Galaxy’ nin Kozu Artık Apple’da 0

Satışta Hedefi Iskaladı…

Küresel piyasaların ikinci çeyreğinin rakamları 25 temmuz itibariyle açıklandı. Dünya’nın en değerli teknoloji şirketi Apple, çeyreği hedef gösterdiği 37 milyar dolarlık satışın 2 milyar dolar altında kapattı. Şirketin haziran ayında  sona eren çeyrekte gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23 artarak 35 milyar dolara ulaştı, ancak bu rakam Wall Street’in ortalama beklentisinin 2 milyar dolar kadar gerisinde yer aldı. Bu sonuçla Apple ‘ın kâr ve satışları 2003’ten bu yana 2. kez beklentinin altında gerçekleşmiş oldu.

Bir yıldan daha kısa bir süre içinde, çeyrek dönemlik sonuçları ikinci kez beklentilerin gerisinde kalan Apple’ın hisseleri rakamların açıklanmasıyla aynı gün geç işlemlerde yüzde 5’in üzerinde değer kaybetti. Diğer bir yandan şirketin net kârı 30 Haziran’da sonlanan çeyrekte yüzde 21 kazançla 8,82 milyar dolara çıktı; hisse başı kâr 9,32 dolar oldu.

Satın Alışta tam 12’den vurdu…

2012’nin ikinci mali çeyreği itibariyle hedefini tutturamayan ama satışlarını arttırmayı başaran dev şirket piyasalardaki dalgalanmanın yanı sıra sessiz sedasız bir alım gerçekleştirdi.
Tam bu noktada şöyle bir hatırlatma yapmakta fayda var, bilindiği üzere 2011 yılında dünya genelinde 600 bin adet Mac bilgisayara “Trojan”  girmişti. Trojan’ın verdiği zararla Apple’ın atağa kalkması ve daha iyi bir yazılım geliştirmesi bekleniyordu, ama görünen o ki geçen 1 sene sonunda şirket çareyi  yeni bir yazılım geliştirmek yerine  güvenlik zaaflarını kapatacağına inandığı Autentech’i almakta buldu.Şirket, mobil cihazlara güvenlik yazılımı geliştirmesiyle bilinen ve piyasa değeri 374 milyon dolar olan AuthenTec  firmasını 350 milyon dolar karşılığında satın aldı.  Parmak izi kontrolcüleri, temassız ödeme teknolojileri ve güvenlik konusunda yaptığı işlerle öne çıkan AuthenTec firmasının en belirgin özelliği ise Apple’ın  piyasadaki en büyük rakiplerinden Samsung’un Galaxy model akıllı telefonları için güvenlik yazılımı geliştirmesi. Peki bu firmanın satın alınmasının en önemli nedeni Apple ürünlerinin güvenlik yazılımlarının yetersiz kalması mı?

Akla gelen diğer bir soru ise,firmanın yeni sahibi Apple’ın Samsung üzerinde nasıl bir etki oluşturacağı. Satın alınan şirketle yolları tekrar kesişen Apple ve Samsung aslında dünya telefon pazarındaki zincirin birbirinden ayrılmayan en büyük iki halkası. Samsung, pazarın yüzde 13’üne  sahip olmasına rağmen telefon sayısıyla pazarın lideri, Apple ise elindeki en büyük kozu iPhone ile pazarı yüzde 19 ile domine ediyor. Ayrıca Samsung’un Apple için hayati bir önemi bulunuyor. iPhone ve iPad ’lerde bulunan A5 ve A5x işlemcileri Samsung üretiyor. Bununla beraber şirketin 2011 cirosunun yüzde 8’ini Apple oluşturuyor. Böylesine sıkı bir rekabetin döndüğü ve “ayrılmaz ikili” rolünün oynandığı ortamda Apple’ın Samsung’u olumsuz etkileyebileceği uzak bir ihtimal olsa da, Autentech ile gücüne güç katacak olan dev şirketin pazar payındaki beklenen artışı ve piyasalarda oluşan dengesizlik ne düzeyde olursa olsun hedefini 12’den vuracağı gözle görünür bir gerçek.

Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

Bir Cevap Yazın

Global Markalar Türkiye Pazarında Neden Tutunamıyor? 2

Türkiye pazarı yabancı markalar açısından bir hayli hareketli. Son bir buçuk yılda enerjiden perakendeye, finanstan e-ticarete farklı sektörlerde faaliyet gösteren yabancı markaların adeta yaprak dökümü yaşadığına şahit oluyoruz. Perakende ise Türkiye ekonomisinin en dinamik sektörlerinin başında gelmesiyle, bu yaprak dökümünden en çok etkilenen sektör konumunda.

