Ernst&Young: Dünya’nın Yeni Yatırım Merkezi Türkiye Olacak 0

Denetim, kurumsal risk, kurumsal finansman, vergi ve yönetim danışmanlığı alanlarında dünyanın en büyük firmalarından birisi olan Ernst&Young “2013 Türkiye Yatırım Çekiciliği Raporu”nu açıkladı.

http://www.youtube.com/watch?v=wilqlyQ85qk

Son yıllarda gerek coğrafi konumuyla gerekse yakalamış olduğu büyüme trendiyle tüm dünyanın gözlerini üzerine çeken Türkiye BRIC ülkelerinin yanı sıra yatırım merkezi olma yolunda süratle ilerliyor. E&Y’ın yapmış olduğu bu araştırma da gösteriyor ki Türkiye yabancı yatırımcıya kucak açmış bir altın madeni.

Türkiye’yi Farklı Kılan Ne?

Öncelikle Türkiye’nin orta vadede yılda en az %5’lik büyüme hızı yakalayacağı öngörülüyor. Ülkenin böyle bir büyüme rakamına sahip olması, bunun yanında üç kıtayı birleştiren bir noktada olup köprü görevi görmesi, ayrıca iç pazarının büyüklüğü Türkiye’nin elindeki en büyük farklılıklar olarak göze çarpıyor. Böyle bir potansiyele sahip ülkenin yabancı yatırımcıyı cezbetmesi ve yatırımcının bu ülkenin geleceğine güvenmemesi biraz zor görünüyor.

 a

Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin gibi artık tüm dünyada dikkat çekmektedir.”  Zafer Çağlayan, T.C. Ekonomi Bakanı

Hangi Sektörler Gelecek Vadediyor?

Pazarlardaki çeşitlendirme ve sermaye akışlarındaki değişimin yatırımları artıracağı ve büyümeyi hızlandıracağı öngörülen Türkiye’de üretim ve hizmet sektörü öne çıkan sektörler arasında yer alıyor. En çok yatırım çeken il ise %54.7 ile İstanbul oldu.

 2

Türkiye’deki yeni teşvik sistemi ve devam eden reform gündeminin yatırımcı güvenini çok güçlendireceği, böylece ülkenin bölgesel ve küresel bir faaliyet üssüne dönüşüm sürecinin hızlanacağı araştırmanın bir diğer önemli öngörüsü oldu. Diğer yandan 2013 yılında ekonominin %3,5 büyüyeceği ve kalıcı bir büyüme grafiği izleyerek GSYH’nin de yıllık bazda %5 oranında artacağı bildirildi.

Hangi Ülkeler Türkiye’ye Yatırım Yapıyor?

Türkiye’ye doğrudan yabancı yatırımlarda başı çeken ülke ABD. Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya gibi Avrupa Birliği ülkeleri de yatırımdan en çok payı alan ülkeler arasında.

 3

Araştırmanın belki de en güzel sonuçlarından bir tanesi de Türkiye’nin Endonezya, Vietnam ve Meksika gibi ülkelerin yanında, gelişmekte olan “yeni dalga ülkelere” liderlik yapabilecek temel ekonomik özelliklere sahip olması. Doğrudan Yabancı Yatırım (DYY) girişlerinde Türkiye’nin en büyük rakibinin Çin, Rusya, Brezilya ve Hindistan dörtlüsü diye anılan BRIC ülkeleri olduğu ve Türkiye’nin potansiyelinin bu ülkelerle yarışacak seviyede olduğu da altı çizilen önemli noktalardan oldu.

E&Y’ın yayınlamış olduğu bu rapor gösteriyor ki Türkiye gerçekten gelecek vadeden bir ülke. Yabancı yatırımcılar da bunun farkında ve uzun vadeli yatırım planları için Türkiye’yi çemberin içine almaya hazırlanıyorlar. Aslında bir süre öncesine kadar Türkiye’deki bu büyümenin sıcak para akışlarıyla olduğu ve uzun vadeli yatırım planlarıyla desteklenmediği sürece büyümenin sağlıklı bir sonuç getirmeyeceği tartışılıyordu, ama son yaşanan gelişme ile yani Moody’s’in not artırımının etkisi hem borsada tarihi bir rekora imza attı hem de faizlerde. Bu da DYY ve istihdam artışını tetikleyeceğinden şimdilik bir öngörü olarak Türkiye’yi güzel günlerin beklediğini söyleyebiliriz.

Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

Bir Cevap Yazın

Dünyayı Değiştiren Reklamlar 1

1941 yılının 1 Temmuz’unda, NBC’de verilen beyzbol maçının devre arasında yayımlanan 10 saniyelik ‘Bulova’ saatleri reklamı, bugün dünyanın ilk televizyon reklamı olarak gösteriliyor. 1941 yılında gösterilen bu ilk reklamın bütçesi ise toplam 9 dolar maliyetindeydi.

Amerika’daki ilk gazete reklamı, satılığa çıkarılan bir daire adına 1704 yılında verilmişti. O günden bu güne reklam sektörünün geldiği nokta gözler önünde. Fakat hızına yetişmekte güçlük çektiğimiz bu gelişim içerisinde öyle reklamlar var ki, gerek yazılı mecrada gerek görsel mecrada dünyada birçok şeyi değiştirme ve dikkat çekme konusunda en başa yazılmayı başardılar.

İşte o reklamlardan bazıları ve dünyayı değiştiren reklamlar :

1942 – We can do it!

we-can-do-it

Dünya savaşı sırasında Westinghouse Electric tarafından, fabrikada çalışan kadın işçilere moral olarak yayınlanan poster, bugün birçok alanda güçlü kadın figürünü yansıtan bir karakter olarak kullanılmaya devam ediyor.

1954 – Marlboro Man

1954-the-marlboro-man

Leo Burnett Corporation tarafından 1955 yılında yaratılmış, Marlboro sigaralarını dönüşüme uğratarak kadın kullanıcı kitlesinden erkek kullanıcı kitlesine geçirmek için tasarlanmış olan Marlboro Man, aynı zamanda dönemin filtre edilmiş tütün endüstrisinin de reklam gücünü ön plana çıkararak dünyada benzer sektör reklamlarının, özellikle sigarada erkek kullanıcı kitlesinin başını çekti.

1959: Think Small

1959-Think-small-campagne-VW-02

Volkswagen’in “Küçük Düşün” kampanyası dönemin reklam ajansı Doyle Dane Bernbach tarafından yaratıldı ve aslen 1950’lerin kitlesel tüketim ile halkın büyüyen hoşnutsuzluğu dile getirilmeye çalışıldı. Rakiplerinin lüks yapısına nazaran, daha basit ve satış odaklı bu dönüşüm özellikle reklamda sadelik gibi kendi tarzındaki reklam furyasının da başını çekmeyi başardı.

1983: Friends Don’t Let Friends Drive Drunk

friends-dont-let-friends-drive-drunk-1983-before-this-ad-it-was-actually-acceptable-to-down-a-few-drinks-and-get-behind-the-wheel

Türkiye’deki kamu spotu tarzı reklam furyasının, dünyada başını çeken ilanlardan biri olan çalışma, 1983 yılında alkollü araç kullanımından doğan ölümleri yüzde 50’den yüzde 31 civarına çekerek döneminde büyük bir başarı elde etmiş. Ardından yarattığı etki alanı ile birlikte, benzer reklam kültürünü de dünyaya kazandırmayı başarmış.

1980: Coca-Cola’nın 1980 Super Bowl Reklamı

Super Bowl’da yayınlanan reklamların tarihte iz bırakıp, uzun süre gündemde kalmaları sık rastlanan bir durum. Coca-Cola’nın 1980 Super Bowl’unda yayınladığı ‘Mean Joe’ Greene reklamı bunların başında geliyor. NFL’in efsane savunma oyuncularından Joe Greene’in soyunma odasına sekerek, sinirli bir biçimde giderken göründüğü sahnede, kendisine çekinerek içeceğini ikram eden çocuğa karşılığında formasını hediye ettiği film hala tüm zamanların en etkili reklam filmlerinden biri olarak anılıyor.

1988: Just do it.

jdi

Bugün 25 yaşında olan slogan, özellikle net aktarımı ile reklam sektörünün en unutulmazları arasında gösterilebilir. Nike’ın ilk olarak bu sloganla çıktığı reklam 80 yaşında spor yapan bir adamı anlatıyordu.

1988: Joe Camel

20060405113952

Camel markasının 1988 yılı yıldönümü kutlamasına özel hazırlanan reklamda canlandırılan deve maskotu, 1970’lerden gelen bir İngiliz Deve reklamında ilham bulundu. Fakat reklamın yayınlanmasının ardından anti sigara savunucuları tarafından açılan dava ile birlikte yüklü bir cezaya çarptırılan reklam, aynı zamanda bugün herhangi bir tütün ürünü reklamında tüm maskot veya karikatür tarzı etkilerin de yayınlanmasına yasak gelmesine sebep olmuştur.

