Aldığı 2 Pizza Nedeniyle 25 Milyon Dolardan Oldu

22 Mayıs 2010 tarihinde Laszlo Hanyecz isimli bir geliştirici, 10.000 bitcoin kullanarak iki adet pizza satın almış ve bu olay, gerçek dünyada yapılan ilk bitcoin işlemi olarak kayıtlara geçmişti. Ancak Laszlo bitcoin’in bu kadar çıkış yapacağını bilseydi, herhalde aç kalmayı göz alır, yine de o iki pizzayı satın almazdı. Zira, o zaman yaklaşık olarak 40 dolar değerinde olan 10.000 bitcoin, şu anda yaklaşık olarak 25 milyon dolara denk geliyor.

Hanyecz, konuyla ilgili olarak 2013 yılında The New York Times’a yaptığı açıklamada “O zamanlar bitcoin’in bir kıymeti yok gibiydi. Bu yüzden onları pizza ile değiş-tokuş yapma fikri inanılmaz bir şekilde iyiydi. Hiçkimse onun bu kadar büyüyeceğini bilmiyordu” demişti. Ki 2013 yılında bitcoin’in en yüksek değeri 1.124 dolar olarak kayıtlara geçmişti. Yani bitcoin’in o zamanki değeri, şu andaki değerinin yarısından bile azdı.

Şu sıralarda büyük bir yükselişte olan bitcoin’in değeri, geçtiğimiz pazartesi 2.185 dolar seviyelerine çıkarak tarihindeki en yüksek seviyeye ulaşmıştı. Bu hafta içinde rekor üstüne rekor kıran dijital para biriminin değeri, son olarak dün 2.750 dolar seviyelerine ulaştı ve bu rakam, şimdilik bitcoin’in ulaştığı en yüksek değer. Şu anda ise bir bitcoin’in değeri, 2550 dolar civarında seyrediyor.

Bu arada Laszlo Hanyecz’in yaşadığı bu olayla ilgili ilginç bir de detay var. Hanyecz’in 10.000 bitcoin karşılığında iki pizza satın aldığı 22 Mayıs tarihi, her sene bitcoin kullanıcıları tarafından “Bitcoin Pizza Günü” olarak kutlanıyor.

Her ne kadar Bitcoin, son derece iyi bir çıkış yakalasa da BitTorrent’in mucidi Bram Cohen, yeni bir dijital para birimi oluşturmayı planlıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

1 Comment

  1. Gerçekten çok yazık olmuş diyor insan. Zaten zenginler genelde hep geleceği öngören insanlardan oluşuyor.

Bir Cevap Yazın

Tudors Çalışanlarıyla Birlikte Kimsesiz Sokak Hayvanlarına Sahip Çıkıyor

Sokakta yaşayan hayvanlar için kış ayları çok zor olduğu gibi yaz ayları da zor geçebiliyor. Hava çok sıcak ve su tüketimi ihtiyacı insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da artıyor. Tudors bunu düşünerek 26 cadde mağazasının önüne sokak hayvanları için su kabı bırakarak çalışanlarıyla birlikte sokak havanlarına yardım ediyor.

Tudors daha önceden de bazı sosyal sorumluluk projelerine imza atmıştı. Özellikle kadına şiddet konusunda hassas olan marka “Çalışan kadına fazladan izin” gibi uygulamalarla da gündeme gelmişti. Tudors sosyal sorumluluğa önem veriyor ve başka markalara da bu anlamda örnek omak istiyor.

Konuyla ilgili bilgi veren Tudors CEO’su Yaşar Ayayadın “Tudors bir halk markası. Biz halkın yüreğini temsil ediyoruz. Bir marka olmanın en büyük sorumluluğu örnek olmak, farkında olmak ve duyarlı olmaktır. Sokak hayvanları için başlattığımız bu çaba dilerim  pek çok markaya  örnek olur “ dedi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Trafik Sıkışıklığının Ekonomiye Etkisi Nedir?

