Avrupa’da Doğan Her Bebek Ailesini Zengin Ediyor 0

Dünya’da nüfus sorunu gün geçtikçe artmasına rağmen ülkelerin nüfus artışına olan bakışı son zamanlarda değişmiş durumda. En kalabalık nüfusa sahip olan uzak doğu ülkesi Çin, şu an dünyanın ikinci büyük ekonomisi. Bu kadar nüfusa sahip bir ülkenin iş gücü piyasasındaki avantajı ”emek sömürüsü” diye ön plana çıksa da Avrupa’daki ülkelerin nüfuslarını artırma istekleri biraz daha politik.

Avrupa ülkeleri an itibariyle dünyada doğum oranı en düşük ülkeler arasında yer almakta. Dolayısıyla ortalama yaş buna paralel olarak artış göstermekte. Hal böyle olunca sofistike, tarihi, sanatsal gibi sıfatlara sahip olan Avrupa, en yeni sıfatı “yaşlı” ile tanışmak zorunda kaldı. Özellikle de Orta Asya ve Afrika’dan yapılan göçlerle salt nüfusunu koruyamaz hale gelen Almanya, Fransa gibi ülkeler milliyetçilik damarlarının da atmasıyla bu duruma pek sıcak bakmamaya başladılar. Son yıllarda Schengen bölgesinin vermiş olduğu zorunlulukla da sınırlarını rahatça çizemeyen Avrupa ülkeleri çareyi -Başbakanımızın da önerdiği gibi- çocuk sayısını arttırmakta buldular.

Avrupa Birliği’nin 501 milyon olan nüfusunun 2050’de 454 milyona düşeceği ve AB’de çalışma çağındaki nüfusun %18 azalacağı tahmin ediliyor. Avrupa’da şuan ortalama doğurganlık sayısı 1,59 civarında. Türkiye’de ise nüfus azalan oranda artsa da 2012 itibariyle Türkiye hala 2,1 seviyesinde doğurganlık oranına sahip.

antrnfsmks

Peki Avrupa Birliği ülkeleri nüfus artırımı için ne gibi teşviklerde bulunuyor?

Avrupa Birliği’nin yaşam şartları açısından önde gelen ülkelerinden olan İsveç 1,5 olan doğurganlık hızını kadın başına 1,7 çocuğa çekmek için 15 ay ücretli doğum izni veriyor. Çek Cumhuriyeti yardımları iki katına çıkarırken, Danimarka, İsveç, Finlandiya ve Hollanda’da erkekler için tanınan izin süresi 10 haftaya kadar çıkıyor. Bunlar sadece bu alanda yapılan en hafif yardımlardır desem hiç de abartıya kaçmaz. Çünkü bazı ülkelerin yapmış olduğu yardımlar ve teşvikler zengin edecek cinsten. O ülkeler hangileri mi?

İNGİLTERE – Üniversiteye Kadar Destek

İngiliz hükümeti ilk çocuk için 84 sterlin (240 lira) ve diğer çocuklar için 55 sterlin (150 lira) veriyor. Ayrıca eğitimine devam eden çocuklar bu yardımdan üniversiteye kadar faydalanabiliyor. Yani 3 çocuk yapan bir İngiliz ailesi yıllık 7 bin lira civarında devletten yardım alabiliyor.

ALMANYA – 25 Yaşına Kadar Bakım

Avrupa Birliği’nin yapı taşlarından Almanya, vatandaşına 25 yaşına kadar bakıyor. İlk iki çocuk için 184 euro yardım yapan ülke, üçüncü çocukta bu fiyatı 190 euro’ya çıkarıyor. Üç çocuktan fazlası için ise her bir çocuğa 215 euro veriyor.

Adsız

FRANSA – Ayrım Yapılmıyor

Ailelere eğitim ve konut yardımında bulunan Fransızlar zengin veya fakir ayrımı yapmadan tek çocuk için 320, iki çocuk için 430, 3 çocuk için 540 euro veriyor.

İSPANYA – 2500 Euro Yardım

Ortalama doğurganlık oranı 1,3’ün altına inen İspanya, doğum yapan kadınlara 2500 euro destek sağlıyor.

RUSYA – 9 Bin Dolar Teşvik

Rusya’nın nüfusu her yıl 700 bin kişi azalıyor, bu demek oluyor ki doğacak her çocuk Rusya için çok değerli. Bunu bilen başbakan Vladimir Putin, vatandaşlarını çocuk yapmaya teşvik etmek için her doğuma 6 bin dolar vermeyi kanun haline getirdi.

DANİMARKA – Erkeklere Bile 2,5 Ay İzin

Doğum için annelere izin vermenin yanı sıra Danimarka, Hollanda ve Finlandiya erkeklere de 2,5 ay izin veriyor.

