Notu Düşen Apple Hâlâ En Değerli Marka 0

Uluslararası marka değerlendirme kuruluşlarından Brand Finance “Dünya’nın en değerli markaları 2013” araştırmasını geçtiğimiz günlerde yayınladı. Best Global 500 isimli raporda geçen senenin birincisi Apple, bu sene de birinciliğini korumayı başardı.

global

Güney Kore’nin bir numaralı markası Samsung geçen sene 38 milyar dolarlık marka değeriyle 6. Sırada yer alırken, bu sene 58 milyar dolarlık marka değerine sahip oldu ve listeye ikinci sıradan girmeyi başardı. 20 milyar dolar seviyesinde mükemmel bir artış trendi yakalayan Samsung, bu başarısıyla Google’ı üçüncülüğe itmiş oldu.

Adsız

Marka değerini 70 milyar dolardan 87 milyar dolara çıkaran Apple, 17 milyar dolarlık bir artış sağlamasına rağmen geçen sene sahip olduğu AAA+ notunun AAA seviyesine düşmesine engel olamadı.

Listenin ilk yirmi sıralamasında 13 ABD markası yer alırken, toplamda 184 markayla açık ara birinci olan ABD’yi 49 markayla Japonya ve 33 markayla Almanya takip ediyor.

Her sene yapılan bu araştırmada Türk markalarından hiçbirinin yer alamaması bizim açımızdan hiç de iç açıcı bir sonuç değil. Gelişmekte olan bir ülke olarak bir dünya markası yaratmanın ne derece önemli olduğunu biliyoruz aslında. Peki bir dünya markası yaratmak ne derece zor olabilir? Ya da bizim diğer ülkelerden neyimiz eksik? Bu soruların cevabına ilişkin ipuçlarına ve ayrıntılı açıklamalarına “Neden Dünya Çapında Bir Markamız Yok” (II),(III) adlı yazı dizimizde değinmiştik.  Brand Finance Türkiye Direktörü Muhterem İlgüner ise Türkiye’nin marka yaratmadaki sıkıntısını şu cümlelerle değerlendirdi:

“Türk markaları, değer olarak, 2 milyar dolar sınırını henüz aşmaya başladılar. Olumlu gidişatın sürmesi durumunda, önümüzdeki yıllarda Türk markalarını da listede görmek mümkün olacaktır.”

Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

Bir Cevap Yazın

Emeklilik Hediyesi Olarak, Kendime Bir Mercedes Alacağım 0

Sonsuza dek hak edilmiş bir yıldız…

Emeklilik hediyesi olarak, kendime bir Mercedes alacağım.

Bunu daha önce duymamıştım. Emeklilik hediyesi olarak, Mercedes mi? Ege’de bir ev almak yada memlekete gidip bağ bahçeyle uğraşmak yada seyahate çıkmak değil midir genelde, emeklilik dönemine yaklaşmış kişilerin hayalleri.

Kamu görevinde bir yönetici olan büyüğümüzün, emeklilik ikramiyesi ile bir Mercedes alacağını, yeni E serisinden bahsediyorduk sanırım, söylemesi bir pazarlamacı olarak beni marka hakkında tekrar düşünmeye yöneltti. İçimden, ne marka ama diye geçirdim ve marka hakkında biraz okumaya ve reklamlarını izlemeye başladım.

Birçok farklı ortamda duyabileceğiniz veya youtube kullanıcılarının yorumlarında görebileceğiniz bir cümle vardır, reklam filmleri için. “Yani, bu reklamı izleyince bu ürünü satın mı alacağım.” Aslında amaç doğrudan bu değil, tabii keşke alsanız ancak amaç, sizin aklınıza küçük de olsa bir fikir yerleştirmek ve zamanı geldiğinde o ürünü satın almanızı sağlayabilmektir. Bu zaman, vitrin gezerken, bir arkadaş sohbetinde, bir toplantıda veya emeklilik ikramiyenizi aldığınızda olabilir.

Reklamlara bakalım;

Paylaşılan reklamlarda gösterilen modeller, üst segment araçlar olsa da, her zaman bir Mercedes sahibi olmanın bir ayrıcalık olacağı söyleniyor ve ona sahip olduğunda erişeceğin bir imaj vaad ediliyor.

Aslan olmak hele bir de evde seni bekleyen bir kaplan olsun istiyorsan, S Class bir Mercedes’e sahip olman gerekiyor.

Sonsuza dek hak edilmiş bir yıldız. 

Gerçek performans zamansızdır. 

 

Mad Men’in Jaguar bölümü efsaneler arasındadır. Yoğun çalışmalar sonrasında yeni müşterileri Jaguar için şu sloganı bulurlar. “Nihayet. Tamamen sahip olabileceğiniz bir güzellik” Sahip olduğumuz araba, bizim hakkımızda ne söyler? Günümüzde tüm segment arabalar yeterli multimedya özelliklerine sahip, şehir trafiğinde ulaşabileceğin maksimum hızı düşününce, hepsi o hız limitine ulaşabilmekteler.

