Dünyanın En Değerli Markaları Sıralaması, 10 Yılda Nasıl Değişti?

Özellikle milenyuma girmemizin ardından teknolojideki gelişim son derece hızlandı. İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte arama motorunun yoğun şekilde kullanılması, Google‘ın her geçen gün değerini katlamasını sağlarken Apple ise özellikle ilk iPhone’u piyasaya sürmesinden sonra yükselişe geçti. Teknolojideki bu hızlı gelişim, tabii ki diğer teknoloji odaklı çözümler üreten şirketlere de yaradı. Bu durum da son 10 yıl içerisinde, “dünyanın en değerli markaları” sıralamasında büyük bir değişim yaşanmasına neden neden oldu.

Visual Capitalist’in, BrandZ‘nin “En Değerli Global Markalar 2017” raporuna dayandırarak yaptığı habere göre yaklaşık olarak bundan 10 yıl öncesinde, dünyanın en değerli markaları listesinin tepesinde Coca-Cola ve Marlboro gibi markalar yer alıyordu. Tabii zirvede Microsoft gibi birkaç teknoloji firması da yer alıyordu. Aradan geçen yaklaşık 10 yıllık süre sonunda ise listenin ilk 5 sırasını tamamen teknoloji odaklı firmalar esir aldı.

2017’nin dünyanın en değerli markaları sıralamasının ilk beşinde sırasıyla Google, Apple, Microsoft, Amazon ve Facebook yer alıyordu. İlk 10’da yer alan ve teknoloji odaklı olmayan tek marka ise McDonald’s idi. 2006 yılındaki listede üçüncü sırada yer alan Coca-Cola ve beşinci sırada yer alan Marlboro, 2017 yılındaki listede ise sırasıyla 13. ve 12. sıralarda kendilerine yer buldular.

Teknoloji Şirketleri, Nasıl Bu Kadar Hızlı Bir Şekilde Büyüdü?

Teknoloji şirketlerinin son 10 yıldaki bu hızlı büyümesi ve dolayısıyla marka değerlerinin birden artmasında, genel olarak bu şirketlerin kolay bir şekilde dünyanın neredeyse her yerine hizmet verebilmesi etkili oldu. Zira teknoloji firmaları, fiziksel ürünlerden çok yazılım ürünleri ya da servis satıyor ve bunların internet üzerinden kolay bir şekilde sunulabilmesi lojistik vb. maliyetleri ortadan kaldırdığı için şirkete çok yüksek oranda kar sağlıyor.

Toplamda 100 şirketin yer aldığı dünyanın en değerli markaları listesinde öne çıkan birkaç önemli bilgiyi de sizlerle paylaşalım. Ülke bazında baktığımızda listede toplamda 12 tane Çinli şirket yer aldı. Bununla birlikte listede yer alan şirketlerin 23 tanesi, finansal hizmetler alanında faaliyet gösteriyor. Son olarak listede yer alan teknoloji firmalarının sayısının 23 olduğunu da belirtelim.

Bu arada BrandZ’nin hazırladığı “En Değerli Global Markalar 2017” isimli detaylı rapora buraya tıklayarak ulaşabilir ve 2017 yılında listeye girmeye hak kazanan markalar hakkında birçok detaya ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Son Bir Yılda Konkordato İlan Eden Şirketler

Son bir yılda birçok şirket konkordato ilan etti, konkordato ilan eden şirketleri sizler için toparladık. Keyifli okumalar.

BETA

Konkordato ilan tarihi: 21.09.2018

Türkiye’de toplam 400 çalışanımız ve 50 mağazamız ile online kanalımızla yılda 1 milyona yakın müşterilerimize hizmet veriyoruz. Konkordato kararını, Beta Ayakkabı Yönetim Kurulu Başkanı, Taner İkiışık kamuoyuna duyurdu.

YEŞİL KUNDURA

Konkordato ilan tarihi: 18.09.2018

13 Eylül günü İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesine başvuran şirketin talebi dün karara bağlandı. Mahkeme, şirkete yönelik yeni haciz yapılmasını yasakladı. Şirkete üç ay geçici mühlet veren mahkeme, şirket faaliyetlerinin denetimi ve onayı için de iki kişilik konkordato komiseri atadı.


HOTİÇ

Konkordato ilan tarihi: 31.08.2018

Türkiye’de 150 satış noktası bulunan, 80 yıllık ünlü ayakkabı markası Hotiç’de geçtiğimiz günlerde konkordato ilan etmişti. Hotiç CEO’su Alihan Hotiç’in yaptığı açıklamada şirketin son dönemde piyasadaki hareketlerden dolayı nakit sıkışıklığı çektiğini söylemişti.


