Deloitte: Finansal Hizmetler Sektörü Güvende Mi?

Hizmet sektöründeki tehditler gün geçtikçe farklı boyutlarda karşımıza çıkmakta. Bunun en önemli sebeplerinden birisi şüphesiz ki gelişen teknoloji ve sektör oyuncularının bu teknolojiye paralel güvenlik duvarı oluşturmada geç kalmış olması. Tehdit’in en çok görüldüğü sektör sizin de tahmin edeceğiniz gibi Finansal Hizmetler. Deloitte, en son araştırmalarından “Finansal Hizmetler Sektöründe Güvenlik Trendleri”nde bu konuyu mercek altına aldı. (Araştırmaya  39 ülkeden 250’nin üzerinde organizasyon katıldı ve bunların 11’i Türkiye’den)

Katılımcıların büyük bir kısmını Bankacılık sektörünün oluşturduğu araştırmada etkili bir güvenlik sistemi oluşumundaki en büyük engel “uygulamaya yeterli bütçenin ayrılmaması” gösterildi.

Ekran Alıntısı1

Araştırmadaki Önemli Tespitler

Sosyal Medya: Katılımcıların birçoğunun sosyal medya kullanımının artmasıyla sosyal ağlarda meydana gelebilecek güvenlik risklerine karşı  kullanıcılarını eğittikleri gözlenmiştir.

Bulut Bilişim: Katılımcıların %40’lık bir bölümü hala bu teknolojiye geçmeyenlerden.

Mobilite: Katılımcıların yarısından fazlası henüz mobiliteye geçmeyi düşünmemekte.

Siber Tehditlerin Önlenmesi – Bilgi Varlıklarını Koruma: Katılımcıların çoğu operasyonlar üzerinde daha fazla kontrol sağlamak için Güvenlik Operasyon Merkezleri’ni kendileri yönetmekte.

2012 yılında organizasyonların güvenlik öncelikleri şu şekilde belirtilmiştir:

Ekran Alıntısı

Peki Türkiye Finansal Güvenli-ğini Sağlarken, Küresel Pasta-nın Neresinde Yer Alıyor?

  • Türkiye’de bilgi güvenliğine ilişkin olayların kurulmuş bir komite üzerinden yürütülmesi diğer ülkelere oranla daha yaygındır.
  • Bilgi güvenliği profesyoneli istihdamı ve kullanımı açısından Türkiye, dünya ile benzer bir ortalamaya sahiptir.
  • Bilgi güvenliği stratejisinin oluşturulması ve onaylatılması konusunda Türkiye, dünya ile benzer bir ortalamaya sahiptir.
  • Son dönemde Türkiye’de gerçekleşen saldırıların büyük çoğunluğu servis kesintisi saldırılarıdır (DDOS), bu nedenle Türkiye’de bu konuda özel bir hassasiyet oluşmuştur.

Tüm organizasyonlar Bilim ve Teknoloji (BT) çalışmalarına gün geçtikçe hız vermekte ve artık her türlü alışverişin, ödemenin internet üzerinden rahatça yapılabildiği bir dünyada finansal güvenliğini sağlamakta. Bunu sağlarken siber saldırılara hazırlıklı olup saldırıyı güvenlik duvarının arkasında tutanlar sektörde sağlamca yer ediniyor diyebiliriz. Yapılan araştırma da gösteriyor ki Türkiye de Finansal Hizmetlerini korumada hiç de yabana atılmayacak kadar iyi bir noktada. Araştırma sonucu da gösteriyor ki; bu işte başarıya giden yol BT’ye ayrılan bütçenin ne kadarının güvenliğe gittiğini tespit etmekten geçiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

Bir Cevap Yazın

Instagram Hikayelerinde Başarıyı Yakalamanın Yolları

Instagram

Günlük 300 milyon aktif kullanıcısı olan ve bu sayıyı her geçen gün artıran Instagram, Facebook tarafından satın alındıktan sonra kazandığı hikâye özelliğiyle, markalar ve kullanıcılar için daha da cezbedici bir sosyal medya platformu olmuştu. Bu yenilikle Snapchat işleyişini taklit eden Instagram, platformun kullanıcılarına farklı bir paylaşım yöntemi sunmuş ve popülerliğini artırmıştı.

