Ticaretin “e” Hali Hızla Yükseliyor

2009 yılında 10 Milyar TL olan e-ticaret hacmi, 2010 sonunda 15 Milyar TL, 2011 sonunda ise 22.9 Milyar TL‘ye ulaştı. Bu yıl ise %50‘nin üzerinde bir büyüme oranı bekleniyor. Bugün internetten ayda ortalama 5 milyon kişi alışveriş yapıyor, bu toplam tüketicinin %16‘sına denk geliyor. E-ticaret’in bir numarası ABD ile karşılaştırma yaptığımızda oradaki %62 oranının yanında Türkiye’nin hala pazarda yeni oyunculara ihtiyacı olduğu ortaya çıkıyor. Şimdi Türkiye’de bu kadar hızlı büyüyen e-ticaret’i biraz daha inceleyelim.

ABD’nin uzun dönemli büyüme sıçrayışlarından sonuncusu olarak gösterilen dot com rüzgarı, ülkemize ilk olarak sahibinden.com, gittigidiyor.com projeleri ile esti. Son dönemde müthiş bir ivme yakalayan yemeksepeti.com da temeli o dönemde atılan e-ticaret uygulamalarından biriydi. Türkiye’de internet bağlantısının oldukça düşük seviyelerde ve internet kullanımının oldukça az sayıda olduğu bir dönemde başlayan e-ticaret, şu anda 30 milyar TL‘yi aşmış durumda ve kısa vadede oransal olarak ABD ile aynı seviyede olacağımız konuşuluyor.

Rakamlara  göz atacak olursak, Türkiye’de 32 milyon internet kullanıcısı mevcut ve bu kullanıcların çoğu 18-24 yaş aralığında yer alıyor. Bu sayıyla Dünya’da 12. , Avrupa’da 4. olan Türkiye, internet üzerinden alışveriş oranlarındada geçtiğimiz yıla göre %40‘lık bir artışa sahip, ayrıca 2005 yılında 76 TL olan ortalama alışveriş tutarı, 2011 yılında 182 TL‘ye yükselmiş. İnternet üzerinden en fazla alışveriş yapılan alanlar ise, otobüs ve uçak biletleri, elektronik eşyalar,kozmetik ürünleri ve son dönemde alışveriş kulüplerinin de etkisiyle giyim. Rakamlar bize her sene %50 civarlarında bir artışı işaret ediyor ve bu da yabancı yatırımcıların iştahını oldukça kabartıyor.

Nitekim, 2010 ve 2011 yıllarında 750 milyon dolara varan doğrudan bir yabancı yatırımdan söz ediyoruz. Bu konuda ilk adımı dünyaca ünlü Ticketmaster 2006 yılında Biletix‘i satın alarak atmıştı. Ekonomik bir istikrara kavuşan Türkiye’nin global anlamda artan popülaritesi ve genç nüfusunun dinamizmi de eklenince e-ticaret projelerine fon sağlayan kredi kuruluşları ve firmalar ülkemizdeki uygulamaları yakın takibe aldı. eBay, Türkiye’ye kendi adıyla girmek yerine gittigidiyor.com‘un hisselerini satın aldı ve son olarak şirketin tamamını satın alarak  Türkiye pazarındaki yerini aldı. Ünlü yatırımcılarında radarına giren Türkiye, Tiger’ın trendyol.com‘u ve Holtzbrinck’in cember.net‘i satın almasıyla gözde haline geldi diyebiliriz. Buna birde Avrupa’daki ekonomik sıkıntılarda eklenince Otto Group gibi dünyanın en büyük e-ticaret siteleri ülkemizde yatırımlara başladı. (Limango) Groupon ise sehirfirsati.com isimli sitesiyle konseptini ülkemize getirdi.

