Fahiş Kiralar Artık Yatırımları Tehlikeye Sürüklüyor!

 

Küresel anlamda yaşanan sıkıntılarla beraber gündemimizin yoğunluğu ülkemizi 2016’da bir hayli yıprattı. Malum 15 Temmuz darbesi ardından döviz kurunun bugünlerde rekor kırması, şirketleri gittikçe zor durumda bırakır oldu. Şirket sahipleri “zaman para kazanma zamanı değil, ayakta kalma zamanı” diyor. Tek tesellimiz, Türkiye olarak güçlü, büyük bir ülke olmamız ve yakın zamanda bu sisli atmosferin üzerimizden kalkacağına dair inancımızdır.

Yaşanan tüm bu ekonomik olumsuzluklara rağmen, AVM ve alışveriş caddelerindeki mağazaların kiraları halen anlamsız bir inat ile yüksek tutuluyor. Anlamsız, çünkü bu gidişle mağaza sahipleri yakında mağazalarını kiraya verecek markaları bulamayacaklar. AVM’ler ve cadde mağazaları bir boşalmaya başladı mı, emin olun arkası çorap söküğü gibi gelecek ve tekrardan dolması muhtemelen pek kolay olmayacaktır. Çok uzak bir tarihte değil, 2013’te Taksim İstiklal Caddesi’nde bir yer kiralamak için milyon dolar hava parasından söz edilirken, bugünlerde birçok kiralık dükkan bulmak mümkün. Mevcut dükkanlar da günü kurtarma peşinde. Keza AVM’ler de bu duruma kulak tıkamış durumdalar.

Yakın geçmişte birçok yerli-yabancı marka özellikle İstanbul’un belli başlı AVM’lerine girebilmek için birbirleriyle yarışırken, bugünlerde kiraları ödemekte ciddi sıkıntılar yaşıyorlar. Kiralar halen fahiş fiyatlarla beraber döviz üzerinden hesaplanıyor. Döviz aldı başını gidiyor, insanlar harcamalarında tedbirli. Tüketici kalabalık yerlerden kaçınıyor, üstüne birde turist sayılarındaki ciddi düşüşü göz önünde bulunduracak olursak, vay AVM’lerin haline. Şunu belirtmeliyim ki, AVM’leri bu kadar şımartan birazda markalar oldu. Birçok önemli marka, açılan her AVM’de var olma savaşına girdi ve kira fiyatları çok önemsenmedi. Açılan mağaza kendini kurtarsın, tüketici yeter ki bizi her AVM’de görsün. Bir mağaza iş yapmazsa, diğer mağaza onu kurtarır mantığı fiyatların fahiş olmasının en önemli sebeplerinden biri oldu. Bugünlerde markaların kurtarıcı mağazaları diğer mağazaları kurtarmamaya başladı. Muhtelif sayıda önemli markalar, bazı AVM’deki mağazalarını kapatma kararı aldı. Daha vahimi ise böyle giderse, birçok yabancı perakende marka Türkiye piyasasından çekilmeyi bile göze aldığını söyleyebilirim.

Burada daha fazla beklemeden yapılması gerekilen, fahiş fiyatların bir an önce düşürülmesi. Gerekirse konuyla ilgili devletimiz elini taşın altına koyacak ve bu fahiş fiyatlara bir çözüm getirecek. Bir şekilde artık orta yol bulunmalı. Kapanacak her mağaza en az 8-10 kişinin işsiz kalması anlamına geldiğini, bunun da ekonomiyi ciddi anlamda sarsabileceğini görmek gerekiyor. Hele ki yabancı bir markanın Türkiye’den çekilmesi tam bir yıkımdır. Bu yatırımlar memleketimize kolay kazandırılmıyor. AVM ve cadde mağazalarının bu inatçı tutumları, ülkemizdeki birçok yatırımı tehlikeye attığının farkına varılması gerekiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

AVM’lerin Varlıklarını Sürdürmek İçin Uygulayabilecekleri 4 Temel Model

  • E-ticaretin son yıllardaki hızlı yükselişiyle birlikte alışveriş merkezleri de önemli bir darbe aldı.
  • A.T. Kearney isimli global yönetim danışmanlığı şirketinin yaptığı yeni bir araştırmaya göre, 2030 yılı itibarıyla toplam perakende satışının üçte biri online olarak gerçekleşecek.
  • A.T. Kearney, yarının alışveriş merkezlerinin dört temel modelde başarılı olabileceklerini ifade ediyor.
  • İlgili Yazı: Perakendenin Geleceğinde Pop-up Mağazalar mı Var?