Hikayelerin şöhreti arttıkça bu gidişat reklamverenlerin de gözünden kaçmadı ve markalar da bu yöntemle paylaşım yapmaya yöneldi. Öyle ki Facebook, Instagram’daki işletmelerin ve markaların yarısının ayda en az bir hikâye paylaşımı yaptığını açıkladı.

Instagram
Instagram kullanıcılarını en çok etkileyen hikâye biçimi, mesajı makul bir sürede veren hikâyeler.

Fakat her güzel şey gibi Instagram hikâyelerinin de zor bir tarafı var. Doğru bir strateji hazırlandığı takdirde büyük etki yaratan bu paylaşımlar, bilinen sosyal medya reklamlarından daha farklı bir yaklaşıa ihtiyaç duyuyor. Çünkü her ne kadar video veya animasyon deneyimi üzerine çalışan markalar için Instagram hikâyesi iyi bir tercih olsa da; Instagram hikâyelerinin dikey görüntü formatı tam ekran gerektiren içerikler paylaşmayı tercih eden yayıncı ya da markalar için ayrı bir dikkate ve odaklanma gerektiriyor.

Platformun sahibi dev sosyal ağ Facebook da bu noktayı görmüş olacak ki hangi kullanıcıların Instagram hikayesi konusunda en iyi geri dönüşü alabileceğine dair ipuçları veren bir araştırma raporu yayınladı. Pazarlamacıların yeni formatı anlamasına ve bu noktada ustalaşmasına yardım etmek için hazırlandığı açıklanan çalışmada; yapılan anket üzerinden Brezilya, Birleşik Krallık, ABD ve Endonezya’daki kullanıcıların Instagram hikayesi içeriklerinde aldığı sonuçlara dair veriler paylaşıldı. Araştırma ayrıca, ABD’de hangi yaratıcı unsurların ticari amaçlı hikayelerde sonuç verdiği hakkında önemli bir veri çözümlemesini de ortaya koyuyor.

Instagram hikayesinin günlük aktif kullanıcı sayısı geçen yılın bu ayında 250 milyondu.

Facebook tarafından açıklanan raporda, hikayelerde başarıyı yakalamanın yolunun reklam veren markanın kolay anlaşılabilir ve görenlerin dikkatini hemen çeken bir içerik paylaşması, markanın öyküsünü makul bir sürede ve olabildiğince kısa sürede anlatması, ürün tanıtımı söz konusuysa ürünün hikâyede denenirken gösterilmesi, etkinin tam anlamıyla oluşması için Instagram hikayelerinin mobil uyumlu olmasından geçtiği vurgulandı.

Araştırma sonucuna baktığımızda, başarılı bir hikâye yaratmada benzer tavsiyeleri görüyoruz. Kuşkusuz ki bunların başında, hikâyenin içerikle yakaladığı uyum var. Zira hiçbir kullanıcı, hikâye izlerken deneyiminin alakasız bir reklamla kesilmesinden hoşlanmıyor ama aynı zamanda hikâyenin kısa olmasını da istiyor. Hâl böyleyken, markanın vermek istediği mesajı açık ve akış içinde erkenden vermesi oldukça önemli bir rol oynuyor. Facebook geçen yıl yayınladığı raporda da benzer bir noktaya değinmiş ve marka ekiplerine aynı tavsiyeyi vermişti.

Instagram hikayeleri konusunda markaların dikkat etmesi gereken özel noktalar bulunuyor.

Esasen hikaye reklamlarına bildiğimiz video reklamlara olduğu gibi yaklaşabilirsiniz. Fakat bunu yaparken en yüksek verimi alabilmek için dikine sunum ve mobil uyumlu olmak gibi hikâyelerin kendine has özelliklerini de dikkate almanız gerekiyor. Özetle, doğru ve tutarlı bir strateji izlendiğinde Instagram hikâyeleri hem “fenomenler” hem de markalar için kullanıcıların dikkatini çekmede son derece etkili bir paylaşım yöntemi olarak karşımıza çıkıyor.

