CFO’nun DNA’sı raporu açıklandı: CFO’lar stratejik önceliklere odaklanamıyor

Raporu İncelemek İçin Tıklayın

Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY, ilki 2010’da yayınlanan ve dünya genelinde 769 finans lideriyle birebir söyleşi yoluyla gerçekleştirdiği CFO’nun DNA’sı raporunun sonuçlarını açıkladı. Aralık 2015 ile Şubat 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen anketler dikkate alınarak hazırlanan raporda; Türkiye ve dünyada CFO’ların profesyonel gelişimlerini nasıl yönettikleri ve şirketlerinin gelecekteki ihtiyaçlarını finans içinde nasıl bir dönüşüm ile desteklediklerine dair çarpıcı tespitler sunuluyor. Rapora göre; CFO’lar için iş ortamı gün geçtikçe her zamankinden karmaşık ve öngörülmesi daha güç bir hal alıyor. Dijitalleşme, verinin hızla büyümesi, değişken risk ortamı ve giderek daha fazla bilgiye ihtiyaç duyan paydaşların yönetimi, finans yöneticilerinin üstlendikleri rolü ve içinde bulundukları kuralları değiştiriyor. CFO’ların bu etkenlere farklı yaklaşımlar göstermesinden dolayı görev ve sorumlulukları gün geçtikçe farklılaşırken, devam eden bu dönüşüm CFO’ların şirketlerine olan katkılarını daha değerli kılmak için fırsatlar sunmakla birlikte rollerini yeni etmenler çerçevesinde tanımlamayanlar için de tehdit oluşturabiliyor.

2010 yılında yapılan araştırmada CFO’nun ana sorumluluk alanları kaynaklarının sağlam finansal kriterlere oturtulması, CEO ve diğer üst düzey yöneticilere analizler ile anlayış kazandırılması, stratejik hedefler doğrultusundaki girişimlere öncülük edilmesi, CEO tarafından belirlenen stratejilerin ödenek sağlanarak yürütülmesi, kurumun yönünün belirlenerek stratejisinin geliştirilmesi, stratejik hedefler doğrultusunda gidişatın dış paydaşlara resmedilmesi olarak belirlenmişti. Bu ana sorumluluk alanları günümüzün finans liderleri için hala güncel ve geçerli olmakla beraber, en son araştırmalarımız CFO pozisyonu için beklentileri 4 yeni etkenin belirlediğini gösteriyor: Dijital, Veri, Risk ve Paydaş Yönetimi.

EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı ve Yönetim Danışmanlığı Lideri Gökhan Gümüşlü konu ile ilgili olarak şunları söyledi: “CFO’lar, her gün çeşitlenerek artan riskler ve belirsizliklerin bir sonucu olarak, hem sürekli yenilenen düzenlemeler ve değişen hissedar beklentilerinin etkisiyle hem de dijitalleşme ve geleceği şekillendiren megatrendlerden dolayı büyük bir baskı görüyor. Diğer paydaşların beklentileri doğrultusunda ‘stratejik iş ortağı’ olarak iş dünyasında kendine yeni bir yer bulma arayışı da hissedilen baskıyı şiddetlendiriyor. Bu tabloda başarıyı yakalamanın temeli, iş dünyasının dönüşümüne uygun bir hızda ve proaktif bir şekilde kendi rolünü şekillendirebilmekte yatıyor.”

Katma değerli aktivitelere gereken önem verilemiyor

EY’nin dünya çapında yaptığı araştırmaya katılan CFO’ların %47’si, ekiplerinin gelecekteki stratejik öncelikleri karşılayacak yetkinliklere sahip olmadığından dolayı kaygı duyduklarını belirtiyor. %56’sı da finans ofisinin kontrol, uyumluluk ve maliyet gibi geleneksel görevleri üzerine zaman harcamaktan dolayı daha katma değerli aktivitelere gereken önemi veremediklerini vurguluyor. Türkiye için de bu değerler çok farklı değil. Türkiye’de araştırmaya katılan CFO’ların %66’sı, öncelikli hedeflere ulaşmak için gereken yetkinliklerin uluslararası deneyimler ve etkileşimlerle geliştirilebileceğini düşünüyor. Türkiye’de hissedilen bir diğer baskı da CFO’ların üzerindeki operasyonel sorumlulukların artması olarak gösteriliyor. Katılımcılar, özellikle de büyük kurumların finans liderleri, geniş çaplı operasyonel sorumlulukların, stratejik önceliklere verilmesi gereken zamanı çalabileceğini düşünüyor. Türkiye’deki CFO’ların %63’ü, artan operasyonel yükten dolayı stratejik önceliklere odaklanamadıklarını belirtiyor. Dünya ortalamasında CFO’ların sadece %51’i böyle bir sorundan bahsediyor.

