Elektronik Perakende Türk Yatırımcıların Ağında

 

Yabancılar pazara girdiğinde üç yıl içinde pazara hakim olacaklarını iddia etmişlerdi ama öyle olmadı”   Bimeks Genel Müdürü Arif Bayraktar

Elektronik perakende son yıllarda yaptığı atakla Türkiye’de sağlam bir yer edinmeye başladı. Son beş yıldır hız kesmeden devam eden ve büyüdükçe büyüyen sektör 24 milyar TL’lik bir pazar payına ulaşmış durumda.

Pazarın kısa sürede bu denli rakamlara ulaşmasının en önemli nedeni olarak görülen 8 markanın rekabetçi piyasada yer alması, Türk halkının kabaran elektronik iştahına farklı fiyatta farklı seçenekler sunuyor.

Açılan mağaza sayısıyla ve yaratılan istihdamla sektörde ipleri eline alan Teknosa, Bimeks, Vatan Bilgisayar ve Gold dörtlüsünden oluşan Türk markaları, içinde Media Markt, Media Saturn, Electro World ve Darty’nin bulunduğu ligi domine ederek hızla büyümeye devam ediyor. Son derece büyük dünya markalarını barındıran elektronik perakende sektörünün Türk markaları karşısında tutunamayışını Vatan Bilgisayarın kurucusu Hasan Vatan şu sözlerle değerlendirmişti: “Yerli oyuncular için işler çok iyi olmasa bile başka hedefler var. Yabancı oyuncularda ise zaten yıllardır devam eden zararın düzelemeyeceği anlaşıldı”. Bimeks Genel Müdürü Arif Bayraktar ise “Yabancılar pazara girdiğinde üç yıl içinde pazara hakim olacaklarını iddia etmişlerdi ama öyle olmadı” diyerek sektördeki yerli yatırımcı üstünlüğüne dikkat çekmişti.


Alanında hız kesmeden ilerleyen Teknosa geçtiğimiz günlerde Avrupa’nın en büyük   elektronik satın alma grubu Euronics GEIE ile uluslararası stratejik işbirliği anlaşması imzaladı. Bu sayede Avrupa’ya açılmayı hedefleyen Teknosa, aynı zamanda yeni çıkan ürünlerin Türkiye’ye geliş hızının artacağını ve maliyetteki düşüşle Türk halkının ürünleri daha ucuza alabileceğini bildirdi.Sektör uzmanlarının Türkiye’ye bu kadar markanın fazla olduğu yorumunu yapması üzerine yeni alımlar gerçekleştireceğini açıklayan Teknosa, bunun üzerine HSBC Yatırım Menkul Değerleri ile danışmanlık sözleşmesi imzaladı. Daha önce EP Center ve Best Buy’ı bünyesine katan Teknosa, Türkiye’de bu alanda konsolidasyonu gerçekleştiren ilk marka unvanına sahip olarak sektörde başı çekiyor.

Konuya farklı bir açıdan, yani marka değerleri açısından bakacak olursak eğer, bir önceki yazımda (Türkiye’nin En Değerli Markaları) Brand Finance tarafından açıklanan Türkiye’nin en değerli 100 markası listesine değinmiştim hatırlarsanız. Listede elektronik perakende sektöründen Teknosa ve Bimeks ilk 100’e girmeyi başaran markalar arasında yer alıyor. 2011 yılında listede yokken 2012 yılındaki yapmış oldukları mükemmel atak sonrası marka değerlerini yükseltmiş olmaları hem sektörün ne denli rekabette olduğunu hem de sektördeki boşluğu dolduran en önemli taşlardan birisi olduklarını gösteriyor.

Elektronik perakendenin genç nüfusumuza paralel olarak artış göstermesi, bunun yanı sıra gelişen teknoloji sayesinde ürünlerin her geçen gün daha iyisinin piyasaya sürülmesi sektörün daha da canlanmasını sağlıyor. Bimeks  bu alanda halka arz edilen ilk marka olarak göze çarparken Teknosa’nın Avrupa’ya açılması bu sektördeki yatırımların hız kazanacağının sinyallerini veriyor.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

Bir Cevap Yazın

Media Markt Teknosa’yı Satın Almak için Girişimlerine Başladı

Almanya’nın en büyük elektronik satış mağazaları zincirine sahip olan Metro Group’un bir kuruluşu olan Media Markt, Bloomberg International‘ın kaynaklara dayandırdığı habere göre, Teknosa’yı satın almak için girişimlerine başladı.

