Satın Alma ve Birleşmeler Türkiye’yi Rekora Taşıdı

Türkiye‘de 2012 yılında toplamda 315 Satın Alma ve Birleşme işlemi yaşandı ve bu rekor 2012’nin “Türkiye’nin Satın Alma ve Birleşme Yılı” olarak tarihe geçti.

2012 yılında Avrupa’da ve buna paralel olarak tüm Dünya’da yaşanan ekonomik kriz birçok ülkeye göz açtırmazken Türkiye izlediği yol ile krizden hasar almadan kurtulan ender ülkeler arasında yer almayı başardı.( Bu konuya “Türkiye Ekonomisi 2012’den Nasıl Etkilendi?” başlıklı yazımda ayrıntılı bir biçimde değinmiştim). Ocak ayı itibariyle sonuçlanan Ernst & Young şirketinin yapmış olduğu ‘Satın Alma ve Birleşme(S&B) 2012 Raporu”nun da desteklediği gibi, Türkiye geçtiğimiz yılda gerçekleştirilen 315 S&B işlemi ile 2012’nin meyvelerini toplamaya başladı.

Ekran Alıntısı

315 işlemin %42’sinin değeri açıklanmış durumda ve değeri açıklanan 131 işlem toplamda 23,2 milyar dolar hacme sahip.  Gerçekleştirilen en önemli 6 işlem ise milyar dolar seviyesinde olup aynı zamanda toplam işlem hacminin %73’ünü oluşturmakta. Diğer bir yandan değeri açıklanmayan 184 işlemin tahmini değerini de göz önüne alacak olursak toplamda yaklaşık 30 milyar dolar değerinde işlem söz konusu.

Raporda yabancı yatırımcıların %51 oranla dominant olması da bir diğer önemli nokta olarak öne çıkıyor. Geçen sene olduğu gibi Türkiye’ye olan güvenlerini ülkeye yatırım yaparak gösteren yabancı yatırımcılar bu sene de hız kesmek bilmedi. Bunun yanı sıra yerli yatırımcılar %49’da kalmasına rağmen Türkiye’nin gelecek vadeden bir ülke olduğuna kanaat getirerek yatırımlarını artırdı.

İşlem değeri açıklanan en büyük 10 işlemin toplam tutarı 19,4 milyar dolar gibi pastanın büyük bölümünü oluştururken bu işlemlerden beşi kamu kaynaklı işlemlerden, diğer beşi ise özel sektör yatırımlarından meydana geldi. Listenin ilk sırasında Köprüler ve Otoyollar özelleştirme ihalesini 5,7 milyar dolarla kazanan Koç Holding–UEM Group Berhad–Gözde Girişim Sermayesi Ortak Girişim Grubu yer alıyor.

Ekran Alıntısı2

İşlem adedi bakımından ABD ve AB ülkeleri ön plâna çıkarken işlem hacmi bakımından 2012 yılında bir ilk yaşandı ve Rusya 3,855 milyon dolar değerinde satın almayla Türkiye’den sonra ikinci sırada yer almayı başardı.

Enerji Sektörü’nde Patlama Yaşanıyor!..

Ekran Alıntısı3

Sektörel bazlı işlem hacmine göz attığımız zaman ise Enerji sektörünün ilk 10 içerisinde dört önemli işlemi bulunmakta ve bu sayede Enerji sektörü geçen seneye oranla müthiş bir yükseliş trendine girmiş durumda. Peki 2011 yılında Enerji sektörü sekizinci sırada yer alırken, ne oldu da 2012 yılında bir patlama yaşandı ve birinciliğe yükseldi? Bunun en önemli sebebi Türkiye’nin artan enerji potansiyeli ve yerli, yabancı yatırımcıların bu pazarda yer alabilme stratejileridir. Firmalar enerjinin önemini gün geçtikçe daha iyi anlamakta ve uzun vadede sektörde yer alabilmek için enerjiye el atmaları gerektiğinin farkına varmış durumda.

Türkiye küresel ekonominin 2012 yılında getirdiği kriz rüzgârını arkasına alarak gemisini rotasına oturttu, krizle boğuşan ülkelerin aksine hedefe giden yolda süratle ilerledi ve o hedefe ulaşmayı başardı. Avrupa’da ve tüm Dünya’da duraksama yılı yaşanırken birçok ülke ünlü Moody’s, S&P ve Fitch gibi kredi derecelendirme kuruluşlarından kırık not almasına rağmen notunu 18 sene sonra yatırım yapılabilir seviyeye çıkaran Türkiye ise 30 milyar dolar gibi bir işlem hacmine sahip oldu. Görünen o ki, gelecek senelerde istikrarın devam etmesi halinde satın alma ve birleşmelerde daha fazla oranda ve değerde işlemler Türkiye’yi bekliyor…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

Bir Cevap Yazın

Türkiye’deki İçecek Sektörüne Genel Bir Bakış

Türkiye’deki içecek sektörünün geneline bakmadan önce içecek tüketiminin tarihine biraz değinmek istiyorum. İçecek tüketme davranışı, dünyada canlı hayatının başladığı döneme kadar gidebilecek ve fizyolojik olarak oluşmuş davranışlardan biridir. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisine göre, fizyolojik ihtiyaçlar insanların gidermesi gereken ve en önemli ihtiyaç kademesinde bulunan ihtiyaçlardır.