  • Büyük şehirlerdeki trafik sıkışıklığı, sadece zaman kaybına değil, aynı zamanda ekonomik bir kayba da neden oluyor.
  • 2013 yılında, ABD’deki trafik sıkışıklığının doğrudan ya da dolaylı olarak neden olduğu maddi kayıp 124 milyar dolardı.
  • Mısır’ın başkenti Kahire’nin 2010 yılındaki trafik problemi, yaklaşık olarak 50 milyar Mısır pound’u tutarında bir maliyete neden oldu. Bu rakam, Mısır’ın gayrisafi yurt içi hasılasının %4’üne eşit.
  • Matthias Sweet isimli araştırmacı, daha yüksek düzeydeki trafik tıkanıklıklarının başlangıçta daha hızlı ekonomik büyüme ile ilişkili olduğunu keşfetti. Yani trafik sıkışıklığı yaşamayan şehirler için biraz trafik sıkışıklığı, bu şehirlerin ekonomileri için yararlı olabilir.
  • Trafik tıkanıklığı, kişi başına yılda 35 ila 37 saatlik -ya da tek yön yolculuk başına yaklaşık olarak 4,5 dakika- bir gecikmeden daha kötü olduğu zaman, iş büyümesinin yavaşladığı görülüyor.
  • İlgili Yazı: Dünya Kupası’na Ev Sahipliği Yapmak, Ekonomik Açıdan Mantıklı mı?

İstanbul’da yaşayanların günlük hayatının bir parçasıdır trafik sıkışıklığı. Her ne kadar metro ve metrobüs hatları bu sorunu biraz olsun azaltsa da, bu ulaşım araçlarının sadece belirli güzergahlar arasında yer alması, birçoğumuzun İstanbul’daki trafik sıkışıklığına maruz kalmasına neden oluyor. Üstelik trafik sıkışıklığı, sadece bizim vakit kaybetmemize neden olmuyor. Aynı zamanda ekonomik anlamda da büyük bir kayba neden oluyor.

Bağlantılı otomobil hizmetleri ve ulaşım analizi konusunda uzmanlığı bulunan INRIX isimli Amerikalı şirket ve “Ekonomi ve İş Araştırması Merkezi” isimli kuruluşun birlikte hazırladığı Ekim 2014 tarihli rapora göre; nüfus artışı, gayrisafi yurt içi hasılanın büyümesi, akaryakıt fiyatlarındaki düşüş ve araba sahipliğindeki artış nedeniyle ABD’deki trafik sıkışıklığının doğrudan ya da dolaylı olarak neden olduğu maddi kayıp, 2030 yılı itibarıyla 186 milyar dolara ulaşacak. 2013 yılında ise bu rakam 124 milyar dolardı. Yani ABD’deki trafik sıkışıklığı maliyetlerinde, 17 yılda tam olarak %50 oranında bir artış olması bekleniyor. Tabii ki, o zamanki şartların ilerleyen yıllarda da devam ettiği varsayılarak bu tahminde bulunulmuş.

Forbes’un bu raporla ilgili olarak paylaştığı yazıya göre, bu raporda yer alan, tıkanıklıkların neden olduğu gecikmeler hakkındaki veriler, INRIX indeksine dayanıyordu. Ekonomi ve İş Araştırması Merkezi de en yoğun trafik sıkışıklığı nedeniyle haneler üzerine yüklenen yükü belirlemek için bu verileri kullandı ve şu üç unsuru göz önünde bulundurdu: sıkışmış trafikte boşa harcanan zaman, harcanan yakıt ve trafik tıkanıklığının çevre üzerindeki etkisi. Aynı zamanda trafik sıkışıklığı olan şehirlerde, malların taşınması ya da toplantılara katılmanın daha pahalı ve zaman alıcı eylemler olması da göz önünde tutularak dolaylı maliyetler de hesaba katıldı.

Araştırma kapsamında, 2013 yılında, trafikte harcanan yakıt ve zamandan kaynaklı maliyetlerin yaklaşık olarak 78 milyar doları ve işletmelerin ABD’li tüketicilere yansıttığı dolaylı maliyetlerin toplamının ise yaklaşık olarak 45 milyar doları bulduğu sonucuna ulaşıldı. Üstelik trafik sıkışıklığının ekonomi üzerindeki olumsuz etkisini yansıtan tek araştırma da bu değil.

Kahire Trafiğinden Bir Görüntü

Dünya Bankası’nın yaptığı bir araştırmaya göre, Mısır’ın başkenti Kahire’nin 2010 yılındaki trafik problemi, yaklaşık olarak 50 milyar Mısır pound’u tutarında bir maliyete neden oldu. Bu rakam, Mısır’ın gayrisafi yurt içi hasılasının %4’üne eşit. Mısır başkenti kadar yoğun nüfuslu ve trafiği ile ünlü olan Endonezya’nın başkenti Jakarta söz konusu olduğunda ise, bu şehrin trafik maliyeti, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının sadece %0,6’sına eşit.