2012: Red Bull Stratos

Red-Bull-Space-Jump

Red Bull’un çılgın Avusturyalısı Felix Baumgartner, 2012 yılında 39,045 metreden atlayarak tarihe geçmişti. Bu etkinlik günlerce tüm dünyanın gündeminde kaldı ve sanırım şimdiye kadar bir marka tarafından yapılmış en başarılı pazarlama faaliyetlerinden de biri oldu. 8 milyon canlı izleme ile, tüm zamanların en çok izlenen etkinliği olmayı da elde etti.

Global Markalar Türkiye Pazarında Neden Tutunamıyor? 2

Türkiye pazarı yabancı markalar açısından bir hayli hareketli. Son bir buçuk yılda enerjiden perakendeye, finanstan e-ticarete farklı sektörlerde faaliyet gösteren yabancı markaların adeta yaprak dökümü yaşadığına şahit oluyoruz. Perakende ise Türkiye ekonomisinin en dinamik sektörlerinin başında gelmesiyle, bu yaprak dökümünden en çok etkilenen sektör konumunda.

Markaların bu çıkış kararlarını etkileyen en önemli etkenlerden biri elbette yerel markaların hızına yetişemiyor olmaları. Yereller markalar 15 günde vitrinlerini yenileyebiliyorken yabancı markalar gümrükten malı çekene kadar sezon kaçıyor. Bununla birlikte tüketiciye ulaşma konusunda yerellere göre bir adım geride kalmaları ve yabancı markaların kira giderlerine bir de gümrük vergisinin ekleniyor olması bu kararların alınmasında etkili oluyor.

Birçok sektörde, ayrılan markaların yerini yerli markalar dolduruyor. En çok hareketlilik ise hazır giyimde. 2016 Nisan ayında İngiliz devi Top Shop, haziran ayında Hollandalı hazır giyim markası C&A, son olarak da İngiliz Debenhams Türkiye pazarından ayrılma kararı almıştı. Rekabete dayanamayıp çıkan markaların yerini ise DeFacto, Penti, Koton ve LC Waikiki gibi yerli markalar alıyor. Türkiye ve yurt dışında 2 bine yakın mağaza ile hizmet veren bu 4 şirket, yurt dışında da büyümeyi planlıyor. Şirketlerin cirosu 12 milyar liraya yaklaşırken çalışan sayısının da 50 bin civarında olduğu belirtiliyor.

Sadece hazır giyimde değil, önceki yıllarda enerjide, gıdada, kozmetikte de dev markalar Türkiye’den ayrıldı. Akaryakıt sektörüne 2006 yılında adım atan ve Petrol Ofisi’ni toplam 3 milyar dolara satın alan Avusturyalı OMV, 10 yıl sonra dağıtımdan çıkmaya karar vermişti. OMV son 3 yıldır Türkiye’de ciddi kâr sıkıntısı yaşandığını ve finansal olarak sektör oyuncularının sıkıntıda olduğunu açıklamıştı. Enerjideki diğer değişim ise yenilenebilir enerjide Avrupa`nın en büyük şirketi olan Norveçli Statkraft ile yaşanmıştı.

İngiliz perakende devi Tesco da geçen sene yaptığı açıklama ile 302 milyon TL bedel ile hisselerini ve varlıklarını Migros’a satacağını açıklamış ve  iki şirket arasındaki uzun görüşmelerin sonunda, 2.5 milyar TL piyasa değerine sahip Kipa’nın satışına karar verilmişti. Tesco, 2015’te de Ankara, Mersin ve Denizli’deki toplam 10 Tesco Kipa mağazasını 40 milyon TL bedelle Beğendik’e satmıştı. Uzun süredir kâr edemeyen Tesco da  böylece Türkiye’deki faaliyetlerini sonlandırmış oldu.

Bununla birlikte geçen senenin sonunda Alman kozmetik zinciri Douglas da ayrılanlar kervanına katıldı. 2.6 milyar Euro’luk cirosuyla Avrupa’nın pazar lideri olan dev marka, ilk mağazasını Mayıs 2006’da açtığı Türkiye’de pazar payını artıramayınca çıkış kararı aldı.

Türkiye pazarında tutunamayan diğer küresel markalar ise şöyle sıralanıyor; Best Buy, Virgin, Megastore, Printemps, River Island, Motivi, Promod, Uterque, Kenneth Cole, Habita, La Senza, Industrie Denim.

Sektör temsilcileri, yabancıların hız ve operasyonel alanda rekabette zorlandıklarını dile getirirken, yerli markalar ise yerli üretim avantajıyla üst üste yeni mağazalar açmaya devam ediyorlar.

Konuyla ilgili olarak IPPA Istanbul Pozitif Psikoloji Akademisi kurucusu ve iletişim danışmanı Fatmanur Erdoğan ile Marketing Holmes görüşlerini bizlerle paylaştı.

