S&P, Moody’s ve Fitch Neden Bu kadar Önemli?

Son zamanlarda adını sıklıkla duyduğumuz  Standard&Poor’s, Moody’s ve Fitch hem şirketlerin hem de ülkelerin korkulu rüyası haline gelmiş durumda. Peki bu Amerikan şirketlerini bu kadar önemli kılan sebep ne?

32293

Öncelikle bu şirketlerin ne amaçla kurulduğunu belirtmekte fayda var. Genel bir tanım gereği kredi derecelendirme kuruluşu bağımsız olarak çalışan, borçlunun kredibilitesini; borcunu zamanında ve düzenli geri ödeme kapasitesini ölçmeye yarayan, profesyoneller tarafından oluşturulmuş standart ve tarafsız görüş belirten şirkettir.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının şirketlere ve ülkelere verdiği notlar sayesinde yatırımcılar hangi ülkeye, hangi şirkete yatırım yapmanın daha az risk taşıdığını rahatça görebiliyor. Hal böyle olunca tüm ülkeler yabancı yatırımları kendi ülkesine çekmek uğruna bu şirketlerden yüksek not almayı hedef tahtasının tam ortasına yerleştirmiş durumda. Şu an küresel ekonomide hizmet veren en büyük üç kuruluş : S&P, Moody’s ve Fitch dünya piyasasından sırasıyla %45, %38 ve %13 pay alıyor. Aşağıda vermiş olduğum infografikte bu kuruluşlar hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.

20130115PHT05338_original

Kredi derecelendirme kuruluş-larının şirketlere ve ülkelere verdiği notlar ne derece güvenilir?

Yatırımcı olarak tahvilini satın almak istediğiniz bir şirketin ya da yeni bir yatırıma yelteneceğiniz bir ülkenin en az riski taşıması tabi ki tüm yatırımcılar için en makul olanı. Fakat bu riski en aza indirgeyen(görünüş itibariyle) bu kuruluşlar her zaman doğru tahminde bulunamayabiliyor. Bunun en güzel örneği ABD’nin en büyük şirketlerinden Lehmann Brothers’ın iflasına sebep olan bir olay. Lehmann Brothers’ın henüz iflas etmeden önce(2008) S&P’den aldığı not AAA idi.(S&P’den alınabilecek en iyi not). Ertesi gün iflas bayrağını çeken Lehmann Brothers’ın yatırımcıları bu derece iyi ve güvenilir olan şirketin nasıl batabileceğini akıllarının ucuna bile getiremezken, S&P gibi bir kuruluşun bu şirketin notunu düşürmemesi ve üstüne üstlük bu hatanın sebebini bilgisayarlarına “virüs girmesi” olarak açıklaması kredi derecelendirme kuruluşlarına duyulan güvenin azalmasına sebep oldu. Bunun gibi daha bir çok örnek mevcut.

Günümüz dünyasında finans sektörü gün geçtikçe gelişiyor ve önümüzdeki yıllarda çok daha ileri bir seviyede olacak. Finans sektörünün geliştiği bir dünya ekonomisinde belirli bir ülkede meydana gelen bir olay tüm dünyada hissedilir bir hâl alınca bu gibi kuruluşların ileri zamanlarda artabileceği söz konusu… Hatta Türkiye de bu konu üstünde çalışan ülkelerden. Çünkü kredi derecelendirme kuruluşlarının şirketinizi değerlendirmesi sadece bir not almak kadar basit olmuyor. Kuruluşu ülkenize veya şirketinize davet etmenin maliyeti hiç de küçümsenecek boyutlarda değil.

Sonuç itibariyle politik ve ekonomik sebeplerden dolayı güven kaybına uğrayan bu kuruluşların ne kadar güvenilir olduğu tartışılır, ama yatırımcı için hâlâ risk derecelendirmede kullanılan en güncel bilgiye sahip kaynaklar yine bu kuruluşlar olduğu için ne kadar manipüle edilse de önümüzdeki yıllarda bu kuruluşların daha da önemli bir rol üstleneceği çok açık ortada.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

Bir Cevap Yazın

Promosyon Çalışmalarında Anadolu’nun Önemi: Red Bull Örneği

Türkiye’nin iç ticaretinde Marmara Bölgesinin hacmi önemli bir yer oluşturuyor. Bursa, Kocaeli ve İstanbul, Türkiye’de ticaret dendiğinde akla ilk gelen şehirler arasında yer alıyorlar. Bölgenin nüfusu ve ticaret hacmi tüm işletmeler ve markalar için önemli bir pazarı barındırıyor. Türkiye nüfusunun yaklaşık dörtte biri bu bölgede yaşıyor. Milli gelirden en yüksek payı yine Marmara Bölgesi alıyor.

Peki pazarlama açısından bakıldığında; sadece Marmara Bölgesine odaklanmak veya bu bölgeye ağırlık vermek yeterli mi? Kişisel olarak bu soruya cevabım hayır. Marmara Bölgesinin barındırdığı tüketici potansiyeli ve ticaret kapasitesi şüphesiz Türkiye’nin en önemli bölgesinin burası olduğuna işaret etse de işletmelerin ve markaların sürdürülebilirliğini sağlaması için Anadolu’ya da gerekli önemi vermesi gerekiyor. Birçok işletme Marmara Bölgesi ağırlıklı promosyon çalışmalarının yeterli olacağını düşünürken, marka bilinirliğini artırmak ve tüketici ağını genişletmek isteyen işletmeler Anadolu’ya gereken önemi gösteriyor.

