Bitcoin’in Gerçek Mucidi Ortaya Çıktı: Craig Wright

Sonunda beklenen oldu ve dünya çapında kabul gören sanal para sistemi Bitcoin’in gerçek yaratıcısı kendisini ‘kanıtları’ ile beraber açıkladı.

Kendisini yıllardır Satoşi Nakamoto ismi arkasına gizleyen Avusturalyalı iş adamı Craig Wright sonunda kimliğini açıkladı, Bitcoin topluluğun uzun süreli kullanıcıları ve yazılımcıları Bitcoin’in Craig Wright tarafından bulunduğunu onaylasalar da topluluğun bir kısmı Wright’tan bu konuda daha fazla kanıt bekliyor.

Herhangi bir kurumun onayına gerek kalmadan dünyanın herhangi bir yerinde bulunan kişilere para gönderilmesini sağlayan sanal para birimi Bitcoin, giderek yaygınlaşmış ve bir çok şirket ve kurum tarafından da yasal hale gelmeye başlamıştı. Ancak uzun süredir Nakamoto ismi ile çalışan Wright Bitcoin’in mucidi tartışmalarına artık bir son vermek istediği için kimliğini açıkladığını belirtti.

Bitcoin 2009 yılında Satoshi Nakamoto ismi altında kurulmuştu, konu hakkında kişisel bloğunda açıklama yapan Wright, “Sizi temin ediyorum ki yıllar boyunca tembellik etmedim, Bitcoin’in ilk günlerinden beri kendimi kamuya Satoshi isminin arkasından tanıtsam da her şeyimi araştırmaya adadım. Sessizdim ancak yok değildim, sıra dışı bir grupla beraber çalışarak, hazır olduğumuz anda harika çalışmamazı paylaşmak istiyordum”

19B2263B00000578-3358695-image-a-1_1450052236813

Satoshi öldü ama bu sadece başlangıç.” dedi.

GQ, Economist ve BBC’ye eş zamanlı olarak kimliğini açıklayan Wright Bitcoinlere dair teknik verilerin yanısıra ilk gerçekleştirilen Bitcoin para transferinin dijital bilgillerini yayın kuruluşlarına kanıt olarak gösterdi.

Wright’in kimliği uzun zamandır tartışma konusu, hatta daha önceleri New Yorker, Newsweek konu hakkında araştırma dosyalarını hazırlamış, Wired, Gizmondo gibi teknoloji dergileri de Bitcoin’in yaratıcısı hakkında yaptıkları araştırmalarda olası yaratıcılar arasında Craig Wright’a yer vermişlerdi. Hatta bu nedenle Avustralya mali polisi Wright’in evine baskın düzenlemiş, ve bu baskını uzun zamandır süren vergi kaçırma ile ilgili bir soruşturma şeklinde açıklamışlardı.

Bu sadece başlangıç diyen Wright, para ya da şöhret istemediğini belirtti ve Bitcoin’in yüzü olmak istemediğini ifade etti.

BBC’ye yaptığı açıklamada Wright: “Kimliğimi açıkladım çünkü son zamanlarda üstümde giderek artan bir baskı vardı. Sevdiğim insanların da aslı olmayan dedikodulardan olumsuz etkilenmesini istemedim. Zorunda kalmasam kimliğimi açıklamazdım. Şöhret istemiyorum. Para istemiyorum. Beni kendi kendime bırakın yeter” dedi.

Bir daha TV ya da sosyal medyaya açıklama yapmayacağını belirten Wright’in şu an dolaşımda olan 15,5 milyon Bitcoin’i bulunuyor. Bir Bitcoin’in ortalama değerinin 449 ABD doları olduğu hesaba katılırsa Wright 450 milyon dolarlık bir servetin sahibi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2014'te Uluslararası İlişkiler lisansını birincilikle bitiren Burcu, global tecrübesine katkılarını 4 aylık ABD macerası ile perçinlemiştir Yazmayı düşünmeyi sorgulamayı ve üretmeyi hayatında tepelere koyar. Şimdilerde İstanbul Üniversitesi'nde Pazarlama tezli yüksek lisans programında öğrenimini sürdüren Burcu'nun ilgi alanları arasında girişimcilik, seyahat, markalar ve en büyük tutkusu olan California var!

Bir Cevap Yazın

Perakendenin Geleceğinde Pop-Up Mağazalar mı var?