Her geçen gün ülkemizde -özellikle de İstanbul’da- yeni bir alışveriş merkezi açılıyor olsa da, genel olarak e-ticaretin son yıllardaki hızlı yükselişiyle birlikte geleneksel mağazacılığın ciddi bir güç kaybettiği bir gerçek. Bu durumdan dolayı son yıllarda özellikle ABD’de birçok alışveriş merkezi kapandı. Hatta TESK (Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu) Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamaya göre, daha şimdiden Türkiye’de de çok sayıda işlevini yitirmiş alışveriş merkezi alanı bulunuyor. Ve geleneksel mağazacılıkta köklü değişiklikler yapılmadığı takdirde, çok sayıda alışveriş merkezinin bulunduğu diğer ülkeler de er ya da geç bu gerçekle yüzleşmek zorunda kalacaklar.

A.T. Kearney isimli global yönetim danışmanlığı şirketinin yaptığı yeni bir araştırmaya göre, 2030 yılı itibarıyla toplam perakende satışının üçte biri online olarak gerçekleşecek. Bu nedenle perakende markalarının, vakit kaybetmeden fiziksel mağazalarını geleceğin müşterilerinin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde dönüştürmeleri gerekiyor.

A.T. Kearney şirketi, alışveriş merkezlerinin hızlı ve agresif inovasyon ve müşteri odağı ile birlikte, birer tüketici katılım alanına dönüştürülebileceğini ve yeni ve gelecek nesil müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmış olan bu tüketici katılım alanlarının, çok çeşitli imkanlar sunabileceklerini ifade ediyor. Yarının fiziksel perakende dünyasında sadece tüketici odaklı bir anlayışı benimseyen markaların başarılı olabileceğini belirten yönetim danışmanlığı şirketi, tüketici katılım alanlarının dört temel model halinde var olabileceklerini düşünüyor.

Destinasyon Merkezleri: Büyük Bir Cazibe Merkezi Etrafında Yer Alan Geniş Mekanlar

Bunu geleneksel amiral gemisi mağaza deneyimini üstlenme olarak düşünün. Bir perakendecinin yerine buradaki dayanak noktası belki de kapalı bir kayak pisti, lunapark treni, konser alanı ya da müze gibi sürükleyici bir eğlence sunan, ilgi uyandıran bir sosyal deneyimdir. Bu mekanlar; keşif, eğitim ya da deneyimin, marka deneyiminin temel bileşenler olduğu yerlere ev sahipliği de yapabilir. İspanya’daki Xanadu, Dubai’deki Mall of the Emirates ve ABD’nin New Jersey ve Miami şehirlerinde inşa edilen American Dream Center, günümüzde faaliyet halinde olan bu tarz destinasyon merkezlerinden sadece bazıları.

İnovasyon Merkezleri: Hedeflenmiş Teklifler Oluşturmak İçin Toplanmış Kiracı Verilerinin Kullanıldığı Akıllı Mekanlar

Antropologlar, kültürel psikologlar ve alışveriş merkezi etnografları alandan alana ilerledikçe ve kiracılara gerçek zamanlı geri bildirim sağladıkça sürekli olarak alışveriş yapan kişileri gözlemleyecek, kaydedecek ve analiz edecek. Bu formatta, beta testi bir iş haline dönüşür. Alanın belirli bir yüzdesi, yeni konseptlerde toplanan verileri kullanan test mağazaları için tasarlanmış olabilir. Bunların yanı sıra tüketiciler, yeni teknolojileri test etme, uzmanlara erişme ve yeni ürünlerde indirimler için kişisel alışveriş ve ürün değerlendirme verilerini takas etme fırsatına sahip olacaklar.

Değer Merkezleri: Tüketicilerin Ortak Değerlerinden Kimliklerini ve Kiracılarını Alan Mekanlar

Değer merkezleri bir perakende tabelasına değil, bir fikre dayanır. Hayvan hakları, etnik kimlik ya da topluluk kimliği gibi politik ya da bir spor takımı gibi olabilir ve tüm kiracılar buna bağlı bir deneyim sağlayabilir. Dinamik pop-up lokasyonları ve sanal ya da grup showroom’ları, yerel tüccarların dönen bir temelde tekliflerini sergilemelerine imkan tanıyabilir ve yerel zanaatkar ve tasarımcılara müşterilerle etkileşim kurma, ortak ürünler tasarlama ve ürünleri gerçek zamanlı olarak üretme imkanı sağlayabilir. Bugün bu modelin uluslararası örnekleri arasında Çin’deki Büyük Gıda Hali, Portland’daki Meyve-Sebze Hali, Hollanda’daki Markthal ve Eataly yer alıyor.

