“Çin Malı Dandiktir” Algısını Yıkan 3 Çinli Teknoloji Şirketi

  • Son yıllarda yükselişe geçen Çinli teknoloji şirketleri, “Çin malı dandiktir.” algısının yıkılmasını sağladı. Bu şirketlerden üçü ise Huawei, Xiaomi ve Lenovo.
  • Huawei, 2017 yılında 150 milyon 534 bin adet akıllı telefon satarak %9,8’lik bir pazar payı elde etti ve Samsung ve Apple’ın ardından dünyanın en büyük üçüncü akıllı telefon üreticisi oldu.
  • Uygun fiyatlı telefonlarıyla dikkat çeken Xiaomi, 2017 yılın son çeyreğinde, yaklaşık olarak 28 milyon 187 bin adet akıllı telefon sattı ve global akıllı telefon pazarının %6,9’una sahip oldu.
  • 2017 yılında dünya genelinde 54,7 milyon PC satan Lenovo’nun 2018 yılının ilk çeyreği itibarıyla global PC pazarındaki payı %20 idi.

Yıllar boyunca ülkemizde “Çin malı dandiktir.” anlayışı mevcuttu ve bu anlayış haksız sayılmazdı. Zira yıllar boyunca Çin’in ucuz işçilik ve kalitesiz malzemeyle son derece ucuza ürettiği çeşitli ürünler ülkemize girdi ve birçoğumuz bu ürünleri kullandık. Ancak son yıllarda uluslararası pazarlarda varlığını hissettiren çeşitli Çin şirketleri, ürettikleri kaliteli ürünlerle yavaş yavaş bu algının ortadan kalkmasını sağladı. Biz de bu kapsamda öne çıkan ve kaliteli ürünleriyle global pazarda kendini kabul ettirmiş üç Çinli tüketici elektroniği üreticisini sizler için sıraladık.

Huawei

1987 yılında kurulan Huawei, aslında telekomünikasyon altyapısı hizmeti veren ve telekomünikasyon ve ağ ekipmanı üreten bir telekomünikasyon şirketi. Ancak Çinli şirket bu işinin yanı sıra tüketici elektroniği ürünleri de üretiyor. Dizüstü bilgisayar, tablet, giyilebilir cihazlar ve ağ ürünleri üreten şirket, genel olarak son kullanıcı tarafından akıllı telefonlarıyla tanınıyor ve şirketin tüketici elektroniği ürünleri tarafındaki gelirinin büyük kısmı akıllı telefonlardan sağlanıyor.

Dünyanın en büyük araştırma ve danışmanlık şirketlerinden biri olan Gartner‘ın geçtiğimiz şubat ayında paylaştığı verilere göre, 2017 yılının son çeyreğinde dünya genelinde yaklaşık olarak 407 milyon 845 bin adet akıllı telefon satıldı. Huawei ise 2017 yılın son çeyreğinde, toplamda 43 milyon 887 bin adet akıllı telefon sattı ve global akıllı telefon pazarının %10,8’ini eline geçirdi.

Bununla birlikte Huawei geçtiğimiz yılın son çeyreğinde, 2016 yılının son çeyreğine kıyasla %7,6 oranında daha fazla akıllı telefon sattı ve 2017 yılının son çeyreğinde en fazla akıllı telefon satan ilk beş üretici arasında, bir önceki yılın aynı dönemine göre daha fazla akıllı telefon satan iki üreticiden biri oldu.

Şirket

2017 4. Çeyrek Satış Adedi (Bin)

2017 4. Çeyrek Pazar Payı (%)

2016 4. Çeyrek Satış Adedi

2016 4. Çeyrek Pazar Payı (%)

Samsung

74,026.6

18.2

76,782.6

17.8

Apple

73,175.2

17.9

77,038.9

17.8

Huawei

43,887.0

10.8

40,803.7

9.4

Xiaomi

28,187.8

6.9

15,751.3

3.6

OPPO

25,660.1

6.3

26,704.7

6.2

Diğer

162,908.8

39.9

195,059.1

45.1

Toplam

407,845.4

100.0

432,140.3

100.0

2017 yılının geneline baktığımızda ise tüm dünya genelinde 1 milyar 536 milyon 535 bin adet akıllı telefon satıldığı görülüyor. Huawei’nin yıl genelinde sattığı akıllı telefon adedi ise yaklaşık olarak 150 milyon 534 bin. Gartner’ın verilerine göre, Huawei 2017 yılında ulaştığı bu satış rakamıyla %9,8’lik bir pazar payı elde etti ve Samsung ve Apple’ın ardından dünyanın en büyük üçüncü akıllı telefon üreticisi oldu.