Genellikle içecek sektöründen örnekler veren bir yazar olarak burada Red Bull’dan örnekler vermek istiyorum. Red Bull, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesindeki etkinliklerini sürdürürken yıllık etkinlik takviminde süreklilik gösteren ve gidilen bölgenin kültürel dokusuna uygun etkinlikleri yaratarak tüketici odaklı çalışmalar izliyor. Bu çalışmaların önemli bir noktası da etkinliğin yapıldığı şehirde topyekün bir organizasyona gidilmesi yani bölgesel kuruluşlardan ve resmi birimlerden (valilik, belediyeler gibi) destek alınması. Bunlardan önemli olanları paylaşmak isterim:

Red Bull Jump and Freeze, Şubat, Erciyes/Kayseri:

Katılımcılar yaratıcı kostümleri, atlama öncesi şovları ve artistik suya atlama hareketleriyle jüriden en yüksek puanı almaya çalışıyor. Etkinliklere kanaat önderleri de katılıyor.

Red Bull Formulaz, Ağustos, Rize:

Karadeniz bölgesinin kendine has yaratıcılık efsanesi, bu etkinlikte tahta araç tasarımına yansıyarak bir araba yarışması etkinliğine dönüşüyor. Etkinliğin bu seneki en önemli konuğu Spor Bakanı Osman Aşkın Bak idi.

Wings for Life World Run, Mayıs, İzmir:

Küresel olarak düzenlenen bu etkinlik dünyanın her yerinde aynı saatte başlıyor. Bu sene omurilik felci tedavisi için yapılan etkinlik, Red Bull’un takvim yılında düzenlenen etkinliklerinde en yüksek katılımın sağlandığı ve kamuoyunun dikkatini en çok çeken etkinliklerinden biri olma özelliğine sahip.

Red Bull Bot Kapışması, Ekim, Eskişehir:

Eskişehir yapay plajında veya Porsuk çayında düzenlenen bu etkinlik, botun üzerinde dengede durma prensibine dayanıyor. Anadolu Üniversitesi vs Osmangazi Üniversitesi çekişmesine dayanan etkinlik, düzenlendiği gün, etkinliğin konumu gereği tüm şehrin dikkatini çekiyor.

Marka bilinirliğinin yükseltilmesi, tüketici-marka temasının sağlanması, pazarlama iletişimi çalışmalarının uygulanması ve nihayetinde Türkiye’deki pazarlama çalışmalarının Marmara bölgesi dışındaki bölgelere de götürülmesi, tüketici odaklı pazarlama anlayışı ile bağdaşan önemli uygulamalar olacaktır. 2018 yılına girerken markaların Marmara Bölgesi dışındaki bölgelere gereken değeri vermesi dileğiyle bu yazımı sonlandırıyorum.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Opel’i Satın Alan Peugeot Parasını Geri İstiyor

Hatırlarsanız, bundan 5 ay önce sizle Fransız PSA Group‘un Opel’i satın aldığı haberini paylamıştık. Amerikan General Motors’tan (GM) Alman Opel’i 1.3 milyar euro’ya satın alan Fransız PSA Group (Peugeot-Citroen) ‘kandırıldık’ diyerek ödediği paranın yarısını geri istiyor.

Reuters’in konuyla ilgili kaynaklara dayandırdığı habere göre PSA, Opel markalı araçların karbon emisyon değerinin beklenenden yüksek çıkmasından dolayı ciddi cezalarla karşı karşıya gelebileceğini ifade ederek GM’den 600 ila 800 milyon euro arasında para talep etti.

Avrupa Birliği (AB) 2020-2021 yılları arasında bugün kilometre başına 130 gram olan karbon salınım limitini 95 grama düşürecek. Bu limitin üstünde olan araçlar AB ülkelerinde satılamayacak.

Peugeot’ya göre Opel, bu oranları satış sunumunda doğru paylaşmadı.

“ALDIKTAN BİRKAÇ HAFTA SONRA FARK ETTİK”

General Motors (GM) sözcüsü David Caldwell konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçınırken, PSA General Motors’un Opel’i satarken karbon emisyon rakamları konusunda kendilerini yanlış yönlendirdiğini savunuyor. PSA CEO’su Carlos Tavares, “Anlaşmayı imzaladıktan birkaç hafta sonra karbon emisyonu rakamları hakkında bir yanlışlık olduğunu anladık” diye konuştu.

Bu olaydan sonra ekiplerinin üretim ve satışı yeniden tasarladıklarını anlatan Tavares, “Eğer AB’nin verdiği karbon sınırını karşılayamazsak çok büyük ceza alırız ve bu cezalar şirketin varlığını bile tehdit eder hale gelir” ifadesini kullandı.

GM’in Chevrolet Bolt modeli emisyon değerlerini karşılamadığı için otomobil başına 10 bin Euro ceza kesilmişti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link