Türkiye Ekonomisi 2012’den Nasıl Etkilendi?

2012, dünyada duraksama yılı olarak akıllarda kalacak bir yıl oldu ve tarihteki yerini birçok ilklere imza atarak aldı. Türkiye açısından durum biraz daha iyi olsa da sonuç olarak küresel anlamda kötü bir olgudan etkilenmemek kaçınılmazdı. Daha çok iyimser bir tablonun çizildiği 2012 Türkiye’sinde ‘Ekonomiyi olumlu ve olumsuz etkileyen en önemli başlıklar nelerdi?’ ve ‘Türkiye bu büyük resmin neresinde yer aldı?’ bir göz atalım…

Arap Baharı

arap_baharinda_turk_-_arap_iliskilerini_oryante_etmek_ya_da_kavramlarin_bahari_2011_13_9_8167b70d-a701-447d-b6c3-eb9208ccca61

2011’in ilk aylarında başlayan Arap ülkelerindeki karışıklıklar 2011 yılında Türkiye’nin bu ülkelere olan ihracatına olumsuz yansısa da 2012 yılında bu durum hemen hemen tersine dönmüş bir vaziyette. Bu yılın başından beri atağa kalkan ve %80’lere tırmanan ihracat ağustos ayında tavan yaptı ve %105,8’i gördü. Ama ihracattaki bu artışın önemli bir kısmını altın oluşturuyor. Bu sayede altın ihracatı iki milyar doları aştı ve tüm zamanların rekorunu kırmayı başardı. Altın ihracatını dışarıda bırakacak olursak toplam ihracat oranı %21,6’ya inmiş durumda. 2012 itibariyle altın ihracatının gerçekleştiği Arap ülkelerinden İran ilk sırada yer aldı. İran’ın en yakın takipçileri ise BAE, Libya, Yemen, Katar ve Suudi Arabistan oldu. Suriye’de hâlâ iç savaşın devam ediyor olması bu ülkeye olan ihracatımızı geçen seneye kıyasla  %70 oranında düşürdü. Olumlu bir gelişme olarak göze çarpan gelişme ise 23 Nisan’da Türkiye ile Mısır arasında Ro-Ro ve karayolu transit taşımacılığına ilişkin mutabakatın imzalanması sonucu Mısır’a doğrudan ihracat yapılabilen bir ticaret yolunun açılmış olmasıydı.

Avrupa Birliği Krizi

AB krizinin Türkiye üzerindeki etkilerinden  “2012’nin AB’ye İzdüşümü Resesyon Oldu” başlıklı yazımda ayrıntılı bir şekilde bahsetmiştim, ama kısaca değinecek olursak; AB’de yaşanan bu olumsuz gelişmeler, Türkiye’nin bir numaralı ihracat kapısı olan Avrupa ülkelerinden gelen talebin daralması sonucunu yaratarak ihracatta düşüş yaşanmasına yol açtı ve Türkiye rotasını başka pazarlara çevirmek zorunda kaldı.

Fitch Ratings’in Not Artırımı

Fitch-Logo

Türkiye kredi derecelendirme kuruluşları açısından çok parlak bir geçmişe sahip değil, öyle ki tarihte en son 18 sene önce “yatırım yatılabilir ülke” kategorisindeydik. En son 1994 yılında bu unvana sahipken 2000’li yıllara kadar enflasyon %60 gibi uçuk rakamlardan düşmeye başladı ve 2012 itibariyle de tek haneli rakamlara demir atmış durumda. Ekonomide yaşanan uzun dönemli istikrarın yanında Avrupa’daki krizden etkilenmeyerek iyi bir grafik çizen Türkiye, 2011 yılında kırılan ihracat rekoruyla da not artışına davetiye gönderiyordu. Hâl böyle olunca S&P ve Moody’s bu duruma sıcak bakmamasına rağmen Fitch geçtiğimiz kasım ayında kredi notumuzu yatırım yapılabilir seviye olan “BBB-“ ye yükseltti.  Şimdi ise plânlar 2013 için daha fazla yatırım çekmesi düşünülen bir Türkiye üzerine yapılıyor.