İçecek tarihinin başlangıcının 17. yüzyıla kadar gittiği söylenebilir. 1676 yılında Fransa’nın Paris şehrinde üretilen De Lemonades isimli içecek su dışında tüketicilere sunulan ilk ürünlerden olmuştur. 1767 yılında karbondioksitin içeceklere dahil edilmesi ile “gazlı içecek’’ olarak anılacak yeni bir ürün grubu oluşmuştur. 1830 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde Coca-Cola’nın ve 1898 yılında Pepsi’nin faaliyete başlaması ile ilk modern içecek markaları oluşmuştur. Amerika Birleşik Devletlerinde oluşan bu iki markanın ulusal büyüme ve genişleme göstermesi ile birlikte içecek sektörünün oluşmaya başladığı söylenebilir. Ulusal pazarda olgunluk aşamasına gelen sektörle birlikte 1977 yılında Coca-Cola’nın Hindistan pazarına açılması ile içecek sektörünün uluslararası alanda en önemli açılımı gerçekleşmiştir. Günümüzde yüzlerce içecek markası ulusal ve uluslararası pazarlarda operasyonlarını sürdürmektedir.

Alkolsüz içecekler beş ürün kategorisi içinde değerlendirilir:
• Çay ve Kahve,
• Gazlı İçecekler,
• Enerji İçeceği,
• Süt/Meyve/Bitki İçerikli İçecekler,
• Su/Zenginleştirilmiş Su/Sporcu İçecekleri.

Türkiye’de içecek üretimi ve ürünlerin pazarlanması cumhuriyetin kuruluş yıllarına kadar gitmektedir. Gazoz üretimi ile başlayan ilk ürünler ve bu ürünlerin oluşturulması, doldurulması, şişelenmesi gibi faaliyetlerin yapıldığı atölyeler içecek üretiminin ülke sınırlarındaki ilk oluşumlarıdır. 1962 ve 1964 yıllarında Pepsi Cola ve Coca Cola’nın Türkiye’de satışa çıkması ile modern anlamda içecek sektörünün oluşumundan söz edilebilir. Bu markaların en önemli özelliği, her zaman güçlü dağıtım kanallarına sahip olma hedefinden ileri gelir. Dağıtım kanalı, her işletme ve marka için her zaman en önemli konulardan biridir. Yapılan pazarlama kampanyalarının etkisi ne kadar iyi olursa olsun tüketici ürünü satın almaya gittiğinde ürünü bulamıyorsa yapılan kampanya büyük ihtimalle başarısız olacaktır.

Yukarıda verdiğim kategorilere göre Türkiye’deki içecek sektörünü genel hatları ile açıklamaya çalışacağım:

Çay ve Kahve:

Türkiye, kişi başı yıllık çay tüketiminde dünyada birinci sıradadır. Bu istatistik belki de “milli” içecek konusuna nokta koyuyor. Türk tüketicisi bir yılda ortalama 3.15 kilogram çay tüketiyor. Bu da günlük ortalama 240 milyon bardak çay tüketiminin gerçekleştiğini gösteriyor. Nüfusun 80 milyona yaklaştığı düşünüldüğünde, pazar büyüklüğünü anlamak kolaylaşabilir. Özel işletmelerin çay sektörüne girişi 1984 yılında başladı. 1990 yılında Lipton’un pazarda yer alması ile dökme çay ürünleri dışında, farklı ürün karmaları oluşturuldu (poşet çay, demlik paket vb.) Türkiye’deki üretimin, tüketimi karşılayabilecek noktada olması, sektör içindeki rekabeti artırıyor. Türk tüketicisi, geleneksel çayı talep etmeyi sürdürüyor ve siyah çay tüketmeye devam ediyor. Çay ihracatı ise henüz istenen noktada görülmüyor (%2.3).