Şirket

2017

Satış Adedi (Bin)

2017 Pazar Payı (%)

2016

Satış Adedi

2016 Pazar Payı (%)

Samsung

321,263.3

20.9

306,446.6

20.5

Apple

214,924.4

14.0

216,064.0

14.4

Huawei

150,534.3

9.8

132,824.9

8.9

OPPO

112,124.0

7.3

85,299.5

5.7

Vivo

99,684.8

6.5

72,408.6

4.8

Diğer

638,004.7

41.5

682,915.3

45.7

Toplam

1,536,535.5

100.0

1,495,959.0

100.0

Çinli Huawei, özellikle 2016 yılında çıkarttığı çift arka kameralı Huawei P9 ile birlikte akıllı telefon pazarında iyi bir çıkış yakaladı. Şirket, Huawei P9’un çift arka kamerasını Alman fotoğraf makinesi üreticisi Leica ile birlikte geliştirmişti ve bu telefon, global pazarda iyi bir satış rakamına ulaşmıştı. O zamandan beri Huawei’nin “P” ve “Mate” serisi amiral gemisi akıllı telefonlarının kameraları, Leica imzası taşıyor.

Xiaomi

Bu listede yer alan diğer şirketlere kıyasla, en genç şirket Xiaomi. 2010 yılında kurulan Xiaomi de aynı rakibi Huawei gibi akıllı telefonların yanı sıra çok çeşitli tüketici elektroniği ürünleri üretiyor. Şirketin ürettiği ürünler arasında tablet, dizüstü bilgisayar, akıllı televizyon, akıllı saat ve akıllı ev cihazları yer alıyor.

Yukarıda yer verdiğimiz Gartner verilerine göre, Xiaomi 2017 yılın son çeyreğinde, yaklaşık olarak 28 milyon 187 bin adet akıllı telefon sattı ve global akıllı telefon pazarının %6,9’una sahip oldu. Gartner’ın belirttiğine göre, sadece Xiaomi ve Huawei bir önceki yılın aynı dönemine göre daha fazla akıllı telefon sattı. Xiaomi geçtiğimiz yılın son çeyreğinde ulaştığı bu satış rakamıyla birlikte, 2016 yılının aynı dönemine göre %79 oranında daha fazla akıllı telefon satarak harika bir istatistik yakaladı.

Xiaomi’nin Mi serisi akıllı telefonları, özellikle fiyat – performans açısından rakiplerinden ayrılıyor. Çinli akıllı telefon üreticisi, rakiplerinin benzer özelliklerdeki amiral gemisi akıllı telefonlarına göre çok daha uygun fiyatlarla amiral gemisi akıllı telefonlarını piyasaya sürüyor. Xiaomi’nin uygun fiyatlı akıllı telefonları, Çin ve Hindistan başta olmak üzere Asya pazarında büyük ilgi görüyor. Bununla birlikte şirket, geçtiğimiz günlerde kar marjının hiçbir zaman %5’i geçmeyeceğine dair ilginç bir vaatte bulunmuştu.

Lenovo

1984 yılında kurulan Lenovo; bilgisayar, akıllı telefon, tablet vb. tüketici elektroniği ürünleri üreten bir firma. Çinli şirket, 2005 yılında ABD merkezli teknoloji şirketi IBM’in kişisel bilgisayar departmanını bünyesine kattı. 2012 yılında da akıllı telefon sektörüne adım atan şirket, 2014 yılında Çin’in en büyük akıllı telefon tedarikçisi konumuna geldi. Şirket, aynı yıl içerisinde akıllı telefon üretisici Motorola Mobility’yi Google’dan satın aldı.