Bildiğiniz gibi bu kuruluşlar sadece ülkeleri değerlendirmiyor, aynı zamanda şirketlerin performansını da değerlendirip not veriyor. Bu sayede özellikle de halka arz edilen şirketler üzerinde çok büyük etkiler oluşturabiliyorlar. Peki Türkiye’de hangi şirketler ne gibi notlara sahip? İşte size Türkiye’deki bazı şirketlerin bu kuruluşlardan aldığı notlar.

Ekran Alıntısı son

Genel olarak iyimser bir tablonun hakim olduğu 2012’de büyüme oranları “The Economist”in tahminine göre %3,2 seviyesinde çıktı. Aslında Avrupa’daki resesyona rağmen yılın ilk yarısındaki ihracat oranları sonucunda bu beklenti daha yüksekti ama iç talebin durma noktasına gelmesi yüzünden büyüme beklenenden de fazla yavaşladı.  İşsizlik oranının %9,1 olduğu ülkemizde Cari açık ne yazık ki iflas bayrağını çeken Yunanistan’dan bile yüksek, 53 Milyar $ dolaylarında. Önümüzdeki yılda küresel ekonomide yeni bir kriz ortaya çıkmazsa Türkiye’deki büyümenin hızlanması yüksek bir ihtimal, buna bir de ülkede yaşanacak olan 3 seçimi de eklersek hareketli bir yıl bizi bekliyor diyebiliriz…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

Bir Cevap Yazın

Promosyon Çalışmalarında Anadolu’nun Önemi: Red Bull Örneği

Türkiye’nin iç ticaretinde Marmara Bölgesinin hacmi önemli bir yer oluşturuyor. Bursa, Kocaeli ve İstanbul, Türkiye’de ticaret dendiğinde akla ilk gelen şehirler arasında yer alıyorlar. Bölgenin nüfusu ve ticaret hacmi tüm işletmeler ve markalar için önemli bir pazarı barındırıyor. Türkiye nüfusunun yaklaşık dörtte biri bu bölgede yaşıyor. Milli gelirden en yüksek payı yine Marmara Bölgesi alıyor.

Peki pazarlama açısından bakıldığında; sadece Marmara Bölgesine odaklanmak veya bu bölgeye ağırlık vermek yeterli mi? Kişisel olarak bu soruya cevabım hayır. Marmara Bölgesinin barındırdığı tüketici potansiyeli ve ticaret kapasitesi şüphesiz Türkiye’nin en önemli bölgesinin burası olduğuna işaret etse de işletmelerin ve markaların sürdürülebilirliğini sağlaması için Anadolu’ya da gerekli önemi vermesi gerekiyor. Birçok işletme Marmara Bölgesi ağırlıklı promosyon çalışmalarının yeterli olacağını düşünürken, marka bilinirliğini artırmak ve tüketici ağını genişletmek isteyen işletmeler Anadolu’ya gereken önemi gösteriyor.

Genellikle içecek sektöründen örnekler veren bir yazar olarak burada Red Bull’dan örnekler vermek istiyorum. Red Bull, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesindeki etkinliklerini sürdürürken yıllık etkinlik takviminde süreklilik gösteren ve gidilen bölgenin kültürel dokusuna uygun etkinlikleri yaratarak tüketici odaklı çalışmalar izliyor. Bu çalışmaların önemli bir noktası da etkinliğin yapıldığı şehirde topyekün bir organizasyona gidilmesi yani bölgesel kuruluşlardan ve resmi birimlerden (valilik, belediyeler gibi) destek alınması. Bunlardan önemli olanları paylaşmak isterim:

Red Bull Jump and Freeze, Şubat, Erciyes/Kayseri:

Katılımcılar yaratıcı kostümleri, atlama öncesi şovları ve artistik suya atlama hareketleriyle jüriden en yüksek puanı almaya çalışıyor. Etkinliklere kanaat önderleri de katılıyor.