Lüks bir otomobile sahip olma isteğimizin nedenini şu örnekle açıklayalım. Tekstil fabrikası olan bir abi, kardeş uluslararası bir giyim markası ile buluşmak için istanbuldaki merkezlerine giderler. İkisinde de kiralık Renault fluence arabalar vardır. Kapıdaki güvenlik, onları yaklaşık on dakika bekleterek içeri alır, ancak araçlarını dışarıya parketmelerini söyler. Sonrasında toplantı yapacakları kişilerin üst düzey yöneticiler olmaları sebebiyle arabaları ile içeri girmeyi başarırlar. Toplantı gayet güzel geçer, bu markanın ürünlerinin dikimini almaya epey yaklaşmışlardır. Kapıdan çıktıklarında arabalarını göremezler ve güvenliğe arabaları ne yaptıklarını sorarlar… “Kapıdan bi çıktık arabalar yok, dış kapıdan çıkınca gördük ki, arabaları dışarda duvarın kenarına çekmişler. Bu bizi hem üzdü hem de bir şeyleri anlamamıza vesile oldu. Abimle gittik o range (Land Rover) aldı bende BMW aldım.”

YENİ C SERİSİ DENEYİMİ

Bu yazıyı yaklaşık yarım saatte, serbest çağrışımla yazıvermiş bir iki gün sonra üzerine bir yarım saat daha harcayıp gerekli düzeltmeleri ve eklemeleri yapmıştım. Üzerinden yaklaşık iki hafta geçti, ancak yazıyı tamamlayamadığımı, bir şeylerin eksik olduğunu düşündüm. Evet büyük bir eksik vardı, hiç Mercedes kullanmamıştım. Tuzla’da ki bayii arayarak, c series coupe modeli ile teste çıkmak istediğimi söyledim. Coupe’nin olmadığını ancak AMG donanımlı sedan ile test yapabileceğimi ilettiler. Bugün ise bu sürüşü gerçekleştirdim. Ne hissettim? Sanırım, hiçbirşey. Bozuk yollara rağmen sarsmıyor, bindiğin anda artık farklı bir seviyede olduğunu fark ediyorsun, oldukça seri, vites geçişlerini hissetmiyorsun, bir çok farklı donanım, işlevsel özellik.

Hissettiğim şey, bu araca sahip olmanın değil de, sahip olabilecek olmanın, sahip olmayı hak etmenin daha önemli olduğu. 

Mad Men de Roger içki içmek üzerine şöyle der; “İçiyoruz. Çünkü bunu hak ediyoruz. Çünkü erkekler içer.”

Bir ayrıntı, aracın ödeme planını öğrenirken, çay ikram ettiler. Şekerin dışı Mercedes logosu ile kaplıydı, aynı şekilde bardak ve bardak altlığında da logo vardı. Sonsuza dek hak edilmiş olan bu yıldızı, bir kesme şeker kağıdının üzerinde görmek, beni pekte iyi hissettirmedi.

Bitirelim, eski brandage sayılarından birinde şöyle denmiş; Lüks, ürünün kendisini değil imajını tükettiğiniz tek tüketim şeklidir.

Samsung’tan Apple’a Bol Göndermeli Reklam Filmi 0

Samsung markası akıllı telefon üretmeye başladığından beri Apple’a bir şekilde sataşıyordu. 1 dakikalık “Büyümek” isimli son reklam filmiyle de bu gelenek bozulmadı.

Filmde uzun yıllardır iPhone kullanan genç bir adam ve Samsung telefon kullanmayı tercih eden kız arkadaşını görüyoruz. Zaman geçtikçe her iki marka da yeni telefonlar çıkarıyor ve genç adam yavaş yavaş şüpheye düşmeye başlıyor. Parlaklık, su geçirmeme gibi özelliklerde Samsung ve iPhone kıyaslamasını bu çiftin başına gelenler üzerinden yapıyor. Genç adamın iPhone ile ilgili şüpheleri artıyor ve  kız arkadaşı telefonunun performansından çok daha memnun gözüküyor.

Yıllar sonra genç adam Galaxy Note 8 sahibi oluyor ve reklamın sonunda onu çok daha olgun gösteren yeni bir saç stiliyle iPhone X sırasında bekleyenleri geçip gittiğini görüyoruz.

Samsung, “Milyonlarca Amerikalı şu sıralarda telefonlarını en büyük iki markanın tanıttığı en iyi telefonlardan birine yükseltmeye hazırlanıyor. Bu reklam aslında doğrudan onların neden bir sonraki telefonlarını  Galaxy S8, S8+ ve Note 8 seçmeleri gerektiğine vurgu yapan bir reklam oldu.” şeklinde açıklamalarda da bulunuyor.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link