Türkiye Otomotiv Sektörü Yüzde 50 Büyüyecek 0

Türkiye’de denetim denince akla gelen ilk dört büyük şirketten birisi olan KPMG Türkiye geçtiğimiz günlerde “2013 Otomotiv Yöneticileri Araştırması”nı yayınladı. Yapılan araştırmada Türkiye’nin otomotiv sektöründeki yerinden 2017’ye kadar uzanan birçok öngörü yer alıyor.

Rapora genel olarak bakıldığında 6 önemli nokta göze çarpmakta, bunları şöyle sıralamak mümkün: 

  • Önümüzdeki beş yıllık dönemde öncelikli olacak konular: Otomotiv satış vergilerinin yeniden düzenlenmesi, Avrupa krizinin etkileri ve aşırı fiyat rekabeti.
  • Türkiye otomotiv sektörünün çoğunluğu önümüzdeki 5 yıl içinde en fazla %50’lik bir büyüme öngörüyor.
  • Vergi yükleri, milli gelir artış hızının önüne geçerek otomotiv sektörünün büyümesinde en önemli konu olarak görülüyor.

1

  • BRIC ülkeleri otomotiv üreticilerinin önümüzdeki 6 yıl içinde Avrupa pazarına girmesi bekleniyor.

Türkiye’de yıllardır, özellikle Çin’den otomotiv alanında yatırımlar geleceği konuşuluyor. Toplumda ise konuyla ilgili farklı görüşlerin hakim olduğu biliniyor. Bir yandan bu yatırımların Türkiye için önemli bir fırsat olacağı düşünülürken diğer yandan bu durumun Türkiye’de mevcut işletmeler için bir risk içerdiğine inanılıyor. Uzun yıllardır gündemde olmasına karşın gerçekleşmeyen BRIC ülkelerinin yatırımlarının Türk otomotiv sektörü yöneticilerine göre %92 oranında önümüzdeki 6 yıl içerisinde gerçekleşmesi bekleniyor.

  • BRIC ülkeleri üreticilerinin Avrupa pazarına girerken üretim üssü olarak Doğu Avrupa ülkelerini tercih etmeleri bekleniyor. Türkiye’yi seçmelerini 4 kişiden 1’i bekliyor.

2

  • Türkiye otomotiv sektörü önümüzdeki 5 yıllık süre içinde yeni bir üreticinin yatırım yapmasını bekliyor.

3

Peki Yeni Yatırımlar İçin Ne Gerekiyor?

Türkiye, otomotiv sektöründe küresel ölçekte ciddi bir pozisyona ulaştı. Dünya otomotiv üretiminde 17. sırada yer alıyor. Otomotiv yan sanayisinin de çok güçlü bir altyapısı var. Bu pozisyonu daha da ileri götürüp güçlendirmek isteyen Türkiye’de, daha çok yatırım çekilebilmesi için nelerin yapılması gerektiği konusuna ise yöneticiler %72,7 oranında “teşvik ve yatırım ortamının iyileştirilmesi” düşüncesinin otomotiv sektörünün gelişmesini sağlayacak en sağlam seçenek olarak görüyor…

01

Otomotiv sektörünün geleceğini ilgilendiren raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.

Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

Bir Cevap Yazın

Dünyada Türk Mallarına Güven Zayıflıyor 0

Ülkelerin ihraç ürünlerine dünya genelinde duyulan güven konusunda yapılan araştırmaya göre, Türk malları 100 üzerinden ancak 37 puan alabildi.

Türk malları en çok ucuzluğu ve özgünlüğü nedeniyle tercih edilirken; ileri teknoloji kullanımı, güvenlik standartları ve yüksek kalite başlıklarında dünya ortalamasının çok altında kaldı. Türkiye aldığı puanla, 51 puan alan Polonya, 46 puan alan Rusya, 43 puan alan Çekya ve 42 puan alan Brezilya’nın bile çok gerisinde kaldı.