Genç nüfus, güzel giden bir ekonomi ve bunalımda olan bir Avrupa… Bunun dışında Türkiye’nin elinde başka bir koz yok mu? Elbette var, Türkiye özellikle diğer Avrupa ülkelerine göre sipariş takibi ve kargo opsiyonları ile entegre sipariş sistemlerinde oldukça ileri seviyede. Ayrıca yeni TTK ile de yasal zemin oldukça iyi bir hale getirildi. Bunun dışında ödeme sistemlerinde de oldukça yol katedilmiş durumda. Türk tüketicisinin en büyük problemi olan “internetten alışveriş güvenli mi?” sorusu nedeniyle, güvenlik konusu e-ticaret girişimcilerinin en dikkat ettikleri noktaların başında geliyor ve bugüne dek bu konuda büyük bir olay yaşanmadı.

Ekonomik olarak çok büyük katkılar sağlayan e-ticaret siteleri, aslında ülkemizde pek çok klişeleşmiş uygulamanında artık rafa kalkmasını sağladı. Örneğin, Türk halkı e-ticaret siteleri ile ulaştığı kolaylığı her alanda arar hale geldi. Bunun sonucunda da bir çok devlet kurumu online fatura ödeme ve takip sistemleri oluşturdu. Bankalar internet bankacılığını teşvik etti ve kolaylaştırdı. Hükümet turkiye.gov.tr adıyla oluşturduğu projeyle, devlet dairesinde bunaltıcı hale gelen işlemleri tek tıkla yapma olanağını sağladı.Vatandaş alışverişe çıkmadan evvel, internet üzerinden araştırma yapmayı zorunluluk haline getirdi. Fiyat mukayesesi öncelikli olmak üzere, ürün hakkındaki yorumları değerlendiriyor ve satın alma kararında etkili olmasını sağlıyor. Bu satın alma sürecinide e-ticaretin bir parçası olarak görecek olursak toplam pazar hacmi de 50 Milyar TL‘lere çıkmakta.

Kısaca, ABD üzerinden esen dot com rüzgarı son dönemde ülkemizde müthiş bir fırtınaya dönüştü. Yerli ve yabancı aktörler ile oldukça hızlı ama bir o kadarda sağlam bir büyüme yakalayan e-ticaret sektörü önümüzdeki uzun yıllar oldukça popüler kalacak. Bunun en büyük sebebi pazarda hala büyük bir açık olması ve genç nüfusun etkisi. Ayrıca alınan risklerin ve maliyetlerin normal ticarete göre oldukça cüzi olmasıda en pazara yeni girmek isteyenler için büyük itici güç oluyor. Pek çok projenin daha üniversite sıralarında başlamış olması da bunun en büyük göstergesi. Genç nesilin bu katkısının yanında, KOBİ’lerinde bu alanda söz sahibi olmaya başlaması isteniyor ve bunu hızlandırmak adına da, Google öncülüğünde Garanti Bankası,Yurtiçi Kargo,IdeaSoft ve SadeceHosting desteği ile kurulan “İşinizi İnternete Taşıyın” platformu kuruldu.

KOBİ’lerin e-dönüşüm sürecine rehberlik ederek entegre olmalarını amaçlayan bu proje, KOBİ’lere 1 yıl ücretsiz çözümler sunacak. 1 yıl boyunca hiç bir ücret ödemeden hosting ve domain sahibi olacak KOBİ’ler, aynı zamanda IdeaSoft ile web site konusunda deneyimler edinecek. Garanti Bankası ile mobil ödeme sistemleri konusunda çalışacak olan KOBİ’ler, Yurtiçi Kargo’dan ise özel fiyat avantajları ile ürünü müşterisine ulaştırma fırsatını elde edecek. Platform 1 Milyon KOBİ’ye erişerek, 1 yıl içerisinde 10 bin e-ticaret sitesini web dünyasına kazandırmayı hedefliyor.

İşinizi İnternete Taşıyın ile ilgili detaylı bilgi için : http://www.isinizinternette.com.tr

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

Emeklilik Hediyesi Olarak, Kendime Bir Mercedes Alacağım

Sonsuza dek hak edilmiş bir yıldız…

Emeklilik hediyesi olarak, kendime bir Mercedes alacağım.

