[Sektör] 2013 Gelişmekte olan Ülkeler İçin Umut, Avrupa İçin Sabır Yılı Olacak 0

66 ülkede 4600 çalışanı ile dünya genelindeki şirketlere ticari alacak yönetimi ile ilgili çözümler sunan Coface Grubu, ‘Ülke Riskleri Değerlendirmesi’ araştırmasının sonuçlarını Paris’te düzenlenen 17. Ülke Riski Konferansı’nda açıkladı. Şirketlerin ödeme alışkanlıkları konusundaki bilgisine ve 250 uzmanın analizine dayanarak 157 ülkenin riskini değerlendiren Coface, 2012 yılında ticari ödeme gücüne bağlı riskleri ortaya koyarken, 2013 yılına yönelik beklenti ve tahminlerini de kamuoyunun bilgisine sundu.

  • Avrupa ekonomisi yüzde 0.1 daralacak, ABD’de büyüme yavaşlayarak yüzde 1.5 düzeyine inecek

Ülke Riski Konferansı’nda açıklanan sonuçlara göre, Euro bölgesinin merkez üssü olduğu mevcut kriz sistemsel yapısı itibariyle AB ülkeleri için sıkıntı yaratmaya devam edecek. Gelişmiş ülkelerin toparlanması ise yüksek kamu ve özel borç açmazından kurtulmalarına bağlı gözüküyor. Avrupa’da iş piyasalarının durumunun kötüye gitmesi ve tamamlanmamış olan kurumsal reformlar nedeniyle hane halkı ve kurumsal güvenin sağlanamadığına vurgu yapılan araştırmaya göre 2013 yılında, Avrupa ekonomisi %-0.1 oranında daralacak. ABD’de büyüme yavaşlayarak %1.5 düzeyine inerken, gelişmekte olan ülkeler %5.2 oranında sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyüme kaydetmeye devam edecekler. Amerikan bütçe politikasındaki belirsizlik, Amerika’daki büyümeyi etkileyebilir.

Coface’ın hazırladığı rapora göre, Avrupa’daki sistematik kriz riskinin azalmış olmasına ve ihracatı teşvik edici önlemlere rağmen, şirketler için endişe verici durum hala devam ediyor. Raporda, Avrupa’daki kurumların yeniden yapılanmasındaki yetersiz ilerleme ve iş piyasasındaki hızlı çöküş nedeniyle reel ekonomi aktörlerinin güven bunalımı yaşadığına dikkat çekiliyor.

  • İtalya ve İspanya’da ticaretin riski arttı, ülke notu düştü

Güney Avrupa’da ekonomik krizin giderek derinleşmesinden dolayı Coface, Temmuz 2012’de negatif izlemeye aldığı İtalya ve İspanya’nın notunu bir yıllık süre içinde ikinci kez düşürüp B olarak belirledi. Raporun sonuçlarına göre, sürekli olarak iflas oranlarının artış gösterdiği ve banka kredilerinin azaldığı İspanya ve İtalya’daki şirketleri zor bir yıl bekliyor. Avrupa bölgesinin merkezinde yer alan bu iki ülkedeki ekonomik faaliyetlerin 2013 yılında da gerilemeye devam edeceği öngörülüyor ve İtalya’da %1 ve İspanya’da %1.5’lik düşüş olması bekleniyor.

  • Batı Avrupa’da talep azalmaya devam ediyor

Coface, azalan talep nedeniyle Çek Cumhuriyeti ve Slovenya’nın A3 değerlendirmesinin negatif takibe alındığını açıkladı. Avrupa’daki durgunluktan giderek daha fazla etkilenen Polonya’nın notunun ise ekonomik faaliyetlerdeki gerileme ve inşaat sektöründeki kritik dönüşümden ötürü A3’ten negatif izlemeye alındığı ifade edildi.

  • Gelişen ülkeler fırtınayı atlatıyor

Coface Ülke Riski Konferansı’nda açıklanan sonuçlara göre, 2008 yılındaki küresel krizden ciddi anlamda etkilenen gelişmekte olan ülkelerde, kurumsal riskler giderek iyileşmeye devam ediyor. Daha esnek fakat ihtiyatlı ekonomik politikaların sonucu olarak bu ülkeler, dış krizlere karşı daha dayanıklı görünüyorlar. Raporda, bu ekonomilerdeki büyümenin temel nedenlerinden biri olarak orta sınıfın payının giderek artması gösteriliyor. Raporda, bu ülkelerdeki siyasi kurumların bu yeni duruma adapte olma çalışmaları da vurgulanıyor. Coface’ın 2012 Raporu’nda, tüm bu değerlendirmeler ışığında Endonezya’nın notu A4’e yükseltilirken, pozitif izlemeye tabi olan Filipinler’e de B notu verildi.