  • Perakendecilerin bir AVM’de veya bir caddede açtıkları geçici süreli mağazalar ‘pop up mağaza’ olarak adlandırılıyor.
  • Avrupa ve Amerika’da çok yaygın olan pop up shop (geçici mağaza) konsepti Türkiye’yi de sardı. Son yıllarda Boyner, Silk & Cashmere, Süvari, Avva gibi markalar AVM’lerde veya popüler caddelerde geçici mağazalar açmaya başladı.
  • AVM’de aniden açılan, kısa sürede ya büyüyen ya da yok olan markalar var. Markalar küçük bir mağazayı 3 aylık kiralıyor. Ürünlerine ilgiyi, ciroyu görmek istiyor. Bu üç ayın sonunda satışı başarısız görürse kapatıyor, başarılı olursa mağazayı ve zinciri büyütüyor.

Son birkaç yıldır Türkiye’de, özellikle de ülkenin en büyük ve en çok yatırım alan kenti İstanbul’da gerek bir zamanın en işlek caddesi olan İstiklal Caddesi gibi yerlerde gerekse alışveriş merkezlerinde kapatılan mağazaların ne denli arttığının siz de farkındasınız, değil mi? Farkında olmamak imkânsız gibi, zira her ay birkaç mağaza kepenk indirir oldu. Bu durumun sonucunda pop-up mağazalar tercih edilir oldu.

Alışveriş merkezlerinin giderek tüketim toplumu hayat tarzının ayrılmaz bir parçası olması, tüketicilerin buna rağbet göstermesi ve buna bağlı olarak işin kârlılığı, yatırımcıları bu alana çekti. Fakat durum öyle akıl almaz noktalara geldi ki piyasadaki verimliliği ve kârlılığı da etkiler oldu. Bugün neredeyse her semte bir alışveriş merkezi düşmesi, Avrupa ülkelerinde bile görülmeyen açgözlü bir balon ekonomi oluşturdu.

Döviz kuruna endeksli kira sözleşmeleriyle kiralanan alışveriş merkezi mağazaları, perakendeciye ciddi bir yük oluyor.

Son dönemde hemen hemen her gün yukarıya doğru hareketlenen döviz kurları nedeniyle artan mağaza kiraları, beklenen ciroların yakalanamaması, tüketicinin satın alma karar sürecinde geçmişe oranla biraz da “bekle gör” mantığıyla yaptığı ertelemeler, alışveriş merkezlerindeki kiracıları ve dolayısıyla alan sahiplerini olumsuz yönde etkiledi. Kiracılar kendilerince haklı. Döviz üzerinden yapılan kira sözleşmeleri nedeniyle, kurdaki her yükseliş perakendeciye ek yük getiriyor. Fakat gelin görün ki ciro dediğimiz şey, kur kadar istikrarlı yükselmiyor. Durum böyle olunca da patlayan kiralar sebebiyle kiracı bu yükü taşıyamaz oluyor.

Elbette tek sorun kiralar değil, işin bir de yatırımcı boyutu var. Perakendeciler kiraların olağanüstü artışından yakınırken yatırımcılar, kiracı mağazaların kapatma eğiliminin kendileri üzerinde bir baskıya dönüştüğünü söylüyor. Alışveriş merkezlerindeki dekorasyon çalışmalarından doğan masrafların da bir süredir alan sahiplerine yüklendiğine dikkat çeken yatırımcılar, alışveriş merkezlerine yapılan yatırımın önümüzdeki iki yıl içinde önemli oranda düşeceğini tahmin ediyor. Bunda en büyük pay ise AVM’lere yapılan yatırımın kendini amorti edip kâra geçme süresinin, mevcut piyasa şartları gereği yaklaşık 5 yıl uzaması olarak gösteriliyor. Bunun acı faturası ise bugün 348 alışveriş merkezindeki yaklaşık 4000 boş mağaza olarak karşımıza çıkıyor.

Yüksek kiraların yanı sıra, beklentileri karşılayamayan cirolar da alışveriş merkezlerindeki mağaza kapatma nedenlerinden biri.

Perakendecinin İmdadına Pop-up Mağazalar Yetişti

İstanbul’da çok büyük çaptaki ve merkezi konumlardaki alışveriş merkezleri dışındaki hiçbir AVM’nin mağaza açılma noktasında eskisi gibi rağbet görmediği bir gerçek. Öyle ki Mango ve Zara gibi pek çok yabancı giyim markasının bir süreliğine Türkiye’de mağaza açmama kararı alması ve dahası, mevcut mağazaları arasında beklentileri karşılayamayanları kapatmayı düşünmesi de bunu gösteriyor.