Teknosa’ın girişim değerinin 170 milyon dolar olduğu belirtilirken, şirketin geçtiğimiz sene 933 milyon dolarlık satış gerçekleştirdiği açıklanmıştı.

Hazır bu satın alım haberi çıkmışken, teknoloji perakendesindeki son durumları da size aktarmak istedik. Tüketici güveninde düşüş, pazardaki büyüme hızında yavaşlama, kurdaki volatilite ve pazardaki yoğun rekabete bağlı fiyat savaşları nedeniyle kârlılık sorunu yaşayan tüketici elektroniği sektöründe teknoloji marketler zarar açıklıyorlar.

İngiltere merkezli Electroworld ve Fransız Darty Türkiye’deki mağazalarını Bimeks’e; Almanya merkezli Electronic Partner ve ABD’li Best Buy da mağazalarını Teknosa’ya satarak Türkiye pazarından çıkmıştı. Media Markt ise pazarın en büyük oyuncusu olarak yoluna devam ediyor.

Konu ile ilgili ayrıntılar geldikçe sizinle paylaşmaya devam edeceğiz, takipte kalın.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Dünya Kupası’na Ev Sahipliği Yapmak, Ekonomik Açıdan Mantıklı mı?

  • Birçok ülke, her dört senede bir gerçekleştirilen Dünya Kupası’nın kendi ülkesinde düzenlenebilmesi için çaba sarf ediyor ve turnuva kendilerine verildiği takdirde, milyar dolarlık yatırımlar yapıyor.
  • Ancak ekonomistler, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmanın, yatırıma değmeyeceği yönünde genel bir fikir birliğine sahipler.
  • Dünya Kupası hazırlıkları için yaklaşık olarak 11 ila 14 milyar dolar arasında bir harcama yapan Brezilya’nın en pahalı Dünya Kupası stadyumu artık bir otopark.
  • 2008 Pekin ve 2012 Londra Olimpiyatları’nın gerçekleştiği yıllarda, ülkelerin yıllık ziyaretçi sayılarında bir düşüş yaşandı.
  • İlgili Yazı: Ekonomi ve Taraftar Ekseninde 2018 Dünya Kupası

2018 Dünya Kupası, geçtiğimiz perşembe günü Rusya ile Suudi Arabistan arasında oynanan açılış maçıyla başladı. Her dört senede bir gerçekleştirilen ve bu sene Rusya’nın ev sahipliği yaptığı dünyanın en büyük futbol organizasyonunu gerçekleştirecek olan ülke ya da ülkeler, yapılan başvurular doğrultusunda FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonlar Birliği) tarafından belirleniyor.

Turnuvayı düzenlemek için FIFA’ya başvuruda bulunan ülkeler, ulaşım, konaklama ve stadyumlar başta olmak üzere belirli alanlara yapılacak yatırımlar konusunda FIFA’ya teminat veriyorlar ve yatırım harcamaları genel olarak milyar dolarları buluyor. Bir örnek vermek gerekirse, bu sene Dünya Kupası’na ev sahipliği yapan Rusya, turnuva için 14,2 milyar dolar tutarında bir harcama yaptı.

Peki, Dünya Kupası için bu kadar yüksek meblağlarda yatırım yapan ülkeler bunun karşılığını alabiliyorlar mı? World Economic Forum’un internet sitesinde paylaşılan yazıya göre, genel olarak ekonomistler, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmanın, yatırıma değmeyeceği yönünde ortak bir görüşe sahipler ve pek çok kanıt, onların bu konuda haklı olduklarına işaret ediyor.

2023 yılı itibarıyla Dünya Kupası’nın toplam ekonomik etkisinin 30,8 milyar dolara ulaşabileceği tahmin ediliyor. Dünya Kupası ya da benzeri büyük bir spor etkinliğine ev sahipliği yapmak; turist çekmesi, önemli altyapı projelerinin başlamasını sağlamasını ve de ülkeleri ve şehirleri iş yapmak için iyi yerler olarak göstermesi sayesinde bir ülkenin ekonomisini canlandırabilir. Ancak bir Dünya Kupası düzenlemenin maliyeti, onun meydana getirdiği ekonomik faydalardan daha ağır basıyor gibi görünüyor.

