ABD’de Çılgın Alışveriş Sezonu “Kara Cuma” İle Açıldı 0

Amerika Birleşik Devletlerin’de, Black Friday, Şükran Günü’nden sonra gelen ilk Cuma gününe deniyor. Mağazaların çok erken saatte açılıp ve geç kapandığı bu günde %70’lere varan indirimler sunarak bir alışveriş çılgınlığına yol açarlar. Black Friday resmi bir tatil sayılmaz ancak bayrama denk gelse bile mağazalar her zaman açıktır ve bu gün yılbaşına kadar sürecek alışveriş sezonun da ilk gongudur.

Bu kadar indirim ve satın alma varken neden bu güne “Kara” denmiş diye soracak olursanız. Bunun nedeni  1961 yılında Philadelphia’da, gerçekleşen ilk Cuma’da alışverişten dolayı oluşan yoğun trafik ve zorluklar nedeniyle bu isim verilmiştir. Son yıllarda, bu gün, hem insanlar hem de mağazalar için olumlu şekilde karşılanmaktadır. Walmart, Best Buy gibi ünlü mağazalar her yıl, kapılarını müşterilerine daha erken açmaktadırlar, ve işçilerin mesaisi daha yoğun geçmektedir.

İşte ABD’de perakendecilerin bütün bir yılı kurtarma şansı olarak gördükleri (Karlarının yaklaşık %40’ı bu dönemde elde ediliyor.) “Kara Cuma” protestolara rağmen bu yıl da başladı ve başlangıcında yine unutulmaz anlara sebep oldu. Akşam saatlerinden itibaren gece yarısı günün Cuma’ya dönmesini bekleyen Amerikalılar kapıların açılması ile milyarlarca dolarlık alışverişlerine başladılar. Çocuklarına noel hediyeleri alanlar, evdeki televizyonu bir üst modelle değiştirenler ya da sadece indirimde olduğu için alınan ürünler. Kara Cuma’da 140 milyon Amerikalı bu ve bunun gibi sebepler ile mağazalardan içeri adım atması ve bir şeyler satın alması bekleniyor.

b5

Geçtiğimiz yıl cuma günü 59 milyar dolarlık ürün satın alan Amerikalılar, yılbaşına kadar süren sezonda da 580 milyar dolar harcadılar. Geçen yılın verilerine  bağlı kalarak bu yılki ekonomik verilerin etkileri de göz önüne alınarak yapılan tahminlerde ABD Ulusal Perakende Federasyonu bu yıl 600 milyar dolarlık harcama bekliyor. 

Perakende Federasyonu bir anketine göre de bayram sezonunda Amerikalılarca kişi başına 735  dolar harcanacak. Anket tüketicilerin kişi başına harcamalarında 415 dolarla aile üyelerine alacakları hediyelerin en büyük payı aldığını söylüyor. Mağazalar bu dönemde yılbaşına kadar ABD’de 720 ila 780 bin sezonluk istihdam yaratarak ekonomiye de geçici bir katkı sunuyor.

Bu kadar çıldırtacak fiyatları merak ediyorsanız; Best Buy ve Walmart’ın Kara Cuma fırsatlarına linklere tıklayarak ulaşabilirsiniz.

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

Johnnie Walker’dan Trump’a Gönderme Yapan Reklam 0

Bundan yaklaşık bir yıl önce, ABD başkanlık koltuğuna oturan Donald Trump, iktidarından beklenen hemen her korkunun gerçekleşmesine yönelik attığı adımlar ve radikal dış politikasıyla tepkileri üzerine çekmeye devam ediyor. Ciddi oranda kısılan sosyal güvenlik harcamaları, medya önünde utanç verici sahnelere konu olması ve Meksika sınırına duvar örülmesi fikri derken, kullandığı politik söylem nedeniyle ülkede son dönemde hortlayan beyaz-siyahi gerilimi ve göçmenlere yönelik sert tutum, önümüzdeki günlerde de ülkeyi zor günlerin beklediğini gösteriyor. Smirnoff örneğinde olduğu gibi, toplumsal ve politik gelişmelere ses veren markalar da boş durmuyor. Bunun son örneği ise dünyaca ünlü viski markası Johnnie Walker reklamında yansıtılıyor.

