The Economist Dünya’nın En Pahalı Şehirlerini Açıkladı

The Economist’in açıkladığı sonuçlara göre dünyanın en pahalı şehri Tokyo oldu.

İngiliz ekonomi dergisinin her sene yaptığı “Dünya’nın En Pahalı Şehirleri” araştırmasına bu haftaki sayısında yer verildi. Sonuçlara göre Tokyo geçen sene olduğu gibi bu sene de hâlâ yaşam maliyeti en yüksek şehir olarak ilk sırada yerini aldı. Japonların ilk iki sırayı paylaştığı listede ikinci sıraya ise Osaka oturdu.

Ekran Alıntısı

Listenin üçüncü sırasına dört basamak birden yükselen Sydney yerleşirken, bu seneye damgasını vuran ülke Avustralya bir diğer şehri Melbourne ile yine dört basamak yükselerek Norveç’in başkenti Oslo ile dördüncülüğü paylaştı. Diğer bir yandan Kuzey Amerika şehirlerinden hiçbirinin ilk 20 içerisinde yer almayışı araştırmanın en ilginç sonucu oldu.

Asya ve Avustralasya şehirlerinin üst sıralarda yer aldığı listede en aşağı sıraları ise-yani en az pahalı olan şehirler- yine bu bölgelerden çıkan şehirler doldurdu. Pakistan’dan Karachi ve Hindistan’dan Mumbai, en az pahalı şehirler olarak ilk sırayı paylaştı.

Ekran Alıntısı2

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

Bir Cevap Yazın

IOTA Nedir ve Nasıl Alınır?

Kripto paralar son dönemde epey revaçta. En bilinen kripto para Bitcoin’in yanında değerinin birden düşüp birden çıkmasıyla son zamanlarda dikkatleri üzerine çeken bir diğer kripto para ise IOTA. İngiliz bir kripto para olan Electroneum’dan bahsettiğimiz yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

IOTA Nedir?

IOTA; nesnelerin interneti (IoT) sektörüne yönelik faaliyet gösteren, ölçeklenebilir, merkezsiz, modüler ve işlem ücreti olmayan bir kripto paradır. Bu kripto parayı farklı kılan en önemli özellik, Tangle adı verilen yeni bir sisteme sahip olması.

Tangle alternatif bir dağıtımcı hesap sistemi. Bu sisteme göre IOTA‘ya transfer yapmak isteyenlerin iki tane daha transfer onaylamaları gerekiyor. Yani sisteme yeni bir transfer girişi yapmak için rastgele iki transfer daha seçip, bağlı anahtarlar ile bakiye kontrol edildikten sonra onaylanıyor.

Nesnelerin interneti için özel olarak tasarlanmış bir kripto para olan IOTA, her geçen gün yenilenen ve değerlenen bu teknolojiye uyumuyla yenilikçi ve gelecek vadeden bir yaklaşım sunuyor.

Nasıl Çalışır?

Tangle’ın yani IOTA‘nın çalışma mantığı şu şekildedir: bir işlem gerçekleştirmek için, kullanıcıların diğer işlemlerin onayı üzerinde çalışmaları gerekir. Bu nedenle bir işlem gerçekleştiren bütün kullanıcılar ağın güvenliğine katkı sağlarlar. Açık kaynaklı ve benzersiz bir dağıtımlı defter yapısına sahip olan Tangle, bünyesindeki her işlemi ya da veri transferini, her biri iki önceki işlem tarafından onaylanmış, iki önceki işlem tarafından onaylar. Buna göre ağın onaylanması, ağın temel özelliklerinden birisi haline geliyor. İşlemlerin onaylanması ağın kullanımından ayrıştırılmadığı için bu yeni sistem, mevcut blockchain yapısından ayrılıyor. Ayrıca işlemlerin sayısı arttıkça sistem daha hızlı ve güvenli hale geliyor sonucuna varabiliriz.

Nasıl Alınır?

IOTA çok yeni bir kripto para birimi olmasından dolayı çok az borsada yer alıyor. Günlük işlem hacmi toplamda 1 milyar doları bulan Binance borsasından IOTA alım-satım işlemi yapılabilir. Bunun dışında Bittrex, Poloniex ve Cex.io gibi sitelerden IOTA alımı yapabiliyor. Borsa içerisinde hesap onayı yaptırmadan günlük 2 BTC’ye kadar çekim yapılabildiğini ve onaylı hesaplarda ise bu rakamın günlük 100 BTC olduğunu belirtmekte fayda var.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Müşteri Kaybetmenin Yolları 101

Müşteri Nasıl Kaybedilir?

İşte veya derslerde bir ürünün/hizmetin pazarlaması üzerine konuşmaya başladığımızda, ben ne isterim diye düşünür, onun üzerinden planlama yapmaya başlarım.

Markalar içinde iyi bir müşteri olduğumu düşünürüm.

Benim pazarladığım hizmeti kullanan ve memnun olan kişilerden beklediğim tüm davranışları, kendi tükettiğim ve memnun olduğum markalara karşı sergiler, tavsiye eder, üzerine sohbet ederim, farklı markaların yüzüne bile bakmam.

Ancak, bazı markalar sanki “Müşteri Nasıl Kaybedilir” üzerine epey kafa yoruyorlar ve bunu hayata da geçiriyorlar.

Şirket ismi vermeden birkaç örnekle, müşteri kaybetmenin yollarına bakalım.