Bunu daha önce duymamıştım. Emeklilik hediyesi olarak, Mercedes mi? Ege’de bir ev almak yada memlekete gidip bağ bahçeyle uğraşmak yada seyahate çıkmak değil midir genelde, emeklilik dönemine yaklaşmış kişilerin hayalleri.

Kamu görevinde bir yönetici olan büyüğümüzün, emeklilik ikramiyesi ile bir Mercedes alacağını, yeni E serisinden bahsediyorduk sanırım, söylemesi bir pazarlamacı olarak beni marka hakkında tekrar düşünmeye yöneltti. İçimden, ne marka ama diye geçirdim ve marka hakkında biraz okumaya ve reklamlarını izlemeye başladım.

Birçok farklı ortamda duyabileceğiniz veya youtube kullanıcılarının yorumlarında görebileceğiniz bir cümle vardır, reklam filmleri için. “Yani, bu reklamı izleyince bu ürünü satın mı alacağım.” Aslında amaç doğrudan bu değil, tabii keşke alsanız ancak amaç, sizin aklınıza küçük de olsa bir fikir yerleştirmek ve zamanı geldiğinde o ürünü satın almanızı sağlayabilmektir. Bu zaman, vitrin gezerken, bir arkadaş sohbetinde, bir toplantıda veya emeklilik ikramiyenizi aldığınızda olabilir.

Reklamlara bakalım;

Paylaşılan reklamlarda gösterilen modeller, üst segment araçlar olsa da, her zaman bir Mercedes sahibi olmanın bir ayrıcalık olacağı söyleniyor ve ona sahip olduğunda erişeceğin bir imaj vaad ediliyor.

Aslan olmak hele bir de evde seni bekleyen bir kaplan olsun istiyorsan, S Class bir Mercedes’e sahip olman gerekiyor.

Sonsuza dek hak edilmiş bir yıldız. 

Gerçek performans zamansızdır. 

 

Mad Men’in Jaguar bölümü efsaneler arasındadır. Yoğun çalışmalar sonrasında yeni müşterileri Jaguar için şu sloganı bulurlar. “Nihayet. Tamamen sahip olabileceğiniz bir güzellik” Sahip olduğumuz araba, bizim hakkımızda ne söyler? Günümüzde tüm segment arabalar yeterli multimedya özelliklerine sahip, şehir trafiğinde ulaşabileceğin maksimum hızı düşününce, hepsi o hız limitine ulaşabilmekteler.

Lüks bir otomobile sahip olma isteğimizin nedenini şu örnekle açıklayalım. Tekstil fabrikası olan bir abi, kardeş uluslararası bir giyim markası ile buluşmak için istanbuldaki merkezlerine giderler. İkisinde de kiralık Renault fluence arabalar vardır. Kapıdaki güvenlik, onları yaklaşık on dakika bekleterek içeri alır, ancak araçlarını dışarıya parketmelerini söyler. Sonrasında toplantı yapacakları kişilerin üst düzey yöneticiler olmaları sebebiyle arabaları ile içeri girmeyi başarırlar. Toplantı gayet güzel geçer, bu markanın ürünlerinin dikimini almaya epey yaklaşmışlardır. Kapıdan çıktıklarında arabalarını göremezler ve güvenliğe arabaları ne yaptıklarını sorarlar… “Kapıdan bi çıktık arabalar yok, dış kapıdan çıkınca gördük ki, arabaları dışarda duvarın kenarına çekmişler. Bu bizi hem üzdü hem de bir şeyleri anlamamıza vesile oldu. Abimle gittik o range (Land Rover) aldı bende BMW aldım.”