Fatmanur Erdoğan

Perakende, Türkiye ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri. Son yıllarda Türkiye piyasasından çekilen epey bir marka oldu. Benzer şekilde, yatırım yapmak için giren markalar da oldu. Elbette, bu ayrılma kararlarının ardında tek bir sebep değil, birden fazla neden sayılabilir. Bunların arasından önemli konulardan birinin, Türkiye pazarına girmenin mağaza açmak ve mağazada satış yapmak olarak algılayan bir işletme anlayışının olduğunu söyleyebiliriz. Markanızın yönetimine bu şekilde bakarsanız, kapanma kararınız; vergiler, yükselen kur, Türk markalarıyla rekabet edememek gibi temel sebepler olacaktır. Global markaların dünya çapında marka olma sebepleri arasında iyi bir kurumsal yönetim anlayışı ve beraberinde marka iletişimi vardır. Türkiye’yi sadece distribütör ülke olarak görür ve o şekilde yaklaşırsanız, yatırımınızın karlı olmasını beklemeniz pek mümkün olmayacaktır. Eskiden, piyasa dinamikleri farklıyken belki bu metod işliyordu ama e-ticaret döneminde, kültürlerin böylesine değiştiği bir piyasa ortamında, markanızın iletişim ve pazarlama stratejilerine eskisinden daha çok değer vermek durumundasınız.

Marketing Holmes

Global Düşün Yerel Hareket Et

Türkiye, kültürel kodları nedeniyle oldukça tutucu, değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir ülke. Bu kodlar da pazarın alaturka bir yapıya bürünmesine, pazarın dinamiklerine uygun hareket kabiliyetine sahip olmayan markaların ise tutunamamasına yol açıyor. Globalde başarısı onlarca kez test edilerek kanıtlanmış pazarlama ve marka konumlandırma stratejileriyle hareket eden markaların, körü körüne inandıkları bu stratejilerle Türkiye pazarında da başarılı olacaklarına olan inançları, günün sonunda tası tarağı toplayıp Türkiye pazarından çıkmalarına kadar uzanan bir sürece evrilebiliyor.

Bu noktada pazardan çıkmak zorunda kalan markaların yaptıkları hataların en başında kültürel kodların doğru okunamaması, pazarın ihtiyaçlarına yönelik çözümlerin beklentilerle paralellik gösterememesi geliyor. Bu işler televizyon reklamlarında tasarruf için kumbarayı domuzla simgelemekle olmuyor maalesef.

Sıkı Rekabet ve Sadık Müşteri

Her ne kadar Türk halkı son yıllarda kendini geometrik bir hızla büyüyen teknolojinin büyüsüne kaptırmış olsa da, söz konusu temel ihtiyaçlar olunca yıllardır süre gelen alışkanlıkların getirdiği güçlü bağlar markalar için ekstradan bir meydan okuma (challenge) anlamına gelebiliyor. Pazardan çıkmak zorunda kalan markaların kimler olduğuna baktığımızda (C&A, River Island, Top Shop, Douglas gibi) rakiplerinin oldukça güçlü markalar olduğunu görmek mümkün. Hem pazarın dinamiklerine hakim hem de sadık müşteri portföyüne ulaşmış bu markalarla rekabet elbette hiç kolay değil. Finanse edilebilir zararların beklentileri aştığı durumlarda ise markalar zararın neresinden dönsen kardır mantalitesini gütmek zorunda kalabiliyor.

Bugün özellikle çikolata, bisküvi gibi pazarlarda Eti ve Ülker gibi iki dev markayla rekabet etmek oldukça güç. Bu iki markanın yıllardır Türkiye pazarında faaliyet göstermesinin getirdiği pazarın dinamiklerine hakimiyetin yanında, dağıtım ağının kuvveti bile birçok yabancı markanın Türkiye pazarına girişine bariyer olabiliyor.

Türkiye pazarından çıkan markaların bıraktıkları izlere bakıldığında ben tümüyle olumsuz bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu düşünmüyorum. Elbette son birkaç yıldır ekonomide işlerin iyi gitmediği malum ancak Türkiye pazarını terk eden markaların yarattığı boşluğu yerli markaların doldurduğunu, bu “fırsat” ile birlikte büyüyen yerli markaların globalde markalaşma adına yeni kaynak yaratma noktasında ellerinin daha da bollaştığını ve bunun da orta ve uzun vadede çok daha olumlu gelişmelere gebe olabileceğini söylemek mümkün. Koton, LC Waikiki ve Colins bu markaların en iyi örneklerinden.

 

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link