Turnuva İçin Yapılan Yatırımların Geri Dönüşü Yeterli Değil

Maalesef ki, bir spor altyapısı meydana getirmek ve onu sürdürmek pahalı bir iştir. Turnuva için inşa edilen spor tesislerinin birçoğu, genel olarak bakım masraflarının karşılanabileceği kadar yeterli sıklıkta kullanılmaz. Büyük spor etkinlikleri düzenlemenin, yatırıma değmediğini düşünen ekonomistlerden biri de Andrew Zimbalist ve kendisi buna yönelik olarak sunduğu argümanında, turnuvalar sona erdiğinde, ev sahibi şehirlerde zorlukla kullanılan değerli ama işe yaramayan mülkleri sıralıyor.

2014 Dünya Kupası maçlarına ev sahipliği yapan ve 550 milyon dolara inşa edilen Brezilya’daki Estadio Nacional Stadyumu, Dünya Kupası’nın ardından otobüsler için park alanı olarak kullanıldı.

Bununla ilgili en çarpıcı örneklerden biri ise 2014 Dünya Kupası‘na ev sahipliği yapan Brezilya’da bulunuyor. Dünya Kupası hazırlıkları için yaklaşık olarak 11 ila 14 milyar dolar arasında bir harcama yapan Brezilya’nın en pahalı Dünya Kupası stadyumu artık bir otopark. Brezilya Ulusal Denetçiler Mahkemesi, Dünya Kupası’na yapılan kamu harcamalarının, tüm ülkenin sosyal yardım ücretlerini iki kez karşılamaya yeteceği sonucuna vardı. Turnuvanın ülkede, 3 ila 13 milyar dolar arasında bir ekonomik etki yaratmasının beklendiği göz önünde tutulursa, vergi mükelleflerinin yatırımlarının karşılığında makul bir getiri elde ettiklerini söylemek zor.

Büyük Spor Etkinlikleri, Ülkenin Turizm Şablonunu Değiştiriyor

Büyük spor etkinlikleri kesinlikle binlerce spor taraftarının ilgisini çekse de, bu tarz organizasyonlar, yerleşik turist akışlarını bozabiliyor ve trafiği popüler yerlerden ve cazibe merkezlerinden uzaklaştırabiliyorlar. 2008 Pekin ve 2012 Londra Olimpiyatları’nın gerçekleştiği yıllarda, ülkelerin yıllık ziyaretçi sayılarında bir düşüş yaşandı.

Bununla birlikte 2012 yılında, Londra’da yer alan ve İngiltere’nin en popüler müzesi olan British Museum, oyunların düzenlendiği ayda %22 daha az ziyaretçi ağırladı. Olimpiyat Oyunları’nın ardından İngiliz hükümeti bu konu hakkında yaptığı değerlendirmede, “aşırı kalabalık, aksaklık ve fiyat artışları nedeniyle caydırılmış olan düzenli ziyaretçilerin önemli ölçüde yer değiştirdiği” sonucuna vardı.

Londra’da Yer Alan British Museum

Bu durumla ilgili bir başka dikkat çeken örnek ise 2010 yılında Güney Afrika’da yaşandı. Güney Afrika’da düzenlenen 2010 Dünya Kupası’ndan önce, turnuva için ülkeye yaklaşık olarak 450 bin turistin geleceği tahmin ediliyordu. Sonuç olarak bu miktarın sadece üçte ikisi oranında bir ziyaretçi ülkeye giriş yaptı. Beklenenden düşük bir ziyaretçi sayısı olmasına karşın, ziyaretçi harcamaları neredeyse dörtte bir oranında arttı; ancak bu, Güney Afrika hükümeti için 13 bin dolara kadar olan bir edinim maliyetine neden oldu.

Yerel Organizatörler, Gelirlerden Düşük Bir Pay Alıyor

Bu tarz büyük spor etkinliklerini düzenleyen kurumlar için ticari satışlar, sponsorluklar ve lisans sözleşmeleri gibi birden çok gelir akışı var. Ancak açık ara farkla, en büyük gelir televizyon haklarından elde ediliyor. Buna karşılık büyük spor etkinliklerinin ardındaki yönetim organları, bu gelirlerden en yüksek payı alıyor ve bu durum da en verimli yerel organizatörlerin bile para kazanmasını zorlaştırıyor.

Haftalık haber, iş dünyası ve ekonomi dergisi olan The Economist, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin, oyunlardan elde edilen televizyon gelirlerinin %70’inden fazlasını aldığını işaret ediyor. Dünya futbolunun yönetim organı olan FIFA, 2014 Dünya Kupası’ndan yaklaşık olarak 5 milyar dolar gelir elde etti ve bu gelirin yaklaşık olarak yarısı televizyon haklarından geldi. Buna karşın FIFA, turnuvanın hazırlık masraflarına hiçbir katkı sağlamadı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link