  • Toplumsal huzursuzluk Güney Afrika’nın notunu negatif izlemeye aldırdı

Coface, Güney Afrika’nın A3 olan notunu, büyüme oranının gelişmekte olan ülkelerin ortalaması ile mukayese edildiğinde çok düşük kalması ve artan toplumsal huzursuzluk nedeniyle negatif izlemeye aldı.

  • Hindistan’da büyüme potansiyelin altında kalıyor

Hindistan’da yavaş reform hızı, altyapı eksiklikleri, siyasi iradenin orta sınıfın beklentilerine cevap verememesi gibi nedenlerle kurumsal borç düzeylerinde artış tespit edildi. Coface; büyüme potansiyelinin altında kaldığı değerlendirmesini yaptığı Hindistan için bu etmenler ışığında genel değerlendirme notunu A4’e, iş ortamı için gerçekleştirdiği özel değerlendirmesini ise B’ye düşürdü.

  • Fildişi Sahili geriledi, Japonya gözetim altında

Coface, sürekli devam eden siyasi gerilim ve belirsizlik sebebiyle Fildişi Sahili’nin D notundaki  pozitif izlemeyi kaldırdı. Raporda, özellikle Çin’e yapılan ihracatın azalması sebebiyle Japonya’nın A1 olan notunun negatif izlemeye alındığı açıklandı.

  • Jean-Marc Pillu: “Avrupa’da sistematik bir kriz olmaz ancak krizin etkileri devam edecek”

17. Coface Ülke Riskleri Konferansı’nda konuşan Coface Group CEO’su Jean-Marc Pillu; Avrupa’da sistematik bir kriz olasılığının oldukça uzak olduğunu söylerken bununla birlikte ticari  faaliyetlerin 2013 yılında da azalmaya devam edeceğine dikkat çekti. Durgun tüketim, bütçe kısıtlaması, iş piyasasının gerilemesi ve şirketlerin 2009 yılında önemli bir resesyonla mücadele etmek zorunda kalmış olmasının pek çok maliyetli iflasa yol açtığını belirten Pillu, şirketlerin kalıcı kırılganlığının söz konusu olduğu reel ekonomideki krizin etkilerinin 2013 yılında da devam edeceğini söyledi.

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

İçecek Sektöründen Şampiyonlar Ligi Yatırımı: RB Leipzig 0

Herkese merhaba,

Geçtiğimiz salı günü Beşiktaş, UEFA Şampiyonlar Ligi G Grubunda karşılaştığı RB Leipzig’i 2-0 mağlup etti. Buraya kadar her şey bir futbol haberini yansıtıyor gibi. Fakat bundan 5 sene önce Almanya 5. liginde yer alan Leipzig’in yükselişi, marka yatırımı ve bir şehirde yaşattıklarıyla farklı bir hikayeyi içinde barındırıyor.

Avusturya’nın bayrak taşıyıcı enerji içeceği markası Red Bull, bir süredir çeşitli coğrafyalarda futbola yatırım yapıyor. Brezilya, ABD, Almanya ve Avusturya’da şu ana kadar dört takıma yatırım yapıldı. Leipzig’in serüveni ise diğer yatırımlardan oldukça farklı. Bu yatırımın temelinde Red Bull kurucusu Dietrich Mateschitz’in Şampiyonlar Ligi’nde yer almak istemesi yatıyor. Markayı dünyanın en çok takip edilen futbol organizasyonunda var etmek amacındalar. Peki bu süreç nasıl başladı? Kısaca şöyle:

Yapılan yatırım ve hedefe ulaşma anlamında Almanya, İspanya ve İngiltere gibi diğer büyük liglere kıyasla en üst lige yükselebilmek ve bu ligi ilk 3 sırada bitirip Şampiyonlar Ligi katılım hakkı elde etme konusunda daha avantajlı görünüyor. Red Bull, Leipzig bölgesi takımlarından SSV Markranstädt’a yatırım yaparak projeyi gerçekleştirmeye başlıyor. Şehrin ve bölgenin yatırıma olan ihtiyacı bölgeyi Red Bull için çekici kılıyor. Yeni kulüp binası, yenilenen stadyum, genç futbolculara yapılan yatırım ve vizyonu uygun bir teknik direktörle RB Leipzig yükselişe geçiyor. Burada ufak bir parantez açmak istiyorum; takımın adı Red Bull Leipzig gibi görünse de aslında ismi RasenBallsport Leipzig. Türkçe karşılığı çim topu sporu. Alman Kanunları gereği bir marka, takım isminin önüne veya arkasına ismini veremediği için böyle bir yöntem kullanılmış. Ayrıca yine kanunlar gereği hisseler 50+1 prensibine takılıyor yani takıma üye olan taraftarın lehine olan bir kural sayesinde şirketlerin kulüpte söz sahibi olma düzeyi sınırlandırılıyor. Sonuçta RB Leipzig hızlı bir yükselişle önce Bundesliga’ya çıkıyor ve geçen yıl ligi ilk 3 sırada bitirerek Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etme hakkı elde ediyor.