Türkiye’deki iki mağazası da alışveriş merkezi içinde bulunan Debenhams’ın mağazaları kapatıp Türkiye’den çıkması, yakın geçmişte Topshop’un ülkemizden ayrılması, C&A’in kiracısı olduğu mağazaları DeFacto’ya devrederek Türkiye’ye veda etmesi, aslında hep bu alışveriş merkezi şişkinliğinin, ön çalışma yapmadan mağaza açmanın ve alışveriş merkezi yatırımcılarının yükselen döviz kuruna rağmen kiracıların cirosuna göre planlama yapmamasının bir sonucu sanki.

Debenhams da Türkiye’den ayrılan son markalardan biri

Ayakta kalmaya çalışan perakendeci, tüketiciyle fiziksel ortamda da buluşmak istiyor. Fakat hem cirosunun ne düzeyde olacağına emin olamadığından hem de sürekli yükselen döviz kurundan ötürü dereyi görmeden paçaları sıvamak istemiyor. İki arada bir derede kalan kiracının imdadına ise pop-up mağaza çözümü yetişiyor. Perakendeciyi bir nebze olsun rahatlatan pop-up mağazacılığı, sınırlı bir yerde belli bir süreliğine açılan geçici mağaza yoluyla yapılan perakendecilik yöntemi olarak tanımlayabiliriz. Bu yöntemin kiracılar için en önemli tercih sebebi ise alışveriş merkezinde alan kiralayan markanın, 3-4 aylık bir süre boyunca ürünlerine gösterilen ilgiyi ve mağazanın açıldığı yerin ne kadar etkili olduğunu görüp rotasını ona göre belirlemesi olarak öne çıkıyor. Kiracılar, belirlediği süre sonunda beklenen ciroya ulaşamamışsa mağazayı kapatıyor, aksi durumda mağazayı büyütmeye karar veriyor.

Alışveriş merkezlerindeki bu durum, perakendeciler için uygulanabilir bir çözüm olurken yatırımcıların hoşuna giden bir çözüm değil. Zira alışveriş merkezindeki yatırımcı olabildiğince uzun süreli sözleşme yaparak önünü görmek ve kendini güvende hissetmek istiyor. Üç ay sonra kalıp kalmayacağı belli olmayan her kiracı, aslında alanın boş kalma olasılığının her an Demokles’in Kılıcı gibi başlarında sallanması anlamına geliyor.

Pop-up mağazaları tercih eden markalardan biri de Tepe Home oldu.

Diğer yandan bakacak olursak pop-up mağazalar, yeni girişimcilere de ürünlerini ön plana çıkarma açısından iyi bir fırsat sunuyor. Batı ülkelerinde Levi’s, GAP gibi birçok ünlü marka, bu yolla yeni müşteriler edinmeyi deniyor. Silk&Cashmere, Boyner, Avva giderek tercih edilen bu yolu seçen markalar olarak biliniyor. Özellikle Anneler Günü, yılbaşı ve benzeri belirli dönemlerde veya indirim zamanlarında sıkça kullanılan pop-up mağazalara Londra, Berlin, Paris gibi Avrupa’nın önemli kentlerinde de rastlanıyor. Bu durum, ABD’de öylesine çeşitlenmiş ki sabah açılıp akşam özel bir kutlamayla kapanan pop-up mağazalar bile görülüyor.

Kısa bir süre önce Türkiye’den ayrılan Topshop markasının ABD’de bulunan pop-up mağazalarından biri

Boyner Fresh” kreasyonuyla Türkiye’de pop-up mağazaların en açık örneklerinden birini gerçekleştiren Boyner bu stratejiyi yaz aylarında Rixos, Babylon Çeşme, Babylon Kilyos ve Bodrum Midtown vb. deniz turizminin popüler yerlerinde sürdürüyor. Marka yetkilileri, belli bir konsepte odaklandıkları bu mağazalarda hayli iyi rakamlara ulaştıklarını belirtiyor. Konum açısından benzer bir yolu izleyen Penti ise Alaçatı, Marmaris, Fethiye, Bodrum, Kuşadası gibi yerlerde pop-up mağazalar açıyor. Yılda on adet pop-up mağaza açmayı hedefleyen Adil Işık, dönemsel kampanyaları için bu mağazalara güvenen Silk&Cashmere ve büyük indirimler yapıp elindeki stoku tüketmek amacıyla pop-up mağazalar açan Süvari’ye, yakın zamanda yeni markaların katılacağını görmek şaşırtmayacak.


PERAKENDECİLER NEDEN POP UP MAĞAZA AÇIYOR?

1-Yeni bir mağaza açacak perakendeciler doğru lokasyonu test etmek için pop up mağaza açıyor.

2-Stok fazlası olan perakendeciler indirim dönemlerinde açtıkları mağazalarla stok eritme imkanı buluyor.