YENİ C SERİSİ DENEYİMİ

Bu yazıyı yaklaşık yarım saatte, serbest çağrışımla yazıvermiş bir iki gün sonra üzerine bir yarım saat daha harcayıp gerekli düzeltmeleri ve eklemeleri yapmıştım. Üzerinden yaklaşık iki hafta geçti, ancak yazıyı tamamlayamadığımı, bir şeylerin eksik olduğunu düşündüm. Evet büyük bir eksik vardı, hiç Mercedes kullanmamıştım. Tuzla’da ki bayii arayarak, c series coupe modeli ile teste çıkmak istediğimi söyledim. Coupe’nin olmadığını ancak AMG donanımlı sedan ile test yapabileceğimi ilettiler. Bugün ise bu sürüşü gerçekleştirdim. Ne hissettim? Sanırım, hiçbirşey. Bozuk yollara rağmen sarsmıyor, bindiğin anda artık farklı bir seviyede olduğunu fark ediyorsun, oldukça seri, vites geçişlerini hissetmiyorsun, bir çok farklı donanım, işlevsel özellik.

Hissettiğim şey, bu araca sahip olmanın değil de, sahip olabilecek olmanın, sahip olmayı hak etmenin daha önemli olduğu. 

Mad Men de Roger içki içmek üzerine şöyle der; “İçiyoruz. Çünkü bunu hak ediyoruz. Çünkü erkekler içer.”

Bir ayrıntı, aracın ödeme planını öğrenirken, çay ikram ettiler. Şekerin dışı Mercedes logosu ile kaplıydı, aynı şekilde bardak ve bardak altlığında da logo vardı. Sonsuza dek hak edilmiş olan bu yıldızı, bir kesme şeker kağıdının üzerinde görmek, beni pekte iyi hissettirmedi.

Bitirelim, eski brandage sayılarından birinde şöyle denmiş; Lüks, ürünün kendisini değil imajını tükettiğiniz tek tüketim şeklidir.

Snapchat, Reklamverenlere Piksel Takibiyle İstatistik Sağlayacak

Özellikle milenyum kuşağı olarak tanımlanan genç kuşak arasında en popüler sosyal ağlardan biri olan Snapchat, markalara piksel takibi özelliğini açıyor. İnternet trafiğine ve reklamlara maruz kalmaya dair verileri sağlayacak bu özellik sayesinde, reklamverenler Snapchat reklamlarına ilişkin daha açık istatistikler elde edebilecek.

Fabletics, JustFab ve ShoeDazzle’ın dâhil olduğu çatı marka TechStyle, ayakkabı ve giyim ürünlerini öne çıkarmak için bir yıl önce Snapchat’te reklam vermeye başlamıştı. Şirket bu reklamlarla, daha fazla ürün satmayı hedefliyordu. Fakat önemli bir sorunla baş etmek zorundaydı. TechStyle’ın elinde, hangi müşterinin Snapchat reklamından gelip alışveriş yaptığına dair doğrudan kullanabileceği bir yöntem yoktu.

Bu nedenle, Snapchat’in uzun zamandır beklenen piksel takibi özelliğini deneyen ilk firmalardan biri TechStyle oldu. Piksel takibi, reklamverenlerin, internet sitelerinde bir kod oluşturup reklamı gördükten sonra alışveriş yapıp yapmadıklarını görmelerini sağlıyor.

Snap Pixel adı verilen özellik, Snapchat üzerinden verilen reklamla ile internet sitesi trafiği arasında anlamlı bir bağ kurmaya çalışan doğrudan pazarlamacılara, performans tabanlı bir reklam modeli sağlamak için ilk adım olma özelliğini taşıyor.

Facebook, Googleve diğer bazı platformlar, etiket veya piksel tabanlı takip özelliğiyle reklamverenlere ölçme ve hedeflemede yardım ediyor. Snapchat’in reklam hizmeti vermeden önce, karmaşık hedeflemelerden çekindiği biliniyordu. Fakat reklam imkânı veren her sosyal ağ gibi o da dijital reklamcılığın vazgeçilmezi hâline gelen reklam ölçme, analiz etme ve takip araçlarını reklamverenlere sundu.