İş zekâsı ve büyük verinin önemi artacak

Rapora göre; finans liderlerinin dünya genelinde %58’i, Türkiye’de %53’ü dijital, akıllı teknolojiler ve gelişmiş veri analitiği üzerine anlayışlarını geliştirmeleri gerektiğini belirtiyor. Finans liderlerine kurumlarının 5 yıl sonraki ihtiyaçları için hangi finans yetkinliğinin önemli olacağını sorulduğunda, Türkiye’deki CFO’ların %69’undan “iş zekâsı ve büyük verinin, yönetimi bilgilendirmek amacıyla kullanılması” cevabı alındı. Dünya genelinde de grup CFO’ların %57’si geleceğin finans fonksiyonu için verinin önemini vurguluyor. Türkiye’den farklı olarak ise geleceğin ihtiyaçları kapsamında dünya genelinde listenin başında %57’lik bir oranla risk yönetimi yer alıyor. Türkiye’deki liderler için stratejik risk yönetimi, %34 olarak, artması beklenen yönetmelikler ve mevzuat değişikliklerinin yönetiminden sonra 3. sırada yer alıyor. CFO’ların dünya çapında %71’i, Türkiye’de de %94’ü, kurumlarının hedefleri doğrultusunda karar almada etik açıdan daha fazla sorumlu olacaklarını düşünüyor. CFO’ların hedeflerine ulaşabilmek için gelişim göstermeleri gereken öncelikli konulardan biri olarak öne çıkan paydaş yönetimi yetkinliği, finans liderlerinin dünyada %50’si, Türkiye’de de %44’ü tarafından kabul ediliyor.

CFO’lar daha fazla operasyonel liderlik görevleri üstlenecek

Araştırmamıza katılan CFO’ların %64’ü gelecekte finans dışında daha fazla operasyonel liderlik görevini üstleneceğini düşünüyor. Türkiye’deki finans liderlerinin %72’si de bu görüşü destekliyor. CEO’ların ve yönetim kurulunun, CFO’ları operasyon alanına taşımak istemelerinde birkaç neden yatıyor: CFO’ların, mevcut kaynakların en fazla değer üretecek yerlerde kullanılmasını sağlayabilmesi, maliyet ve operasyonel verimlilik hedefleri yönetiminde geniş deneyime ve süregelen bürokratik uygulamaları sorgulayabilecek kapasiteye sahip olması. Birçok CFO da operasyonları kapsayan bu rolü, şirket yönetiminde yenilikleri getiren alanlara daha çok dâhil olup finansı iş birimlerine yaklaştırarak kendi ekibinin güvenilirliğini artırmak, kendi yönetim ve liderlik becerileri ile finans ekibinin yeteneklerini farklı alanlar üzerinden geliştirebilmek amacıyla kabul ediyor.

Raporu İncelemek İçin Tıklayın

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Tatil Dönüşü İşe Kolay Adapte Olabilmeniz İçin 4 İpucu

  • Bayram tatilinde ya da yıllık izinlerinde şehir dışında tatil yapan insanlar için en sıkıntılı süreçlerden biri tatil havasından çıkıp işlere adapte olabilmektir.
  • Güzel geçen bir tatilin ardından işinize kolay adapte olabilmenizi sağlayacak bazı ipuçlarını sizlerle paylaşıyoruz.
  • İlgili Yazı: Tatil Dönüşü Hayaller Gerçek Oluyor: Kahve Yapabilen Çalar Saat

Bayram tatili bugün itibarıyla son buldu. Birçok kişinin 3-4 günlük bu kısa tatil için şehir dışına çıktığını, özellikle yazlık yerlere gittiğini tahmin etmek çok zor değil. Bunun yanı sıra yaz aylarında olduğumuz için de birçok kişi tatil planı yapıyor, hatta bazı kişiler ise çoktan yaptı bile.

Tatil güzel de, bitişi pek güzel olmuyor maalesef. Güle oynaya gidilen tatilin sonuna gelindiğinde, deniz, kum ve güneş üçlüsünü bırakıp da tekrardan iş rutinine dönmek birçoğumuz için çok zorlu bir süreç oluyor. İşte bu sürecin sizin için biraz daha kolay olması için Forbes’un bu konu ile ilgili olarak paylaştığı bazı ipuçlarına burada yer vereceğiz.