Biraz Trafik Sıkışıklığı İyidir

Trafik sıkışıklığıyla ilgili olarak söylediğimiz tüm bu şeylere rağmen, bir şehirde hiç trafik olmaması pek de olumlu bir durum değil. Zira bir araştırmaya göre, belirli bir noktaya kadar trafik sıkışıklığıyla ekonomik büyüme arasında bir doğru orantı mevcut. ABD’li eski siyasetçi John Norquist, trafik sıkışıklığıyla ilgili olarak şu dikkat çekici ifadeleri kullanıyor:

Trafik sıkışıklığı, biraz kolestrol gibidir. Eğer hiç yoksa, ölürsün. Ve kolestrol gibi, bir iyi türü ve bir kötü türü vardır.

Virgin’in internet sitesinde trafik sıkışıklığının ekonomik etkisiyle ilgili olarak yayımlanan yazıya göre, Matthias Sweet isimli bir araştırmacı bu konuda yaptığı bir araştırma sonucunda, daha yüksek düzeydeki trafik tıkanıklıklarının başlangıçta daha hızlı ekonomik büyüme ile ilişkili olduğunu keşfetmiş. Ancak belirli bir eşiğin üzerindeki trafik sıkışıklığı, büyümenin önünde bir engel olmaya başlıyor. Trafik tıkanıklığı, kişi başına yılda 35 ila 37 saatlik -ya da tek yön yolculuk başına yaklaşık olarak 4,5 dakika- bir gecikmeden daha kötü olduğu zaman, iş büyümesinin yavaşladığı görülüyor.

Yani başka bir deyişle, Matthias Sweet’in araştırmasına göre, trafik sıkışıklığı yaşamayan şehirler için biraz trafik sıkışıklığı, bu şehirlerin ekonomileri için yararlı olabilir. Çünkü bazen trafik sıkışıklığını azaltmanın maliyeti, trafik sıkışıklığının neden olduğu maliyetten daha yüksektir. Ancak belirli bir eşiğin üzerindeki trafik sıkışıklığı, şehir sakinlerinin yaşam kalitesini düşüreceği için ekonomiye olumsuz olarak etki eder.

Trafik Sıkışıklığı Nasıl Önlenebilir?

Trafik sıkışıklığı yarattığı zaman kaybı nedeniyle iş verimliliğinin düşmesine neden olurken bir yandan da trafik sıkışıklığının sebep olduğu doğrudan ve dolaylı maliyetler, işletmelerin giderlerinin artmasına sebep oluyor. Sonuç olarak tüm bunlar da sunulan ürün ya da hizmetin fiyatının artmasına ve dolayısıyla biz tüketicilerin cebinden daha fazla para çıkmasına neden oluyor. Ancak tabii ki, trafik sıkışıklığının neden olduğu bu ekonomik kaybı önlemek için birtakım önlemler almak mümkün.

Toplu Ulaşım Ağları

Trafik sıkışıklığının neden olduğu maddi kaybın önüne geçmek için başvurulabilecek önlemlerden ilki, tabii ki toplu taşıma ağını genişletmektir. Bu noktada da metro ve metrobüs gibi bağımsız güzergahlara sahip ulaşım ağları ön plana çıkıyor. Ancak toplu ulaşım ağlarının kapsamını genişletmek, hem söylendiği kadar kolay değil hem de bu sorunu tek başına çözmek için yeterli değil.

Uber ve Lyft Gibi Ulaşım Hizmetleri

Bazı insanlar ne olursa olsun, özel araçla seyahat etmenin konforunu hiçbir şeye değişmezler. İşte Uber ve Lyft gibi özel araçlarla ulaşım hizmeti sunan platformlar burada devreye giriyorlar. Bu tarz ulaşım hizmetleri, yoğun nüfusa sahip şehir merkezlerindeki araç sayılarının azalmasına yardımcı olabilirler.

Sürücüsüz Otomobiller

Tesla ve diğer birçok otomobil üreticisi firmanın üzerinde çalıştığı sürücüsüz otomobiller de trafiksiz bir geleceğin mimarları arasında yer alabilirler. Şu anda büyük otomobil üreticileri, tamamen otonom olarak çalışabilen, yani başka bir deyişle insan bir sürücünün denetimine ihtiyaç duymadan sorunsuz bir şekilde seyahat edebilen otomobilleri gerçeğe dönüştürmek için çalışıyorlar.

Tam anlamıyla sürücüsüz olarak trafiğe çıkabilen araçlar ne zaman gerçeğe dönüşür ve ne zaman yaygınlaşır bilinmez, ancak bu araçlar bünyelerinde barındırdıkları sensörler sayesinde, trafikteki diğer araçlarla sürekli olarak iletişim halinde olacaklar ve bu da daha istikrarlı ve akıcı bir trafik akışının olmasını sağlayacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link