Yine de hikâyeleriniz için sağlam bir altyapı oluşturmak adına ne istediğinizi bilmeniz ve rakiplerinizin bu yöntemle neler yaptığını takip etmeniz, bakış açınızı genişletecek başlıca etkenlerden olacaktır. Nitekim markanız için nelerin işe yarayıp nelerin yaramayacağını en iyi yine siz bilirsiniz. İyi bir içgörü elde ettiğinizde bunu, Facebook’un verdiği ipuçlarıyla harmanlamanız hâlinde, Instagram hikâyelerinden yüksek performans almanız işten bile değil.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Vero : Sosyal Medya Ailesinin Yeni Üyesi

Vero

Sosyal medya uygulamalarını kullananlar arasında geçen hafta başlayan büyük ilgi, bizi yeni bir sosyal uygulamayla tanıştırdı. Aslında yeni bir uygulama olmayan ve 2015’te hayat bulan Vero, algoritma tabanlı ve reklam destekli çalışmalara alternatif bir deneyim sunmasıyla öne çıkıyor.

Peki, üç yıl önce doğan bir uygulama neden şimdi popüler oldu? Bunda pek çok neden öne sürülebilirse de özellikle Instagram’daki algoritma tabanlı akışın beklenenin aksine, ters etki yaratmasının etkili olduğu söyleniyor.

Vero aslında yukarıdaki videoda da göreceğimiz üzere, tasarım açısından Instagram’a benziyor. Daha geniş bir yelpazede içerik paylaşımını mümkün kılan Vero; müzik, link, kitap ve film tavsiyeleri de dahil birçok paylaşım seçeneği sunuyor.

Vero’nun yaratıcıları, müzik dinlerken alışveriş yapanların, bunu uygulamadan çıkmadan yapabilmeleri için herhangi bir reklam almadıklarını ve bu nedenle de herhangi bir algoritma kullanmak zorunda kalmadıklarını söylüyor. Hiçbir kullanıcının verisini işlemediklerini de belirten Vero ekibi, bu sayede sadece bir sosyal ağ değil, sosyal olarak çevrimiçi olmanın yeni bir yolunu bulduklarını vurguluyor. Aslına bakılırsa, Vero kuruluş manifestosundan gözümüze çarpan bu noktalar, aynı reklam ve pazarlama karşıtı iddialarla ortaya çıkan ve bir anda popüler olan Ello’nun anlayışına benziyor. Vero’nun seçtiği yoldan ne kadar ilerleyeceğini şimdilik kestiremesek de Ello’nun beklediği başarıyı yakalayamadığını hatırlatmamızda yarar var.

Ello, Vero ile benzer ideallerle yola çıksa da beklenen performansı gösteremedi.

Her şey iyi hoş da Vero, bir anda gelen bu şöhretin altından kalkabilecek mi? Uygulamanın bu yoldaki avantajlarını mercek altına almaya ne dersiniz?

Alternatif bir sosyal ağ beklentisi

Belki dünyanın her köşesinde aynı ölçüde değil ama internetteki sosyal medya platformlarını kullananların pek çoğu, artık alternatif bir sosyal ağ uygulaması bekliyor. Reklamsız ve sağlayacakları faydanın algoritmalar üzerinden değiştirilmeyeceği yeni bir ağ talep ediyorlar.

Snapchat bu bağlamda, hiçbir içeriği kalıcı olarak saklamaması ve bu geçici içeriği sadece kullanıcının belirlediği kişilere açmasıyla, Facebook karşıtı cephenin ilk neferi olmuştu. Gel gelelim, bu platform da zaman içinde genişleyip büyüdükçe politikasını hafifletti. Çünkü hedeflerine bu şekilde varamayacağını anlamıştı ve bu durumun sürdürülebilirliği etkileyeceğini düşünerek kendi algoritmasını oluşturmuştu. İşte tam da bu değişiklik, paylaştığı içerik üzerinde kontrolü yeniden sağlamak isteyen kesimleri yeni bir alan arayışına itti.

Vero bu ihtiyacı karşılayacak gibi görünüyor. Yine de kullanımı daha da yaygınlaşırsa, Vero’nun Snapchat ile aynı noktalarda karşı karşıya gelip ona meydan okuması gerektiği de bir gerçek olarak önümüzde duruyor.