Markaların bu çıkış kararlarını etkileyen en önemli etkenlerden biri elbette yerel markaların hızına yetişemiyor olmaları. Yereller markalar 15 günde vitrinlerini yenileyebiliyorken yabancı markalar gümrükten malı çekene kadar sezon kaçıyor. Bununla birlikte tüketiciye ulaşma konusunda yerellere göre bir adım geride kalmaları ve yabancı markaların kira giderlerine bir de gümrük vergisinin ekleniyor olması bu kararların alınmasında etkili oluyor.

Birçok sektörde, ayrılan markaların yerini yerli markalar dolduruyor. En çok hareketlilik ise hazır giyimde. 2016 Nisan ayında İngiliz devi Top Shop, haziran ayında Hollandalı hazır giyim markası C&A, son olarak da İngiliz Debenhams Türkiye pazarından ayrılma kararı almıştı. Rekabete dayanamayıp çıkan markaların yerini ise DeFacto, Penti, Koton ve LC Waikiki gibi yerli markalar alıyor. Türkiye ve yurt dışında 2 bine yakın mağaza ile hizmet veren bu 4 şirket, yurt dışında da büyümeyi planlıyor. Şirketlerin cirosu 12 milyar liraya yaklaşırken çalışan sayısının da 50 bin civarında olduğu belirtiliyor.

Sadece hazır giyimde değil, önceki yıllarda enerjide, gıdada, kozmetikte de dev markalar Türkiye’den ayrıldı. Akaryakıt sektörüne 2006 yılında adım atan ve Petrol Ofisi’ni toplam 3 milyar dolara satın alan Avusturyalı OMV, 10 yıl sonra dağıtımdan çıkmaya karar vermişti. OMV son 3 yıldır Türkiye’de ciddi kâr sıkıntısı yaşandığını ve finansal olarak sektör oyuncularının sıkıntıda olduğunu açıklamıştı. Enerjideki diğer değişim ise yenilenebilir enerjide Avrupa`nın en büyük şirketi olan Norveçli Statkraft ile yaşanmıştı.

İngiliz perakende devi Tesco da geçen sene yaptığı açıklama ile 302 milyon TL bedel ile hisselerini ve varlıklarını Migros’a satacağını açıklamış ve  iki şirket arasındaki uzun görüşmelerin sonunda, 2.5 milyar TL piyasa değerine sahip Kipa’nın satışına karar verilmişti. Tesco, 2015’te de Ankara, Mersin ve Denizli’deki toplam 10 Tesco Kipa mağazasını 40 milyon TL bedelle Beğendik’e satmıştı. Uzun süredir kâr edemeyen Tesco da  böylece Türkiye’deki faaliyetlerini sonlandırmış oldu.

Bununla birlikte geçen senenin sonunda Alman kozmetik zinciri Douglas da ayrılanlar kervanına katıldı. 2.6 milyar Euro’luk cirosuyla Avrupa’nın pazar lideri olan dev marka, ilk mağazasını Mayıs 2006’da açtığı Türkiye’de pazar payını artıramayınca çıkış kararı aldı.

Türkiye pazarında tutunamayan diğer küresel markalar ise şöyle sıralanıyor; Best Buy, Virgin, Megastore, Printemps, River Island, Motivi, Promod, Uterque, Kenneth Cole, Habita, La Senza, Industrie Denim.

Sektör temsilcileri, yabancıların hız ve operasyonel alanda rekabette zorlandıklarını dile getirirken, yerli markalar ise yerli üretim avantajıyla üst üste yeni mağazalar açmaya devam ediyorlar.

Konuyla ilgili olarak IPPA Istanbul Pozitif Psikoloji Akademisi kurucusu ve iletişim danışmanı Fatmanur Erdoğan ile Marketing Holmes görüşlerini bizlerle paylaştı.

Fatmanur Erdoğan

Perakende, Türkiye ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri. Son yıllarda Türkiye piyasasından çekilen epey bir marka oldu. Benzer şekilde, yatırım yapmak için giren markalar da oldu. Elbette, bu ayrılma kararlarının ardında tek bir sebep değil, birden fazla neden sayılabilir. Bunların arasından önemli konulardan birinin, Türkiye pazarına girmenin mağaza açmak ve mağazada satış yapmak olarak algılayan bir işletme anlayışının olduğunu söyleyebiliriz. Markanızın yönetimine bu şekilde bakarsanız, kapanma kararınız; vergiler, yükselen kur, Türk markalarıyla rekabet edememek gibi temel sebepler olacaktır. Global markaların dünya çapında marka olma sebepleri arasında iyi bir kurumsal yönetim anlayışı ve beraberinde marka iletişimi vardır. Türkiye’yi sadece distribütör ülke olarak görür ve o şekilde yaklaşırsanız, yatırımınızın karlı olmasını beklemeniz pek mümkün olmayacaktır. Eskiden, piyasa dinamikleri farklıyken belki bu metod işliyordu ama e-ticaret döneminde, kültürlerin böylesine değiştiği bir piyasa ortamında, markanızın iletişim ve pazarlama stratejilerine eskisinden daha çok değer vermek durumundasınız.