Bir banka temsilcisi, bir başka bankaya atıfta bulunuyor ancak isim vermek istemiyor ve şöyle bir açıklama yapıyor; “Mesela, bazı bankalar mevduadınızı şu şekilde değerlendiriyor. İsim vermek istemem ama reklamı denizde geçiyor” Eğlenceli bir yaklaşım. Belki ben de bu şekilde yazarım.

Uzun zamandır, kitaplarımı online olarak sipariş ederim, özellikle Kadıköy Alkım kapandığından beri, kitapçı gezme isteğim epey sarsıldı. Yaklaşık 7 yıldır kullanmış olduğum bu alanda hizmet veren bir site var. Aslında oldukça memnundum. Bir kere fiyatları kitapçılara göre daha uygundu. Kitaplar, kapıma kadar geliyor ve yanlarında ufak tefek hediyeler de getiriyorlardı. Ancak, son siparişim inanılmaz bir hayal kırıklığıyla sonlandı. Kitap siparişimin ardından, kitaplar elime ulaşmadı ve 15 gün boyunca maalesef bana bir dönüş de yapılmadı. 20 gün sonra gelen haber ise 4 kitabımdan 3’ünün iptal edildiği ve kalan kitabın bana gönderildiği ancak teslim almadığım için tekrar şirketin deposuna gönderilmiş olduğuydu. Ne büyük bir hayal kırıklığı! Bu arada bende tezim için okuma gerekliliğim olan kitapları, bir umutla bekliyordum. Sanırım amazon.com’un Türkiye pazarına girecek olmasının etkilerini oldukça yoğun hissediyoruz. Markafoni’nin kapanışı belki de bunun ilk örneğiydi. Geçtiğimiz yılın sonlarından beri ise  hepsiburada.com’un satışı gündemde… Bu kitap sitesi de hepsiburada’nın satışında pakette olan kurumlardan biridir belki, nihayetinde aynı holding bünyesi altında yer almaktalar.

Bir sağlık grubu zinciri, müşteri kaybetmenin ve imaj lekelemenin örneği olması ve derslerde anlatılması için çalışıyor sanki ve şöyle bir saçmalık yapıyor;

Bir hasta ameliyat olur. Ameliyatı için hastaya 10 bin tl ücret sunulmuştur. Ameliyat esnasında hastanın bir yakını, ücreti ödemek ister ve 13 bin tl öder, hasta ameliyat olur, çıkışını yapacaktır kendisi de 10 bin tl’yi öder. Bir gün sonra hastanın başka bir yakını gelir ve aynı ameliyatın ücretini bir kez de o ödemek ister ancak 10 bin tl fazla gelir ve pazarlık yaparak ücreti 8 bin tl’ye düşürür. Hastane tek bir hasta için, üç farklı kişiden toplam 31 bin tl ücret almıştır. Bu kişiler birkaç gün sonra, aynı ortamda bir araya gelirler ve hepsi bu ameliyat için ödeme yaptıklarını söyler. Hastane bir jest olarak en yüksek ve en düşük ücreti iade eder! Dalga geçiyor olmalısınız.

Ülker grubuna ait, yakın zamana kadar Starbucks’a tercih ettiğim kahve zinciri, Türk kahvemin yanına Bim’den kilosu 5 tl olan lokumlardan bir adet koyduğunda, kendilerine olan bakış açım oldukça değişti. Bu olaydan sonra, daha büyük fincanda kahvesi, yarım litrelik suyu ve neredeyse Hacı Bekir lokumlarının kalitesine yakın olan iki adet lokumla, bana oldukça güzel bir kahve deneyimi yaşatan Starbucks artık tek tercihim oldu.

Hizmet sektöründe yer alan şirketlerden beklediğimiz şey temelinde aynı oluyor, kaliteli ürün ve gülümseyen yüzler bazen de samimiyet. Bunu Duran Usta’nın ya da Recep’in Yeri’nde veya uluslararası bir kahve zincirinde de arıyoruz. Kalite zahmetlidir ama kalıcıdır ve bize kaliteyi sunan bir kurumu asla unutmayız.

İyi örneklerle bitirelim ve bu kurumların isimlerini de verelim.

Yeni Türk Edebiyatı üzerine çalışma yapan bir arkadaşım, Selçuk Baran’ın Bir Solgun Adam isimli kitabını satın almak istedi, ancak Yapı Kredi Yayınları baskıyı durdurmuştu ve bu kitaptan İstanbul’da bir tane dahi yoktu.  Arkadaşım yayınevini aradı ve yazar üzerine bir araştırma yapmak istediğini ve bu kitaba ulaşmasının çok önemli olduğunu iletti, telefondaki yetkili ile beş altı dakikalık bir konuşma ve mailleşmenin ardından, kitap İzmir’deki bir mağazada bulundu ve temini sağlandı.

Perapost dergisi ve CRIF şirketinin Türkiye’de perakende sektöründe faaliyet gösteren firmaların 2016 yılı net satış rakamlarına göre gerçekleştirdiği Perakende 100 araştırmasına göre, sektörün içinde bir alt başlık olan Gıda Perakendesinde Köfteci Yusuf markası 1. Sırada, genelde ise 45. durumda. Bir ay önce Pendik’te açılmış olan mağazasına gittiğim Köfteci Yusuf’dan neredeyse tam memnuniyetle ayrıldım. Köftesi yediğim en güzel köfte değil, ilk beşe de girebileceğini sanmıyorum ancak sunum, hız, özen ve ekonomiklik birleşince, eh güzel de bir tat ile birlikte başarılı bir sonuç ortaya çıkıyor.

Başarı genelde tesadüfi olmuyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link