıyoruz.

Bugünlerde markalar 2017 yılının pazarlama planlarını netleştirmeye çalışıyor. Çalışıyor diyorum çünkü yukarıda saydığım belirsizlikler bir yerden sonra ellerini kollarını bağlıyor olmalı. Standart planların haricinde mutlaka birden fazla kriz senaryosu hazırlandığını tahmin etmek güç değil. Gelin biraz tahminde bulunalım. Bazı temel sektörleri 2017’de neler bekliyor?..

Gayrimenkul Sektörü

102527_untitled-1

Ülke ekonomisinin lokomotif sektörü, adeta can damarı. Özellikle hükümetin bu sektörde yaşanacak bir durgunluğa asla tahammülü yok. O yüzden destek tam. Ancak dolar artıyor ve Cumhurbaşkanının tüm ısrarına rağmen faizler düşmüyor. Bu da tüketicinin kredi kullanıp borçlanmasını zorlaştırıyor. Ancak ülkemizde gayrimenkul hala en güvenli yatırım aracı olarak görülüyor. Kentsel dönüşümün de itici etkisiyle gayrimenkul sektöründe keskin bir düşüş olmayacaktır. Hatta tüketiciye güven veren, kurumsal firmaların markalı konut projelerine olan talep artabilir.

Otomotiv Sektörü

5693_1_5_l

Yeni yıla yeni ÖTV zamlarıyla gireceğiz anlaşılan. Sanki otomotivdeki ÖTV oranları çok azmış gibi! Bugünlerde galerilerdeki yoğunluğu yılbaşı öncesi yeni zamlardan etkilenmek istemeyenlere bağlamak mümkün. Yılbaşından itibaren özellikle bazı ithal araçlardaki ÖTV artışı orta sınıfın alım gücünü etkileyecektir. Ancak gayrimenkuldekine benzer bir durum burada da var; bizim milletin “araba sevdası” bir başka. İstanbul trafiğine her yıl 300 bin araç ekleniyor. Bu sektörde yerli üretim, basic otomobillere talep artabilir. Dacia’nın yaptığı çıkış ve Fiat Egea örneğinde olduğu gibi.

 

Perakende Sektörü

image

Hiç iyi sinyaller vermiyor. Özellikle İstanbul’da AVM’ler ana caddelerdeki perakende alanlarına olan ilgiyi bıçak gibi kesti. İstanbul’da İstiklal Caddesi ve Bağdat Caddesinin durumu gerçekten vahim. İşin ilginci AVM’lerin performansında da bir düşüş söz konusu gibi görünüyor. Bazı AVM’lerde aylardır kiralanamayan mağazalar var. Özellikle premium AVM’ler ve perakende markaları için zor bir yıl olacak 2017.

Tekstil Sektörü

tekstil-ve-hazir-giyim-sektorunde-kimyagerler

Üretim olarak dünya pazarının yaklaşık 3’te ikisi Çin’in elinde. Yerli üreticilerimiz de maalesef belli bir kalite düzeyinin üstüne çıkamıyor. AB ülkeleri ile ilişkimiz durursa bu sektör için de tehlike çanları çalabilir. Bu sektörde en umut veren şey markalaşma çabasındaki hazır giyim markaları. Mavi ve Koton oldukça başarılı. Ev tekstilinin de yıldızı parlıyor. Rekabetin artması kaliteyi düşürse de çeşitliliği artırıyor.

Gıda Sektörü

ulkelere-gore-saglikli-beslenme-gidahatti

En şanslı sektörlerden birisi. Yemeyi ezelden beri seviyoruz. Ancak tüketicilerin beklentileri gıda konusunda yükselmeye başladı. A101’de mozzarella satılıyor mesela. Gıda teknolojileri konusunda çok ilerideyiz. Ülker, dünyanın en büyük bisküvi, çikolata üreticilerinden biri haline geldi. Ancak özellikle büyük şehirlerde gıda konusundaki bilinçlenme her geçen gün artıyor. Neredeyse herkes birkaç beslenme uzmanının adını ezbere biliyor. Canan Karatay etkisi diye bir şey var. 2017’de de bu trendin artarak devam edeceğini öngörebiliriz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Markam Danışmanlık'ta Marka Stratejisti. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümü mezunu. Fikir sever, strateji yazar...

Bir Cevap Yazın

Bu Art Arda Video Reklam İzleyicinin Tercihlerine Göre Şekilleniyor!