Tema olarak, ABD’de en çok tartışılan konulardan biri olan göçmenliği işleyen reklam, sadece 30 saniyede çok şey anlatmayı başarıyor. Reklamda, Amerikan vatandaşlığı için başvuran Hispanik (ABD’de yaşayan Latin Amerika kökenliler) birine, göçmenlik bürosu yetkilisi tarafından ABD’nin kuruluş metni sayılan Bağımsızlık Bildirgesi’ni kimin yazdığı soruluyor.

Sonraki ekranda ise mülakat sonrası Amerikan arkadaşlarıyla bir araya gelen kahramanımız meraklı arkadaşlarına aynı soruyu soruyor. Amerikan vatandaşı olan kişiler ise ABD’nin ilk Hazineden Sorumlu Bakanı Alexander Hamilton’ı, Amerikan politikacı ve paratonerin mucidi Benjamin Franklin’i ve Massachusetts eyaletinin ilk valisi ve Bağımsızlık Bildirgesi’ni hazırlayan kongrenin başkanlığını yapan John Hancock‘u seçerek şanslarını deniyorlar. Fakat gel gelelim hiçbiri doğru yanıtı veremiyor ve mülakata giren adamımız doğru cevabı söylüyor.

Ardından izlediğimiz bitiş sahnesinde ise masadakiler “Tebrikler Amerikalı!” diyerek kadehlerini, vatandaşlık mülakatını geçen arkadaşlarının şerefine kaldırarak onu kutluyor. Sonrasında “Bu ülkeyi evi olarak gören herkese!” diyen Johnnie Walker, Amerikan kimliğinin herkesi kucaklayan nitelikte olması gerektiğine ve aslında Amerikanların kendisinin de bilmediği bilgilerin vatandaşlık başvurusu yapan göçmenlere sorulmasının anlamsızlığına vurgu yapıyor.

Reklamın sonu ise oldukça mânidar. “Keep Walking America” diyerek mesajı veren Johnnie Walker, göçmenlere karşı dışlayıcı tutumuyla bilinen ABD Başkanı Donald Trump’ın “Make America Great Again” sloganına hiç de imâlı olmayan bir göndermeyle cevap veriyor.

Johnnie Walker’ın bu reklamı esasen, uluslararası başarıya ulaşmış bir markanın, az ya da çok tüm dünyayı ilgilendiren sosyopolitik bir konuda taraf olabilmenin ve bunu ürünle bağdaştırarak birleştirici bir güç hâline getirmenin güzel bir örneğini sergiliyor. Kim bilir? Belki de Johnnie Walker’ı Johnnie Walker yapan kült hâline gelmiş logosu, viskiyi nerede ve kaç kez damıttıklarından çok genlerinde cesaret ve olan bitenlere karşı takındığı bu proaktif duruştur.

Global Markalar Türkiye Pazarında Neden Tutunamıyor? 2

Türkiye pazarı yabancı markalar açısından bir hayli hareketli. Son bir buçuk yılda enerjiden perakendeye, finanstan e-ticarete farklı sektörlerde faaliyet gösteren yabancı markaların adeta yaprak dökümü yaşadığına şahit oluyoruz. Perakende ise Türkiye ekonomisinin en dinamik sektörlerinin başında gelmesiyle, bu yaprak dökümünden en çok etkilenen sektör konumunda.

Markaların bu çıkış kararlarını etkileyen en önemli etkenlerden biri elbette yerel markaların hızına yetişemiyor olmaları. Yereller markalar 15 günde vitrinlerini yenileyebiliyorken yabancı markalar gümrükten malı çekene kadar sezon kaçıyor. Bununla birlikte tüketiciye ulaşma konusunda yerellere göre bir adım geride kalmaları ve yabancı markaların kira giderlerine bir de gümrük vergisinin ekleniyor olması bu kararların alınmasında etkili oluyor.