Şirketin en önemli gelir kalemi olan PC işi, 2017 yılında şirketin toplam gelirinin %70’ini oluşturdu. Statista’nın paylaştığı verilere göre, 2017 yılında dünya genelinde 54,7 milyon PC satan Lenovo’nun 2018 yılının ilk çeyreği itibarıyla global PC pazarındaki payı %20 idi. 2009 yılının ilk çeyreği itibarıyla bu oranın %6,6 seviyesinde olduğunu göz önüne alırsak, şirketin doğru hamleler yaparak pazarda güçlü bir konuma geldiğini söyleyebiliriz.

Lenovo’nun 2009 – 2018 Yılları Arasında Global PC Pazarındaki Payı

Global PC pazarındaki güçlü konumuna rağmen, Çinli teknoloji şirketinin akıllı telefon işi pek de iyi gitmiyor. Araştırma firması IDC’nin paylaştığı bilgiye göre, 2017 yılında Çin akıllı telefon pazarındaki payı %1’in altına düştü. Buna karşılık şirketin 2017 yılında, global akıllı telefon pazarındaki payı %3,2 idi. Son dönemde dünya genelinde akıllı telefon satışları sürekli düşen şirket, son birkaç yıl içerisinde dünyanın en büyük beşinci akıllı telefon üreticisi unvanını kaybederek sekizinci sıraya kadar geriledi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Tatil Dönüşü İşe Kolay Adapte Olabilmeniz İçin 4 İpucu

  • Bayram tatilinde ya da yıllık izinlerinde şehir dışında tatil yapan insanlar için en sıkıntılı süreçlerden biri tatil havasından çıkıp işlere adapte olabilmektir.
  • Güzel geçen bir tatilin ardından işinize kolay adapte olabilmenizi sağlayacak bazı ipuçlarını sizlerle paylaşıyoruz.
  • İlgili Yazı: Tatil Dönüşü Hayaller Gerçek Oluyor: Kahve Yapabilen Çalar Saat

Bayram tatili bugün itibarıyla son buldu. Birçok kişinin 3-4 günlük bu kısa tatil için şehir dışına çıktığını, özellikle yazlık yerlere gittiğini tahmin etmek çok zor değil. Bunun yanı sıra yaz aylarında olduğumuz için de birçok kişi tatil planı yapıyor, hatta bazı kişiler ise çoktan yaptı bile.

Tatil güzel de, bitişi pek güzel olmuyor maalesef. Güle oynaya gidilen tatilin sonuna gelindiğinde, deniz, kum ve güneş üçlüsünü bırakıp da tekrardan iş rutinine dönmek birçoğumuz için çok zorlu bir süreç oluyor. İşte bu sürecin sizin için biraz daha kolay olması için Forbes’un bu konu ile ilgili olarak paylaştığı bazı ipuçlarına burada yer vereceğiz.

Dönüşünüzü Aktik Olarak Planlayın

Çoğu insan işten uzak olacakları bir zamanı planlarken gidiş için organize olmaya odaklanır. Ancak geri dönüşünüzü de önceden yönetilmesi gereken bir şey olarak değerlendirin ve bunun için makul bir plan yapın. Bununla birlikte birçoğumuz tatilin son gününün akşamı ya da gecesi eve dönerek tatil süresini maksimuma çıkartmaya çalışırken “168 Saat: Düşündüğünden Daha Fazla Vaktin Var” isimli kitabın yazarı Laura Vanderkam, daha erken bir dönüşünü göz önünde bulundurmanızı öneriyor.

Direkt Olarak İşlere Girişmeyin

Bir kriz planınız olmadan, tatilden sonra ofise geri dönmeyin. Vanderkam, bu konu ile ilgili olarak şunları ifade ediyor:

“Eğilim, kaçırdığınız tüm toplantıları telafi etmeye çalışmaktır. Mümkün olduğunca bunları ikinci güne sıkıştırmaya çalışın ya da öğleden sonra kendinize biraz zaman ayırın.”