Red Bull Formulaz, Ağustos, Rize:

Karadeniz bölgesinin kendine has yaratıcılık efsanesi, bu etkinlikte tahta araç tasarımına yansıyarak bir araba yarışması etkinliğine dönüşüyor. Etkinliğin bu seneki en önemli konuğu Spor Bakanı Osman Aşkın Bak idi.

Wings for Life World Run, Mayıs, İzmir:

Küresel olarak düzenlenen bu etkinlik dünyanın her yerinde aynı saatte başlıyor. Bu sene omurilik felci tedavisi için yapılan etkinlik, Red Bull’un takvim yılında düzenlenen etkinliklerinde en yüksek katılımın sağlandığı ve kamuoyunun dikkatini en çok çeken etkinliklerinden biri olma özelliğine sahip.

Red Bull Bot Kapışması, Ekim, Eskişehir:

Eskişehir yapay plajında veya Porsuk çayında düzenlenen bu etkinlik, botun üzerinde dengede durma prensibine dayanıyor. Anadolu Üniversitesi vs Osmangazi Üniversitesi çekişmesine dayanan etkinlik, düzenlendiği gün, etkinliğin konumu gereği tüm şehrin dikkatini çekiyor.

Marka bilinirliğinin yükseltilmesi, tüketici-marka temasının sağlanması, pazarlama iletişimi çalışmalarının uygulanması ve nihayetinde Türkiye’deki pazarlama çalışmalarının Marmara bölgesi dışındaki bölgelere de götürülmesi, tüketici odaklı pazarlama anlayışı ile bağdaşan önemli uygulamalar olacaktır. 2018 yılına girerken markaların Marmara Bölgesi dışındaki bölgelere gereken değeri vermesi dileğiyle bu yazımı sonlandırıyorum.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Opel’i Satın Alan Peugeot Parasını Geri İstiyor

Hatırlarsanız, bundan 5 ay önce sizle Fransız PSA Group‘un Opel’i satın aldığı haberini paylamıştık. Amerikan General Motors’tan (GM) Alman Opel’i 1.3 milyar euro’ya satın alan Fransız PSA Group (Peugeot-Citroen) ‘kandırıldık’ diyerek ödediği paranın yarısını geri istiyor.

Reuters’in konuyla ilgili kaynaklara dayandırdığı habere göre PSA, Opel markalı araçların karbon emisyon değerinin beklenenden yüksek çıkmasından dolayı ciddi cezalarla karşı karşıya gelebileceğini ifade ederek GM’den 600 ila 800 milyon euro arasında para talep etti.

Avrupa Birliği (AB) 2020-2021 yılları arasında bugün kilometre başına 130 gram olan karbon salınım limitini 95 grama düşürecek. Bu limitin üstünde olan araçlar AB ülkelerinde satılamayacak.

Peugeot’ya göre Opel, bu oranları satış sunumunda doğru paylaşmadı.

“ALDIKTAN BİRKAÇ HAFTA SONRA FARK ETTİK”

General Motors (GM) sözcüsü David Caldwell konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçınırken, PSA General Motors’un Opel’i satarken karbon emisyon rakamları konusunda kendilerini yanlış yönlendirdiğini savunuyor. PSA CEO’su Carlos Tavares, “Anlaşmayı imzaladıktan birkaç hafta sonra karbon emisyonu rakamları hakkında bir yanlışlık olduğunu anladık” diye konuştu.

Bu olaydan sonra ekiplerinin üretim ve satışı yeniden tasarladıklarını anlatan Tavares, “Eğer AB’nin verdiği karbon sınırını karşılayamazsak çok büyük ceza alırız ve bu cezalar şirketin varlığını bile tehdit eder hale gelir” ifadesini kullandı.

GM’in Chevrolet Bolt modeli emisyon değerlerini karşılamadığı için otomobil başına 10 bin Euro ceza kesilmişti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link