Birçok sektörde, ayrılan markaların yerini yerli markalar dolduruyor. En çok hareketlilik ise hazır giyimde. 2016 Nisan ayında İngiliz devi Top Shop, haziran ayında Hollandalı hazır giyim markası C&A, son olarak da İngiliz Debenhams Türkiye pazarından ayrılma kararı almıştı. Rekabete dayanamayıp çıkan markaların yerini ise DeFacto, Penti, Koton ve LC Waikiki gibi yerli markalar alıyor. Türkiye ve yurt dışında 2 bine yakın mağaza ile hizmet veren bu 4 şirket, yurt dışında da büyümeyi planlıyor. Şirketlerin cirosu 12 milyar liraya yaklaşırken çalışan sayısının da 50 bin civarında olduğu belirtiliyor.

Sadece hazır giyimde değil, önceki yıllarda enerjide, gıdada, kozmetikte de dev markalar Türkiye’den ayrıldı. Akaryakıt sektörüne 2006 yılında adım atan ve Petrol Ofisi’ni toplam 3 milyar dolara satın alan Avusturyalı OMV, 10 yıl sonra dağıtımdan çıkmaya karar vermişti. OMV son 3 yıldır Türkiye’de ciddi kâr sıkıntısı yaşandığını ve finansal olarak sektör oyuncularının sıkıntıda olduğunu açıklamıştı. Enerjideki diğer değişim ise yenilenebilir enerjide Avrupa`nın en büyük şirketi olan Norveçli Statkraft ile yaşanmıştı.

İngiliz perakende devi Tesco da geçen sene yaptığı açıklama ile 302 milyon TL bedel ile hisselerini ve varlıklarını Migros’a satacağını açıklamış ve  iki şirket arasındaki uzun görüşmelerin sonunda, 2.5 milyar TL piyasa değerine sahip Kipa’nın satışına karar verilmişti. Tesco, 2015’te de Ankara, Mersin ve Denizli’deki toplam 10 Tesco Kipa mağazasını 40 milyon TL bedelle Beğendik’e satmıştı. Uzun süredir kâr edemeyen Tesco da  böylece Türkiye’deki faaliyetlerini sonlandırmış oldu.

Bununla birlikte geçen senenin sonunda Alman kozmetik zinciri Douglas da ayrılanlar kervanına katıldı. 2.6 milyar Euro’luk cirosuyla Avrupa’nın pazar lideri olan dev marka, ilk mağazasını Mayıs 2006’da açtığı Türkiye’de pazar payını artıramayınca çıkış kararı aldı.

Türkiye pazarında tutunamayan diğer küresel markalar ise şöyle sıralanıyor; Best Buy, Virgin, Megastore, Printemps, River Island, Motivi, Promod, Uterque, Kenneth Cole, Habita, La Senza, Industrie Denim.

Sektör temsilcileri, yabancıların hız ve operasyonel alanda rekabette zorlandıklarını dile getirirken, yerli markalar ise yerli üretim avantajıyla üst üste yeni mağazalar açmaya devam ediyorlar.

Konuyla ilgili olarak IPPA Istanbul Pozitif Psikoloji Akademisi kurucusu ve iletişim danışmanı Fatmanur Erdoğan ile Marketing Holmes görüşlerini bizlerle paylaştı.