MAKRO MARKET

Konkordato ilan ettiği tarih: 28.10.2017

Türkiye’nin önemli perakende market zincirlerinde olan Makro 28 Ekim tarihinde konkordato ilan etti. Şirket bu haberi tedarikçilerine gönderdiği bir mektupla açıklamıştı.


KESKİNOĞLU

Konkordato ilan tarihi: 12.06.2018

55 yıllık bir firma olan Keskinoğlu, nakit sıkışıklığı nedeniyle iflas erteleme yerine getirilen konkordato başvurusu yapmıştı. Şirket, neden olarak ise ticari faaliyetlerini devam ettirebilmek için bulunduğunu açıklamıştı. Konkordato süresi boyunca şirket yönetimindeki kişiler birçok mal varlığını satışa çıkardı. Tabi yaşanan bu sıkıntılar nedeniyle Keskinoğlu Şirketler Grubu  birçok işçinin de işine son verdi.


REMOİL

Konkordato ilan tarihi: 02.08.2018

Yılda 300 milyon lira cirolu Türkiye genelinde bayileri bulunan akaryakıt dağıtım şirketi Remoil’de konkordato ilan etmişti. Remoil’in konkordato başvurusu İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından kabul edildi.


DİZAYN BORU

Konkordato ilan ettiği tarih: 17.04.2018

Türkiye’nin en büyük üç plastik boru üreticisinden biri olan 300 milyon lira cirolu Dizayn Boru, içine girdiği mali dar boğazı aşamayınca iflas ertelemenin yasaklanması sonrası hayata geçen yeni konkordato yasası kapsamında mahkemeye başvuruda bulunmuştu. Başvuruda, şirketin hacizlere karşı korumaya alınması talep edilmişti.


GİLAN

Konkordato ilan tarihi: 03.09.2018

3 Eylül Pazartesi günü konkordato için başvurduklarını ifade eden Geylan, 5 Eylül Çarşamba günü de konkordato ilan ettiklerini dile getirdi. Geylan, “İşimize odaklanabilmek için bunu yaptık, amacımız mevcut vadeleri uzatmak. Borçlu olduğumuz bankaların markamıza bakış açısı olumlu, böyle dönemler beraber hareket edilmesi gereken dönemler, Türkiye hedeflerine markalarıyla ulaşabilir” dedi.


NALPAS GIDA

Konkordato ilan ettiği tarih: 13.07.2018

Kayseri’de 4 kuşaktır faaliyet gösteren Nalpaş Gıda’da mali açıdan dar boğaza girdi. Mahkemeye başvuran şirket hacizlere karşı koruma istemişti. Mahkeme, şirkete yönelik tedbir kararı vererek geçici konkordato komiseri heyeti atamıştı.


EURONET CAR RENTAL 

Konkordato ilan ettiği tarih: 20.08.2018

Araç kiralama sektörünün devlerinden  yaşadığı mali sıkıntıyı aşamayınca mahkemeye başvurmuştu. Hacizlere karşı koruma talep eden şirketin konkordato davasında tedbir kararı çıkmıştı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kurumsal Şirketler Narköy’de Yeni Çağın Terimi “Ekonovasyon” ile Tanışıyor

Organik pazarlar, “sürdürülebilirlik” kavramının birçok şirketin sözlüğüne girmesi, LOHAS – Lifestyles of Health and Sustainability gibi yeni terimler, sosyal sorumluluk yarışına girmiş dev şirketler… Dünyanın kaynaklarını adeta sömürürken bu kadar “kazanmanın” aslında kaybetmek olduğunu fark etmeye başlayan insanların rotayı daha temiz bir geleceğe çevirmek için faaliyete geçirdikleri birçok kavramdan sadece bazıları. “Daha karlı” olmayı finansal gelir artışı ile tanımlayan bir ekonomik sistemde onlarca yıl geçirmiş insanoğlu, gerçek karın teknolojik ve ekonomik gelişimin yanı sıra uzun vadeli bedensel ve ruhsal sağlıkla elde edildiğini, dünyanın gittiği yerin aslında kendisinin de destinasyonu olduğunu anlamaya başlıyor. İşte bu noktada, Nar Eğitim ve Danışmanlık kurucusu Ozan Kuşcu’nun hayatımıza kattığı ve “ekonovasyon” olarak adlandırdığı yeni bir terim hayatımıza giriyor.