2005 yılında Kuveyt’te açılarak oradan daha çok Ortadoğu coğrafyasına yayılan moda perakendecisi Centrepoint, Google ile beraber izleyicinin seyir alışkanlıklarına göre değişen özel bir reklam serisi hazırladı.

BBDO ile beraber çalışılarak oluşturulan bu özgün video serisinde 5 saniyeden başlayarak 30 saniyeye kadar değişen videolar, tüketicinin izleme alışkanlıkları, tercihleri ve izleme geçmişine göre değişiyor. Böylelikle Ortadoğu coğrafyasında bir ilki gerçekleştiren marka, tek bir reklam kampanyası kapsamında hedef kitlesine birbirinden farklı mesajları ulaştırdı.

4 gün 21 dakika sonra farklı bir canlı formu ile tanışacak ilk insan olduğunun haberini veren bir kadın astronotun üstündeki üniformalar yerine giyecek başka bir şeyler arayışına girmesine tanık oluyoruz. Centrepoint’in websitesine girerek üzerine uygun bir “uzay elbisesi” arayan ama bulamayan kahramanımıza marka, sipariş ettiği ürünleri uzayda bile olsa hızlıca kargoluyor.

Bu 50 saniyelik başlangıç videosundan sonra 5 ila 7 saniye arasında değişen videolarda yeniden kahramanımızı markanın web sitesinin özellikleri hakkında kısa kısa bilgiler verirken görüyoruz, tabii bu bilgileri kendi izleme ve arama geçmişimiz doğrultusunda görüyoruz.

Tabi markanın teklifleri sadece bu ilginç video reklamları deneyimlemenizle sınırlı kalmıyor. Daha önce arama yaptığınız ya da izlediğiniz bu tip konular hakkındaki birçok videoyu izledikten sonra “her şeyi bulan ancak üstüne giyecek bir uzay elbisesi bulamayan” kadın kahramanımız için kazananın markanın profesyonel tasarımcıları ile tanışacağı bir uzay elbisesi tasarım yarışması da düzenliyor.

Bakalım siz önce hangi reklamı göreceksiniz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Müşteri Kaybetmenin Yolları 101

Müşteri Nasıl Kaybedilir?

İşte veya derslerde bir ürünün/hizmetin pazarlaması üzerine konuşmaya başladığımızda, ben ne isterim diye düşünür, onun üzerinden planlama yapmaya başlarım.

Markalar içinde iyi bir müşteri olduğumu düşünürüm.

Benim pazarladığım hizmeti kullanan ve memnun olan kişilerden beklediğim tüm davranışları, kendi tükettiğim ve memnun olduğum markalara karşı sergiler, tavsiye eder, üzerine sohbet ederim, farklı markaların yüzüne bile bakmam.

Ancak, bazı markalar sanki “Müşteri Nasıl Kaybedilir” üzerine epey kafa yoruyorlar ve bunu hayata da geçiriyorlar.

Şirket ismi vermeden birkaç örnekle, müşteri kaybetmenin yollarına bakalım.

Bir banka temsilcisi, bir başka bankaya atıfta bulunuyor ancak isim vermek istemiyor ve şöyle bir açıklama yapıyor; “Mesela, bazı bankalar mevduadınızı şu şekilde değerlendiriyor. İsim vermek istemem ama reklamı denizde geçiyor” Eğlenceli bir yaklaşım. Belki ben de bu şekilde yazarım.

Uzun zamandır, kitaplarımı online olarak sipariş ederim, özellikle Kadıköy Alkım kapandığından beri, kitapçı gezme isteğim epey sarsıldı. Yaklaşık 7 yıldır kullanmış olduğum bu alanda hizmet veren bir site var. Aslında oldukça memnundum. Bir kere fiyatları kitapçılara göre daha uygundu. Kitaplar, kapıma kadar geliyor ve yanlarında ufak tefek hediyeler de getiriyorlardı. Ancak, son siparişim inanılmaz bir hayal kırıklığıyla sonlandı. Kitap siparişimin ardından, kitaplar elime ulaşmadı ve 15 gün boyunca maalesef bana bir dönüş de yapılmadı. 20 gün sonra gelen haber ise 4 kitabımdan 3’ünün iptal edildiği ve kalan kitabın bana gönderildiği ancak teslim almadığım için tekrar şirketin deposuna gönderilmiş olduğuydu. Ne büyük bir hayal kırıklığı! Bu arada bende tezim için okuma gerekliliğim olan kitapları, bir umutla bekliyordum. Sanırım amazon.com’un Türkiye pazarına girecek olmasının etkilerini oldukça yoğun hissediyoruz. Markafoni’nin kapanışı belki de bunun ilk örneğiydi. Geçtiğimiz yılın sonlarından beri ise  hepsiburada.com’un satışı gündemde… Bu kitap sitesi de hepsiburada’nın satışında pakette olan kurumlardan biridir belki, nihayetinde aynı holding bünyesi altında yer almaktalar.