Red Bull, yatırımıyla Leipzig şehrinde orta vadede 1.500 kişiye istihdam sağladı, şehrin ekonomisini “kanatlandırdı” ve futbol konusunda kaderini değiştirdi. Fakat ekonomik yatırım ile futbolun doğruları arasındaki zıtlıklar yatırımın sorgulanmasına neden oluyor. Almanya’da öncelikle sportif başarı ardından ekonomik getirinin doğruluğuna inanılıyor. Öncelikle ekonomik yatırım ardından sportif başarı düşüncesi Almanya’da kabul görmemiş olacak ki bazı kaynaklar RB Leipzig’i Almanya’nın en çok nefret edilen kulüpleri arasında göstermiş durumda. Yine de yatırımın genç ve gelecek vaat eden futbolculara yapılıyor olması, Bundesliga’da ilk dört sırada yer alan takımlarla karşılaştırıldığında makul görülebilecek toplam maliyet – vergi giderleri oranı ve nihayetinde istenen hedefe ulaşılması Red Bull yönetimini memnun ediyor olmalı.

Sonuç olarak marka, küresel anlamda adını dünyada duyurmaya devam ediyor. Yine de futbola olan yaklaşımlarıyla oluşacak marka antipatisi ileride Red Bull’un uğraşmak durumunda kalacağı bir alan olabilir. Pazarlama anlamında Red Bull, iki boğanın çarpışması ile oluşan güneş figürünü ve gri-mavi çizgilerin kesişimiyle oluşan kutu tasarımının görüldüğü yerde kendi hatırlatmak ve markayı hissettirmek konusunda çalışmalarına devam ediyor.

Kaynaklar:

https://www.ft.com/content/2567291c-2f89-11e7-9555-23ef563ecf9a?mhq5j=e5
https://www.theguardian.com/football/englische-woche/2017/feb/11/rb-leipzig-red-bull-city-football-history

Godiva 4. Ayında Türkiye’de Pazar Lideri Oldu 0

Godiva’nın marketler için özel olarak hazırladığı yeni çikolataları raflara girdiği dördüncü ayında premium çikolata pazarında lider oldu.

Mart ayında butik mağazalarında en çok tercih edilen Bitter, Karamelli ve Sütlü Fındıklı üç ürününü marketlere taşıyarak daha geniş kitlelerle buluşturan Godiva, premium çikolata segmentine girmesinden sonra pazardaki dördüncü ayında lider oldu. Godiva, Türkiye’deki lansmanının dördüncü ayında en yakın rakibinin pazar payını ikiye katladı. Godiva’nın markete girmesinin ardından premium pazarın cirosu yüzde 70 büyüdü ve premium çikolatanın marketteki payı 1,5 katına çıktı.

Yıldız Holding’in atıştırmalık ürünlerini 2016 yılında tek çatı altında toplayan pladis’in ilk global lansmanını Türkiye’de yaptıklarını ifade eden pladis Türkiye Başkanı Mete Buyurgan, Godiva’nın ilk 6 aylık performansı hakkında şu bilgileri aktardı:

“Temmuz ayı itibariyle satışlarda ciro hedefimizin yüzde 77 üzerine çıktık. Godiva’nın 8000’i aşkın noktada market raflarına girmesiyle beraber markamızın bilinirliği yaklaşık 4 kat arttı. Godiva tükettiğini söyleyenler ise 6 katına çıktı.  Kısacası, pazar verileri bize gösteriyor ki Godiva artık daha fazla biliniyor ve tüketiliyor.

pladis Türkiye olarak Godiva’nın market için hazırlanan serisinin büyük bölümünün üretimini Türkiye’de üstleniyor ve buradan birçok ülkeye ihracatını gerçekleştiriyoruz. 2021 yılına gelindiğinde Godiva’nın toplam satışlarının yarısının yeni market serisinden gelmesini amaçlıyoruz. Bu seri aynı zamanda pladis’in toplam çikolata satışlarının da yüzde 7’sini karşılayacak. İstikrarlı büyümemize ürün portföyümüzü genişleterek devam edeceğiz.”

Godiva, yeni market serisi “üç başyapıt” için Hollanda ve İngiltere’nin en önemli market zincirleri ile de anlaşma imzaladı. Godiva’nın Türkiye, Kuzey Amerika, Suudi Arabistan, Hollanda ve İngiltere’de satışa sunulan serisi 2017 yılı sonuna kadar dünyada yaygınlaşmaya devam edecek.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link