Kahve ve kahve tüketimi Türkiye’deki güncel konulardan biri. Geleneksel Türk kahvesinin ülkemizde yarattığı kahve tüketim altyapısı ile birlikte dünyadaki kahve tüketim trendini takip eden bir tüketici ve hizmet sektörü oluşumundan söz edilebilir. 2015-2016 döneminde Türkiye’de kişi başı ortalama 920 gram kahve tüketildi. Türkiye, kahve sektöründe büyüyen bir pazar olarak değerlendiriliyor. Özellikle 1.,2., ve 3. nesil kahve kategorilerinin meydana gelmesi ülke içinde genel kabul gören bir kahve tüketimi oluşturdu. 1. nesilde, sıcak suya karıştırılarak tüketilen tek kullanımlık paket kahve ürünleri bulunuyor. Bir paket kahvenin yaklaşık 25-50 kuruştan satılıyor olması, ulaşılabilirliğin ve hazırlanmasının kolay olması, ürünün “sosyal ve genç” kişiliğe oturtulması ile başta genç nüfus olmak üzere, yaygın bir tüketim sağlandı. 2. nesil kahveciler, zincir kahve mağazalarının oluşumu ile meydana geldi. Bu nesilde birçok yerli ve yabancı kahve zinciri bulunuyor. Bu mağazalar yerinde tüketim yapılan veya evde kahve tüketimini teşvik eden mağazalardan oluşuyor. 3. nesil kahve ise “nitelikli kahve” tüketiminin yapıldığı ve tüketicinin dilediği kahve çekirdeğini istediği yöntemle demlenmesini talep edebildiği mağazalar olarak karşımıza çıktı.

Gazlı İçecekler:

Gazlı içecekler sektörü, içecek sektörü dendiğinde akla ilk gelen kategorilerden biridir. Türkiye’deki içecek tüketiminin yaklaşık %37’si bu sektörde gerçekleşmektedir. Türkiye’deki genç nüfusun potansiyel tüketici anlamında işletmelerin hedefinde olduğu söylenebilir. Buna karşılık, nüfusa oranlandığında gazlı içecek tüketimi diğer ülkelere göre ortalamanın altında kalıyor. Türkiye’de yıllık kişi başı gazlı içecek tüketimi 170 kutu/şişe olarak tespit edildi. Tüketimin en çok yapıldığı ülkelerden ABD’de ise bu rakam 750 kutu/şişe olarak belirlendi. Türkiye’nin yıllık gazlı içecek tüketimi yaklaşık 3.4 milyar litre olarak karşımıza çıkıyor. TOBB verilerine göre Türkiye’deki gazlı içecek tüketimi son yıllarda azalırken, sanayi kuruluşları bu açığı ihracat yaparak kapatmaya çalışıyor. Dünya’da şekersiz gazlı içeceklere yönelik talepte artış yaşanmaya başladı. Şeker tüketimine yönelik oluşan bu hassasiyet, sektörde ürün inovasyonunu daha önemli hale getirebilir. Türkiye’de şekersiz gazlı içecek tüketimi, toplam gazlı içecek tüketiminin henüz %10’undan azını oluşturuyor. Buna karşılık gelecekte bu oranın değişebileceği söylenebilir.

Enerji İçeceği:

Tüm sektörler arasında en genç sektör olan enerji içecekleri sektörü, dünyada henüz 20 yıllık bir geçmişe sahip. 2000’li yılların başında Red Bull’un Türkiye’de satışa sunulması ile sektörün başladığı söylenebilir. Dünya’da ve Türkiye’de gelişme evresinde bulunan sektör, periyodik olarak tüketimi artan sektörlerden biridir. Türkiye’de yıllık ortalama 40 milyon kutu enerji içeceği tüketiliyor. Tüketimin büyük kısmını 18-34 yaş arası nüfusun yaptığı söylenebilir. Bedeni ve zihni canlandıran, odaklanmayı artıran ürün vaadi ile enerji içecekleri genel olarak öğrenciler, şoförler, çalışanlar ve sporcuları hedefliyor. Sektörde faaliyet gösteren birçok marka olmasına rağmen bunların sektörde kalış süresi kısa olarak değerlendiriliyor. Sektördeki en büyük 3 marka, hem sektörü var etmeyi sürdürüyor hem de sektörden en yüksek kazancı sağlıyor. Etkinlik pazarlaması sıklıkla uygulanıyor ve marka deneyimleri tüketiciyle paylaşılıyor.