“Smart” Olmayan SMART Hedefler Yerine Ekonovasyon

Ekonovasyon; ekolojik-ekonomik-inovasyon kavramlarını bir araya getiren ve gerçek, devamlılığı olacak başarının ölçümlenebilmesi için finansal verilerden çok daha fazlasına bakılması gerektiğini savunan bir terim. Yıllardır işletme okullarının giriş derslerini himayesi altına almış SMART hedefler kavramının artık o kadar da “smart” olmadığını iddia ediyor. Zira dünyanın kaynaklarının hiç bitmeyeceğini ve insanların para kazandıkları sürece başka şeyler talep etmeyeceklerini varsayan bu hedefler, insanlarda uyanmaya başlamış çevresel farkındalığı da bir gün üzerinden para kazanacak hammaddeler elde edemeyecek olma ihtimallerini de göz önüne almayan yetersiz hedefler olarak kalıyor.

Uzun Vadeli Gerçek Fayda Kazanmak…

Peki, bu yeni kavramı hayatımıza uygulamak ne demek? İlk olarak sürekli sonuca odaklanmamızı öğütleyen eski moda bakış açısını geride bırakıp sürece odaklanmak, bunun için de bir işe başlamadan önce değerleri ve prensipleri belirlemekdemek. Enerji sektöründe başarılı olma sonucuna ulaşmak için dünya petrol rezervlerini sınırsızca kullanan ve bu yolda ekosisteme verdikleri zararı umursamayan onlarca enerji şirketi, bugün imajlarını korumak için milyon dolarlık sosyal sorumluluk projeleri yapsalar da insanları samimiyetlerine ikna edemiyorlar ve temiz enerjiye olan talep hızla artıyor. Oysa ekosistemi de kendi finanslar karları kadar korunması gereken bir değer olarak görüp son yıllarda yöneldikleri temiz enerji sistemlerine 50 yıl önce yönelmiş olsalar, hem kendileri hem de dünyamız ve insanlar için “daha karlı” bir iş modeli oluşturmuş olurlardı.

Daha tek bir çivisi bile çakılmadan ekonovasyonu işletmesinin temellerine koymuş bir girişim aradığımızda ise Nar Eğitim ve Danışmanlık’ın girişimi Narköy karşımıza çıkıyor. Ekosisteme zarar vermeme prensibinden vazgeçmeden tasarlanan Narköy; organik tarım yapan bir çiftlik, ekolojik bir otel ve deneyimsel öğrenme sağlayan bir eğitim merkezi. Narköy’de toprağın doğal dengesine zarar vermemek adına yapılar, çelik konstrüksiyonlar üzerine kurulmuş ve yağmur suları arıtılarak duşlar için ve buradan gelen suda yine arıtılarak organik tarım arazisini sulamak için kullanıyor. Ozan Kuşcu, bazı misafirlerin havuz talebi olsa da, tonlarca suyu boşa harcamadan ve klorla kirletmeden bir havuz yapma yöntemi bulunana kadar bu fikirle ilgilenmediğini, bunun yerine üstü güneş panelleriyle kaplanacak bir açık otopark fikri için kaynak ayırmayı düşündüğünü söylüyor. Tüm tesisin teknolojik inovasyonların sunduğu arıtma ve temiz enerji sistemleri ile donatılmış olmasının yanı sıra Narköy’ün neredeyse tüm gıdasal ihtiyaçları organik tarım arazilerinden ve bünyesinde yer alan çiftlikten temin ediliyor. Bu sayede sürdürülebilir bir iş modeli ortaya konuluyor.

Narköy’den Pazarlama Dünyasına Dersler

70’li yıllarda fonksiyonelliğe, 80’li yıllarda duygusal argümanlara odaklanan pazarlamanın, 2000’li yıllarla birlikte geldiği nokta ise deneyim yönetimi. Bunu kalıcı kılmanın yolu ise çok yönlü hedefler ve sürdürülebilir/arkasında durulabilir bir yaklaşım sergilemek. Kurumsal hayatın bize çizdiği 21. yüzyıl profilinden çok uzak bir gelecek hayali kurmuş olan Narköy ailesi, başka bir yaşam şeklinin mümkün olduğunu misafirlerine de hissettiriyor. Yarattığı çok yönlü ve istikrarlı konsept ile Narköy’ü deneyimlemiş herkesi kendisine bağlayarak deneyim yönetiminin güzel bir örneğini sergiliyor ve aslında pazarlama departmanlarının esas amacını, değerlerini ve ekosistemi koruyarak gerçekleştiriyor. Yeni bir işe, bir projeye başlarken sadece ne almak istediğini değil, hangi prensiplerinden vazgeçemeyeceğini ve bu vazgeçilmez prensipler için hangi bedelleri ödemeye hazır olduğunu söyleyebilecek bir pazarlama bakış açısının, her daim kazanan olacağını gözler önüne seriyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?