Küresel ekonomi eğilimleri konusunda grafikler yayınlayan Visual Capitalist tarafından oluşturulan 30 ülkelik sıralama, araştırma şirketi Statista’nın 52 ülkedeki 43 binin üzerinde tüketiciyle yaptığı ankete dayandırıldı. Araştırmada fiyat, özgünlük, güvenlik, teknoloji kullanımı ve yüksek kalitenin yanı sıra statü sembolü olma, uygun koşullarda üretim, dayanıklılık, otantiklik, orijinallik ve tasarım başlıklarında puanlar verildi. Türk mallarının Türkiye’de bile Alman, Japon ve Norveç mallarından daha az tercih edildiğini ortaya koyan araştırmaya göre, “Türk malıdır” etiketinin en çok rağbet gördüğü ülkeler Suudi Arabistan, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan, Mısır, Şili, Cezayir ve Meksika oldu. Sıralamada Türkiye ile aynı puanı paylaşan ülkeler ise Peru, Güney Afrika, Meksika ve Romanya olarak sıralandı. Türk malları, Almanların etiket tercihlerinde ancak 23’üncü sırada yer bulabildi.

Visual Capitalist, her ülkenin itibarının tüketicilerin kafasında farklı bir yeri olduğunu belirterek, “Aynı tişörtün Bangladeş yerine Almanya veya Brezilya’dan geliyor olması bir tüketicide farklı algılar yaratır. Genelde ise bu görüşler ürünlerin uluslararası pazarlardaki başarısı üzerinde büyük etkide bulunur” dedi. Diğer yandan, adı savaş ve çatışmalarla anılan İran, İsrail ve Ukrayna ile Türkiye’nin etiket algısının son 1 yıl içinde kötüleştiğine dikkat çekildi.

Sıralamada ilk sırada yer alan Almanya, yüksek kalite ve güvenlik standartları başlıklarında da lider oldu. Fiyatta Çin, özgünlük ve tasarımda İtalya, ileri teknoloji kullanımında Japonya, orijinallikte ve statü sembolü olmada İsviçre, çevre dostu ve uygun koşullarda üretilmiş olmada Kanada etiketleri diğerlerine üstünlük sağladı. İlk 10 sıranın 6’sını Avrupa ülkeleri işgal ederken, Avrupa Birliği etiketi tek başına 92 puanla 3’üncü oldu. Türkiye dahil olmak üzere, sıralamadaki ülkelerin önemli bir kısmının başlıca ihraç ürünü otomotiv malları olurken, Brezilya’nın soya fasulyesi, Endonezya’nın ise palm yağı ile anılması dikkat çekti.

İyi İçerik Her Zaman Kazandırır mı? 1

Birçok alanda, insanların dikkatini herhangi bir yöne çekmek oldukça güçtür. Toplum açısından algı; her geçen gün daha iyi, daha güzel veya daha kaliteli gibi tanımlamaları eskisinden daha bilinçli bir yönelimle gerçekleştirme yolunda ilerliyor.

Hal böyle olunca sektörde her geçen gün içeriğe ve farklılığa erişebilme kavramı, öncesinden daha önemli bir konuma erişti. Gerek marka açısından, gerekse yazılı mecra bazında ‘iyi içerik’ kavramı ön plana çıktı.

İnsanlar artık sabit fikirlere dayalı yazıları okumaktan hoşnut değil. Gereksiz marjinallik de değil aradıkları. İçeriğin kalitesinin, birçok alanda okuyucuyu ya da marka bazında kullanıcıyı sarmak zorunda olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Peki ya ‘iyi fikir’ ya da ‘iyi içerik’ her zaman kesin bir dönüş getirir mi?

Bu sorunun cevabı aslında ne ‘evet’ ne de ‘hayır’

222190_10150170344199457_197177969456_6706827_324648_n

Eminim hepimizin geçmişten hatırladığı, an itibariyle sektördeki yerinde yeller esen, dönemin şahane ünlü markaları mevcuttur. Gelişimi bu kadar hızlı fakat olgunluk evresi bu kadar ters yönde etkilenen bir marka için, yukarıdaki soruya hangi cevabı verirdiniz?