Vero tasarım açısından Instagram ile benzerlikler gösteriyor.

Growth hacking etkisiyle yükseliş

Vero reklam almayan ve almayı da düşünmeyen bir platform olduğunu söylüyor. Öyleyse, bu değirmenin suyu nereden gelecek? Uygulamanın gelir elde etme yollarından biri, abonelik tabanlı bir model geliştirme olabilir. Nitekim Vero, her kullanıcıdan yıllık birkaç dolarlık bir kullanım bedeli almayı planlıyor. Fakat şimdilik kullanıcı kitlesini artırmayı öncelikli gördüğünden, ilk bir milyon üyeden abonelik ücreti alınmayacağı da belirtiliyor ki uygulama bir milyon kullanıcıya giderek yaklaşıyor. Yani sizin anlayacağınız, eğer Vero’yu bedava kullanmak istiyorsanız, en kısa sürede üye olmanız daha mantıklı olacak.

Vero
Vero, reklamsız bir sosyal medya platformu olup olamayacağının yeni bir denemesi olarak karşımıza çıkıyor.

Sosyal alışverişin büyüme potansiyeli

Gelir elde etme noktasında Vero’nun önündeki diğer seçenek ise uygulama üzerinden yapılacak alışverişler olacak. Vero eğer yeterince popüler olmayı başarırsa, büyüklük açısından belli düzeylerde zorluklar yaşasa da iç akış (in stream) yoluyla satış destekli bir modeli hayata geçirebilir. Kuşkusuz ki Vero’nun bunu uygulamaya dökmede ne kadar başarılı olacağını görmek ilginç bir deneyim olacak.

Günümüzde çok sayıda sosyal medya platformu ortaya çıkıyor ama Snapchat’i dışarıda bırakırsak, çoğunun ömrü tıpkı bir saman alevi gibi başlayıp kısa sürede bitiyor. Bu gerçeğe, bir anda çok sayıda kullanıcıya ulaşan ama bir süre sonra kullanma oranı düştüğünden başarısızlığa uğrayan Peach, Ello ve benzer birçok platformu örnek gösterebiliriz. Bu hayal kırıklığında en büyük etken ise kullanıcılar arttıkça mevcut ağların yeni bir alana taşınmasının zorluğu olarak öne çıkıyor. Bu da zaten Facebook gibi devasa bir sosyal ağın en büyük avantajlarından biri.

Vero, ilk bir milyon üyeden kullanım ücreti almayacağını belirtiyor.

Tanıtım videosunda “Bu bir devrim değil, akılcı bir adım. Fakat reklamsız temiz akışlar sunan ve kontrolü kullanıcının ellerine bırakan bir şey.” sözleriyle tanımlanan Vero, eğer kendi yolundan ayrılmadan başarılı olmak istiyorsa, zorlu bir mücadeleyi de şimdiden göze almak zorunda.

Elbette benzer hedeflerle ortaya çıkmış her sosyal ağ gibi Vero’nun idealizmi de sorgulanmaya açık. Bu yüzden söz konusu idealler, ticari yönden kaçınılmaz zorluklarla yüz yüze gelindiğinde tek edilebilir ya da tersine, Vero bu engeli de aşıp çölde bir vaha olabilir. Bir anda ilgi odağı olabilmesini paraya çevirerek ilkelerinden taviz vermeden hayatta kalabilir, hatta sosyal medya konusunda önemli aktörlerden biri de olabilir.

Vero uygulamasından toplu ekran görüntüleri

Kim bilir? Eğer siz de alternatif bir sosyal ağ arayışındaysanız ve sosyal medya platformlarında maruz kaldığınız reklam bombardımanından usanmışsanız, belki Vero denemeye değer bir yoldur.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018


19 Nisan'da Uniq İstanbul'da gerçekleşecek olan Marketing Meetup "Experience"a hemen kaydol.
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












19 Nisan'da Uniq İstanbul'da gerçekleşecek olan Marketing Meetup "Experience"a hemen kaydol.
KAYDOL
19 Nisan, Uniq Istanbul
close-link