Süt/Meyve/Bitki İçerikli İçecekler:

 

 

 

 

 

 

Türkiye’de özellikle meyve suyu tüketimi artarak devam ediyor. Yılda ortalama 1.3 milyar litre meyve suyu ürünü tüketiliyor. Kişi başına yılda ortalama 9 litre tüketim yapılıyor. Küresel anlamda meyve suyu sektörü gerilerken, Türkiye’deki tüketim artışı %7 civarında görülüyor. Türkiye süt üretiminde Avrupa’nın en büyük 10 üreticisinden biri iken, Avrupa ülkelerinin dörtte biri kadar süt ürünü tüketiyor. Bitki ve meyve çayları ise genellikle poşet çaylar şeklinde tüketilirken yıllık tüketim 900 milyon poşet civarında görülüyor. Ayran tüketimi ise yaklaşık 627 bin litre.

Su/Zenginleştirilmiş Su/Sporcu İçecekleri:

Pazarı ele almadan önce sporcu içeceği ve enerji içeceği arasındaki ürün farkının kısaca açıklanması yerinde olacaktır. Bu iki içecek alanı, ürün vaadi ve ürün içeriği olarak birbirinden ayrılmaktadır. Sporcu içecekleri, performans esnası ve sonrasında kaybedilen vitamin, mineral, elektrolit, su, şeker gibi maddelerin yeniden kazanılmasını vaat eder. Sporcu içecekleri izotonik maddeler ve elektrolit içermesi nedeniyle enerji içeceklerinden ürün içeriği olarak ayrılır. Sporcu içecekleri pazarı henüz gelişme aşamasındadır. Türkiye’de paketlenmiş su tüketimi artmaktadır. Yılda ortalama 4.6 milyar litre paketlenmiş su tüketilmektedir. Soda tüketimi ise yaklaşık 4 milyar şişe civarında seyretmektedir.

Türkiye’de içecek sektörü, genel olarak büyüme aşamasında görülebilir. Potansiyel tüketicinin fazla olması, sektörde yer alan veya almayı düşünen her girişimcinin dikkate aldığı verilerden biri olarak dikkat çekiyor. Potansiyel tüketiciyi, aktif tüketici haline getirmenin yolu ise verimli pazarlama yapabilmekten geçiyor. Çin, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde tüketim artışına paralel akademik çalışmalar artıyor. Sektörü merak edenlerin, bu ülkelerdeki tüketim ve pazarlamayı inceleyen akademik makaleleri değerlendirmelerini tavsiye ederim.

Kaynakça:

  • http://www.milliyet.com.tr/turk-cay-sektoru-ic-pazar-ihtiyacini-rize-yerelhaber-2201457/
  • http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=25738&tipi=38&sube=0
  • http://www.iha.com.tr/haber-turkiyede-kahve-sektoru-buyumeyi-surduruyor-613337/
  • https://www.statista.com/statistics/507950/global-per-capita-tea-consumption-by-country/
  • http://haber.tobb.org.tr/ekonomikforum/2016/265/068_071.pdf
  • https://www.eritela.com/enerji-icecekleri-sektorunun-yapisal-analizi/
  • http://www.hurriyet.com.tr/turkiyede-posetli-bitki-ve-meyve-caylari-tuket-40418167
  • https://www.dunya.com/ekonomi/2015039te-maden-suyu-tuketimi-artti-haberi-303769

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Denizbank, Emirates NBD’ye Satıldı

Habertürk’ün haberine göre; Emirates NBD Denizbank’ı Sberbank’tan 3.2 milyar dolara satın aldı. Yapılan açıklamaya göre nihai anlaşma imzalandı. Emirates, Dubai Borsası’na resmi açıklamayı da gönderdi. Sberbank, Denizbank’ı 2012 yılında 3.5 milyar dolar karşılığında satın almıştı. 2007 yılında kurulan Dubai’nin en büyük bankası Emirates NBD yaklaşık 128 milyar dolar toplam varlık büyüklüğüne sahip.

Denizbank, Dubai’nin en büyük bankası Emirates NBD tarafından 14.6 milyar TL (3.2 milyar dolar) karşılığında Sberbank PJSC’den satın alındı.

Yapılan açıklamaya göre Emirates NBD ve Sberbank, nihai Denizbank anlaşmasını imzaladı. Sberbank ve Emirates NBD tarafından yapılan açıklamalarda anlaşmanın ülkelerin düzenleyici kurumlarının onaylarına bağlı olmakla birlikte bu yıl tamamlanması beklendiği belirtildi.

Sberbank’tan yapılan açıklamada, “Sberbank ve Emirates NBD Denizbank’ın yüzde 99.85’inin satışı için nihai anlaşmayı imzaladı” denildi.

Emirates NBD’den yapılan açıklamada ise anlaşmaya göre Denizbank’ın yüzde 99.85 hissesinin 14.6 milyar TL’ye eşit  değerde olduğu belirtildi. Anlaşmanın sonuçlanmasının ardından Sberbank Denizbank’taki tüm hisselerini Emirates NBD’ye devredecek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link