Sabahları Asla E-Postaları Kontrol Etmeyin” isimli kitabın yazarı ve verimlilik danışmanı Julie Morgenstern ise şu tavsiyelerde bulunuyor:

“Bazı geçiş zamanları oluşturun. Ofisteki ilk gününüz için hiçbir şey ayırmayın, zaman ayırın. Ve takviminizde zamana erişiminizi engelleyin. Müsait olduğunuz görünüyorsa, insanlar takviminize bir şeyler koyacaktır.”

Ofis Dışı Otomatik Yanıtınız, İlk Savunma Hattınızdır

Ofis dışındaki otomatik yanıtınız basit, yardımsever ve dürüst olmalı. Vanderkam, tatil döneminiz boyunca işle uğraşmamanızı tavsiye ediyor. Bu otomatik yanıt sayesinde iş arkadaşlarınız müsait olduğunuzu bileceklerdir, ancak dışarıdan gelen soruların gelgit dalgasını engellemeye ya da en azından acil bir yanıt beklentisini azaltmaya yardımcı olacaktır.

Bununla birlikte iki ya da üç geniş kategoride size kimin e-posta göndereceğini belirleyin ve insanların sizin yerinize kime ulaşmaları gerektiğini ya da sizden ne zaman bir yanıt alabileceklerini bilmelerini sağlayın.

Tatildeyken Aldığınız E-Postalara Hızlıca Göz Atın ve Ardından Hepsini Silin

Gelen kutunuzun içeriğini kaybetmenin düşüncesi bile sizin için çok korkunç olsa gerek. Ancak bazı kişiler tatil sonrası e-posta temizleme işleminin, neredeyse bütün gününüzü harcamadan yapabileceğiniz bir iş olduğunu iddia ediyorlar. Bununla ilgili olarak Vanderkam, “Bazı kişiler neyin işaretli olduğuna hızlıca göz atar, neyin ilginç olduğunu görür ve daha sonra her şeyi siler.” diyor. Kısacası e-posta kutunuzdaki önemli e-postalara hızlı bir şekilde baktından sonra fazla vakit kaybetmemek için diğer e-postaları silin.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Warren Buffet’ın Tüm Yatırımcılara Ders Niteliğindeki 4 Hatası

  • Milyarder iş adamı Warren Buffet her ne kadar son derece başarılı bir yatırımcı olsa da, kendisi gibi başarılı birçok insan gibi, iş hayatı boyunca birçok hata yaptı.
  • Bu yazımızda sizlerle Warren Buffet’ın yaptığı ve tüm yatırımcılara ders niteliğindeki en büyük dört hatayı paylaşıyoruz.
  • İlgili Yazı: Warren Buffet’tan Yolunuza Işık Tutacak 5 Zamansız Tavsiye

Dünyanın en zengin insanlarından biri olan Berkshire Hathaway şirketinin CEO’su ünlü yatırımcı Warren Buffet‘ın nasıl bu kadar başarılı bir iş adamı haline geldiğini hiç merak etmiş miydiniz? Buffet’ın bu büyük başarıya ulaşmasının ardındaki öykü cesaret vericidir. Çünkü o, hisse senedi yatırımcılığında başarının dehaya değil, sürekli iyi ilkelere odaklanmaya ve bunun yanı sıra uyum sağlama istekliliğine dayandığına vurgu yapar. MarketWatch’in paylaştığı yazıya göre, ünlü iş adamının yaptığı hatalardan dört tanesi ve bu hataların tüm yatırımcılara verebileceği dersler şu şekilde:

Duygularının Yatırım Kararını Etkilemesine İzin Verdi

1962 yılında, Warren Buffet’ın BPL ismindeki yatırım ortaklığı, ortalama 7,5 dolar fiyattan Berkshire Hathaway isimli bir tekstil şirketinden hisse satın aldı. Berkshire Hathaway’in hakim hisse sahibi ve yöneticisi olan Seabury Stanton, BPL’in Berkshire Hathaway hisselerini 11,5 dolara satın almak için Buffet ile bir anlaşma yaptı. Ancak resmi teklif hisse başına 11,375 dolardı. Buffet bunu onursuz bir davranış olarak gördü ve hisseleri satmadı. Bunun yerine, daha sonradan muazzam bir şekilde aptal bir karar olarak nitelendirdiği şeyi yaptı: Agresif bir şekilde hisseleri satın almaya başladı.