Belirli Demografikleri Hedefleyen Yaşam Tarzı Merkezleri

Bu tarz perakende mekanları genç şehir hipster’ları ya da emekliler gibi belirli bir tüketici segmentini hedefler. Bu fazlasıyla düzenlenmiş yaşam tarzı merkezleri, ilerleyen zamanlarda insanlara demografiğe özgü ve uygun bir perakende, restoran, eğlence ve hizmet grubu sunacak. Örneğin yaşlı odaklı alışveriş merkezlerinde, üst düzey konutlar; medikal servisler, eczaneler, egzersiz tesisleri, yaşa özgü yasa konusunda uzmanlaşmış avukatlar ve emlak planlaması konusunda uzman muhasebeciler ve topluluk odaları tarafından desteklenecektir. Japonya’da Aeon Co. gibi geliştiriciler, modern ve yaşlanan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş merkezlerinin bir kısmını buna uygun hale getiriyorlar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kağıt Paralarıyla Çanta Yapan Ülke: Venezuela

  • Dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olan Güney Amerika ülkesi Venezuela, petrol fiyatlarının düşmesiyle birlikte tarihindeki en büyük ekonomik krizlerden birine sürüklendi ve ülkenin resmi para birimi bolivar iyice değersizleşti.
  • IMF, bu yıl içerisinde ülkedeki enflasyonun yüzde 13.000 bulacağını tahmin ediyor.
  • Para birimini daha verimli bir şekilde kullanmanın yollarını arayan Venezuelalı sanatçı Richard Segovia, Venezuela banknotlarını kullanarak çanta vb. eşyalar yapıyor.

Bir Güney Amerika ülkesi olan Venezuela, şu sıralarda tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Güney Amerika ülkesi dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olsa da, petrol fiyatlarındaki düşüş ülkeyi böyle bir krizin içerisine sürükledi. Dünya gazetesinin haberine göre, şubat ayı sonu itibarıyla ülkedeki tüketici enflasyonunun son bir yılda yüzde 6.000’i aştığı ifade edildi. Daha da kötüsü IMF, bu yıl içerisinde ülkedeki enflasyonun yüzde 13.000’i bulacağını tahmin ediyor.

Yaşanan bu ekonomik krizle beraber, Venezuela’nın resmi para birimi olan bolivar da aşırı derecede değer kaybetti. Venezule Devlet Başkanı Nicholas Maduro’nun mart ayında devlet televizyonunda yaptığı açıklamaya göre, para biriminin değerini korumak amacıyla önümüzdeki ay bolivardan üç sıfır atılacak.

Venezulea’nın tarihindeki en büyük ekonomik krizlerden birini yaşaması ve para birimindeki bu aşırı değer kaybı, birçok insanı farklı arayışlara yönlendirmiş durumda. Bu insanlardan biri de Venezuelalı bir sanatçı olan Richard Segovia. BBC’nin yaptığı habere göre, Richard Segovia, Venezuela banknotlarını kullanarak çantalar yapıyor ve bu çantaları satarak geçimini sağlıyor. Venezuelalı sanatçı şu anda kağıt para kullanarak çantanın yanı sıra cüzdan, şapka ve ayakkabı yapıyor.

Venezuela Banknotlarını Çantalara Dönüştüren Sanatçı Richard Segovia

Değersiz olan parayı daha kullanılabilir hale getirmenin yollarını aradığını belirten Venezuelalı sanatçı, en sonunda bu işe giriştiğini ifade etti. Richard Segovia, yaptığı her çantada ortalama olarak 1000 banknot kullanıyor ve bir adet çantayı 10 dolara satıyor. Belirtilene göre, 10 dolarlık ücret çantayı yaparken kullandığı kağıt paranın değerinden kat kat fazla. Sanatçının bir çanta yapımında kullandığı para ile bundan 15 yıl önce Venezuela’da bir araba almak bile mümkündü.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link