Fatmanur Erdoğan

Perakende, Türkiye ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri. Son yıllarda Türkiye piyasasından çekilen epey bir marka oldu. Benzer şekilde, yatırım yapmak için giren markalar da oldu. Elbette, bu ayrılma kararlarının ardında tek bir sebep değil, birden fazla neden sayılabilir. Bunların arasından önemli konulardan birinin, Türkiye pazarına girmenin mağaza açmak ve mağazada satış yapmak olarak algılayan bir işletme anlayışının olduğunu söyleyebiliriz. Markanızın yönetimine bu şekilde bakarsanız, kapanma kararınız; vergiler, yükselen kur, Türk markalarıyla rekabet edememek gibi temel sebepler olacaktır. Global markaların dünya çapında marka olma sebepleri arasında iyi bir kurumsal yönetim anlayışı ve beraberinde marka iletişimi vardır. Türkiye’yi sadece distribütör ülke olarak görür ve o şekilde yaklaşırsanız, yatırımınızın karlı olmasını beklemeniz pek mümkün olmayacaktır. Eskiden, piyasa dinamikleri farklıyken belki bu metod işliyordu ama e-ticaret döneminde, kültürlerin böylesine değiştiği bir piyasa ortamında, markanızın iletişim ve pazarlama stratejilerine eskisinden daha çok değer vermek durumundasınız.

Marketing Holmes

Global Düşün Yerel Hareket Et

Türkiye, kültürel kodları nedeniyle oldukça tutucu, değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir ülke. Bu kodlar da pazarın alaturka bir yapıya bürünmesine, pazarın dinamiklerine uygun hareket kabiliyetine sahip olmayan markaların ise tutunamamasına yol açıyor. Globalde başarısı onlarca kez test edilerek kanıtlanmış pazarlama ve marka konumlandırma stratejileriyle hareket eden markaların, körü körüne inandıkları bu stratejilerle Türkiye pazarında da başarılı olacaklarına olan inançları, günün sonunda tası tarağı toplayıp Türkiye pazarından çıkmalarına kadar uzanan bir sürece evrilebiliyor.

Bu noktada pazardan çıkmak zorunda kalan markaların yaptıkları hataların en başında kültürel kodların doğru okunamaması, pazarın ihtiyaçlarına yönelik çözümlerin beklentilerle paralellik gösterememesi geliyor. Bu işler televizyon reklamlarında tasarruf için kumbarayı domuzla simgelemekle olmuyor maalesef.

Sıkı Rekabet ve Sadık Müşteri

Her ne kadar Türk halkı son yıllarda kendini geometrik bir hızla büyüyen teknolojinin büyüsüne kaptırmış olsa da, söz konusu temel ihtiyaçlar olunca yıllardır süre gelen alışkanlıkların getirdiği güçlü bağlar markalar için ekstradan bir meydan okuma (challenge) anlamına gelebiliyor. Pazardan çıkmak zorunda kalan markaların kimler olduğuna baktığımızda (C&A, River Island, Top Shop, Douglas gibi) rakiplerinin oldukça güçlü markalar olduğunu görmek mümkün. Hem pazarın dinamiklerine hakim hem de sadık müşteri portföyüne ulaşmış bu markalarla rekabet elbette hiç kolay değil. Finanse edilebilir zararların beklentileri aştığı durumlarda ise markalar zararın neresinden dönsen kardır mantalitesini gütmek zorunda kalabiliyor.

Bugün özellikle çikolata, bisküvi gibi pazarlarda Eti ve Ülker gibi iki dev markayla rekabet etmek oldukça güç. Bu iki markanın yıllardır Türkiye pazarında faaliyet göstermesinin getirdiği pazarın dinamiklerine hakimiyetin yanında, dağıtım ağının kuvveti bile birçok yabancı markanın Türkiye pazarına girişine bariyer olabiliyor.

Türkiye pazarından çıkan markaların bıraktıkları izlere bakıldığında ben tümüyle olumsuz bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu düşünmüyorum. Elbette son birkaç yıldır ekonomide işlerin iyi gitmediği malum ancak Türkiye pazarını terk eden markaların yarattığı boşluğu yerli markaların doldurduğunu, bu “fırsat” ile birlikte büyüyen yerli markaların globalde markalaşma adına yeni kaynak yaratma noktasında ellerinin daha da bollaştığını ve bunun da orta ve uzun vadede çok daha olumlu gelişmelere gebe olabileceğini söylemek mümkün. Koton, LC Waikiki ve Colins bu markaların en iyi örneklerinden.

 

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link