Nisan 1965 itibarıyla BPL, Berkshire Hathaway’in %39’una sahipti ve şirketin kontrolünü ele geçirdi. Daha sonra Warren Buffet, tekstil işini bir 20 sene boyunca devam ettirmenin fırsat maliyetinin, diğer yatırımları ile benzer kazançlar elde etmiş olsaydı milyarlarca dolar olduğunu öngördü. Sonuç olarak ünlü yatırımcı, imalathanelerden para kazanmanın bir yolunu buldu. Orijinal işin sermayesinin büyük kısmını yavaş yavaş diğer alanlara -özellikle Ulusal Tazminat ve Illinois Ulusal Bankası gibi yüksek karlı işletmelere- kaydırdı.

Müşteri Sadakatini Hafife Aldı

Warren Buffet, 22 yaşındayken bir arkadaşıyla ortaklaşa Omaha’da bir benzin istasyonu satın aldı. Bu benzin istasyonu Texaco istasyonunun tam karşısındaydı ve Texaco istasyonu, sürekli olarak Buffet’ın istasyonundan daha çok iş yapıyordu. Çünkü Buffet’ın ifadesiyle bu Texaco istasyonu müşteri sadakatine sahipti. Ünlü iş adamının bu uzun yolculuğunda öğrendiği ilk derslerden biri, Coca-Cola gibi sektörlerinde en belirgin müşteri sadakatine sahip şirketleri aradığı için en iyi satın almalarından bazılarına yol açan stratejik rekabetçi konumlandırmanın önemiydi.

Nicel Kriterlere Çok Fazla Güveniyordu

Warren Buffet, kariyerinin başında Benjamin Graham‘ın fikirlerinden çok etkilendi. Graham kazanç gücüne, iş beklentilerinin niteliksel faktörlerine, yöneticilerin niteliğine ve işletmenin istikrarına dikkat ederken onun bakış açısıyla diğer her şeyi gölgede bırakmak, dengenin gücü ve verdiği güvenlik payıydı. Berkshire Hathaway’in Buffet’a çekici gelmesinin nedeni de buydu: O, bir mevcut net varlık değeri satın almasıydı.

Buffet iyi bir varlık destek arayışında olduğu için bazı büyük yatırımların neler olabileceğini kaçırdı. Ancak 1960’ların ortalarında, Walt Disney ve American Express‘teki yatırımlarının başarısı göz önüne alındığında, nicel kriterlere güçlü bir vurgudan geçici olarak uzaklaşmaya başladı. Büyük ölçüde net varlık pozisyonuna aldırış etmeden, mükemmel niteliksel özelliklere sahip şirketlere daha fazla yatırım yapmaya çalıştı.

Ünlü iş adamı, zamanla değerli bir yatırımcı olmanın birden fazla yolu olduğunu öğrendi. Ancak bu, Graham’ın metotlarını terk etmek zorunda olduğu anlamına gelmiyordu. Philip Fisher, Charlie Munger ve Warren Buffet’ın birleşik yatırım fikirlerini ve de Graham’ın fikirlerini kullanarak bir portföy yönetmek mükemmel bir şekilde mümkündür. Buffet ve Munger, bugün bile küçük miktarlara yatırım yaparlarken nicel pazarlık fikrini reddetmiyorlar.

Kaybını Durdurmak İçin Çok Yavaş Hareket Etti

Warren Buffet’ın yakın geçmişteki bir hatası, Birleşik Krallık merkezli süpermarket zinciri Tesco ile yaşandı. Buffet, 2013 yılında Berkshire Hathaway’in hisselerinin bir kısmını, katılmadığı yönetim hamleleri yüzünden sattığını ifade etti. Ancak oldukça büyük miktarda hisse tutmaya devam etti. 2014 yılındaki muhasabe problemleri, Tesco’yu kazancını yeniden şekillendirmeye zorlarken hisse senedi değeri düşüş yaşadı. Buffet tüm Tesco hisselerini elden çıkardığında, Berkshire Hathaway vergi sonrası 444 milyon dolar zararla karşı karşıya kaldı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link