Peki iyi içerik ne kadar süre bize dönüş getirir?

Sosyal medyada da işler aslında bu şekilde işliyor. Markanızın, çalışmanızın ya da herhangi bir yazınızın bir anda parlayıp getireceği başarının garantisi nedir? Elbette stratejilerle paralel, fakat belki de iyi içeriği yanlış zamanda sunmuşsunuzdur.

Araştırmalara göre atılan tweetlerin %80’i 30 gün içinde asla tekrardan atılmıyor. Peki ya sizin içeriğinizin de bu yüzdenin bir parçasını oluşturabileceğini hiç düşündünüz mü? Elbette bu oranın bu kadar yüksek olmasındaki en büyük etken, hem tembellikten kaynaklı geriye dönük içerik taraması yapmamamız, hem de Twitter spami görüntüsünden bir hayli ürküyor olmamızdır.

Fakat tüm bu etkenlerin yanında, çoklu paylaşımların ya da aynı içeriği birden fazla kez paylaşıma sunmanın ilk yapılan paylaşım kadar etki getirebileceğini biliyor muydunuz?

multiple-social-sharing-600x105

Elbette bu konuda dikkat edilmesi gereken noktalara değinmek koşuluyla:

Otomasyon ve Takvimler

Aslında bu işin en büyük engeli rutin iş yükü arasında geriye dönememek. Diğer bir deyişle içerik karmaşası ve aradığını bulamama. Çünkü iyi içeriğin yalnızca kendisi belirlidir, zamanı değil… Ve eğer siz belirleme kısmında hatalı iseniz, zamanı asla yakalayamayacaksınız demektir. Bu nedenle içerik takviminizi oldukça iyi takip ediyor olmalısınız.

Markalarda da durum aynı şekilde gerçekleşir. Bugün Retro marketing kavramı da aslında tam olarak iyi içeriğin ya da iyi ürünün tekrar zamanını değiştirmek koşuluyla gerçekleştirmekten başlar. Birçoğumuzun bildiği eski model ya da unutulmuş ürünlerin, bugüne uyarlanmasından bahsediyorum aslında.

migros

 

Kısmen Değiştirin

İçeriğinizin tamamı mı işe yaramaz, yoksa bir bölümü mü? Mesela başlığı ilgi çekmemiş olabilir mi, ya da markanız için slogan veya logo. İlk izlenim tüketici veya okuyucuda 7 saniyede gerçekleşiyor. Yani 7 saniyelik bir başarısızlık toplam görüşü yerle bir etmeye yeterli. Ufak bir değişiklik ise, çoğu zaman tüm içeriği kurtarabilir. Hal böyle olunca, bu işin değer yargısını sizler de tahmin edersiniz…

Paylaşım Sıklığına Dikkat!

Hepimiz sosyal medyada art arda paylaşılan, artık hepimizi sıkılma noktasında isyana taşıyan birçok içerikle karşılaşmışızdır. Bu işin en kritik noktası da aslında zaten bu. İyi içerik çıkarmaya çalışırken, bir anda insanlar sizin başka içerik çıkarmadığınız kanısına varabilir. Bu nedenle paylaşım sıklığınız kitlenin nabzını tutarken, aynı oranda kendinizin de nabzını tutmalı.

Bir reklam arasında dört kez üst üste ya da kısa bir arayla tekrar verilen reklamlara olan sevginiz nedir? İşte bu noktada bir süre sonra, tüketici için ne içerik kalıyor ne de yaratıcılık . Bu da hem markalar, hem de içerik için en büyük tehditlerin başını çekiyor.

Gerek kendi ürettiklerimiz adına, gerekse var olan veya yaratılabilecekler açısından; ‘iyi’ olanı görmenin çok da kolay olmadığının hepimiz bilincindeyiz. Bu açıdan herhalde herkes gibi benim de temennim, bu gibi tavsiyeler veya çalışmalar ışığında, ‘iyi’ olanı bulmanın biraz daha ‘kolay’ olduğu dönemler yaşamak olabilir.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link