3-Perakendeci farklı yerlerdeki ‘niş’ hedef kitlelere ürününü tanıtmak istediğinde pop up mağazalar iyi bir seçim oluyor.

4-Yeni ürününü tanıtmak ve test etmek isteyen bir marka bunu pop up mağaza aracılığıyla yapabiliyor.

5-Anneler Günü gibi özel günlerde ürünlerini daha rahat sergilemek ve dikkat çekmek isteyen perakendeciler pop up mağaza açıyor.

6-Web mağazasının yanı sıra fiziksel bir mağazayla müşteriye dokunmak isteyen online perakendeciler pop up mağazalarla ilk adımı atabiliyor.


Bakalım pop-up mağazacılık, ülkemizde geçici bir heves olarak mı kalacak, yoksa sürdürülebilir bir stratejiye mi dönüşecek? Alışveriş merkezi yatırımcılarını daha fazla belirsizliğe sürükleyen bir zorunluluk mu olacak, yoksa varlığını “piyasa şartları gereği çarkların dönmesi adına kaçınılmaz bir çözüm” olarak mı devam ettirecek? Bütün bu soruların cevabını zamanla bulacağız. Fakat mesele şu ki Levent’te; Metrocity, Özdilek Park ve Kanyon gibi büyük çaplı üç alışveriş merkezi bitişik duruyorsa ve hatta üçünde de örneğin birer D&R mağazası varsa, öyleyse hem yatırımcıların hem de perakendecilerin şapkayı öne alıp düşünmesinin zamanı gelmiş demektir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pablo Escobar’ın Kardeşinden Yeni Kripto Para: Diet Bitcoin

Geçtiğimiz seneye damgasını vuran en önemli olaylardan biri kripto paraların yükselişiydi. Mevcut kripto paralarının hızla değer kazanmasının ve birçok şirketin bu alana yatırım yapmasının ardından, çok yeni kripto para piyasaya sürüldü. Hatta bunların arasında şaka amaçlı olanlar bile vardı. Piyasaya sürülen yeni kripto paraların bazısı ciddi bir şekilde bu alana adım attı, bazısı ise sadece kripto paraların mevcut popülerliğinden faydalanmak istedi.

Bu kripto para fırtınası, beklenildiği gibi 2018 yılında da dinmedi ve dinmeyecek gibi de görünüyor. Sürekli olarak yeni kripto paralar çıkmaya devam ederken bunların bir yenisi de ünlü uyuşturucu baronu Pablo Escobar’ın kardeşi Roberto Escobar’ın şirketi tarafından piyasaya sürüldü. The Next Web’in yaptığı habere göre, Roberto Escobar tarafından çıkarılan kripto paranın ismi Diet Bitcoin. Bitcoin ağına bağlı olan yeni kripto para birimi, Bitcoin’in daha hızlı ve daha açık bir alternatifi olma sözü veriyor.

Roberto Escobar’ın sahibi olduğu risk yatırımı şirketi Escobar Inc., mevcut olarak kullanıcıların %96 indirimle alım yapabilecekleri bir başlangıç para teklifi yürütüyor. Normalde 50 dolar olan kripto para ücreti, bu indirimle 2 dolara düştü. Diet Bitcoin’in internet sitesinde, 1 milyon kripto paranın üç ayrı satışa bölüneceği bilgisi yer alıyor. Belirtilene göre; 300 bin adet Diet Bitcoin 50 dolardan (şu anda 2 dolar), diğer 300 bin adedi 100 dolardan ve kalan 400 bin adedi ise 1.000 dolardan satışa sunulacak.

Escobar Inc. COO’su Daniel Reitberg, çıkardıkları yeni kripto parayla ilgili olarak şunları söyledi:

“Herkes bu haberleri dinlemeli. www.dietbitcoinICO.org adresine gidin ve paranızın yettiği kadar Diet Bitcoin satın alın. Şu anda 4000 kat daha ucuz olmamız haricinde, sayılar konusunda Bitcoin ile aynı olduğumuz için değer çok yüksek olacak.”

Escobar Inc. CEO’su Olof Gustafsson ise şu açıklamayı yaptı:

“Neden gezegendeki herkes, arkasında gerçek bir ekip bulunmayan Bitcoin’den ya da diğer kripto paralardan satın alır ki? Biz, Escobar Inc.’te kripto para Diet Bitcoin’i tamamen desteklemeye kendimizi adadık ve bu yeni para biriminin günlük operasyonlarını yürütüyoruz.”

Escobar Inc. şirketi, Bitcoin’e kafa tutacak kadar iddialı görünüyor. Kendilerinin gerçekten sağlam adımlarla bu maceraya atılıp atılmadıklarını ise zamanla göreceğiz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link