GÜNEY KIBRIS – 20 Bin Lira

Güney Kıbrıs ikinci çocuktan sonra gelen her çocuk için 20 bin lira civarında yardımda bulunuyor.

Yapılan bu teşvikler meyvesini verdiği taktirde Avrupa’nın nüfusunda belli bir artış trendi yaşanacağı düşünülüyor. Diğer bir yandan Almanya ve Fransa gibi daha milliyetçi olan ülkeler yaşam şartlarının daha iyi olması nedeniyle her geçen yıl daha fazla göç almakta. Eskiden göç denince akla ilk önce ABD gelirken, Avrupa Birliği’nin sağlamış olduğu avantajlar bu algıyı bir anlamda buraya çekmiş durumda. Buna dayanamayan başta Almanya ve Fransa olmak üzere çoğu AB ülkesi artık milli nüfusunu artırma politikaları izlemeye başladı. Bunun en büyük yaptırımlarından biri de doğurganlık sayısını artırmak olunca Avrupalı aileler artık çocuk yapmaktan kaçınmak yerine daha fazla çocuk sahibi olacakmış gibi görünüyor. Bu da demek oluyor ki yaşlı Avrupa yerini genç ve dinamik bir Avrupa’ya bırakacak(!)

 

Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

Bir Cevap Yazın

Paris, Fosil Yakıt ile Çalışan Otomobillerden Resmen Vazgeçiyor 0

Paris’teki yetkililer önümüzdeki 13 yılda, fosil yakıt ile çalışan arabaların trafikten kademeli bir şekilde çekilmesini planladıklarını duyurdu. Böylece, 2030 yılındaki Paris trafiğinde elektrikli olanlar dışında bir otomobile rastlanmayacak. Bu düzenleme, 2040 yılında ise Fransa’nın bütününde tamamlanacak.

France Info’ya verdiği demeçte uygulamayı yorumlayan Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu üyesi Christophe Najdovski, düzenlemeyi “sera gazı salımını azaltacak uzun vadeli bir strateji” olarak yorumladı. Ulaşımın sera gazı üretiminde başı çeken nedenlerden biri olduğunu belirten Najdovski bu gelişmeyi, Paris’in 2030 itibarıyla “yanmalı motorla veya fosil yakıtlarla çalışan araçları bırakma” planının bir parçası olarak gördüğünü belirtti.

Yeşiller Grubu üyesi Christophe Najdovski

Dizel motorlu araçların, ev sahibi olacağı 2024 Olimpiyat Oyunları’na dek kademeli olarak yasaklandığı Paris’teki yetkililer, sadece elektrikli araçlardan oluşan bir trafik düzeninin bir yasak değil, geçiş dönemi olarak yorumlanması gerektiğinin altını çiziyorlar. Bununla birlikte, düzenlemeye uymayacak sürücülerin karşılaşacakları cezaların neler olabileceğini henüz açıklamış değiller.

Dünyayı bir bütün olarak etkileyen fosil yakıt yayılımından elbette Fransa da etkileniyor. Başkent Paris ise hava kirliliği konusunda ülkenin en çok etkilenen şehirlerinden. Kentteki yetkililer hâlihazırda, zaman zaman yoğun bir şekilde yaşanan hava kirliliği nedeniyle geçici benzinli ve dizel motorlu araç yasakları da uyguluyor.

Paris’te 2030 itibarıyla yalnızca elektrikli araçların kullanılabilecek olması, ülkenin fosil yakıt kullanımının azaltılması adına aldığı birçok önlemden yalnızca biri. Hatta Fransa, 2040 itibarıyla yalnızca benzin ve dizel motorlu otomobilleri trafikten çekmekle yetinmeyip ülke çapındaki fosil yakıt üretimini sıfırlamak istiyor.

2030’a kadar yanmalı motorları yasaklayacağını açıklayan Almanya, 2040’a gelindiğinde elektrikle çalışmayan araçları tamamen bırakılmış olacağını açıklayan Birleşik Krallık, 13 yıl sonra ülkede satılacak bütün yeni otomobillerin elektrikli olacağını öngören Hindistan ve fosil yakıtla çalışan otomobillerin ne zaman tamamen piyasadan silineceğine dair gelecek senaryoları hazırlayan Çin’i düşündüğümüzde, Fransa’nın bu konuda daha fazla geç kalmak istememesi gayet anlaşılır bir hareket sayılmalı.

Nissan’ın elektrikli otomobil modeli Leaf

Dünyanın en çok sera gazı salımı yapan ülkelerinden ABD’de ise henüz bu konuda net bir gidişatın olmadığı görülüyor. Hatırlayacağımız üzere ülke, Donald Trump’ın başkan olmasıyla Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmişti. Yine de California eyaleti yetkililerinin geçen ay, elektrikli olmayan taşıtların kullanımını yasaklamanın eyaletin iklim değişikliğiyle ilgili hedeflerine ulaşmasında etkili olup olmayacağına dair yaptığı incelemeler, bu yönde atılmış kayda değer bir adım sayılabilir.