TechStyle Moda Grubu Kıdemli Müdür Yardımcısı Laura Joukovski, Snapchat’in piksel takibi özelliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede, özelliği deneme ve öğrenme sürecine devam ettiklerini ve bu nedenle işin çok başında olduklarını belirtti. Joukovski ayrıca, piksel kod özelliğinin Snapchat’te reklam veren markalar için tamamen yeni ve daha iyi bir yol olduğunu ve böylece neler olup bittiğini, tıklama eyleminin ötesindeki doğrudan pazarlama işaretlerini değerlendirmeleri adına etkili olacağına inandıklarını söyledi.

Snap Pixel özelliğini kullanmak isteyen reklamverenler, öncelikle Snapchat’in reklam satın alma aracı üzerinden, belirledikleri bir internet sitesine yönlenecek trafiğin takibi için bir piksel oluşturuyor. Örneğin, kaç müşterinin Snapchat reklamını gördükten sonra e-ticaret sitesini ziyaret ettiğini ve alışveriş yaptığını merak eden bir perakendeci veya Snapchat reklamıyla bülten üyeliği formunu doldurup onay sayfasını gören müşterilerin sayısını bilmek isteyen bir reklamveren için bu yeni özellik, tam anlamıyla biçilmiş kaftan hâline geliyor.

Piksel kod hazır olduğunda pazarlamacılar, kampanya istatistiklerini gerçek zamanlı olarak takip edebiliyor ve reklamı görüntüleyen veya onunla etkileşime geçen kişilerden toplanan verileri 28 güne kadar görebiliyor. Özellik, yıl sonu itibarıyla etiketleri de içeren reklam hedeflemesi sayesinde, markaların, internet sitelerini ziyaret eden özel kullanıcılara ve gruplara odaklanmasını da sağlayacak. Snapchat kullanıcılara, dilerlerse bu özelliğe onay vermeme hakkı da tanıyacak.

Joukovski, özelliği değerlendirirken, Facebook ve Google başta olmak üzere birçok platformun doğrudan pazarlama noktasında markalara çok yönlü araçlar sunduğunu, bu açıdan bakıldığında Snapchat markalarla birlikte çalışmak istiyorsa kendilerine aynı düzeyde araçlar vermesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, bir anlamda daha fazla adım atılmazsa piksel kod özelliğinin de yeterli olmayacağını vurguluyor. Bununla birlikte, Facebook ve Google’ın aksine Snapchat piksel özelliği şimdilik sadece ölçme işlemleri için kullanılabiliyor.

Snap Pixel’den gelen ilk sonuçlar ise gelecek vadeder nitelikte. TechStyle’ın Snapchat reklamı gördükten sonraki 24 saat içinde alışveriş yapanları takip ettiği ilk denemesinde, satın alma başına maliyet %60’tan %40’a düştü. Grubun diğer markası ShoeDazzle’da ise aynı değişken %63 oranında gerçekleşti ama üye olma başına maliyet %48 oranıyla beklentinin altında kaldı.

Joukovski istatistikleri yorumlarken, veriler sayesinde Snapchat reklamlarına maruz kalan kullanıcıların reklamla nasıl etkileşime geçtiklerini ve siteye nasıl yönlendirdiğini görebileceklerinin de altını çiziyor.

Snap Pixel’in reklam hedeflemelerine derinlik katması ve reklamverenler için akıllıca bir karşılaştırma yapma olanağı tanıması bekleniyor. Bakalım özelliğin gelişim süreci nasıl ilerleyecek ve markalara daha fazla yenilik sunulacak mı?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Black Friday Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link

BLACK FRIDAY

Marketing Meetup'ta Bugün Tüm Biletler 42,90 €
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
Kalan Kontenjan: 22
close-link
€42,90 Bugün Marketing Meetup'ta Tüm Biletler İndirimli
Black Friday