Altın Yeni Bir Rekora mı Koşuyor?


Son yıllarda ons fiyatında yaşanan mükemmel artış sonucu geçtiğimiz sene tüm zamanların en yüksek fiyatına ulaşan altın, sahnede kendini assolist olarak göstermeye devam ediyor.

2011 yılında 1,920 ons/$ fiyatıyla rekor kıran altın, Şubat 2012’de ulaştığı ikinci zirve’den(1,777  ons/$) sonra düşüşe geçmişti ki aradan 6 ay geçmeden hızlı bir yükselişe daha imza attı ve Ağustos ayı sonu itibariyle 1,668 ons/dolar fiyatına demir attı.

Hal böyleyken cevaplanması gereken bir soru ön plana çıkıyor: Altının ons fiyatı 1900’lere dayanmışken, dünyada yaşanan ekonomik ve siyasi riskler sonucu 1500’lere düştü, ama bu riskler hala devam ederken ve olağanüstü değişiklikler yaşanmadığı halde fiyatın tekrar yükselmeye başlamasının sebebi nedir? Bu soruya kapsamlı bir cevap vermek için dünyada altının etkilendiği faktörlere bakmakta fayda var.

İlk olarak gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesine gitmesi dünyada altına olan talebi arttıran önemli bir faktör olarak ortaya çıkıyor. Bunların başında dış ticaret fazlası veren Rusya ve Çin geliyor. Türkiye de son yıllarda gelişmekte olan ülke olarak altın talebinin hızla arttığı bir ülke konumuyla dünya altın piyasasında yerine almış durumda. Yurt içinde oluşan duruma bakacak olursak, günümüzde altın yatırımı artık fiziki altın sahibi olarak yapılan yatırımdan sıyrılıp bankalarda açılabilen vadeli ve vadesiz altın hesapları sayesinde daha kontrollü bir şekilde kullanılabilen bir yatırım aracı haline geldi. Bunun yanı sıra bazı bankaların uyguladığı gibi dolar cinsinden getiri sunan altın hesapları da yeni yatırım aracı olarak kullanılmaya başlandı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayınlanması beklenen taslağa göre de artık yatırımcılar sadece cumhuriyet altını ile değil tüm ziynet altınları ile de bankalarda hesap açıp altın yatırımı yapabilecek. Ama henüz belirsizliğini koruyan bu taslak önerisi, yayınlanması halinde başta kuyumcular olmak üzere bazı kesimlerin keyfini kaçıracak nitelikte.

Altın fiyatlarının artıp azalmasına sebep olan diğer bir faktör ise  Türk lirasının dolar karşısında seyrettiği durum. Özellikle TL, dolar karşısında değer kaybettiği zamanlar ( içinde bulunduğumuz son aylar buna örnek olarak gösterilebilir) yani döviz kurunun yükseldiği dönemde altın, TL’nin değer kaybına karşı bir koruma aracı olarak kullanılıyor.

Son dönemde Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) parasal genişlemeye gideceği ve bu sayede likiditenin artacağı beklentisi, altına olan talebi arttıran faktörlerden en önemlisi olarak görünüyor. Global likiditedeki artışın süreceği beklentisi altının son üç ayda izlediği yatay seyirden sonra yükselişinin ve sene sonuna kadar artabileceğinin en önemli sebebi olarak göze çarpıyor. Özellikle bu dönemde yani para arzının arttığı ve enflasyonun yüksek olduğu zamanlarda güvenli liman altının fiyatları zirveden inmiyor. Peki bu durum ne  zamana kadar sürecek?

Bazı ekonomistler altın fiyatının uzun vadede yükseliş trendini koruyacağında hemfikir olurken, ben bu balonun kısa vadede biraz daha şişebileceğini ama uzun vadeli bir yatırım aracı olarak altına yönelenlerin hüsrana uğrayacağı görüşündeyim. Kısa vadede bir tahminde bulunmak gerekirse ekonomiler kötü gittiği sürece altın fiyatları bunun tersine iyi gidecektir. Uzun vadede ise parasal genişlemenin aksine daralma yaşanacağının konuşulduğu ve ekonominin kalıcı bir şekilde düzeldiği zamanlarda altından kaçmakta fayda var.

Paylaş
Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

CEVAPLA