Dönüşünüzü Aktik Olarak Planlayın

Çoğu insan işten uzak olacakları bir zamanı planlarken gidiş için organize olmaya odaklanır. Ancak geri dönüşünüzü de önceden yönetilmesi gereken bir şey olarak değerlendirin ve bunun için makul bir plan yapın. Bununla birlikte birçoğumuz tatilin son gününün akşamı ya da gecesi eve dönerek tatil süresini maksimuma çıkartmaya çalışırken “168 Saat: Düşündüğünden Daha Fazla Vaktin Var” isimli kitabın yazarı Laura Vanderkam, daha erken bir dönüşünü göz önünde bulundurmanızı öneriyor.

Direkt Olarak İşlere Girişmeyin

Bir kriz planınız olmadan, tatilden sonra ofise geri dönmeyin. Vanderkam, bu konu ile ilgili olarak şunları ifade ediyor:

“Eğilim, kaçırdığınız tüm toplantıları telafi etmeye çalışmaktır. Mümkün olduğunca bunları ikinci güne sıkıştırmaya çalışın ya da öğleden sonra kendinize biraz zaman ayırın.”

Sabahları Asla E-Postaları Kontrol Etmeyin” isimli kitabın yazarı ve verimlilik danışmanı Julie Morgenstern ise şu tavsiyelerde bulunuyor:

“Bazı geçiş zamanları oluşturun. Ofisteki ilk gününüz için hiçbir şey ayırmayın, zaman ayırın. Ve takviminizde zamana erişiminizi engelleyin. Müsait olduğunuz görünüyorsa, insanlar takviminize bir şeyler koyacaktır.”

Ofis Dışı Otomatik Yanıtınız, İlk Savunma Hattınızdır

Ofis dışındaki otomatik yanıtınız basit, yardımsever ve dürüst olmalı. Vanderkam, tatil döneminiz boyunca işle uğraşmamanızı tavsiye ediyor. Bu otomatik yanıt sayesinde iş arkadaşlarınız müsait olduğunuzu bileceklerdir, ancak dışarıdan gelen soruların gelgit dalgasını engellemeye ya da en azından acil bir yanıt beklentisini azaltmaya yardımcı olacaktır.

Bununla birlikte iki ya da üç geniş kategoride size kimin e-posta göndereceğini belirleyin ve insanların sizin yerinize kime ulaşmaları gerektiğini ya da sizden ne zaman bir yanıt alabileceklerini bilmelerini sağlayın.

Tatildeyken Aldığınız E-Postalara Hızlıca Göz Atın ve Ardından Hepsini Silin

Gelen kutunuzun içeriğini kaybetmenin düşüncesi bile sizin için çok korkunç olsa gerek. Ancak bazı kişiler tatil sonrası e-posta temizleme işleminin, neredeyse bütün gününüzü harcamadan yapabileceğiniz bir iş olduğunu iddia ediyorlar. Bununla ilgili olarak Vanderkam, “Bazı kişiler neyin işaretli olduğuna hızlıca göz atar, neyin ilginç olduğunu görür ve daha sonra her şeyi siler.” diyor. Kısacası e-posta kutunuzdaki önemli e-postalara hızlı bir şekilde baktından sonra fazla vakit kaybetmemek için diğer e-postaları silin.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Warren Buffet’ın Tüm Yatırımcılara Ders Niteliğindeki 4 Hatası

  • Milyarder iş adamı Warren Buffet her ne kadar son derece başarılı bir yatırımcı olsa da, kendisi gibi başarılı birçok insan gibi, iş hayatı boyunca birçok hata yaptı.
  • Bu yazımızda sizlerle Warren Buffet’ın yaptığı ve tüm yatırımcılara ders niteliğindeki en büyük dört hatayı paylaşıyoruz.
  • İlgili Yazı: Warren Buffet’tan Yolunuza Işık Tutacak 5 Zamansız Tavsiye

Dünyanın en zengin insanlarından biri olan Berkshire Hathaway şirketinin CEO’su ünlü yatırımcı Warren Buffet‘ın nasıl bu kadar başarılı bir iş adamı haline geldiğini hiç merak etmiş miydiniz? Buffet’ın bu büyük başarıya ulaşmasının ardındaki öykü cesaret vericidir. Çünkü o, hisse senedi yatırımcılığında başarının dehaya değil, sürekli iyi ilkelere odaklanmaya ve bunun yanı sıra uyum sağlama istekliliğine dayandığına vurgu yapar. MarketWatch’in paylaştığı yazıya göre, ünlü iş adamının yaptığı hatalardan dört tanesi ve bu hataların tüm yatırımcılara verebileceği dersler şu şekilde:

Duygularının Yatırım Kararını Etkilemesine İzin Verdi

1962 yılında, Warren Buffet’ın BPL ismindeki yatırım ortaklığı, ortalama 7,5 dolar fiyattan Berkshire Hathaway isimli bir tekstil şirketinden hisse satın aldı. Berkshire Hathaway’in hakim hisse sahibi ve yöneticisi olan Seabury Stanton, BPL’in Berkshire Hathaway hisselerini 11,5 dolara satın almak için Buffet ile bir anlaşma yaptı. Ancak resmi teklif hisse başına 11,375 dolardı. Buffet bunu onursuz bir davranış olarak gördü ve hisseleri satmadı. Bunun yerine, daha sonradan muazzam bir şekilde aptal bir karar olarak nitelendirdiği şeyi yaptı: Agresif bir şekilde hisseleri satın almaya başladı.