Bir sağlık grubu zinciri, müşteri kaybetmenin ve imaj lekelemenin örneği olması ve derslerde anlatılması için çalışıyor sanki ve şöyle bir saçmalık yapıyor;

Bir hasta ameliyat olur. Ameliyatı için hastaya 10 bin tl ücret sunulmuştur. Ameliyat esnasında hastanın bir yakını, ücreti ödemek ister ve 13 bin tl öder, hasta ameliyat olur, çıkışını yapacaktır kendisi de 10 bin tl’yi öder. Bir gün sonra hastanın başka bir yakını gelir ve aynı ameliyatın ücretini bir kez de o ödemek ister ancak 10 bin tl fazla gelir ve pazarlık yaparak ücreti 8 bin tl’ye düşürür. Hastane tek bir hasta için, üç farklı kişiden toplam 31 bin tl ücret almıştır. Bu kişiler birkaç gün sonra, aynı ortamda bir araya gelirler ve hepsi bu ameliyat için ödeme yaptıklarını söyler. Hastane bir jest olarak en yüksek ve en düşük ücreti iade eder! Dalga geçiyor olmalısınız.

Ülker grubuna ait, yakın zamana kadar Starbucks’a tercih ettiğim kahve zinciri, Türk kahvemin yanına Bim’den kilosu 5 tl olan lokumlardan bir adet koyduğunda, kendilerine olan bakış açım oldukça değişti. Bu olaydan sonra, daha büyük fincanda kahvesi, yarım litrelik suyu ve neredeyse Hacı Bekir lokumlarının kalitesine yakın olan iki adet lokumla, bana oldukça güzel bir kahve deneyimi yaşatan Starbucks artık tek tercihim oldu.

Hizmet sektöründe yer alan şirketlerden beklediğimiz şey temelinde aynı oluyor, kaliteli ürün ve gülümseyen yüzler bazen de samimiyet. Bunu Duran Usta’nın ya da Recep’in Yeri’nde veya uluslararası bir kahve zincirinde de arıyoruz. Kalite zahmetlidir ama kalıcıdır ve bize kaliteyi sunan bir kurumu asla unutmayız.

İyi örneklerle bitirelim ve bu kurumların isimlerini de verelim.

Yeni Türk Edebiyatı üzerine çalışma yapan bir arkadaşım, Selçuk Baran’ın Bir Solgun Adam isimli kitabını satın almak istedi, ancak Yapı Kredi Yayınları baskıyı durdurmuştu ve bu kitaptan İstanbul’da bir tane dahi yoktu.  Arkadaşım yayınevini aradı ve yazar üzerine bir araştırma yapmak istediğini ve bu kitaba ulaşmasının çok önemli olduğunu iletti, telefondaki yetkili ile beş altı dakikalık bir konuşma ve mailleşmenin ardından, kitap İzmir’deki bir mağazada bulundu ve temini sağlandı.

Perapost dergisi ve CRIF şirketinin Türkiye’de perakende sektöründe faaliyet gösteren firmaların 2016 yılı net satış rakamlarına göre gerçekleştirdiği Perakende 100 araştırmasına göre, sektörün içinde bir alt başlık olan Gıda Perakendesinde Köfteci Yusuf markası 1. Sırada, genelde ise 45. durumda. Bir ay önce Pendik’te açılmış olan mağazasına gittiğim Köfteci Yusuf’dan neredeyse tam memnuniyetle ayrıldım. Köftesi yediğim en güzel köfte değil, ilk beşe de girebileceğini sanmıyorum ancak sunum, hız, özen ve ekonomiklik birleşince, eh güzel de bir tat ile birlikte başarılı bir sonuç ortaya çıkıyor.

Başarı genelde tesadüfi olmuyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link