Şu bir gerçek ki benzin ve dizel motorla çalışan taşıtların artık sayılı günleri kaldı. Birçok hükümet, elektrikli taşıtlar dönemine geçiş hakkında aktif yaklaşımlar sergiliyor. Bu yeni düzende, hangi otomobil üreticilerinin değişime uyum sağlayıp ayakta kalabileceği ve hangilerinin bir lider olarak ortaya çıkacağı ise hâlâ merak konusu. Nissan’ın Tesla‘ya rakip olarak görücüye çıkardığı Leaf, bu alanda sıkı bir rekabet olacağının göstergelerinden biri.

Akıllı telefon çağına direnemeyip daha baştan havlu atan Nokia gibi, elektrik çağındaki rekabette olmayacak otomobil markaları da olacak mı? Bekleyip göreceğiz.

Türkiye’nin Dev Markalarının Dünya Pazarına Açılma Hikayeleri 0

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından Marka Yatırım Holding’in isim sponsorluğuyla gerçekleştirilen 10. İSTANBUL MODA KONFERANSI bu yıl, 11-12 Ekim 2017 tarihlerinde Çırağan Palace Kempinski İstanbul’da “Why Turkey” teması ile hayata geçti. Konferans’ta Türkiye’de hazır giyim sektörünün gücü, sürdürülebilirlik anlayışı ve bölgede rakipsiz bir iş ortağı olarak yetkinlikleri vurgulandı.

Türk perakende markasını küresel pazarda temsil eden üç büyük Türk markası da Konferans’ta yerini aldı. LC Waikiki Ceo’su Mustafa Küçük, Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ve Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz, Türkiye’nin Markaları & Markaların İhracatı oturumunda konuşma yaptı. SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu ve Mavi Jeans Kategori Direktörü Emre Kurtoğlu da sektörel bilgi birikimini ve markalaşma yolculuğunu aktardı.

LC Waikiki Ceo’su Mustafa Küçük:

“Marka eksiğimiz yok lider eksiğimiz var”

Üreticiydik, sadece üretim yatırımı yapıyorduk. Taklitlerimizin önüne geçmeye çalışırken lisansını aldık. Toptan satışla küçük bir mağazada 1990’larda satışa başladık. 1997 yılında LC Waikiki’yi satın aldık. Üretimle perakendeyi ayırıp mağazalaşmaya geçiş kararı aldık. 2010 yılına kadar iç pazarda var olacağız sonra dünyaya açılacağız demiştik. Doğru zamanda doğru kararı almak çok önemli. Geliştirdiğimiz markanın segmenti doğru seçildi. Tek bir alanda uzmanlaşacağız dedik ve farklı alanlara yatırım yapmama kararı aldık. Vizyon ve misyonu belirlerken “Neden?” sorusuna yanıt aradık. Niye Türkiye markası çıkmıyor sorusunu sorguladık. Dar gelirli bir aileden geliyorum. “İyi giyinmek herkesin hakkı” felsefesinden yola çıktık. Mütevazi ve çift kanatlı liderler yetiştirmeye özen gösteriyor hep öğreniyoruz.

LC Waikiki olarak, 450’si Türkiye’de, 450’si yurtdışında toplam bine yakın mağaza ile 35 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Her yıl 150 mağaza açılıyor. Ben nerede mağaza açılıyor ilgilenmiyorum. Türkiye’nin marka eksiği yok lider eksiği var. Ben zamanımı ekip yetiştirmeye harcıyorum.

Global marka olabilmeniz için global tedarik zinciriniz olmalı. Bizim tedariğimizin %80’i Türkiye’den karşılanıyor. Bu aslında doğru değil. Konfeksiyon tarafı talebe cevap veremiyor. Türkiye’de konfeksiyonda istihdam edilecek işgücü yok. İşsizlik bu kadar yüksekken konfeksiyon işçisi neden bulamıyoruz, sorgulamalıyız. Dış giyim üretecek üretici arıyoruz. Tedarik altyapımıza yatırım yapmalıyız. Bizim yerimize Turquality çatısı altında konfeksiyoncuya, kumaşçıya teşvik verilmeli.

Markalaşmak isteyenlere tavsiyem: Hazır olmadan Batı’ya açılım yapılmamalı. LC Waikiki olarak biz halen Batı’da yokuz. Önce var olduğumuz ülkelerde büyüyecek, markalaşacağız. 2020’ye kadar hazırlığımızı yapacağız. Batı’da Zara’nın yanında 2023’te Türk markası olarak LC Waikiki’yi görebileceksiniz.

Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu:

“Yüzde 95’ini ülkemizde üretiyoruz”

Hammadde aldığımız Avustralya’ya bugün son mamul ürün ihraç ediyoruz. Sidney’de 2. mağazamızı açıyoruz. Geçmişte bugünleri hayal edemezdik. Bir ülke sahip olduğu markaları kadar zengindir. Ana stratejiyi iyi kurgulamalısınız. Her segmentte var olma çabasına girmedik, kendi segmentimize odaklandık. “Ulaşılabilir lüks” kavramına odaklandık. İki yıldır hedefimiz İtalya. Bugün İtalya’da 9 noktada varız. 5-6 ay içinde 18 mağazaya çıkacağız. Azerbaycan’da 5 mağazamız var, Filistin’de de İsrail’de de varız.

2015 yılında en büyük yatırımı üretime yaptık. Teknoloji olarak Avrupa’nın sayılı üretim yatırımlarından birine imza attık. Gerçek katma değere odaklanıyor, 3 bin kişi istihdam ediyoruz. İhracatımızın %95’ini kendi ülkemizde üretiyoruz. Bir isteğim var: Yabancı hayranlığından kurtulup, kendi markalarımıza inanalım. Biz mağazacılığı ve perakendeyi öğrendik, büyük fırsatlar bizi bekliyor. Yeter ki Türk markasının gücüne inanalım.

Koton Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Yılmaz:

“Hammadde ve kumaş üzerindeki vergi indirilmeli”

Türk markaları çok doğru zamanda Türkiye’de gelişim sergiledi. Türkiye bugün Avrupa’da avm mevcudiyeti açısından çok önemli konumda. 25 metrekarelik bir alanda ihracat fazlası alıp satarak işe başladık. Zamanla, üretim yapmayı, koleksiyon yapmayı ihracat yapmayı öğrendik. 2000’de 10 mağazamız varken Türkiye’de bugün 299 mağazamız var. Ferah mağaza yapısı, bol çeşit, uygun fiyat arayan tüketici beklentilerini hep ilk sırada tuttuk ve buna özen gösterdik. Fast fashion mass markette başarılı olmanın tek alternatifi. Bunu her ortamda deneyimliyoruz. 186’sı yurtdışında toplam 485 mağazamız var. İK’nız girişimci gibi davranan bireylerden oluşmalı. İK’ya ve altyapıya yatırım yaparak hedefimiz, bir dünya markası yaratmak.

Tedariğin %80’ini Türkiye’den temin ediyoruz. Dünyanın en pahalı kumaş ve hammaddesini kullanıyoruz. Hammadde ve kumaş üzerindeki vergi indirilmeli. O zaman %90’ını Türkiye’den satın almamak için bir neden yok. Dünyanın sayılı moda ekosisteminlerinden birine sahibiz. Bu gücü, bu potansiyeli ekosisteme yarar sağlayacak bir yaklaşımla geliştirmeliyiz.

Mavi Jeans Kategori Direktörü Emre Kurtoğlu:

“%100 Türk üreticilerle çalışıyoruz”

1991’den önce kurucumuz denim üretirken markalaşmaya gidiyor ve Mavi Jeans ile 1996’da pazar lideri oluyoruz. 1997’de herkes doğuya giderken biz Batı’ya giderek Amerika ve Kanada’da sonra Almanya ve Hollanda’da yatırım yaptık.. Bugün Rusya’da 11 mağazamız var. 2009 yılından sonra sadece denim yetmez diyerek kadın-erkek-çocuk üst giyimi de dahil ettik. 35 ülkede 6 şirketimizle faaliyet gösteriyor, 5.000’den fazla mağazada 3.500’e yakın çalışanımız bulunuyor. “Kaliteli olmalı, hayat standardımı yansıtmalı, üstüme tam oturmalı” tüketici beklentisine yanıt olduk. Ciromuz: 1.3 milyar TL. Türkiye’nin 142. şirketiyiz. 2014-2016 büyüme oranız %21. 80 ilde 331 mağazaya sahibiz. Mavi’yi marka, markayı moda yaptık. E-ticaret platformumuzda birleşik büyüme %39. Gurur duyuyoruz ki; %100 Türk üreticilerle çalışıyoruz.

SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu

“Hafif bulut da olsa güneşli günler bizi bekliyor”

Dünyada tekstil dendiğinde her zaman Türkiye’nin bayrağı dalgalanacak. Bugün konfeksiyon işçisi bulamıyoruz. Tekstil en fazla istihdam sağlayan, en katma değerli sektör. Kumaş konusunda çok ilerdeyiz. Tasarımda gelişiyoruz. Çantamızı alıp dünyayı gezeceğiz. Türkiye’de hafif bulut olsa da güneşli günler bizi bekliyor.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link