Nisan 1965 itibarıyla BPL, Berkshire Hathaway’in %39’una sahipti ve şirketin kontrolünü ele geçirdi. Daha sonra Warren Buffet, tekstil işini bir 20 sene boyunca devam ettirmenin fırsat maliyetinin, diğer yatırımları ile benzer kazançlar elde etmiş olsaydı milyarlarca dolar olduğunu öngördü. Sonuç olarak ünlü yatırımcı, imalathanelerden para kazanmanın bir yolunu buldu. Orijinal işin sermayesinin büyük kısmını yavaş yavaş diğer alanlara -özellikle Ulusal Tazminat ve Illinois Ulusal Bankası gibi yüksek karlı işletmelere- kaydırdı.

Müşteri Sadakatini Hafife Aldı

Warren Buffet, 22 yaşındayken bir arkadaşıyla ortaklaşa Omaha’da bir benzin istasyonu satın aldı. Bu benzin istasyonu Texaco istasyonunun tam karşısındaydı ve Texaco istasyonu, sürekli olarak Buffet’ın istasyonundan daha çok iş yapıyordu. Çünkü Buffet’ın ifadesiyle bu Texaco istasyonu müşteri sadakatine sahipti. Ünlü iş adamının bu uzun yolculuğunda öğrendiği ilk derslerden biri, Coca-Cola gibi sektörlerinde en belirgin müşteri sadakatine sahip şirketleri aradığı için en iyi satın almalarından bazılarına yol açan stratejik rekabetçi konumlandırmanın önemiydi.

Nicel Kriterlere Çok Fazla Güveniyordu

Warren Buffet, kariyerinin başında Benjamin Graham‘ın fikirlerinden çok etkilendi. Graham kazanç gücüne, iş beklentilerinin niteliksel faktörlerine, yöneticilerin niteliğine ve işletmenin istikrarına dikkat ederken onun bakış açısıyla diğer her şeyi gölgede bırakmak, dengenin gücü ve verdiği güvenlik payıydı. Berkshire Hathaway’in Buffet’a çekici gelmesinin nedeni de buydu: O, bir mevcut net varlık değeri satın almasıydı.

Buffet iyi bir varlık destek arayışında olduğu için bazı büyük yatırımların neler olabileceğini kaçırdı. Ancak 1960’ların ortalarında, Walt Disney ve American Express‘teki yatırımlarının başarısı göz önüne alındığında, nicel kriterlere güçlü bir vurgudan geçici olarak uzaklaşmaya başladı. Büyük ölçüde net varlık pozisyonuna aldırış etmeden, mükemmel niteliksel özelliklere sahip şirketlere daha fazla yatırım yapmaya çalıştı.

Ünlü iş adamı, zamanla değerli bir yatırımcı olmanın birden fazla yolu olduğunu öğrendi. Ancak bu, Graham’ın metotlarını terk etmek zorunda olduğu anlamına gelmiyordu. Philip Fisher, Charlie Munger ve Warren Buffet’ın birleşik yatırım fikirlerini ve de Graham’ın fikirlerini kullanarak bir portföy yönetmek mükemmel bir şekilde mümkündür. Buffet ve Munger, bugün bile küçük miktarlara yatırım yaparlarken nicel pazarlık fikrini reddetmiyorlar.

Kaybını Durdurmak İçin Çok Yavaş Hareket Etti

Warren Buffet’ın yakın geçmişteki bir hatası, Birleşik Krallık merkezli süpermarket zinciri Tesco ile yaşandı. Buffet, 2013 yılında Berkshire Hathaway’in hisselerinin bir kısmını, katılmadığı yönetim hamleleri yüzünden sattığını ifade etti. Ancak oldukça büyük miktarda hisse tutmaya devam etti. 2014 yılındaki muhasabe problemleri, Tesco’yu kazancını yeniden şekillendirmeye zorlarken hisse senedi değeri düşüş yaşadı. Buffet tüm Tesco hisselerini elden çıkardığında, Berkshire Hathaway vergi sonrası 444 milyon dolar zararla karşı karşıya kaldı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link