Marketing Holmes

Global Düşün Yerel Hareket Et

Türkiye, kültürel kodları nedeniyle oldukça tutucu, değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir ülke. Bu kodlar da pazarın alaturka bir yapıya bürünmesine, pazarın dinamiklerine uygun hareket kabiliyetine sahip olmayan markaların ise tutunamamasına yol açıyor. Globalde başarısı onlarca kez test edilerek kanıtlanmış pazarlama ve marka konumlandırma stratejileriyle hareket eden markaların, körü körüne inandıkları bu stratejilerle Türkiye pazarında da başarılı olacaklarına olan inançları, günün sonunda tası tarağı toplayıp Türkiye pazarından çıkmalarına kadar uzanan bir sürece evrilebiliyor.

Bu noktada pazardan çıkmak zorunda kalan markaların yaptıkları hataların en başında kültürel kodların doğru okunamaması, pazarın ihtiyaçlarına yönelik çözümlerin beklentilerle paralellik gösterememesi geliyor. Bu işler televizyon reklamlarında tasarruf için kumbarayı domuzla simgelemekle olmuyor maalesef.

Sıkı Rekabet ve Sadık Müşteri

Her ne kadar Türk halkı son yıllarda kendini geometrik bir hızla büyüyen teknolojinin büyüsüne kaptırmış olsa da, söz konusu temel ihtiyaçlar olunca yıllardır süre gelen alışkanlıkların getirdiği güçlü bağlar markalar için ekstradan bir meydan okuma (challenge) anlamına gelebiliyor. Pazardan çıkmak zorunda kalan markaların kimler olduğuna baktığımızda (C&A, River Island, Top Shop, Douglas gibi) rakiplerinin oldukça güçlü markalar olduğunu görmek mümkün. Hem pazarın dinamiklerine hakim hem de sadık müşteri portföyüne ulaşmış bu markalarla rekabet elbette hiç kolay değil. Finanse edilebilir zararların beklentileri aştığı durumlarda ise markalar zararın neresinden dönsen kardır mantalitesini gütmek zorunda kalabiliyor.

Bugün özellikle çikolata, bisküvi gibi pazarlarda Eti ve Ülker gibi iki dev markayla rekabet etmek oldukça güç. Bu iki markanın yıllardır Türkiye pazarında faaliyet göstermesinin getirdiği pazarın dinamiklerine hakimiyetin yanında, dağıtım ağının kuvveti bile birçok yabancı markanın Türkiye pazarına girişine bariyer olabiliyor.

Türkiye pazarından çıkan markaların bıraktıkları izlere bakıldığında ben tümüyle olumsuz bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu düşünmüyorum. Elbette son birkaç yıldır ekonomide işlerin iyi gitmediği malum ancak Türkiye pazarını terk eden markaların yarattığı boşluğu yerli markaların doldurduğunu, bu “fırsat” ile birlikte büyüyen yerli markaların globalde markalaşma adına yeni kaynak yaratma noktasında ellerinin daha da bollaştığını ve bunun da orta ve uzun vadede çok daha olumlu gelişmelere gebe olabileceğini söylemek mümkün. Koton, LC Waikiki ve Colins bu markaların en iyi örneklerinden.

 

Samsung İtibarını Kurtarmak İçin Uçakta Telefon Hediye Etti 1

Samsung geçtiğimiz yıl yaşanan Galaxy Note 7 krizi ile büyük bir itibar kaybına uğramıştı. Telefonların ısınma sorunu, patlamalara yol açması gibi nedenler kullanıcıları da büyük tehlikeye sokuyordu. Bu gibi sorunların çok daha büyük felaketlere yol açacağı uçaklarda da Galaxy Note 7 için özel önlemler alınmıştı.

Uçaklarda uçuşlardan önce yapılan güvenlik uyarılarında özellikle Galaxy Note 7’lerin kapatılması ya da kabin görevlilerine teslim edilmesi isteniyordu. Bu durum ise marka için yaşanan en büyük itibar kaybı olarak kayıtlara geçti.

Samsung bu durumu unutturmak için ise İspanya’da bir havayolu şirketi ile anlaşarak uçaktaki yolculara Galaxy Note 8 telefonlarından hediye etti. Samsung bu dağıtımı yaparken; “Bir yıl önce telefonlarınızı kapatmanızı istemiştik ancak şimdi biz sizlere sunuyoruz” şeklinde bir mesaj ile yolculara telefonlarına tekrar güvenmeleri mesajını aktarmaya çalıştı.

Uçakta telefonlar dağıtılırken çekilen bir videoda havayolu şirketinin Twitter hesabından paylaşıldı.

 

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link